Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2658 E. 2026/3196 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2658
Karar No
2026/3196
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/143 E., 2023/146 K.

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararından sonra asıl ve birleştirilen davalarda davacıların davasının reddine, dava konusu edilen taşınmazın TMK'nın 713/6. maddesi gereğince Hazine adına kayıt ve tesciline ilişkin olarak verilen karar asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Asıl ve birleştirilen davalar, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Asıl davada davacılar vekili;...ili...ilçesi,... köyü sınırları içerisinde 1 81... nolu parsellerin yanındaki tapusuz arazileri 150 yılı aşkın bir süredir tarla olarak kullandıklarını, bu yerdeki mutlak zilyetlik ve yararlanma durumunun herkesçe bilindiğini, Hazinenin hiçbir ilgisinin olmadığını ileri sürerek gerekli incelemeler yapılarak babalarından intikal eden bu yerin adlarına eşit hisseler oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Birleştirilen davada davacı vekili;... ilçesi, ... köyünde kain 181 parselin batı hududunda bulunan ve... köyü tapulama alanı içinde kalan yaklaşık 6.000 m²'lik tapusuz yerin davacı tarafından açılarak içinde bulunan taş, çakıl ve diğer yabani bitkiler temizlenerek toprak taşınmak suretiyle tarıma elverişli hale getirildiğini, davacının dava konusu bu yeri önceleri tarla olarak kullandığını ve daha sonra da bir kısmına narenciye zeytin, incir ve kayısı gibi çeşitli ağaçlar dikmek suretiyle zeytinlik, bahçe ve tarla olarak kullanıldığını, dava konusu taşınmazın her türlü tarıma elverişli olup davacının zilyetliğinde fasılasız ve nizasız yaklaşık 25 yıldan fazla süredir kullanıldığını ileri sürerek dava konusu olan... ilçesi, ... köyünde kain 181 parselin batı hududunda bulunna ve... köyü tapulama alanı içinde kalan yaklaşık 6.000 m²'lik tapusuz yerin davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Asıl davada davalı Hazine vekili; dava konusu yerin zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını, çünkü dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalden tesis kadastrosu geçtiğini ve kesinleştiğini, TMK'nın 713. maddesindeki şartların davacı yararına gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, dava konusu yerin Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, gerekli araştırmaların yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş ve davanın reddi halinde 4721 sayılı TMK'nın 713/6. maddesi gereğince dava konusu yerin Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; dava konusu yerin kazanımı ile ilgili gerekli şartların araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili; dava konusu yerin niteliği ve mülkiyet yapısı itibariyle davanın reddi gerektiğini, davacıların iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 12.11.2013 tarihli ve 2011/394 Esas, 2013/614 Karar sayılı kararı ile; asıl ve birleştirilen davalarda davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.709,71 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, söz konusu kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.09.2015 tarihli ve 2014/18216 Esas, 2015/9780 Karar sayılı kararı ile; eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı ve ... Belediye Başkanlığı ve...Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi gerektiği hususları belirtilmek suretiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; Mahkemenin 06.11.2018 tarihli ve 2016/695 Esas, 2018/419 Karar sayılı kararı ile; asıl ve birleştirilen davaların reddine, 30.12.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.709,71 metrekarelik bölümün davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, söz konusu kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.06.2021 tarihli ve 2019/2384 Esas, 2021/5135 Karar sayılı kararı ile bu kez; bozma ilamı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilecek bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yapılması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hususları belirtilmek suretiyle karar bozulmuş, bozma kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş, Dairenin 31.03.2022 tarihli ve 2021/8906 Esas, 2022/2658 Karar, sayılı kararı ile davalı Hazinenin karar düzeltme istemi reddedilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif icra edildiği, ilk karar tarihindeki hava fotoğraflarına ek olarak 19 77... yıllarına ait hava fotoğrafları getirtilip inceleme yaptırıldığı, taşınmazların sahiplik durumları, kullanım biçimleri ve taşınmazların genel durumları ilgili tekrardan mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının dinlenildiği ve sonuç olarak Mahkemece 29.11.2018 tarihinde gerekçesi yazılan karardaki gerekçeler benimsenerek asıl dava davacılarının malik sıfatıyla zilyetliklerinin bulunmadığı, birleştirilen dava davacısının ise 20 yıllık zilyetlik süresini tamamlamadığı anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davaların reddine, dava konusu Fen Bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen kısımların Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmiştir.

Ne var ki, Mahkemece, işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki; dosya kapsamında alınan 06.01.2023 tarihli Fen Bilirkişi ...raporunda...ili, ...ilçesi, ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi kapsamında uygulama yapıldığı ve dava konusu yerlerin içerisinde kaldığı...ili, ...ilçesi, ... Mahallesi isminin değiştirildiği ve ...Mahallesi 32 20... nolu parsel olarak Maliye Hazinesi adına kaydedildiğinin bildirildiği, yine UYAP üzerinden yapılan kontrolden ve sonrasında geri çevirme kararına istinaden gelen Tapu Müdürlüğünün 12.12.2025 tarihli yazısı ve eklerinden dava konusu tescil harici taşınmazın 32 20... parsel numarasıyla Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesinde; mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevinin sona ereceği ve dava dosyalarının Kadastro Mahkemesine re'sen devrolunacağı düzenlenmiştir.

Mahkemelerin görevlerine ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında Mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir.

Hal böyle olunca; Mahkemece kadastro tespiti yapılan taşınmaz bölümü hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyanın re'sen Kadastro Mahkemesine aktarılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Asıl ve birleştirilen davalarda davacıların açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/2658, K. 2026/3196, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-2658-e-2026-3196-k-e3c101601ac4