Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/464 E. 2026/3054 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/464
Karar No
2026/3054
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/568 E., 2025/671 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K AR A R-

Dava, mera sınırlandırmasının iptali ve zilyetliğe dayalı tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu... ili,...ilçesi, ...e Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında ekilemez arazi niteliğiyle tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmaz, bilahare 05.06.2002 tarihinden 501 parsel numarasıyla mera olarak sınırlandırılmış, ardından 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda 1 17... parsel olarak kaydedilmiştir.

Davacı ...; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.

Davalılar aşamalarda, taşınmazın niteliği itibariyle özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme kararıyla, çekişmeli taşınmaz üzerinde, davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiş, kararın davalı Hazine,...Belediye Başkanlığı ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; çekişmeli taşınmazın 2002 yılında yapılan mera çalışmaları esnasında 501 parsel numarasıyla mera olarak sınırlandırıldığı anlaşılmakla taşınmaza ait tapu kaydı ve eklerinin getirtilmesi suretiyle niteliğinin, ardından hava fotoğraflarından istifade edilerek taşınmazın vasfının belirlenmesi ve mera araştırma yapılması gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının iddiasına konu bölümlerin özel mülkiyete konu yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 17... parsel sayılı taşınmazın hükme esas teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.622,754 ve (B) harfi ile gösterilen 5.676,102 metrekare yüz ölçümündeki bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.

Hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça mera araştırması yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece dava konusu taşınmaz ile komşu mera parseli arasında ayırıcı unsur olup olmadığı belirlenmemiş, iddiaya konu taşınmaz bölümlerinin eğimleri itibariyle tarımsal üretime uygun olup olmadığı tespit edilmemiş, yine hükme esas alınan jeodezi mühendisi bilirkişi raporunun içeriği ile rapor ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler çeliştiği halde bu yön üzerinde durulmamıştır.

Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için; bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu gözetilerek mera tahsisine ilişkin karar tarihi olan 2002 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya ikmal edildikten sonra komşu köylerden seçilecek taşınmazı iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve davada yararı bulunmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve fen bilirkişisi aracılığı ile yeniden keşif icra edilmelidir.

Keşif sırasında yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetliğin ne zaman başladığı, ne kadar süredir, ne şekilde devam ettiği sorulup kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınmalı; taşınmaz bölümlerinin ilk maliki, intikali, tasarrufu, öncesinin mera olup olmadığı, bu bölümlerin meraya doğru genişleme ile elde edilmiş olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, yargılama boyunca dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde ise yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, taşınmazın görüntüsü ve mera ile ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözlemi keşif tutanağına yansıtılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümlerinin belirtilen dönem içindeki niteliği ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, çekişmeli taşınmaz bölümleri ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı sınır bulunup bulunmadığını ve çekişmeli taşınmaz bölümlerinin evveliyatının mera olup olmadığını, komşu parsellerle karşılaştırılmalı biçimde çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu parsellerden nasıl ayrıldığını açıklayan, gerekirse klizimetre marifetiyle iddiaya konu bölümler ile mera parselinin eğimlerinin ayrı ayrı belirlendiği, taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden gösterir fotoğrafları da içerir rapor alınmalı; hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilerek taşınmaz bölümlerinin geçmişteki niteliği, sınırları ve mera ile ayırıcı unsurlar bulunup-bulunmadığı hususlarında rapor hazırlatılmalı, özellikle önceki bilirkişi raporlarının irdelenmesi istenilmeli; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek taşınmazın öncesi itibariyle kadim mera olup olmadığı, kadim mera değil ise tahdit tarihinden evvel davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilip eksik inceleme ve araştırma sonucunda hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi meraların tescile tabi olmayıp 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi hükmü uyarınca sınırlandırmaya tabi bulunduğu ve Hazine adına tesis edilmiş tapu kayıtlarının bulunmadığı göz önüne alınarak yalnızca sınırlandırmanın iptaline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde "taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaline" dair hüküm kurulması da doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın... Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/464, K. 2026/3054, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-464-e-2026-3054-k-661faa330ef2