Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/928 E. 2026/4216 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/928
- Karar No
- 2026/4216
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/34 E., 2025/487 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, asli müdahale davasının reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı; maliki olduğu 11 76... parsel sayılı taşınmazın üzerine ... Belediyesinin imar uygulaması sonucu şuyulandırma ile kendisine yer verilmeyen dava dışı ... lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek alacaklısı ...'nın kendisi aleyhine bedel arttırımı ve ihtilafsız bedelin tahsili için açtığı davanın kabul edildiğini, bu kararın icra takibine konularak takibin kesinleşmesi ile satış kararı verildiğini ve alacağın tahsili için yapılan cebri satış sonucu taşınmazın davalı adına tapuya tescil edildiğini, imar işleminin iptali için açılan davanın idari yargıda kabul edilerek davalı adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu, davalının da iyi niyetli olmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın cebri satış sonucu adına tescil edildiğini, iyi niyetli ihale alıcısı olduğunu, davacının takibi ve satışı durdurmak için usulü süreler geçtikten sonra itiraz ettiğini, ihalenin feshi davasının da açılmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Yargılamanın devamında müdahil olarak katılan ...; daha önceden kendisine ait olan kök parseldeki hisse, imar uygulamasıyla bedele dönüştürüldüğü için ve kök parsele dönülmesi durumunda imar uygulaması iptal edildiği için bu uygulama ile bedele dönüşen hissesinin yeniden kendi üzerine tescilini istemiştir.
Mahkemenin 14.05.2013 tarihli ve 2011/570 Esas, 2013/200 Karar sayılı kararıyla; kesinleşen mahkeme ilamının yerine getirilmesi için cebri satışın gerçekleştirildiği, açılmış bir ihalenin feshi davası da bulunmadığı, davalı adına oluşan tescilin yolsuz olduğunun ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 12.05.2015 tarihli ve 2013/21273 Esas, 2015/7117 Karar sayılı kararıyla; dava dışı ... ... Kooperatifi tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinde açılan 2005/1496 Esas sayılı dava sonucunda davacı adına yazılan 5 sayılı parselin dayanağı olan ve dava dışı parselleri de kapsayan idari işlemin iptal edildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda; tescilin dayanağı idari işlemin iptal edildiği, sicilin illetten mücerret hale geldiği, bir başka ifade ile hukuki dayanağının ortadan kalktığının anlaşıldığı, idari işlem iptal edildiğine göre davacının o davada taraf olup-olmadığının sonuca etkili olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamında davanın kabulü gerektiği ve bunun neticesinden davacı adına tapunun tescilinin lazım geldiği anlaşılmakla, bozma ilamına uyulduğu için davacı lehine usuli kazanılmış hak meydana geldiği, her ne kadar kök parsele dönüş için imar uygulaması beklense de bunun sebebinin infaza kabil hüküm oluşturulması ve mülkiyet durumunda değişiklik meydana gelmesi ihtimali olduğu, ancak herhangi bir değişiklik meydana gelmediği için buna bağlı Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği sonucuna varıldığı, asli müdahil tarafından kök parseldeki hukuki durumun yeniden canlandırılması ve imar uygulamasının iptalinden kaynaklı yolsuz tescil halinin sonucuna bağlı kendi hissesi de bu uygulama ile bedele dönüştüğünden, bunun ortadan kalkması nedeniyle uygulama yapılmasaydı daha önceden mevcut hisse miktarına denk gelen alana karşılık tescil talebinden mütevellit asli müdahil isteminin esasını değerlendirmeden önce HMK 65 hükmüne asli müdahil talebinin hüküm verilinceye kadar yapılabileceği anlaşılmakla, eldeki dosyada ise hükümden sonra bozma kararı verilip bozmaya uyma kararından sonra talepte bulunulduğundan o aşamadan sonra neticeye yönelik hükmün istikametinin belirlenmesi akabinde ilgili talebin ileri sürülmesinin hem yasa hükmü, hem de dürüstlük kuralları çerçevesinde uygun olmayacağı kanaatine varılıp asli müdahil talebinin usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile; davacının davasının kabulüne, asli müdahil mirasçılarının taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; ... Belediye Encümeninin 28.10.2004 tarihli 5566 sayılı kararı ile yapılan şuyulandırma işlemi ile davacı adına 5 sayılı imar parselinin yazıldığı ve kayden dava dışı ... lehine 10.522,80 TL üzerinden ipotek tesis edildiği, ipotek alacaklısı ... tarafından eldeki davacı aleyhine 5 parsel üzerindeki ipotek bedelinin artırılması ve ödenmemiş olan ihtilafsız bedel ile birlikte toplam 52.614,00 TL'nin tahsili için 3.4.2006 tarihinde açılan dava sonunda ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/179 Esas, 2007/345 Karar sayılı kararı ile 21.6.2007 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, icra takibi sonunda yapılan ihale ile çekişme konusu parselin davalıya satıldığı ve 16.11.2011 tarihinde davalı adına sicil kaydının oluştuğu, dava dışı ... ... Kooperatifi tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinde açılan 2005/1496 Esas sayılı dava sonucunda davacı adına yazılan 5 sayılı parselin dayanağı olan ve dava dışı parselleri de kapsayan idari işlemin iptal edildiği ve kararın kesinleştiği, bozma sonrası ... tarafından davaya müdahale talebinde bulunulduğu ve daha önceden kendisine ait olan kök parseldeki hisse imar uygulamasıyla bedele dönüştürüldüğü için ve kök parsele dönülmesi durumunda imar uygulaması iptal edildiği için bu uygulama ile bedele dönüşen hissesinin yeniden kendi üzerine tescilini istediği, aşamada 15.01.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; davalı vekilinin asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine süresinde katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduğu, ancak gerekli temyiz harç ve masraflarını yatırmaması nedeniyle bu hususların yerine getirilmesi için adına muhtıra düzenlendiği, bu muhtıranın 24.01.2026 tarihinde usulüne uygun şekilde e-tebliğ yolu ile tebliğ edildiği, ancak gerekli masrafların yatırılmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Asli Müdahil vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ; Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nın 65/1. maddesinde “Asli Müdahale” başlığı altında; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir." hükmü yer almaktadır.
Somut olaya gelince; Mahkemece bozma ve bozmaya uyma kararından sonra müdahale talebinde bulunulduğu, o aşamadan sonra neticeye yönelik hükmün istikametinin belirlenmesi akabinde ilgili talebin ileri sürülmesinin yasa hükmü ve dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talebinin reddine karar verilmesinin yukarıda anılan düzenlemeye açıkça aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; asli müdahilin talebi yönünden işin esasının incelenmesi, gerekirse yeniden bilirkişi tarafından inceleme yaptırılmak suretiyle alınacak bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın kök parselinde asli müdahilin ve davacının paylarının ayrı ayrı tespitinin sağlanması, toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Açılanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, 2. Asli Müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle Kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asli müdahillere iadesine, Dosyanın İstanbul Anadolu 44. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.