Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3508 E. 2026/295 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3508
Karar No
2026/295
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1058 Esas, 2024/2110 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/79 Esas, 2023/833 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara el atmanın önlenmesi mümkün olmadığı takdirde tazminat ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.01.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davacı vekili Avukat ............. gelmiş, davalı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı site yönetimi vekili dava dilekçesinde özetle; ................(Mevlana) Mahallesi 3324, 72 84... parsel sayılı taşınmazları kapsayan alan üzerinde bulunan 11 Blok ve yaklaşık 592 adet daireden oluşan sitenin yönetimini yaptığını, site yönetiminin yaptırdığı ölçümlerde müvekkili siteye ait taşınmazlara fiilen el atıldığının tespit edildiğini ileri sürerek davalının müdahalesinin önlenmesine ve .............Caddesi adı ile kullanılan yerin taşıt ve yaya trafiğine kapatılmasına, davalının taşınmazı kullandığı dönemler için geriye dönük beş yıllık ecrimisil bedelinin hesaplanarak şimdilik 2.500,00TL ecrimisil bedelin davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesine, müdahalenin önlenmesinin her hangi bir sebeple hukuken ve fiilen mümkün olmaması halinde davalı tarafından kamulaştırmasız fiilen el atılan taşınmazların bedelinin güncel değer üzerinden tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.500,00TL'nin, taşınmaza davalının fiili elatma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının tüm blokların yöneticisi olduğunu iddia etmiş ise de dava konusu yerde toplu yapı oluşturulmadığını, ferdi blokların bulunduğunu, tapuya tescil edilmiş bir yönetim planı bulunmadığını, bu nedenlerle ...'nin temsil yetkisine sahip yönetici sıfatının bulunmadığını, dava açma hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın husumet yokluğu nedeniyle karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili (... kendi adına asaleten site yönetimi adına vekaleten) istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ret kararının hatalı olduğunu, Mahkemeyi bu kararı vermeye götüren belgelerin ve delillerin yeterince değerlendirilmediğini, hatalı değerlendirilerek bu sonuca varıldığını, müvekkilinin geçerli bir site yönetimi olduğunu ve dava açma hak ve yetkisinin bulunduğunu, kaldı ki muhtelif kat maliklerinin asli müdahil olarak davaya katıldığını, site yönetiminde yer alan ...'nin 7285 parsel sayılı taşınmazda, ... ve ...'un da 3324 parsel sayılı taşınmazda malik olduğunu, ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince ... dışındaki yöneticilerin tamamen yok sayıldığını, onlar hakkında bir karar verilmediğini, harç hükmünün hatalı olduğunu, dosyada daha fazla harç yatırdıkları hâlde, iadesine ilişkin hüküm kurulmadığını, vekâlet ücretine ilişkin bendin hatalı olduğunu, asli müdahiller hakkında kaçamak karar verildiğini, dava katılmak isteyenlerin isimlerinin feri müdahil olarak adlandırılmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sitenin toplu yapı statüsünde olmadığı, yönetim planının da bulunmadığı, bu nedenle toplu yapı yöneticisi olarak site adına ...'nin bu davayı açma hakkının bulunmadığı ve Mahkemenin bu yöndeki tespitinin yerinde olduğu, ...'nin o sitede yaşayan bir apartman sakini; kat maliki sıfatıyla dava açtığının kabulü halinde ise bağımsız bölümünün bulunduğu 7285 parsel sayılı taşınmaza el atma bulunmadığından davasının sübut bulmadığı ve İlk Derece Mahkemesince bu yönden de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, İlk Derece Mahkemesince el atılan 72 85... parsel sayılı taşınmazlarda davacı ...'nin malik olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, bu hususta kararın taraflarınca istinaf edildiğini, istinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı ...'nin 7285 parsel sayılı taşınmazda malik olduğunun kabul edildiği; ancak yanılgılı değerlendirme ile 7285 parsel sayılı taşınmaza fiilen el atma olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, çelişkiler barındırdığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tespiti ve sorumlu idareden tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava kamulaştırmasız el atmaya dayanan müdahalenin menni, olmadığı takdirde tazminat ve ecrimisil istemine ilişkin olup mülkiyet hakkına dayalı istemleri içeren bu davanın açılabilmesi için davacının dava olunan kısmın tapu ile maliki olması gerekir. Davacı dava konusu taşınmazların maliki olmayıp, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların bulunduğu alandaki yapıların site yöneticiliğini yaptığını belirtmiştir. Bu itibarla davacı site yönetimi yönünden aktif husumet dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Site Yönetimi adına dava açan ... yönünden yapılan incelemede ise ...'nin dava konusu taşınmazlardan 7285 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu anlaşılmış ise de dava dilekçesinden de açıkça anlaşıldığı gibi işbu davada davacının ........ Sitesi 1. Isı Merkezi Apartmanlar Üst Yönetimi olduğu ...'nin yönetici sıfatıyla yönetim adına bu davayı açtığı, kendi adına davayı açmadığı, davacı sıfatına haiz olan kişinin site yönetimi olduğu, ... tarafından usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından davanın bu gerekçe ile reddi yerine yazılı gerekçe ile reddi sonucu itibarıyla doğrudur.

4. 6100 sayılı Kanun'un "Asli müdahale" kenar başlıklı 65 nci maddesi, "(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir. İki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde (kısmen veya tamamen) bir hak sahibi olduğunu iddia ederek (aynı mahkemede ve aynı dava dosyasında) bir dava açarsa, buna asli müdahale denir. Üçüncü kişinin asli müdahalesinin söz konusu olabilmesi için, iki kişi arasında bir davanın mevcut ve görülmekte olması ve asli müdahilin, müdahale etmek istediği davanın konusu olan şey veya hak üzerinde (kısmen veya tamamen) bir hak sahibi olduğunu iddia etmesi gerekir. Fakat, asli müdahilin, müdahale etmek istediği davanın konusunu teşkil eden şey veya hak üzerinde, o davanın davacısının istediği hakkın (kısmen veya tamamen) aynını istemesi şart değildir.

5.Asli müdahilin, ilk davanın açılmış (ve görülmekte) olduğu mahkemede ayrı bir dava açması ve bu davanın usulüne uygun biçimde açılması gerekir. Yani asli müdahale davası da bir dava dilekçesi ile açılmalıdır. Asli müdahale davası açan kişinin (asli müdahale davacısının) asli müdahale davası için ayrı harç (başvurma ve peşin karar ile ilam harcı) ödemesi gerekir. Aslında asli müdahale davası açması gereken bir kişi, fer'i müdahale talebinde bulunursa, mahkemenin, müdahalenin niteliğinin asli müdahale olduğunu bildirerek (asli) müdahilden (asli müdahale davası için) ayrı harç yatırmasını istemesi gerekir. Asli müdahil, asli müdahil davası için gerekli harcı ödemezse, mahkeme, asli müdahale talebini inceleme konusu yapamaz. Asli müdahilin usulüne uygun biçimde dava açması (ve harçlarını ödemesi) ile asli müdahale tamamlanmış olur. Bunun dışında mahkemenin asli müdahale talebinin kabulüne karar vermesine gerek yoktur. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.IV, İstanbul, Altıncı Baskı, 2001, s.3491 vd.)

6.Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince; müdahale talep edenler vekilinin dilekçelerinde karar sonucu oluşacak durumdan etkilenecekleri için davacı yanında asli müdahil olarak katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince de 15.12.2022 tarihli celsede dilekçenin talep sonucunun açıklattırılması için asli müdahale talep eden vekiline iki hafta süre verildiği, yeniden dilekçe sunmamaları üzerine İlk Derece Mahkemesince 28.12.2023 tarihli celsede dilekçe içeriğinden asıl taleplerinin davacı yanında feri müdahale olduğunun anlaşıldığından feri müdahil olarak davaya eklemelerine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince asli müdahale talep edenler yönünden yapılan incelemede ve feri müdahil olarak davaya eklenmelerine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

7. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

8. Davacı tarafça ıslah ve tamamlama harcı olarak iki ayrı harç yatırıldığı gözetilmediğinden eksik harç iadesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

9.Davalı idare lehine hükmedilen vekâlet ücretinin davacı site yönetiminden tahsiline karar verilmesi gerektiğinin gözletilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; a) 3 numaralı bendinde yer alan "ıslah harcının" kelimelerinden sonra gelecek şekilde " ve 25.874,20 TL tamamlama harcı toplamı 46.913,99 TL harçtan" ibaresinin yazılması, aynı bentte yer alan "20.769,94" sayısının çıkartılması, yerine "46.644,14" sayısının yazılması,

b) 4 numaralı bentte yer alan "..." ibaresinin çıkartılması, yerine "site yönetimi" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,

Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3508, K. 2026/295, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3508-e-2026-295-k-8bc958e39350