Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/726 E. 2026/4686 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/726
Karar No
2026/4686
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1825 E., 2024/1895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/175 E., 2022/146 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilme temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ...ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Davacı; murislerinden intikal eden 43 44... parsel ve dava dışı bir taşınmazdaki kendisinin ve annesi ...’nın payına ilişkin bir kısım hukuki ve idari işlemlerin halledilmesi, taşınmazlardan birinin otel olması ve imar affına ilişkin işlemleri olup rutin işlerin yürütülmesi için davacı ve annesinin yaşlı olması nedeniyle davalı ...’in yönlendirmesi ile ...'ye genel vekaletname verdiğini, vekalet verildiği tarihte annesi ...’nın 78 yaşında olduğunu sırf bu nedenle dahi hukuka uygun olmadığını, vekilin taşınmazı davalı ... 'ya devrettiğini, onun da diğer davalı ...'e temlik ettiğini, hile ile alınan vekalet ile payının devredildiğini, bedel ödenmediğini ileri sürerek 43 44... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa gerçek bedellerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte günün değerlerine güncellenerek ve değiştirilerek davalı ilgiliden tahsiline karar verilmesini istemiş, 23.06.2020 tarihli duruşmada davacı vekilinin dava ettiği payları açıklaması için verilen sürede 07.07.2020 tarihli dilekçe ile 43 44... parsel sayılı taşınmazdaki davacı adına kayıtlı olan payın dava konusu edildiği bildirilmiştir.

Davalı ...; taşınmazın alınan vekaletname ile ... 'ya bedelsiz olarak devredildiğini, vekaletnamede taşınmazların yeğeni ... 'ya devri konusunda yetki verildiğini, davalı ...’in devir hakkında bilgisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; Almaya'da yaşadığı ve çalıştığını, maddi durumunun iyi olduğunu, taşınmazı yatırım amaçlı satın aldığını, ... isimli arkadaşı vasıtasıyla dava konusu taşınmazdan haberdar olduğunu, 800.000,00 TL ipotek borcunu ödediğini, 2.362,80 TL bina vergisi, 16.230,00 TL tapu harcı ve 320,00 TL döner sermaye ücreti ödediğini, taşınmazın ... 'ya devir tarihinden yaklaşık 3 sene sonra satın alındığını, iyi niyetli 3. kişi olduğunu belirtilerek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... davaya cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasında davacının da davalı ...’in de haklı olduğunu, bankaya ipotek borcu olup davalı ...’in borcu ödediğini ayrıca para almadığını, davacıya da para ödemediğini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının ve annesi ... 'nın ...'in bankadan kredi çekebilmesi için paylarının ...'e devredilebilmesi yönünde ...'ye vekalet verdikleri ve vekilin bedel almaksızın payları ...'e tarafların amacına uygun şekilde tapuda devir işlemi yaptığı, ... tarafından vekaleten yapılan işlemlerde vekaletin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı, ... 'nın dava konusu taşınmazı devraldığı amaç dışında ... 'ya satarak devrettiği, ...'in taşınmazı banka ipotek borcunu da ödemek suretiyle bedelini ödeyerek tapuya güvenerek satın aldığı, iyi niyetli 3. kişi durumunda bulunduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 701.126,12 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ... 'dan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı ve katılma yoluyla vekalet ücreti yönünden davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, son kayıt maliki davalı ...'in ediniminde iyiniyetli olmadığının ispat edilemediği ve TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlandığı belirlenmek suretiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddi ile bedel isteminin kabulüne ve yazılı şekilde avukatlık ücretine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 43 44... parsel sayılı 63, 86... miktarlı, altında dükkanı olan otel nitelikli taşınmazın ... adına kayıtlı iken 14.07.2016 tarihli ... yevmiyeli işlemle mirasçıları eşi ... ile kızı davacı ..., gelini ..., torunu davalı ... adına elbirliği halinde intikal ettiği, ... Noterliğinin 22.06.2016 tarihli 9196 yevmiyeli ..., ... ve ... tarafından 43 44... ve 1 42... parsel sayılı taşınmazları intikal ettirmeye, elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirmeye, mirasçılık belgesi alamaya, taksim sözleşmesi vs ile bahsi geçen taşınmazların intikalden önce veya sonra dilediği bedelle ... (...’nın oğlu) ve ... 'ya müştereken satmaya satış bedellerini almaya ilişkin ...’ye verilen vekaletname ile ..., ... ve ... adına vekil ... tarafından aynı gün ... yevmiyeli işlemle iştirakin feshi ile 11/64 payın ..., 17/84 payın ..., ¼ payın ... ve 5/16 payın ... adına tescil edildiği, ... Noterliğinin 07.09.2016 tarihli ... yevmiyeli ..., ... ve ... tarafından 43 44... parseldeki hak ve hisselerini ...’e satmaya, satış bedelini almaya ilişkin ...’ye verilen vekaletname ile ..., ... ve ...’nın paylarının 21.10.2016 tarihli satış akdi ile toplam 418.000,00 TL bedelle ...’e devredildiği, aynı tarihte taşınmaza ... Bankası lehinde 1.900.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, taşınmazın tamamı ... adına kayıtlı iken 27.03.2019 tarihli kat irtifakı ile dava konusu 1 nolu otel nitelikli bağımsız bölümün oluştuğu, taşınmazın davalı ... tarafından ipotekle yüklü olarak 30.04.2019 tarihinde davalı ...’e 541.000,00 TL bedelle devredildiği, ipotek borcunun 30.04.2019 tarihinde 100.000,00 TL ve 03.05.2019 tarihinde 700.000,00 TL olmak üzere davalı ... tarafından ödenerek 16.05.2019 tarihinde şerhin terkin edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nunda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan ... sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1. maddesi). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olayda, yapılan keşifte dava konusu taşınmazda otel bulunduğu, otelin tanık ... tarafından işletildiği, tanığın davalı ...’in kendisini bankanın önüne çağırdığını, burada taşınmazın satıldığı söylendiğinde davalı ...’in de yanında olduğunu, davalıya binanın yarısının ...’in yarısının ...’nın olduğunu belirttiğini, onun da bina için 400.000,00 TL ödeme yaptığını, 400.000,00 TL banka borcunu ödediğini ifade ettiğini, konuştuklarında oteli tapuda devralmış olduğunu, davalı ...’in oteli görmeden, gezmeden, kime ait olduğunu sormadan aldığını beyan ettiği anlaşılmakla, Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2018/14-402 Esas, 2022/391 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere davalının taşınmazı gezilip görülmeden satın alınmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalının taşınmazı iktisap ederken üzerine düşen özeni göstermediği, kaldı ki dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin 1.560.855,30 TL olduğu, davalının ise taşınmazı 800.000,00 TL ipotek borcunu ödemek suretiyle satın aldığını beyan ettiği gözetildiğinde, davalı ...’in vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmediği veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak olmadığının söylenemeyeceği açıktır.

Yukarıda değinilen ilkeler açıklanan olgularla birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... ile vekil ... ve davalı ...’in el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıyı zarara uğrattıkları sonuç ve kanaatine varıldığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bedele karar verilmesi doğru değildir.

Öte yandan, her ne kadar vekil olan davalı ... tapu kayıt maliki değil ise de hukuka aykırı işlemleri kayıt maliki olan diğer davalılarla birlikte gerçekleştirdiğinden hakkındaki davanın kabulü gerekirken, kararın gerekçesinde davalı ...’in vekalet görevini kötüye kullanmadığının belirtilmesi ve hüküm kısmında davalı ... hakkında hüküm tesis edilmemekle birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısımda hakkındaki davanın reddedildiği belirtilerek karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça her ne kadar annesi ...’nın payına ilişkin bir takım iddialarda da bulunulmuş ve terditli bedel isteği yönünden muris ... payı da dahil edilerek karar verilmiş ise de HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacının talebinin açıklanmasına ilişkin dilekçede, davanın kendi adına kayıtlı pay yönünden açıldığının belirtildiği, kaldı ki kayıt maliki 3. kişiye karşı pay oranında açılan tapu iptali ve tescil isteğinin dinlenme olanağı bulunmadığı da açıktır.

Hâl böyle olunca; davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin değinilen yöne ilişkin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/726, K. 2026/4686, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-726-e-2026-4686-k-98511e47504e