Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2594 E. 2026/3146 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2594
- Karar No
- 2026/3146
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/561 E., 2013/24 K.
Mahkeme kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı ...; ... ili,...ilçesi,... köyünde bulunan 1 01... , 1 03... , 1 05... , 1 06... , 1 07... , 1 08... , 48, 51, 89, 105, 1 10... , 15, 32, 52 parsel sayılı taşınmazların babası ... ...e, 1 04... parsel sayılı taşınmazın ise annesine ait olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak dedesi ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile ......ve .....mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 31.10.2012 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren 3 ay geçmesine rağmen de yenilenmediği gerekçesiyle HMK’nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Aynı Kanun'un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine 6099 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.
Söz konusu 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin madde gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 sayılı Kanun'a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır.
7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin Kanun gerekçesinde ise, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Muhatap o adreste hiç oturmamış ya da adresten ayrılmış dahi olsa tebligat iade edilmeyecek, 21/2. madde gereğince işlem yapılacaktır. Bunun yapılabilmesi için de tebligatı çıkaran merciin, adresin adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “vekilin istifası” başlıklı 82. maddesinde; “(1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. (2) Vekilin istifa etmiş olması hâlinde, vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır. (3) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hususlar, istifa eden vekilin istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtaren bildirilir. ” hükmü yer almaktadır.
Somut olaya gelince; davacı tarafça dava konusu taşınmazların bir kısmının babası ... ...e, bir kısmının da annesi ... ...e ait olduğu, ancak kadastro tespitinde hatalı olarak dedesi ... adına tespit ve tescil edildiği ileri sürülerek tapu kayıtlarının iptali ile tüm ......ve .....mirasçıları adına tescili talebiyle eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında...Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.12.2011 tarihli ve 2010/706 Esas, 2011/948 Karar sayılı kararı ile muris ......ve ... ...in terekesine ...’in tereke temsilcisi olarak atandığı, Mahkemece 30.05.2012 tarihli celsede tereke temsilcisine duruşma gün ve saatini bildirir tebligat yapılmasına karar verildiği, bunun üzerine tereke temsilcisi ... adına çıkarılan tebligatın iade olduğu, tereke temsilcisine usulüne uygun şekilde gerekli tebligat yapılamadan davacı vekili Avukat ...’ın 17.07.2012 tarihli dilekçesi ile davacı vekilliğinden istifa ettiğini beyan ettiği, bunun üzerine Mahkemece davacı vekilinin istifa dilekçesinin yeni duruşma günüyle birlikte davacı asile tebliğine karar verildiği, bu tebligatın davacı asilin bilinen adresine normal tebligat ile yapılması, eğer bu tebligat iade edilirse Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılması gerekirken, davacının bilinen adresine hiç tebligat yapılmadan doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ yapıldığı, ayrıca asile yapılan bu tebligatta duruşma günü ile birlikte vekilinin istifa dilekçesi de tebliğ edildiğinden, yapılan tebligatta HMK’nın 82. maddesinde belirtilen hususların da ihtaren bildirilmesi gerekirken, bu hususların da yer almadığı, bu durumda davacı vekilinin istifasına ve yapılacak yeni duruşma gününe ilişkin davacıya yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, buna rağmen Mahkemece, 31.10.2012 tarihli duruşmada davacı asile yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, buna rağmen davacı tarafça duruşmaya katılınmadığı gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırılmasına, 01.02.2013 tarihinde de işlemden kaldırılma tarihinden itibaren 3 ay içerisinde taraflarca davanın yenilenmediği gerekçesiyle HMK’nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, HMK’nın 82.maddesinde belirtilen hususları da ihtiva eder şekilde, muhataba önce bilinen en son adresi esas alınarak tebligat çıkartılmalı, bu tebligat yapılırken Tebligat Kanunu ve Yönetmelik hükümleri göz önüne alınmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa o zaman adres kayıt sistemindeki adresine MERNİS adres olduğuna ilişkin şerh de düşülmek suretiyle Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılması gerekmektedir.
Hâl böyle olunca; tereke temsilcisine duruşma gününün, davacı asile duruşma günü ve vekilinin istifa dilekçesinin, HMK’nın 82.maddesinde belirtilen hususları da içerir şekilde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, ondan sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yapılan usulsüz tebligatla davayı takip etmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın...1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-3. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.