Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/779 E. 2026/2712 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/779
- Karar No
- 2026/2712
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2647 E., 2024/3028 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/60 E., 2023/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asli müdahil ... ve vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... ve vekili Avukat ...le davalı asil ... ve vekili Avukat ... geldiler, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; davalı oğlunun "...Şirket kuracağını ve nakit paraya ihtiyacı olduğunu, dava konusu taşınmazın kendisine devri halinde kredi çekip nakit ihtiyacını giderebileceğini..." söylemesi üzerine maliki olduğu dava konusu 4 17... parseldeki 6 nolu bağımsız bölümü (eski 4 17... parsel) davalı oğluna emaneten satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalı ile aralarında 04.06.2019 tarihli inanç sözleşmesi de düzenlediklerini, sözleşmede inançlı işlemin 31.12.2021 tarihi itibarıyla sona ereceği ve herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın taşınmazın davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalıdan defalarca taşınmazın iadesini talep ettiği halde davalının devre yanaşmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı; davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Asli müdahil ...; dava konusu taşınmazın eski eşi olan davalıyla evlilik birliği içindeyken satın alındığını ve üzerinde aile konutu şerhi bulunduğunu, taşınmazın yarı payının kanunen kendisine ait olduğunu, davalı aleyhine İstanbul 7. Aile Mahkemesinin 2022/145 Esas sayılı dosyası ile boşanma, İstanbul 7. Aile Mahkemesinin 2022/396 Esas sayılı dosyası ile de mal rejiminden doğan katılma alacağı davası açtığını, eski kayınpederi ve eşi olan davacı ve davalının ise boşanma davası ve mal rejiminden doğan alacak davasından doğan haklarına kavuşmasına engel olmak için taşınmazın kendisinden kaçırılması amacıyla muvazaalı olarak eldeki davayı açtıklarını, dava dilekçesinin tamamen senaryodan oluştuğunu ileri sürerek danışıklı olarak açılan mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu taşınmazı inançlı işleme dayalı olarak davalı oğluna devrettiğini, davalıyla aralarında inanç sözleşmesi de düzenlendiğini ancak davalının devre yanaşmadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davalının ise açılan davayı kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmakta ise de dosyaya sunulan inanç sözleşmesinin sonradan hazırlanıp düzenlenebilecek bir sözleşme olduğu, tapuya şerh edilmediği, davalı ve davacının baba-oğul oldukları, olayların hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı ile asli müdahil arasında boşanma davasının bulunduğu, eldeki dava ile boşanma davasının kısa aralıklarla açıldığı, davacının kesin ve tartışmasız delillerle iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin ve asli müdahil vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının cevap dilekçesiyle açılan davayı kabul ettiği, davacı ile davalı arasındaki temlikin inançlı işlemden kaynaklandığının davalının ikrarı ile sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, müdahil ... yönünden ise fer'i müdahilliğin davalı yararına davanın sonuçlanmasını (reddedilmesini) sağlamak olduğu, buna göre, eldeki davada ...'nın sıfatının fer'i müdahil olup davalının yanında yer aldığı, davalı tarafın ise hükmü istinaf etmediği ve feri müdahilin tek başına taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle feri müdahil ... vekilinin istinaf dilekçesinin usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kök 4 17... parsel sayılı taşınmazın 18/119 payı davacı adına kayıtlı iken davacının taşınmazdaki payının tamamını 10.06.2019 tarihinde satış suretiyle davalı oğluna devrettiği, taşınmazın tevhid işlemi sonucunda 4 17... parsel olduğu ve 05.02.2020 tarihinde kat irtifakı tesis edilerek 4 17... parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiği, diğer yandan eldeki dava tarihinden önce dava konusu taşınmaz üzerine asli müdahil ... lehine 05.01.2022 tarihinde "aile konutudur" şerhi konulduğu, asli müdahil ...'nın davalı aleyhine 07.03.2022 tarihinde boşanma davası, 22.06.2022 tarihinde ise mal rejiminin tasfiyesi davası açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 65. maddesinde; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” hükümleri yer almaktadır.
Diğer bir deyişle iki kişi arasında belli bir şey veya hak konu edilerek açılmış ve derdest bir dava mevcut iken, üçüncü bir kişinin, dava konusu üzerinde hak sahibi olduğunu iddia edip aynı mahkemede harç yatırmak suretiyle yapılan müdahale talebinin asli müdahale olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar müdahil ... feri müdahil olarak kabul edilmiş ise de, müdahil ...'nın 17.08.2022 tarihli harçlandırdığı müdahale dilekçesinde dava konusu taşınmaz üzerinde bağımsız olarak bir hak sahibi olduğunu iddia ederek asli müdahale talebinde bulunduğu, talebinin niteliği itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 65. maddesinde düzenlenen ''Asli Müdahale'' mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, müdahil ...'nın asli müdahil olduğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, fer'i müdahil olduğu ve hükmü tek başına istinaf etme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Asli müdahil ... vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asli müdahile iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden asli müdahil vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.