Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1855 E. 2026/1064 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1855
- Karar No
- 2026/1064
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1855 Esas
KARAR NO : 2026/1064 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2015/7 Esas - 2021/24 Karar
TARİH: 28/01/2021
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 21/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Slovenya’da kurulmuş fon yöneticisi bir şirket olduğunu, müvekkili ile ... ... arasında 20.03.2014 tarihinde Hisse Senedi Repo Sözleşmesi (...) adı altında bir sözleşme imzalanmış olduğunu, diğer davalı ...’ın bu sözleşmeyi aracı kuruluş sıfatıyla imzalamış olduğunu, sözleşme çerçevesinde müvekkilinin ... ...’a 1.300.000 Avro kredi sağladığını ve bu kredi karşılığı 2.200.000 adet ..., 578.000 adet ... ve 20.000 adet ... hisse senetlerini davalı ... ...’dan sözleşme tarihi olan 20.03.2014 itibarıyla teminat amacıyla satın aldığını, aynı sözleşme uyarınca ... ...’ın, belirtilen bu hisse senetlerini belirtilen vade olan üç ay sonra yıllık % 15 repo oranına göre hesaplanacak fiyattan müvekkilinden geri almakla yükümlü olduğunu, sözleşmenin 7/2 maddesi uyarınca...’ın, ... ...’ın repo tutarını Sözleşme’nin 6. maddesinde düzenlenen,kapanışta müvekkiline ödeyerek sözleşme konusu hisse senetlerini geri satın almamasından dolayı müvekkilinin uğradığı tüm zararı müvekkiline ödemeyi taahhüt etmiş olduğunu, bu taahhüt ile davalı ...’ın Borçlar Kanunu’nun 128/1 uyarınca diğer davalı ... ...’ın sözleşmenin 6. Maddesinde düzenlenen edimini ifa etmemesinden dolayı müvekkilinin uğradığı zararı tazmin etmeyi üstlenmiş olduğunu, sözleşme ile belirtilen vadenin 20.06.2014 tarihinde dolmasına rağmen, davalı ... ...’ın sözleşmedeki yükümlülüğüne aykırı olarak sözleşmeye konu hisse senetlerini sözleşmenin 6. Maddesinde belirtilen yıllık % 15 repo oranı üzerinden hesaplanacak bedel karşılığında geri satın almamış olduğunu, böylece sözleşmeyi ihlal etmiş olduğu ve 20.06.2014 tarihinde temerrüde düşmüş olduğunu, yapılan bildirimlere rağmen ... ... ve...’ın ödeme ihtarlarına uymadıklarını, işbu nedenlerle 20.03.2014 tarihli Sözleşme’den 1.115.526,09 Avro (EURO) tutarındaki meblağın 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren ödenmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; anılan sözleşmeyi aracı kuruluş sıfatıyla imzalayan müvekkili şirketin sözleşme’de herhangi bir yükümlülüğü ya da kefalet ilişkisinin tesisine yönelik herhangi bir taahhüdü bulunmadığını, satıcının taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle, davacı şirketin doğmuş veya doğacak zararlarından müvekkili şirkete hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini gerektiğini, davacı, müvekkilinin dava konusu sözleşmeden dolayı yükümlülüğü varmış gibi göstermek amacıyla sözleşmeyi yanlış tercüme ederek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, sözleşmede müvekkilinin bir yükümlülüğü olmadığı ya da kefalet ilişkisinin tesisine yönelik herhangi bir taahhüdü bulunmadığı Prof.Dr. ...’in uzman Görüşü ile sabit olduğunu, davacının kötü niyetli olarak açtığı işbu dava sebebiyle müvekkili şirketin ekonomik menfaatleri zarar görmekte ticari itibarı zedelendiğini, işbu nedenlerle kötü niyetli, haksız ve yasal dayanaktan yoksun açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 28/01/2021 tarih ve 2015/7 Esas - 2021/24 Karar sayılı kararında; " Dava, 20.03.2014 tarihli Hisse Senedi Repo Sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebidir.
20.03.2014 tarihli Hisse Senedi Repo Sözleşmesinin 7. Maddesinin tercümesinde its capacity ...to cover ve ... teriminin olduğu cümlenin gerek "Karşılama kapasitesine sahip olduğunu alıcıya teyit etmektedir" mi yoksa "zararları karşılayacağını teyit eder" mi şeklinde anlaşılması gerektiği gerekse buna göre 3. Kişinin fiili tahhüt edilip edilmediği, beyanın bir yükümlülük altına sokup sokmadığı konusunda davacı ile davalı ... arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Hukuki tercümeler konusunda uzman bilirkişi ...'in yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda açıklandığı üzere taraflar arasında ihtilaflı olan metnin anlamının, "Finansal aracı, (A)'yı veya (B)'vi karşılama kapasitesine sahip olduğunu alıcıya teyit etmektedir." şeklinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf tarafından ibraz edilen Prof. Dr. ...'ün Uzman Görüşünde bu fıkra şu şekilde tercüme edilmiştir : "Finansal Aracı, Satıcı'nın repo tutarını teminat tamamlama çağrısında veya kapanışta ödeme yükümünü ihlal etmesi durumundaki tüm olası zararları veya Alıcı'nın hisse senetlerini borsada satmaya karar vermesi halinde repo tutarının altında paraya çevrilmesinden doğacak zararı karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu taahhüt eder". Bu maddenin anlamının da Davalı ... şirketi açısından 3. Kişinin fiilini üstlenme olduğu görüşü ileri sürülmüştür.
Davacı taraf tarafından ibraz edilen Prof. Dr. ...'in Uzman Görüşünde, Prof. Dr. ...'ün Uzman Görüşünde olduğu gibi tercüme yapılmakla birlikte ... kelimesinin teyit etmek anlamında ve ancak kullanılan bu terminoloji İngilizce sözleşme hazırlama tekniğinde yükümlülük altına girmek için kullanılan shall / will/ is obliged to / under the obligation of / agrees to terminolojileri gibi olmayıp bilgi açıklamak (beyan) için kullanılan terminoloji olduğu görüşü ileri sürülmüştür.
Mahkememizce her iki uzmanın görüşüne de kısmen katılınmıştır. Sözleşmenin 7/2. Maddesi, 3. Kişinin edimini üstlenme olarak mahkememizce kabul edilmemiştir. Prof. Dr. ...'ün Uzman Görüşünde de tercüme edildiği gibi Davalı ...'nın yükümlülüğü sadece "Finansal Aracı" olarak "doğacak zararı karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu taahhüt"/beyan etmektir. Bu beyan veya taahhüt sözleşmenin kapanışında Davalı ... borcunu yerine getirmez ise oluşacak zararın Davalı ... tarafından karşılanacağına ilişkin olmayıp, Davalı ...'nın, bu beyanı /taahhütü verdiği tarihteki Davalı ...'in mali durumuna, kapasitesine göre, olur de ileride sözleşmenin kapanışında Davalı ...'in ...zararı karşılayabilecek kapasitede bulunduğunu teyit ettiği anlamında olduğu; Prof. Dr. ...'in Uzman Görüşünde beyan ettiği gibi bu ifadenin, sözleşme metni içeriğine göre "bu beyanın bir yükümlük altına sokan beyan olmadığı, sadece açıklama için kullanıldığı" görüşünün de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak mahkememiz 7/2. Maddesindeki bu düzenlemenin zararı ... karşılamaz ise ben karşılarım şeklinde 3. Kişinin fiili taahhüt olmadığı gibi, bu beyanın yükümlülük altına sokan, Davalı ...'in sözleşme tarihindeki mali durumununun/ödeme kapasitesinin, sözleşme kapanış tarihindeki oluşabilecek zararları karşılayabileceğini teyididir..
Sözleşmenin bu maddesinin mahkememizce kabul edilen anlamına göre Davalı ...'nın üstlendiği bu yükümlülük nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için sözleşme imzalandığı tarih itibariyle Davalı ...'in kapasitesinin, sözleşmesinin kapanışı sırasında oluşan zararı karşılamaya yetecek nitelikte olmaması gerekmektedir.
Tercüme ve tercüme edilen metnin anlamına ilişkin varılan bu sonuçlar aracı kuruluşun, sözleşmeye garanti vermesinin işlemin mantığına, ticari ilişkideki konumuna aykırı olmasıyla uyumlu olduğu gibi, uluslararası alanda aracı olduğu bir şirketin mevcut mali durumunu bilmesi ve buna ilişkin yükümlülük altına girmesinin de yine finansal aracılık işlemine uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafça, Davalı ...'nın sorumluluğuna başvurabilmesi için Davalı ...'in kapasitesinin, sözleşmesinin kapanışı sırasında oluşan zararı karşılamaya ancak sözleşme imzalandığı tarih itibariyle yetecek nitelikte olmadığını, bu hususa ilişin Davalı ...'nın teyidinin özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini ispatlaması gerektiği ancak buna ilişkin iddia ve ispatın yerine getirilmediği, davalı ... yükümlülüğünün, 3. Kişinin fiili taahhüt niteliğinde olmadığı anlaşılmış ve davanın Davalı ... açısından reddine karar verilmiştir.
Davalı ... açısından ise sözleşme sonunda ödeme olmaz ise sözleşme gereğince oluşacak tüm zararları gidermekle yükümlü olup, tüm zararlar kapsamında ispat edilebilen tek zarar repo sonuç işlem tutarı ile repo ile mülkiyeti davacıya geçirilen hisse senetlerinin sözleşme sonunda nakde çevrilmesi arasındaki fark kadar olacaktır. Mahkememizce bu sonuca varılmasının nedeni, hisse senedinin repo ile mülkiyetinin Davacı şirkete geçirilmiş olmasıdır. Davacı, zararını en az miktarda tutmak yükümlülüğü altındadır. Hisse senetlerinin mülkiyetini devreden Davalı ...'in, hisse senetlerini satma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar hisse senedi her zaman fiyatı artabilir veya azalabilir riskli bir değer ise de somut olayımızda hisse senetlerinin ya satılarak ya da mahsup yetkisi ile mülkiyeti kalıcı olarak kendisine saklanarak borçtan düşülmesi gereken tarihin ise, sözleşmenin kapanış tarihi olan 20.06.2014 tarihi olduğunda şüphe yoktur.
Repo edilen hisse senetlerinin sözleşmenin kapanış tarihi olan 20.06.2014 tarihinde nakde çevrilmesinde bir engel olmadığı Borsa İstanbul'un cevabi yazısından anlaşılmaktadır. Repo edilen hisselerin 20.06.2014 tarihi itibariyle Borsa'daki ağırlık ortalama fiyata göre değeri Bilirkişi Kurulandan aldırılan 4. Ek Rapor ile tespit edilmiştir.
Bilirkişi 4. Ek raporunda da açıklandığı üzere kapanış tarihinde Davalı ...'in borcu 1.348.750 Euro olup, yine bu tarihte repo edilen hisselerin değeri 1.097.888,90 Euro (3.187.940 TL) olup kalan zarar miktarı ise 250.861,10 Euro'dur. Bu asıl alacak kesin vadeye bağlı olduğundan vade tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren 3095 ...nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile davalı ... ... şirketinden tahsili gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,
'' 1-Davanın davalı ... ... şirketi açısından kısmen kabulüyle 250.861,10 EURO alacağın 20.06.2014 tarihinden itibaren 3095 ...nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile davalı ... ... şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davanın davalı ... açısından pasif husumet nedeniyle reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7/2 maddesinde “Finansal aracı kuruluş (... Yatırım); SATICI (... ...), teminat tamamlama çağrısında veya kapanışta repo tutarını karşılayamazsa (fails to settle) olası tüm zararları (to cover all possible loss) veya ALICININ (...) repo konusu payları (hisse senetlerini) satmaya karar vermesi durumunda, bu payların (hisse senetlerinin) borsada satılarak nakde dönüştürülmesinden kaynaklanacak zararları karşılama (to cover any loss) durumunda olduğunu (its capacity) ALICIYA (...) teyit eder (confirms).” düzenlemesi bulunduğunu, dosyaya sunulan kök bilirkişi raporunda taraflar arasında ihtilaflı olan bu sözleşme hükmü ile davalı ...’ın davacının uğrayacağı zararlardan dolayı sorumluluk altına girdiğinin net olarak tespit edildiğini, davalı tarafından dosyaya sunulan Prof. Dr. ...’in Uzman Görüşü’nde yer alan görüşlerini tek tek çürüttüğünü, Prof. Dr. ...tarafından dosyaya sunulan Uzman Görüşü'nün de bilirkişi kök raporundaki, davalının sorumluk altına girip girmediği yönündeki açıklamaları tümüyle teyit eder nitelikte olduğunu, ... A.Ş’nin diğer davalının edimini ifa etmemesinden dolayı davacının uğradığı zararı tazmin etmeyi BK m. 128 uyarınca taahhüt ettiğini, buna rağmen mahkemece davalı ...yükümlülüğünün, üçüncü kişinin fiili taahhüt niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılarak davanın bu davalı yönünden reddedildiğini, mahkemenin sözleşmenin İngilizce metninde yer alan ... ifadesini TBK 19'a uygun yorumlamadığını, mahkemenin, sadece Sözleşme’nin 7/2 maddesinde kullanılan “...”(teyit) kelimesinin lafzına bağlı kalarak hukuka aykırı bir sonuca vardığını; mahkemenin sözleşmenin kuruluş şartları, tarafların ortak ve gerçek iradeleri, sözleşmenin teknik boyutu ve yüksek montanlı olması vb. şartları dikkate almadan tek bir kelimenin anlamı üzerinden ... A.Ş’nin sözleşmedeki rolünün sadece teyitten ibaret olduğunu ileri sürmesinin, ticaret hayatına, tarafların iradelerine aykırı olduğu gibi BK m. 19’a da aykırı olduğunu, üstelik gerekçede, ... A.Ş’nin ...’in Davalı ...'in sözleşme tarihindeki mali durumunun/ödeme kapasitesinin, sözleşme kapanış tarihindeki oluşabilecek zararları karşılayabileceğini teyit ettiğinin kabul edildiğini, oysa, davalı tarafın bu yönde bir iddiasının bulunmadığını, tam aksine, davalı ...nin sözleşme ile sadece kendi malvarlığının borcu karşılamaya yeterli olduğunun açıklandığını ileri sürdüğünü, mahkemenin, adeta davalı ...nin beyanını ıslah ettiğini, bir an için sözleşmenin 7/2 maddesindeki “...” ibaresinin ...’in malvarlığının borcu karşılamaya yeter miktarda olduğunun teyidi anlamına geldiği kabul edilse bile bu teyidin, mahkemenin kararında belirttiği gibi sözleşmenin kurulması sırasındaki malvarlığına ilişkin olmasının ticari hayata ve mantık kurallarına aykırı olduğunu; çünkü alacaklı için önemli olanın sözleşmenin kurulması sırasındaki borçlunun malvarlığının durumu değil, vade tarihinde borçlunun malvarlığının durumu olduğunu;
Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın da hatalı olduğunu, bu davalının davaya cevap vermemiş olması sebebiyle HMK m. 128 uyarınca münkir konumunda olduğunu; mahkeme tarafından münkir durumdaki davalı ... A.Ş tarafından ileri sürülmeyen, davacının zararını en alt düzeyde tutmak yükümlülüğünde bulunduğuna ilişkin değerlendirmenin mahkeme tarafından kendiliğinden yapılamayacağını, taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşmeye göre davacını vade tarihinde dava konusu hisseleri borsada satma yükümlülüğü bulunmadığını; satıcı olan ... A.Ş repo tutarını tamamlama çağrısında bulunmadığı veya kapanışta repo tutarını ödemediği takdirde garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan ... A.Ş'nin olası tüm zararları karşılaması gerektiğini,
İleri sürerek, izah edilen sebepler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davalı ...nin aracı, davacının alıcı, davalı ... ... A.Ş'nin ise satıcı konumunda bulunduğu 20/03/2014 tarihli Menkul Kıymet Repo Sözleşmesi'nde, davalı satıcının ters repo yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle vade sonu ters repo tutarının davalı satıcı ile satıcının fiilini taahhüt ettiği ileri sürülen davalı aracı kuruluştan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddinde, diğer davalı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece; dava konusu sözleşme, sözleşmenin davacı tarafından sunulan yeminli ve davalı ... tarafından sunulan Noter onaylı yeminli tercümeleri, davalı ...Ş.'nin sicil kayıtları, taraf vekillerince sunulan hukuki mutaalalar dosya arasında alınmış, dosya üzerinde bir sermaye piyasası uzmanı bilirkişi heyetinden kök ve dört ek rapor alınmış, akabinde dava konusu sözleşmenin taraflarca sunulan yeminli tercümeleri karşılıklı kabul edilmediğinden, hukuk ingilizcesi konusunda uzman bilirkişiye sözleşme tercümesi yaptırılmış ve tahkikat bitirilerek, davalı ...'nın sözleşmede aracı kuruluş olarak bulunduğu, sözleşmenin 7/2 fıkrasının üçüncü kişinin fiilini taahhüt veya garanti taahhüdü niteliğinde olmadığı gerekçesi ile bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının elinde teminat olarak elinde bulundurduğu hisse senetlerinin, repo/ters repo sözleşmesinin vade tarihi itibariyle değerlerinin, davacının sözleşme ile talep edebileceği tutardan mahsubu sonucu oluşan tutarı talep edebileceği gerekçesi ile davalı ... ...'a karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya içeriği belgelere göre; davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında da ileri sürüldükleri, davacı istinafının aksine mahkemece dosyaya mübrez tüm deliller ile sözleşme bir bütün olarak yorumlanıp, davalı ...'nın sözleşmenin 7/2 fıkrası ile satıcı davalı geri alım yükümlülüğünü taahhüt veya garanti etmediğinin gerekçeleri ile ortaya konulduğu, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin gerekçede karşılandıkları, mahkemenin hukuki mütalaa niteliğindeki uzman görüşleri ile bilirkişi heyetinde yer alan hukuki nitelendirmeler ile bağlı olmadığı, davalı aracı kurum yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ... Şirketi yönünden ise; davacı ile bu davalı arasında sözleşme konusu davalıya ait hisse senetlerinin finansman karşılığında üç ay vade ile 1.300.000,00-Euro karşılığında davacıya satılması, vade sonunda ise sözleşmenin 6 ıncı maddesinin kapanış şartları bölümündeki hesaplama esas alınarak yıllık %15 repo faizi ile ile birlikte davacıdan geri alınması hususunda tarafların anlaştıkları, taraflar arasında sözleşmenin hisse senedi teminatlı bir repo/repo( alım / geri alım) sözleşmesi mahiyetinde olduğu, davacının davalı ...'den dava konusu ve sözleşmeye göre 1.820.000,00-Euro bedelli hisse senetlerini 1.300.000,00-TL bedelle satın aldığı, sözleşmenin 3 üncü maddesi uyarınca davacının davalıdan satın aldığı hisse senetlerini üç aylık repo süresince yeniden repo edemeyeceği, diğer ifade ile satamayacağı, ancak vade sonunda geri alım ters repo yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde temerrüt kendiliğinden gerçekleşeceğinden, davacının ters repo sözleşmesinin mahiyeti gereği mülkiyetinde bulundurduğu ancak teminat işlevi olan hisse senetlerini satabileceğinde kuşku bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalı ters repo yükümlüsünden talep edebileceği tutarın da sözleşmenin 6 ıncı maddesi uyarınca davalı ters repo yükümlüsünden talep edebileceği tutarın, mülkiyetinde bulunan hisse senetleri ile karşılanamayan kısmı olduğu, davacının hem hisse senetlerini uhdesinde tutup, hem de sözleşmede kararlaştırılan ters repo tutarının tamamını davalıdan talep etmesinin mümkün olmadığı, zira ters repo/geri alım sözleşmesinin de tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, ters repo bedelinin, davalı ...'in davacıya sattığı hisse senetlerinin davacıdan geri alınmasına ilişkin satış ilişkisinde satış bedeli mahiyetinde bulunduğu, aksi yöndeki davacı istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının dava tarihi itibariyle , sözleşme ile devraldığı 2.200.000 adet ..., 578.000 adet ... ve 20.000 adet ... hisse senedini halen uhdesinde bulundurduğunun uyuşmazlık konusu olmadığı, bu durumda mahkemece hisse senetlerinin dava tarihindeki değerinin belirlenmesi ve bu tutarın davacının vade tarihi olan 20/06/2014 tarihi itibariyle sözleşmenin 6 ıncı maddesi uyarınca talep edebileceği ters repo/geri alım bedeli ile bu tarihten dava tarihine dek talep edebileceği faiz toplamının tespit edilmesi, diğer ifade ile dava tarihi itibariyle ters repo alacağının tespit edilmesi; hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin davacı alacağını karşılayıp karşılamadığının bu şekilde belirlenmesi gerekirken, davacı uhdesindeki hisse senetlerinin vade tarihi itibariyle değerinin belirlenmesi yerinde olmamış ise de, davalı ... ... A.Ş tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, lehine hükmedilen tutarın davacı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmış, bu yanılgı eleştirilmekle yetinilmiştir.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 35/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.