Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1543 E. 2026/112 K. – Kadastro Tespitin

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1543
Karar No
2026/112
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi. SAYISI : 2017/61 E., 2022/99 K...

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ... ve Hazinenin davasının kısmen kabulüne, ... Genel Müdürlüğünün davasının kabulüne, gerçek kişilerin davalarının reddine ve kadastro sonrası nedenlere dayananlar yönünden ise Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... vekili, temyiz talepleri ek kararla reddedilen asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve adli yardım talepli olarak asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, adli yardım talebi ve temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1955 yılında yapılan kadastro sırasında, 226 parsel sayılı 9.501.250 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ...’a ait 28.09.1938 tarihli ve 39 sıra numaralı tapu kaydı ile gerçek kişilere ait Ağustos 1324 tarihli 5, 8, 9 ve 10 sıra numaralı tapu kayıtlarının aynı yere ait bulunduğu iddiası nedeniyle tapu kayıt uygulaması Mahkemeye ait olmakla, malik hanesi boş bırakılmak suretiyle kadastro tutanağı Tapulama Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 9 ve 10 numaralı tapuların bu yere uymadığı, gerçek kişilere ait Ağustos 1324 tarihli 5 ve 8 numaralı tapulara dayanılarak ... tarafından ... aleyhine açılan 1942 tarihli ve 303 numaralı men'i müdahale davasında tapunun Kepez Kahvesindeki çifte sarnıçlardan kuzeye doğru olan kesime ait olduğunun saptandığı, bu kararın davanın tarafı olan ... için kesin hüküm, diğer davacılar için bağlayıcı delil olduğundan davalarının reddine, gerçek kişilerin tapu kaydının uyduğu kesimin 1942 tahdidi içinde kaldığından bu kesimin de orman olarak tesciline, sadece 5 numaralı tapu kapsamında kalan 11.031 m² yerin tapu malikleri adına tapuya tesciline, parselin kalan miktarının da, tapu kapsamında olduğu ve bu yerin hakem kararıyla orman tahdidinin iptal edildiği gerekçesiyle ... Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilmiş; hükmün, ... dışındaki taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1968/7151 Esas ve 1969/3205 Karar sayılı ilamı ile "Orman İdaresinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak 5 numaralı tapu kapsamında bulunan (X) harfli bölümün tahdit içi olduğunun belirtildiği, tahdit içi ise, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 46. maddesi uygulamasının zorunlu olduğu, tapu malikleri gerçek kişilerden ... ve ... arasında 8 numaralı tapu kaydının kapsamını belirleyen men'i müdahale davası bu kişi için kesin hüküm teşkil ettiğinden bu noktayı hedef tutan temyiz itirazlarının yerinde görülmediği; diğer tapu maliklerini ise, bu kesin hükmün bağlamayacağı, tapu kaydının kapsamının tekrar belirlenmesi, ... ile ... arasındaki orman tahdidinin iptali ile ilgili davanın da bu taraflar için kesin hüküm olduğu, davanın tarafları dışındaki üçüncü kişiler açısından 1942 tahdidinin kesinleşmiş sayılacağının da unutulmaması ve 8 numaralı tapunun ilk tesisinde üç sınırı mevcutken intikal sırasında yön verilmiş olması ve dördüncü sınır ilave edilmesi ve maliklerince bu hususun benimsenmiş olduğu olgusunun üzerinde durulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; 1942 tahdidinin iptali ile ilgili ... ve ... arasındaki 1947 tarihli ve 208 sayılı hakem kararının davanın taraflarını bağladığı, diğer kişiler yönünden tahdidin kesinleştiği, 1976 yılında yapılan orman tahdidinin davanın devamı sırasında yapıldığından kesinleşmediği, ancak bu hattın içinde kalan alanın tamamen kızılçam ormanı olduğu, gerçek kişilerin dayanağı olan 1324 tarihli ve 8 numaralı tapunun, ... Vakfından tarla nitelikli olup, 600 dönüm ve sınırları yön göstermeksizin ..., ... sınırlarını gösterir iken, 1324 Y. tarihli ve 8 numara ile ...’ye intikal sırasında tapu sınırlarına yön tayin edildiği ve buna göre doğusu ... ., batısı ..., kuzeyi ..., güneyi ise ... ve orman olarak belirlendiği, sonraki tüm intikal ve satışlarda tapuda başkaca değişiklik olmadığı, tapunun doğu, batı ve kuzey sınırları zeminde bulunmakta ve taraflarca da tartışmasız olduğu, tartışma konusu olan güney sınırda yer alan ...’ın parselin doğu sınırını teşkil eden Antalya Burdur yolu üzerinde ve kuzey kesiminde yer alan ... mevkindeki ... olduğu, çünkü bu sınırda yer alan ormanın da aynı mevkide bulunduğu, daha güneyde orman bulunmadığı yerel bilirkişiler ve uzman bilirkişiler tarafından doğrulanmış olduğundan, tapunun parselin kuzey kesimine uyduğunun kabul edildiği, tapunun uyduğu bu kesim hem 1942, hem de 1976’da yapılan tahdit uygulamalarında kesinleşen ve aynı zamanda eylemli durumda da orman alanı olduğundan 8 numaralı tapu maliklerinin davasının reddine karar verilmiş, 9 ve 10 numaralı tapu kayıtlarının yere uymadığı, ancak aynı kişilerin 5 numaralı tapu kaydının aynı kesimdeki (X) harfli 11.031 m² yere uyduğu, Vakıfların da buna ait benzer ilk hükmü temyiz etmediğinden, bir itirazının olmadığı açıklanarak tapu malikleri adına tesciline; Vakıflara ait Ağustos 1936 tarihli ve 2 sıra numaralı tapunun, Hicri 982, Miladi 1574 tarihli Vakfiye'nin esas alınarak oluştuğu, bu tapu kaydı parselin gerçek kişilere aynı Vakfiyeden geçen ... Üstü bölümündeki yer hariç tüm parsele uyduğundan, parselin kalan bölümünün de ... adına tesciline; tapuda tespitten sonra pay satın alıp, davaya müdahil olan kişiler için ise görevsizlik kararı verilmiş; hükmün, ... Genel Müdürlüğü, ..., Hazine, bir kısım tapu malikleri ile bir kısım müdahiller tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2000/9942 Esas ve 2000/2041 Karar sayılı ilamı ile Orman İdaresinin (X) harfiyle işaretli bölüme yönelik, ... Genel Müdürlüğünün ise kısmen temyiz itirazları kabul edilmiş, bunlar dışında kalan tüm itirazlar reddedilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; “1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve yöntemine uygun olarak yapılan tapu kaydı uygulaması ile kesinleşmiş orman tahdit haritasının uygulaması ile dayanılan tapu kaydı kapsamı orman sayılan yer olduğundan tapu maliklerinin davalarının reddine, tespitten sonra pay satışına dayanan müdahiller yönünden görevsizliğe ilişkin hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından , ..., ... ... mirasçıları ..., ..., ... , ... terekesi mümessili, ..., , ... ve ...’ın temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, yöntemine uygun olarak yapılan tapu kayıt uygulamaları ile orman uzman bilirkişi kurulu raporlarına göre Hazine, ... ve Orman Yönetiminin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3) Hazine ve Orman Yönetiminin parselin (X) harfiyle gösterilen 11031 m² bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmazın en kuzey noktasında yer alan bu bölüm gerçek kişilerin dayandığı Ağustos 1324 tarihli ve 5 numaralı tapu kapsamında olarak tüm tapu maliklerine payları oranında tesciline karar verilmişse de, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin uyulan bozma kararında da belirtildiği gibi, tahdit içinde olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek orman lehine bozulmuştur. Üçüncü kişiler yönünden kesinleşen 1942 tahdidine göre parselin kuzey kesiminin tamamen tahdit içinde kaldığı, gibi 1976 yılında yapılan tahdit uygulamasında ve eski tarihli memleket haritasında da, orman olduğu saptanmıştır. Bu olgu karşısında 5 numaralı tapu maliklerinin davalarının reddi ile (X) harfli 11031 m² yerin de orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. 4) ... Genel Müdürlüğünün hüküm fıkrasının 9. bendinde karar altına alınan 33.250 m² yerin 33.650 m², 24 olarak yazılan bölümün 24.000 m² olması gerektiğine ilişkin temyizine gelince; Hükme dayanak alınan 06.12.1996 tarihli fen bilirkişi kurulu raporunda 366 özel parselasyon numarası ile gösterilen yerin 33.650 m², 529 özel parselasyon numarası ile gösterilen yerin ise, 24.000 m² olarak ölçüldüğü anlaşıldığından, bu miktarlar ile tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik miktarlarla ... adına tapuya tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (X) harfiyle gösterilen bölümün orman vasfıyla Hazine adına tesciline, diğer bölümlerin Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiğinin tespitine karar verilmiş; karar, temyiz edilmediğinden bahisle 11.04.2002 tarihi itibarıyla kesinleştirilmiştir. Hükmün, daha sonra 22.10.2013 tarihinde ... mirasçıları ..., , ... ve ... vekili tarafından; Antalya Kadastro Mahkemesinin 2001/49 Esas ve öncesindeki 1970/23 Esas sayılı dosyalarında taraf teşkilinin sağlanmadığı, müvekkillerinin murisi ... 11.11.1977 tarihinde vefat ettiği, mirasçısı ...n 11.05.1989 tarihinde vefat ettiği ve taraf teşkilinin sağlanmadığı, aynı zamanda 1942 tahdidinin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin hakem kararı ile iptal edildiği ve dayanak 1324 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydının hudutlarının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince temyizin süresinde yapılmadığından ek kararla reddine karar verilmiş, aynı taraflar vekillerince bu defa ek kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.11.2016 tarihli ve 2015/2970 Esas, 2016/991 Karar sayılı ilamı ile "İlk Derece Mahkemesince temyiz talebinin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, temyiz edenlere gerekçeli kararın tebliğ olunmamış olması nedeniyle temyiz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiş, işin esasının incelemesinde; temyiz edenler vekili tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.09.2004 tarihli ve 2004/1932-1843 sayılı veraset ilâmından, davacı–davalı ...’in 11.11.1977 yılında öldüğü, mirasçı olarak oğulları ..., ... ve ...’i bıraktığı, mirasçılarından ... ile ...’in mirasçılarının davada taraf iken aynı verâset ilâmına göre 11.05.1989 tarihinde ölen oğlu ... mirasçısı olan eşi .... ile çocukları ..., ... ve ...’in davada taraf olmayıp davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 tarihli ve 11/554 Esas, 684 Karar sayılı kararında da değinildiği gibi, ...’in öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 73. maddesinde gösterilen istisnalar dışında hâkimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğinin öngörüldüğü, buna göre; İlk Derece Mahkemesince davacı ...’in ölümüyle mirasçılarının davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmalarının dava şartı olduğu, ölümle, taraf ve dava ehliyetinin sona erdiği, 1086 sayılı Kanun'un 41... sayılı Kanun'un 55. maddeleri gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hâkimin davanın takibi için bir kayyım tayin edebileceği, taraf teşkilinin dava şartı olup, davanın her aşamasında İlk Derece Mahkemesince resen nazara alınması gereken bir olgu olduğu, ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın Mahkemece resen gözetilmesi gerekli olduğu, bu hususun hukuki dinlenilme hakkının da ihlali olduğu, açıklanan hususlar gözetilerek, davacı-davalı ...’in öldüğünün, adı geçenin yukarıda anılan mirasçılarına yöntemince tebliğ edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı–davalı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "2017 yılı sonrasındaki müdahale taleplerinin yargılama esnasında defalarca uygulaması yapılan şahıs tapularına 1324 tarihli 5, 8, 9 ve 10 numaralı tapu kayıtları-dayandıkları, bu nedenle yeniden keşif yapılmasına gerek görülmediği, müdahale talepleri ayrı ayrı incelendiğinde yargılama sırasında kapsamı tayin edilen 1324 tarihli ve 8 numaralı tapu kaydına dayanarak hak iddia ettiklerinin görüldüğü, aynı zamanda temyiz eden ...'in mirasçılarının da 1324 tarihli ve 8 numaralı tapu kaydına dayandıkları ve yeniden keşif yapılmasını talep ettikleri, 1955 yılından bu yana yapılan yargılama sırasında defalarca keşif yapıldığı, şahıslara ait ve vakıflara ait tapu kayıt kapsamlarının tayin ve tetkik edildiği, verilen karar ile birkaç defa Yargıtay denetiminden geçtiği, özellikle ... ile ... arasında görülen ... Mahallesinde 1942 yılında yapılan 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan orman tahdit çalışmasının iptaline ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 208 numaralı Hakem Kararının yalnızca ... Genel Müdürlüğü ile Orman Genel Müdürlüğünü bağladığı, 3. şahıslar için 3116 sayılı tahdidin geçerli olduğu ve kesinleştiği Yargıtayın yerleşmiş ilamlarına göre kabul edildiği, aynı zamanda şahıs tapularının da orman tahdit kapsamında kaldığının Yargıtay kararlarında belirtildiği, aşamalarda Yargıtay bozma ilamlarına uyulduğu, ... mirasçıları ..., ..., ve ... vekilinin 1942 tahditinin iptal edildiği ve dayanak tapu kayıt kapsamının yeniden keşif yapılarak belirlenmesine yönelik talebinin, yukarıda açıklanan Yargıtay ilamlarınca kabul edilen hususlar nedenleriyle yerinde olmadığı, kaldı ki her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/2970 Esas ve 2016/991 Karar sayılı ilamı ile ...'in vefatı ile taraf teşkilinin sağlanmadan karar verildiği hususuna değinilerek bozma yapılmış ise de; Antalya Tapulama Hakimliğinin 1956/980 Esas ve 1968/16 Karar sayılı kararı ile ... oğlu ... ile ... arasında görülen 1942 tarihli ve Esas 3, Karar 305 sayılı hükmün kesinleştiğinden bahisle verilen ret kararına karşı ...'in temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1968/7151 Esas ve 1969/3205 Karar sayılı ilamının 2. bendinde; "... ile ... İdaresi arasında daha önce aynı yer hakkında elatmanın önlenmesi ve tapu iptali davası görülmüş, 1324 tarihli ve 8 sayılı tapu kaydının kapsamı o davada belli edilerek fazla hakkındaki istek reddedilmiş ve kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Elatmanın önlenmesi davası aynı zamanda mülkiyet hakkının tespiti, özellikle bu davada davacının tapu kaydının kapsamının belli edilmesi yönlerini kapsar. Bu nedenle mülkiyet hakkının tespitini hedef tutan tapulama davası yönünden kesin hüküm teşkil eder. Bu itibarla aynı davanın Tapulama Mahkemesinde görülmesi mümkün olamaz. O davadaki kroki Mahkemece uygulanmış ve tapu kaydının kapsamı belli edilmiş ve aynı davanın bu dava ile aynı yere ait olduğu tespit olunmuştur. Bu nedenle ....'in bu noktayı hedef tutan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir." ve devamında, "...'in temyiz itirazlarının tapu kaydının uygulanmasına ilişkin bozmadan yararlanmaması kaydıyla" denilmek sureti ile ... temyiz itirazlarının reddine karar verildiği ve karar düzeltme isteminin Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1969/7784 Esas ve 1970/1582 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, esasında bu kararın ... yönünden kesinleştiği, netice olarak Yargıtay bozma ilamının taraf teşkiline ilişkin olduğu, taraf teşkilinin sağlandığı, yeniden keşif yapılması talebinin dosyanın esasına etkili olmayacağının değerlendirildiği, şahıs tapuları yönünden defalarca keşif yapıldığı, bu tapu kayıtlarının orman tahdit sınırları içerisinde kaldığının anlaşıldığı, 2017 sonrasında müdahale talepleri yönünden davanın reddine ve Antalya Kadastro Mahkemesinin 2001/49 Esas ve 2002/18 Karar sayılı kararındaki aynı gerekçelerle karar verildiği" gerekçesiyle Antalya Kadastro Mahkemesinin 06.03.1997 tarihli ve 1970/23 Esas, 1997/20 Karar sayılı kararı ile tapu kaydına dayanan gerçek kişi davacılar ile tespitten sonra pay satışına dayanan müdahiller yönünden görevsizliğe ilişkin temyiz itirazları Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2000/9942 Esas ve 2001/2041 Karar sayılı ilamında 1 numaralı bendi ile reddedilen ... mirasçıları, , ... , mirasçıları,...., ..., yönünden Mahkeme kararının kesinleştiğinin tespitine, 1324 tarihli ve 8 sayılı tapu kaydına dayanan davacıların ve müdahil davacıların davalarının reddine, Orman İdaresinin dava konusu 226 parsele ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.12.1947 tarihli ve 208 numaralı hakem kararı kapsamı içinde kalan bölümlere ilişkin talep ve davasının reddine, fazlaya ilişkin isteminin reddine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 208 numaralı Hakem Kararının ... ile Vakıfları bağladığı, davacıların ... Genel Müdürlüğü aleyhine 3116 sayılı orman tahdidinin iptaline ilişkin talep ve davasının reddine, 1324 tarihli 8, 9 ve 10 sayılı tapu kaydı maliklerinin kadastro tespit tarihinden sonra Noter tasdik sözleşmesi ve tapuda yapılan intikaller sonucu hak sahibi olduğunu iddia eden tüm müdahil davacıların talep ve davalarının görevsizlik nedeniyle reddine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2017 sonrası müdahil olan ... ve arkadaşları, ..., ..., ...'ün davalarının reddine, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 226 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 9.442.706 m² olarak düzeltilmesine, kadastro bilirkişileri ..., ... ve ... 'nın 06.12.1996 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 846.755 m²lik bölümün 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi gereğince orman niteliği belirtilerek Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen 731.748 m²lik bölümün ... Genel Müdürlüğü ... Vakfına ait 1938 tarihli ve 2 sıra numaralı ve 16.08.1955 tarihli ve 64 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından bu bölümün ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (C) harfiyle gösterilen 1.658 m²lik bölümün ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (D) harfiyle gösterilen 525.489 m²lik bölümün ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (E) harfiyle gösterilen 88.814 m²lik bölümün ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (F) harfiyle gösterilen kamulaştırmalar ve ifrazlar ve imar uygulaması sonunda 355.650 m²lik bölümdeki ... Tesisi ile 366 özel parselasyon numarası ile gösterilen 33.650 m² ile 529 özel parselasyon ile gösterilen yerin 24.000 m² olarak ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (G) harfiyle gösterilen 313.0576 m²lik bölümün narenciye bahçesi vakıf zeytinliği niteliği ile ... Genel Müdürlüğü .... Vakfı adına tapuya tesciline, (H) harfiyle gösterilen 25 93... özel ifraz ve istimlak sonucu oluşan 696.320 m²lik bölüm ile (K) harfiyle gösterilen 13.700 m²lik bölümün ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (L) harfiyle gösterilen 296.556 m²lik bölümün özel 442 parsel, (M) harfiyle gösterilen 7.319 m²lik bölümün özel 443 parsel, (N) harfiyle gösterilen 48.500 m²lik bölümün özel 365 parsel, (O) harfiyle gösterilen 195.483 m²lik bölümün özel 444 parsel, (P) harfiyle gösterilen 236.370 m²lik bölümün özel 2699 parsel, (R) harfiyle gösterilen 73.285 m²lik bölümün özel 2698 parsel, (S) harfiyle gösterilen 1.890,672 m²lik bölümün özel 2697 parsel olarak belirtilen bölümlerin tamamının ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (T) harfiyle gösterilen 235.130 m² büyüklüğündeki 2593, 2594, 216, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 206, 214, 127, 3 66... parsel ile sınırlandırılan 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uygulaması sonucu parselizasyon görüp muhtelif ada ve parsellere ayrılan 226 parselin batısında olan bölümlerin yukarıda belirtilen ... Vakfına ait tapu kaydı kapsamında kaldığından bu bölümlerin kadastro tespit tarihi itibarıyla ... Genel Müdürlüğü ... Vakfı adına tapuya tesciline, (X) harfiyle gösterilen 11.031 m²lik bölümün kesinleşmiş orman tahdidi kapsamında kalması sebebiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, temyiz talepleri ek kararla reddedilen asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili ve asli müdahil ... ve arkadaşları vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Asli müdahil ... vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; asli müdahil vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz ettiği, İlk Derece Mahkemesince temyiz kanun yoluna başvurma harcı, temyiz karar harcı ve temyiz gider avansının yatırılmadığı belirtilerek muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın 25.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, yedi günlük kesin süre içinde temyiz kanun yoluna başvurma harcı ile temyiz karar harcının yatırıldığı, temyiz gider avansının ise yatırılmadığının anlaşıldığı gerekçe gösterilerek, 07.07.2022 tarihinde ek kararla asli müdahil ... vekilinin temyiz etmemiş sayılmasına karar verildiği, aynı taraf vekilince bu defa adli yardım talepli olarak ek kararın temyiz edildiği, Dairemizce yapılan incelemede adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğinden, İlk Derece Mahkemesince verilen, hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin 07.07.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve asli müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına, gerçek kişilerin dayandığı tapuların 1942 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığından hukuki kıymetini yitirdiğine, asli müdahil ... ve arkadaşları ile ... ve arkadaşlarının temyiz taleplerinin 6100 sayılı Kanun'un 82. maddesine göre yerinde olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar ve 20.06.2022 tarihli ek karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ... İdaresi vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; Asli müdahil ... vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, Davacı ... İdaresi vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili ve ... vekilinin yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ve 20.06.2022 tarihli ek kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1543, K. 2026/112, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1543-e-2026-112-k-e02e67b7d4ee