Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1730 E. 2026/3635 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1730
- Karar No
- 2026/3635
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/106 E., 2024/478 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda,Artvin ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 37... parsel sayılı 145.529,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması ve tarım alanına dünüştürülmesi mümkün olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... adına tapulu 1 37... parsel sayılı taşınmazla birlikte kullandığı ve bitişik parsel olan 1 37... parsel sayılı taşınmaz içinde kalan kısımlar hakkında satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2013/536 Esas, 2015/354 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 37... parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 13.11.2014 tarihli rapora ekli krokide yeşile boyalı olarak (B) harfi ile gösterilen 1.705,36 metrekarelik kısmının tapu kaydının ifrazen iptali ile aynı yerde bulunan 1 37... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle, tarla ve bahçe vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline, kalan kısmın ham toprak vasfıyla davalı Hazine üzerinde bırakılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/13858 Esas, 2017/6997 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince, fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen her iki bölümünde 1972 tarihli davacının satın alma senedi kapsamında kaldığı ancak (A) harfi ile gösterilen 5.307,98 metrekarelik kısmın özel mülkiyete elverişli olmadığı, (B) harfi ile gösterilen 1.705,36 metrekarelik kısmın ise özel mülkiyete elverişli olup bu bölüm üzerinde satış ve eklemeli zilyedlik yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına sağlandığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince talebe konu bölümler üzerinde nasıl bir zilyetlik sürdürüldüğü araştırılmamış, yerel bilirkişilerin zilyetliğe dair soyut beyanlarına, rapora ekli fotoğraflarda taşınmaz bölümleri işaretlenmemiş olması dolayısıyla denetimi yapılamayan ve bilimsel verilerden uzak ziraat bilirkişi raporuna değer verilmiş, davacı tarafından taşınmaz bölümleri üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin başlangıç tarihi ile ekonomik amaca uygun olarak sürdürülüp sürdürülmediğinin tespiti için hava fotoğrafı incelemesi yapılmamış olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için kadastro tespit tarihi olan 2007 yılından önceki zilyetlik durumunun tespiti amacıyla bu tarihten 20 yıl öncesini 5'er yıllık periyotlar halinde (15-20-25 yıl öncesine ait) tespit gününe kadar gösterecek şekilde 3 farklı tarihe ait hava fotoğrafları getirtildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, 3 kişiden oluşan ziraat mühendisi, fotogrametri ve harita mühendisi bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Taşınmazlar başında yapılacak keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, ekonomik amaca uygun zilyetliğin ne zaman başladığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; 3 kişilik uzman ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı ile komşuların toprak yapısının mukayese edilmesi suretiyle ve taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, rapor ekinde taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğrafların eklenmesi istenilmeli, bu fotoğraflar üzerine fen bilirkişisinin raporuna uygun olarak taşınmaz bölümlerinin rumuzları yazılmalı ve böylece taşınmazın hangi bölümünün fotoğrafı olduğu anlaşılır hale getirtilmeli, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmaz bölümlerinin kadastro paftasındaki konumlarının bilgisayar programı aracılığıyla temin edilecek en eski tarihli uydu fotoğrafı ile getirtilecek olan hava fotoğraflarına aktarılmalı, bu yerlerin tespit tarihinden 20 yıl önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, bitki örtüsünün, taşınmazlar üzerinde tespit gününe kadar tarım arazisi niteliği ile ekonomik amaca uygun zilyetliğin var olup olmadığı, var ise ne zaman başlayıp ne süre devam ettiğini belirlenmeli, bu şekilde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlardan (A) harfi ile gösterilen kısımda imar ihya yapılmadığı, tarımsal faaliyette bulunulmadığı, zirai kullanıma uygun olmadığı, yer yer uçurum ve kayalıkların bulunduğu, orman emvalinin yoğunlukta olduğu, (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımların ise %15-25 eğime sahip olduğu, kavak ve orman ağaçlarından dökülen gazel artıklarının bir tabakaya dönüştüğü, zeminde 20-30 yılda oluşabilen geven bitkisinin bulunduğu, toprak yapısının kum-kil ve silt karışımından oluşan bir yapıda ve tarıma elverişli ve susuz olduğu, en az 20-30 senedir toprak sürüm, işleme, gübreleme gibi kültürel işlemlerin yapılmadığı, tarımsal faaliyete konu ürün yetiştirilmediği, kendiliğinden yetişen tarımsal faaliyete konu olmayan kavak ve orman ağaçlarının alanı kapladığı ve imar-ihyanın yapılmadığı, hava fotoğraflarında 1989 yılına kadar tarımsal faaliyette kullanıldığı ancak sonrasında tamamının orman ağaçlarıyla kaplandığı, herhangi bir kesme, ekim-dikim yapılmadığı, ekonomik amaca uygun zilyetliğin 20-30 yıldan beri yerine getirilmediği, hayvan yemi olarak ağaç yaprakları kesilse de bu durumun ekonomik amaca uygun zilyetlik şartını sağlamayacağı, 20-30 yıl önce ekonomik amaca uygun zilyetlik kesildiğinden ve sonrasında toprak yapısı orman ve kavak gibi ağaç türü ve geven çalılığı ile kaplı şekilde ham toprak vasfına daha uygun olması göz önünde bulundurularak davacıların murisinin iradi terkinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının terk iradesinin bulunmadığını, vefatından birkaç yıl öncesine kadar taşınmazı kullanmaya ve korumaya devam ettiğini, kadastro tespitinin 2007 yılında yapıldığını ve 1999-2000'li yılların başından itibaren yörede arpa buğdayı ekilmemesi nedeniyle taşınmazların otunun biçildiğini ve hayvan otlatıldığını, yörede engebeli arazi olduğundan makineli tarım yapılamadığını, yörede hayvancılıktan geçim sağlandığından saman, ot, ağaç dal ve yapraklarının yem niyetine hayvanlara yedirildiğini, buna neker dendiğini ve her ailenin nekerliği bulunduğunu ve bunların bilerek büyütüldüğünü, dosyadaki raporlardan 1989 yılı itibariyle zaten zilyetlikle iktisap süresinin tamamlandığının anlaşıldığını, yörenin özelliği ve kültürü bakımından dava konusu taşınmazların ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.