Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2010 E. 2026/1065 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2010
Karar No
2026/1065
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2010 Esas

KARAR NO : 2026/1065 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2019/622 Esas - 2023/314 Karar

TARİH: 20/06/2023

DAVA : Alacak (Hava Taşımacılığından Kaynaklanan)

BİRLEŞEN DAVA BİLGİLERİ İSTANBUL 15 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2020/309 Esas 2020/362 Karar sayılı dosyası

DAVA: İtirazın İptali (Taşıma SözleşmesiKaynaklı)

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Asıl davada davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ... Sitesinde uzun yıllardan beri müşterilerine hizmet vermekte olup bilumum orman ve yapı ürünlerinin üretim, ithalat ve ihracatını gerçekleştirdiğini, 7 kıtadaki Rusya Federasyonu'na ait temsilciliklerine ürünlerini başarıyla naklettirip montajını gerçekleştiren müvekkilinin ilk defa davalılar vasıtasıyla yapmaya çalıştığı ihracat işleminde büyük bir sıkıntı yaşadığını, Bağdat şehrindeki Rusya Konsolosluğuna ivedilikle gönderilmesi gereken 8640 kilogram ağırlığındaki malzemeler için ... A.Ş ile 01.11.2017 tarihinde ... Havalimanı' ndan gönderilmek üzere anlaşan müvekkiline ürünlerin iki gün içerisinde Bağdat'a ulaştırılacağının söylendiğini, ... A.Ş nin ürünleri göndermek üzere Azerbaycan Cumhuriyeti'ne bağlı ... ... ... ile anlaştığını, müvekkilinin bu durumdan haberinin olmadığını, belirlenen tarihte ... Havalimanı' ndan yola çıkan malların Bakü'ye götürüldüğü ancak Bakü'den Bağdat'a geçişi için 40 günden fazla beklemek zorunda kalındığının bildirildiği, müvekkilinin zarara uğradığını, malların Türkiyeye geri gönderilmesini istediğini, geri gönderilen malların karayolu ile sorunsuz bir şekilde Bağdata ulaştırıldığını, gönderim tarihinden itibaren ... ... şirketinin müvekkilini ve yüklenici firmaya malın Bağdat'a götürülememesi ile ilgili geçersiz bahaneler ürettiğini, ... şirketinin malların diplomatik mal olması nedeniyle Irak'a giriş yapılamadığı yönündeki tamamen gerçek dışı gerekçesinin diğer davalı şirket tarafından çürütüldüğünü, taşınan malların diplomatik mal özelliği bulunmadığını, ... şirketinin bu gerekçesinin müvekkilini tatmin etmemesinden dolayı bu sefer şirketin başka bir bahane ürettiğini, Irak Dışişleri Başkanlığından izin alınamaması nedeniyle malların sevkiyatının yapılamadığına ilişkin mail atıldığını, müvekkilinin ... şirketi ile herhangi bir iş sözleşmesi olmadığını,8.495,00 TL ardiye, 2.540,00 TL forklif, 140,00 TL muayene ,455,00 TL mesai, 250,00 TL ordino, 10.325,00 TL sandık, 826,00 TL yurtiçi nakliye olmak üzere toplam 23.031,00 TL ve müvekkilince istenen 13.904. 00 USD (açılan icra takibi sırasında TL karşılığı : 72.547,26TL) navlun ücretinin tazmininin gerektiğini, bu nedenle Davalılardan ... şirketi havayolu navlun ücretini İst. 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takiple talep edildiğini, müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların büyük olduğunu beyanla 23.031,00 TL maddi , 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkilinin 1992 yılından itibaren, küresel lojistik ve uluslararası taşıma hizmetleri vermekte ve vermiş olduğu kaliteli ve güvenli hizmet anlayışıyla sektörün önde gelen firmaları arasında yer aldığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin 01.11.2017 tarihinde, diğer davalı ... ... ile taşıması gerçekleştirilecek ... camların, ...' den Bağdat şehrindeki Rus Konsolosluğu' na taşınması hususunda anlaştıklarını, bahsi konusu taşımada müvekkili şirketin "Taşıma işleri komisyoncusu" sıfatı ile hareket ettiğini, taşıması gerçekleştirilen ... camlar; diğer davalı ... ...' in tamamen kendi kusurundan kaynaklı olarak, Bakü' den İran' a taşınabilmesinde yetkili makamlardan gerekli uçuş izinlerini almamış olması sebebiyle teslim edilemediğini, müvekkilince diğer davalı ... ... tarafından taşıma konusu malların uçuş izni alınamamasından mütevellit Bağdat'a gönderilmemesi nedeniyle malların iadesinin istendiğini ve davacı müşteri adına Varşova Konvansiyonundan kaynaklı zararların tazmini talebinde bulunulduğunu, ancak, diğer davalının bu talebi "Yerel otoritelerden kaynaklanan problemlerden dolayı aktarmanın yapılamamasından sorumlu olmayacaklarını" belirterek Varşova Konvansiyona tamamen aykırı bir şekilde claim/tazmin talebini reddettiklerini, Havayolu taşıyıcısı ... ... tarafından, söz konusu taşıma için navlun bedeli karşılığı olarak müvekkili şirkete kesilen fatura bedelinin müvekkili tarafından ödenmek zorunda kaldığını, taşıması gerçekleştirilecek ... camların, ...' den Bağdat şehrindeki Rus Konsolosluğu' na taşınamaması hususunda müvekkili şirketin herhangi bir kusuru veya sorumluluğunun bulunmadığını, malların aktarmasının yapılamaması ve gerekli izinlerin alınamaması hususunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı şirket ... .... A.Ş. nin taşıma konusu malların, havayolu ile teslim edilememesi üzerine, karayolu ile teslimini gerçekleştirdiğini, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını, davalı müvekkilinin huzurdaki davada taraf sıfatına haiz olmaması sebebiyle müvekkili yönünden usulden reddine, aksi halde; müvekkilinin taşıma konusu malların teslim edilememesinde herhangi bir kusurunun olmaması sebebiyle müvekkili yönünden davanın esasta reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayın havayolu taşıma işleminden kaynaklandığını, davaya konu olayda 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunun 26. maddesi gereğince bizzat davacı tarafından yerine getirilmesi gereken şikayet şartının yerine getirilmediğini, davacı - gönderen tarafından, asıl taşıyıcıya yöneltilmiş bir şikayet bulunmadığını, Varşova Konvansiyonunun 26. maddesi gereğince "şikayet şartının gerçekleşmemesi sebebiyle", artık taşıyıcı aleyhine dava yoluna gidilemeyeceğini, bu nedenle, davanın bu önşart yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Varşova Konvansiyonunun 16. maddesi ve Montreal Konvansiyonun 16. maddesi gereğince; gönderen, kargonun alıcıya teslim edilebilmesinden önce, gümrük, polis ve diğer kamu otoritelerinin gerekliliklerini yerine getirmek için gerekli olan bilgi ve belgelerin sağlanması gerektiğini, taşınma için diplomatik izin gerekmesi halinde, bu izinlerinin gerekliliğini taşıyıcıya bildirmek ve izinleri sağlamak, göndercinin - davacının sorumluluğunda olduğunu , davacı - göndericinin, Varşova - Montreal Konvsansiyonları gereğince kendi yükümlülüğünde bulunan "kargonun diplomatik kargo olduğu konusunda bilgilendirme ve buna ilişkin belgeleri hava yük senedine ekleme" yükümlülüğünü yerine getirmediğini; davacı yanın, kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan gecikmelere ve sair zararlarına ilişkin talepte bulunma hakkının olmadığını, davacının taşımaya konu ürünlerin / kargonun diplomatik kargo olduğu ve diplomatik izin alınmasının gerektiği konusunda taşıyıcıyı bilgilendirmediğini , havayolu taşımalarında; gönderenin izin ve formaliteler konusunda taşıyıcıyı bilgilendirme yükümlülüğünün bulunması gerekmekle birlikte, taşıyıcının bu bilgi ve belgelerin doğruluğunu veya yeterliliğini araştırma yükümlülüğünün olmadığını, davaya konu taşımanın gerçekleşmemesinde taşıyıcının kusuru bulunmadığını, taşımanın davacı - gönderenin tam ve asli kusuru sebebiyle gerçekleşmediğini, davacının ırak dışişleri bakanlığından malların geçişi ile ilgili problem olmadığına dair bir yazı almalarına rağmen yine de uçuşun gerçekleştirilemediği ve malların iade edilmediği iddiasına dair dosyada hiçbir delil olmadığını, davaya konu ürünlerde herhangi bir hasar yahut eksiklik bulunmadığını, davacının maddi tazminat taleplerinin tümünün reddi gerekmekle birlikte; dava dilekçesinde zarar kalemleri içerisinde belirtilen "sandık ücreti" talebinin ise her halde reddi gerektiğini, davacı yan tarafından, dava dilekçesinde belirtilen navlun ücretine ilişkin beyanlarda hukuki dayanaktan yoksun olduğunu , hava yolu taşımalarındaki hasar veya gecikmeler için manevi tazminat öngörülmemiş olup manevi tazminat talebinin her halde redi gerektiğini, davacı yanın, taleplerine 30.10.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi de hukuka aykırı olup reddi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Davalı ... .... Ltd şirketinin, ihraç ettiği alüminyum pencere ve parçalarından oluşan yükünün İstanbul’dan Bağdat şehrinde bulunan Rus Konsolosluğu'na havayolu ile taşıtılması hizmeti için müvekkili şirket ile anlaştığını, söz konusu taşımaya ilişkin düzenlenen ... no’lu hava taşıma senedi (“...”) tahtında ... Havalimanı’ndan Bağdat Havaalanı’na taşıma işini bizzat gerçekleştiren tarafın taşıyıcı sıfatıyla ... ... Havayolları şirketi olduğunu, havayolu taşıyıcısı ile gönderen davalı şirket arasında davacı müvekkili şirketin “Havayolu Kargo Acentesi” sıfatına haiz olduğunu, bu bağlamda, ... no’lu hava taşıma senedi (“...”) tahtında 01.11.2017 tarihli uçuş ile İstanbul ... Havalimanı’ndan Bağdat Havalimanı’na gönderilmesi planlanan yükün, Bakü üzerinden yapılan aktarma sırasında durdurulduğunu ve tamamıyla müvekkili davacı şirketin kendi sorumluluğu ve organizasyon alanı dışında gerçekleşen sebeplerden kaynaklı olarak Irak’a taşınabilmesi için yetkili makamlardan gerekli izinlerin alınmamış olması sebebiyle Bağdat Havalimanı’na varamadığını, söz konusu yükün, daha sonra Havayolu taşıyıcısı şirket tarafından İstanbul’a geri taşınıp davalı şirkete teslim edildiğini, söz konusu taşıma için havayolu şirketi tarafından talep edilen navlun bedelinin, davalı yükün göndereni/taşıtanı olan ... .... Ltd. şirketi tarafından ödenmemesi sonucu, haksız yere davacı müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, havayolu taşımacılığında, tüm havayolu şirketleri yaptıkları taşımaların navlun ücretlerini 15 günde bir ... ... sistemine bildirerek, sistem üzerinden tahsilat yapmakta olduğunu, kısaca ... olarak bilinen bu sisteme bildirilen taşıma ücreti alacaklarının zamanında ve eksiksiz olarak ödenmemesi halinde davacı müvekkili şirket gibi havayolu kargo acentelerinin veya taşıma komisyoncularının kargo acenteliği belgelerinin yani ... belgelerinin derhal iptal edildiğini, söz konusu yükün havayolu ile İstanbul’dan Bağdat’a taşınması için gerekli olan izin ve belgelerin alınması ve uçuş için hazır edilmesi yükümlülüğünün, taşımanın tarafları olan hem malın ihracatçısı hem göndereni olan davalı şirket ile taşıma işini gerçekleştirmekle yükümlü dava dışı havayolu şirketinde bulunduğunu, buna rağmen davacı müvekkili şirketin bu konular hakkında hiçbir alakası ve kusuru olmadığı halde, işbu taşıma için havayolu şirketinin kesmiş olduğu navlun ücreti fatura karşılığını, ... sistemi üzerinden hava kargo acentesi olarak faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli olan ... belgesinin iptal edilmemesi için 13.442,00 USD bedeli ödemek zorunda kaldığını, bu durum üzerine davacı müvekkili şirket tarafından, davalı şirketin, havayolu taşımasının göndereni ve taşıtanı olarak ödemesi zorunlu olan bedel ile ilgili olarak davalı tarafa ... no’lu hava taşıma senedine konu olan taşıma için 13.904,00 USD bedelli fatura düzenlenip davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığını, İstanbul 22. İcra Dairesi’nde ... Esas numaralı dosya ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, bunun yanı sıra davalı şirket tarafından, ... no’lu hava taşıma senedi tahtında İstanbul-Bağdat havayolu taşımasına ilişkin olarak davacı müvekkili şirket ile taşımayı üstlenen havayolu şirketi aleyhine İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde tazminat davası açıldığını, bu davanın 2019/622 Esas sayılı dosya ile halen derdest olup taraflar arasında dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme duruşması aşamasında olduğunu ve görülmekte olan davada taraflar ve husumete konu olan olayın işbu dava ile aynı olması sebebiyle her iki dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğunu beyanla, davanın kabulü ile İstanbul 22. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra takibinin talep edilen miktar ve ticari avans faiz oranı üzerinden devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı borçluya yüklenmesine, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmekte olan 2019/622 Esas sayılı dava dosyası ile işbu dava arasında sıkı bir bağlantı olması sebebiyle her iki davanın birleştirilmesine ve yargılamanın 2019/622 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Birleşen davada davalı ... vekilinin cevap dilekçesi özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ... tarafından ifa edilmeyen bir taşıma sözleşmesi bulunduğunu, taşınmak üzere gönderilen mal ulaştırılacak yere gönderilemeden iade edildiğini, bu sebeple müvekkili bakımından ödenmesi gereken bir borç söz konusu olmadığını, Batı Nakliyatın müvekkilinin hiçbir bilgisi olmaksızın eşya taşıma işini ... ... LTD. ŞTİ.'ye (...) verdiğini, ... Kargonun ilgili malları yine müvekkilinin hiçbir bilgisi olmaksızın öncelikle Azerbeycan-Bakü'ye götürerek daha sonrasında çeşitli bahanelerle, malların diplomatik mal olduğu ve özel izin alınması gerektiği şeklinde, işi sürüncemede bırakmak suretiyle taşıma işini gerçekleştirmediğini, Müvekkilinin taşıma işinin gerçekleştirilmesi için tekrar masraflar yapmak suretiyle kara yolu ile taşımacılığıyla ilgili eşyaları Bağdat'a ulaştırabildiğini, beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen ava kapsamında zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de Varşova Konvansiyonu'nun 29. Maddesi uyarınca "tazminat davası, hava aracının varış, yerine geldiği veya gelmesi gerektiği günden veya taşımanın durduğu tarihten itibaren iki yıllık süre içinde açılmazsa, tazminat talep hakkı düşer" hükmünü haiz olduğu, bu durumda taşıma anlaşmasının 01.11.2017 tarihinde yapıldığı, teslimin daha sonraki bir tarihte olması gerektiği, arabulucukta geçen süre ve birleşen davada icra takibinin zamanaşımını kesmesi ile birlikte her iki dava yönünden de zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davaların açılış tarihi itibarıyla zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 20/06/2023 tarih ve 2019/622 Esas - 2023/314 Karar sayılı kararında; Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Asıl dava kapsamında davacıya ait ürünlerin hava yolu ile taşınması için davalı ... ile taşıma sözleşmesi yapıldığı, ...'ın da fiili taşıyıcı olarak yükü diğer davalı aracılığı ile taşıdığı, bu nedenle davalıların iç ilişkileri davacı tarafı bağlamadığından oluşan bir zarar durumunda davacıya karşı müteselsilen sorumlu olacakları, taşınan malın alıcıya ulaştırılamadığı, davalı ... vekili taşınan ... camların, ...' den Bağdat şehrindeki Rus Konsolosluğu' na taşınamamasında kusurları olmadığını, gerekli izinlerin davacı tarafça alınması gerektiğini, zira kendilerinin sadece komisyoncu olduğunu ve tarafları bir araya getirdiğini, davacının talimatları doğrultusunda taşımayı organize ettiklerini beyan etmiş ise de, aralarındaki sözleşme uyarınca davacıya karşı sorumlu olduğu, sadece işi organize ettiği kabul edilse dahi, organize edilen işin gereği gibi organize edilememesi nedeniyle eşyaların taşınamadığı, taşıma işi yaptıracak olan davacının taşıma yapılacak şey ve teslim edilecek ülkeye göre ne gibi evrakların gerektiğini bilemeyebileceği, taşıma işinin doğası gereği gerekli belgelerin taşıma işi yapan davalılarca kontrol edilmesi gerektiği ve eksik evrak olması halinde bunun davalılarca kontrol edilerek davacı ile kurulacak irtibat sonucu temininin sağlanması gerektiği, aktarma yapılacağı ve ... dışında bir firmanın taşıma yapacağı hususunun taşımadan önce davacıya bildirildiğine dair bir delil bulunmadığı, davacı tanığının da bu doğrultuda beyanda bulunduğu, güzergah planını davalı tarafın yaptığı, yine taşınanın diplomatik kargo olduğu davalılarca iddia edilmiş ise de dosyada buna ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, kaldı ki diplomatik kargo olsa dahi taşınması ve teslimine ilişkin esasların yine taşımayı yapacak olan davalı tarafça bilinmesi gerektiği, bu nedenle davacı tarafın davalılarca taşınan ve ulaştırılamayan kargosu nedeniyle uğradığı zararların davalılarca karşılanması gerektiği, bu zararın alınan bilirkişi raporları ile 23.031, TL olduğunun belirlendiği, birleşen dava kapsamında ise taşıma işini gereği gibi yapmayan davalının navlun bedeli talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla asıl davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, davacının yapılan ticarette zarar etmesi nedeniyle doğrudan kişilik haklarının zedelendiği kabul edilemeyeceğinden şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine ve birleşen dava ile şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,

'' 1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; 23.031, TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Manevi tazminat isteminin REDDİNE,

2-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN

Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı ... Ltd Şti, asıl davada davalı birleşen davada davacı ... A.Ş. Ve asıl davada davalı ... ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili birleşen davaya yönelik istinaf dilekçesinde özetle; birleşen itirazın iptali davasında davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niye tazminatına hükmedilmesi taleplerinin olduğunu, ancak mahkemenin birleşen davayı reddetmesine rağmen, kötü niyet tazminatı talepleri hakkında bir karar vermediğini, ileri sürerek, birleşen dava yönünden istinaf taleplerinin kabulü ile birleşen davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... A.Ş. vekili asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf dilekçesinde özetle;

Asıl davada; davalının gönderen davacı ... ile diğer davalı havayolu taşıyıcısı ... şirketini bir araya getiren havayolu kargo acentesi olduğunu, taşıyan sıfatı bulunmadığını, havayolu taşıması işini bizzat üstlenen ve gerçekleştiren tarafın taşıyıcı sıfatıyla diğer davalı ... şirketi olduğunu, husumet itirazlarının kabul görememesinin ve davalının akdi taşıyıcı olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

Dosyaya sunulan kök ve ek bilirkişi heyet raporları ile dava konusu yüküm diplomatik kargo olduğu, taşımanın Bakü aktarmalı yapılmış olmasının, taşıma faaliyetinin kamu otorite işlem ve eylemleri sebebiyle durdurulmasında etkisinin bulunmadığı ve davalının bu durumdan kaynaklanan zarardan sorumlu tutulamayacağı tespit edilmesine, yine Bakü'de ortaya çıkan taşıma engeli nedeniyle davacının yapmak zorunda kaldığı masraflara kendisinin katlanması gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece rapora aykırı şekilde yükün diplomatik kargo olduğuna ilişkin bir belgenin bulunmadığı, bulunsa dahi ilgili izinlerin davalı tarafından alınması gerektiği yönündeki şirket tarafından alınması gerektiği şeklindeki kabulün hukuka aykırı olduğunu, Montreal Konvansiyonu'nun 16/1 fıkrasında "Gönderen, kargonun alıcıya teslim edilebilmesinden önce, gümrük, polis ve diğer kamu otoritelerinin gerekliliklerini yerine getirmek için gerekli olan bu tür bilgi ve böyle belgeleri sağlamalıdır. Gönderen, hasar taşıyıcının çalışanının ya da temsilcisinin bir kusuruna bağlı olarak meydana gelmediği sürece, bu tür bilgi ve belgelerin yokluğu, yetersizliği ve düzensizliğinden kaynaklanacak her türlü hasar için taşıyıcıya karşı sorumludur." düzenlemesi bulunduğunu, Varşova Konvansiyonu'nun 16. Maddesinde ve TTK'nun 919 maddesinde de benzer hükümlerin bulunduğunu, asıl davacı ...'ın dava konusu İstanbul-Bağdat arası havayolu taşımasına dair yetkili makamlardan alınması gerekli olan izin ve belgelerin eksikliği ve yokluğu sebebiyle uçuşun gerçekleşmemesi sonucu oluşan taşıyıcı zararlarından taşıyıcıya karşı sorumlu olduğunu, dava kapsamında taşınan eşyaların Irak'da bulunan Rus Konsolosluğu'na gönderilmesi sebebiyle diplomatik eşya statüsünde olduğunu, davalının kendisine davacı ... şirketi tarafından sunulan, yükün niteliğine ve yükün alıcısına ilişkin bilgi ile talimatları taşıma işini üstlenen diğer davalı ... şirketine ilettiğini, taşıma işinin bizzat diğer davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini davacının bildiğini, davacının taşınan eşyanın niteliğine göre gereken izin ve belgeleri temin etmediği gibi, bu konuda bir bildirimde de bulunmadığını, tanık anlatımlarının da bu yönde olduğunu,

Birleşen davada; taşıma işleri komisyoncusu sıfatını haiz olan davacının, davalı ...'ın ödemesi gereken havayolu navlununu davalı ... Şirketi'ne ... belgesinin iptal edilmesini önlemek amacıyla ödemek zorunda kaldığını, davacının takibe konu ettiği alacağın bakiye açık hesap alacağı olduğunu, mahkemenin, taşıma işinin gereği gibi yapılmadığından bahisle davacının navluna hak kazanamayacağı yönündeki gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, TTK 919/2-c hükmünün, "Gönderen, kendisine herhangi bir kusur yüklenmese bile taşıma işleri komisyoncusunun; c) Eşya ile ilgili resmî işlemler için gerekli olan belgelerin ve bilgilerin eksikliğinden, yokluğundan ya da gerçeğe aykırılığından kaynaklanan giderlerini ve zararını karşılamakla yükümlüdür." hükmünü haiz olduğunu; taşınan eşyaya ilişkin resmi izinlerin alınması, bu hususta bilgi ve belgelerin temin edilmesi yükümlülüğü mevzuat gereği davalıda iken, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğunu, ürünlerin alıcısının Rus Konsolosluğu olması sebebiyle teslim edilemediği, davacının malların teslim edilememesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, Bakü'de ortaya çıkan taşıma engelinin kamu otoritesinden kaynaklandığını, bu taşıma için havayolu şirketinin kesmiş olduğu taşıma ücreti fatura bedelini ödemek zorunda kalan davacıya karşı, davalı ...'ın sorumlu olduğunu,

İleri sürerek, izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve mahkemesine iadesine, aksi durumda kararın kaldırılmasına asıl davanın tümden reddine, birleşen davanın kabulüne, tehiri icra taleplerinin kabulüne kararı verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı ... ... Ltd. Şti. vekili asıl davaya istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesi ile dava ... ... Şirketi'ne yöneltilmesine rağmen, mahkemenin davacının HMK'nun 124 maddesi koşullarını taşımayan tarafta iradi değişiklik talebini kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının husumetin ilk gösterilen davalıda olduğunu bildiğini, bunun maddi bir hata olmadığını, her iki şirket tamamen farklı şirketler olup karıştırılmalarının da mümkün olmadığını, tarafta iradi değişiklik talebine rıza göstermediklerini,

Davalının ... şirketinin acentesi yahut temsilcisi olmadığını, taşıma işinin fiili taşıyıcısının, ... adlı firma olduğunu; davanın önce ... şirketine karşı açıldığını, ardından ise doğrudan davalı şirkete yöneltildiğini, davalının acente olmadığına dair beyanları esas olmak üzere aksi kanaat halinde dahi davanın "..." firmasına izafeten davalıya yöneltilmesi gerektiğini, her iki şekilde de dava ikame edilmediğinden davanın kendileri yönünden husumetten reddedilmesi gerektiğini,

Davalıya izafeten dava açılmadığı gibi, ... şirketine karşı arabuluculuk yoluna gidilmediğini, "..." şirketine karşı dava şartı olan arabuluculuk şartı yerine getirilmemiş olduğundan, davanın doğrudan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,

Davacının taşımanın gerçekleşmemesi sebebiyle sandık, ardiye, forklif, muayene, mesai, nakliye ve ordino ücretleri şeklinde zararı oluşmadığını; davaya konu eşyalarda herhangi bir hasar yahut eksiklik bulunmadığını, davacının eşyaların geri geldiğini ve kara yoluyla Bağdat' a gönderildiğini belirttiğini, doğrudan eşyalarla ilgili herhangi bir zarar talep edilemeyeceğini, davacının d talep ettiği maddi tazminat kalemleri içinde yer alan bedeller olan sandık, ardiye, forklif, muayene, mesai ve ordino ücretleri taşıma hangi yolla yapılırsa yapılsın davacının zaten kendisinin risk alanında olan ve kendisinin katlanması gereken masraflar olduğunu, davacı havayolu taşıması için bu masrafları yapmış olması nedeniyle ayrıca bu hususlarda karayolu taşımasında tekrar masraf yapmak zorunda kalmadığını ve dolayısıyla bir zararı oluşmadığını, davacının bu bedeller dışında taşıma ücreti vs. gibi başka bir talepte de bulunmadığını; dolayısıyla havayolu taşımasının gerçekleşmemesi gerekçesiyle davacının karayolu taşımasında zaten katlanması gereken masrafları davalıdan talep edemeyeceğini,

Bilirkişi raporlarında da, dava konusu taşımanın kamu otoritesinden gerekli izinlerin alınamaması gerekçesi ile gerçekleştirilememiş olduğunun, Bakü’de ortaya çıkan engelin taşıma engeli olduğunun ve bu engelin aşılması için gerekli masrafları da gönderenin karşılaması gerektiğinin belirtildiğini, rapora aykırı şekilde hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

Davaya konu olayda 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunun 26. maddesi gereğince bizzat davacı tarafından yerine getirilmesi gereken şikayet şartının yerine getirilmediğini, davacının alıcısı Bağdat'ta bulunan Rusya Konsolosluğu'na toplam 8.640 kilogram ağırlığındaki eşyaların hava yoluyla taşınması için diğer davalı ... ile anlaştığını, davalının da taşıma işi için ... şirketi ile anlaştığını; fiili taşıyıcı sıfatının ...'a ait olduğunu, taşıma sürecinin uzaması sebebiyle davacının ürünleri geri istemesi üzerine, eşyaların tekrar ... Havalimanı'na getirildiği, akabinde eşyaların davacı tarafından kara yoluyla Bağdat'a ulaştırıldığının anlaşıldığını, uyuşmazlığın eşyaların taşınmasının gecikmesi ve taşımanın davacının iddia ettiği sürede gerçekleşmemesinden doğduğunu, 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunun 26. maddesine, 1955 tarihli Lahey Protokolü ile; "Gecikme halinde şikayetin, bagaj veya yükün kendi eline geçtiği tarihten itibaren en geç yirmi gün içinde yapılması gerekir" hükmünün eklendiğini, Varşova Konvansiyonu'nun 26. maddesinin ilk ve son paragrafında ise bu süre içerisinde şikayette bulunulmaması halinde taşıyıcıya karşı talep hakkının düşeceğini, davacının taşıyıcıya yöneltmiş olduğu şikayet bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,

Varşova Konvansiyonunun 16. maddesi me Montreal Konvansiyonun 16. maddesi gereğince; gönderenin, kargonun alıcıya teslim edilebilmesinden önce, gümrük, polis ve diğer kamu otoritelerinin gerekliliklerini yerine getirmek için gerekli olan bilgi ve belgeleri sağlaması gerektiğini, taşıyıcının bu bilgi ve belgelerin doğruluğunu veya yeterliliğini araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, taşıma için diplomatik izin gerekmesi halinde, bu izinlerinin gerekliliğini taşıyıcıya bildirme ve izinleri sağlama yükümlülüğü davaıda olup, davalının bu bilgi ve belgeleri kontrol etme yükümlülüğü olmadığını, hatta bu belgelerin eksikliği nedeniyle taşıyıcının uğrayacağı zararlardan göndericinin sorumlu olduğunu, davacının taşımanın yapılacağı ülke olan Irak'taki gümrük, giriş vergisi veya polis formaliteleri gibi işlemlerin yerine getirilmesi için gerekli bütün bilgileri temin etmek, taşıyıcıya vermek ve belgeleri hava yük senedine eklemek zorunda olduğunu, davacının kargonun diplomatik olduğu, diplomatik izin gerektirdiği ve sair kamu otoritesi formaliteleri hususunda taşıyıcıyı bilgilendirmediğini, aksine uçuş formaliteleri konusunda taşıyıcıdan bilgi istenildiğini, alıcı ülkesindeki kamu otoritelerinin uygulamalarının ve bu otoritelerden izin alınması gibi işlemlerin Varşova ve Montreal Konvansiyonları 16. maddeleri gereğince göndericinin yükümlülüğünde olduğunu; Varşova ve Montreal Konvansiyonları ile göndericiye yüklenen bir yükümlülüğün ilk derece mahkemesi tarafından hangi kanun veya hukuki dayanak ile taşıyıcıya yüklendiğinin kararın gerekçesinde yeterince açıklanmadığını, Montreal Konvansiyonu'nun 18/2-d maddesinde de; "taşımanın bir kamu otoritesi faaliyeti sebebiyle gerçekleştirilememesi halinde taşıyıcının sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği" açıkça ifade edildiğini, Irak yetkili makamlarınca, diplomatik kargo izni istendiğini, bu izin olmadan üst geçiş ve iniş izni verilmediğini, bu sebeple taşımanın gerçekleştirilemediğini ve bu durumun taşıma engeli teşkil ettiğini, eşyaların taşınmasının Bakü aktarması ile yapılmasının taşıma işinin gerçekleşmemesine hiçbir etkisi olmadığını çünkü; Irak yetkili makamlarınca üst geçiş ve iniş izni verilmemesinin nedeninin, eşyaların doğrudan İstanbul'dan gelmemesi veya Bakü aktarması ile gelmesi değil, eşyaların alıcısının Rusya Konsolosluğu olması ve taşımanın gerçekleştiği tarihlerde Irak' ın içinde bulunduğu siyasi konjonktür olduğunu, tanık beyanları ile de taşımanın diplomatik kargo olması sebebiyle gerçekleşmediğinin ispatlandığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 4 Ocak 2018 tarihli mailde görülen davacı ve diğer davalı ... arasında geçen yazışmada, davalı ...'ın, söz konusu malların diplomatik kargo sınıfında olmadığı görüşünde oldukları, fakat elbette Irak'ın kendi iç mevzuatında böyle bir malı nasıl sınıflandırdığı (diplomatik kargo sınıfında sayıp saymadığı) konusunda bilgi sahibi olmadıklarını ifade ettiğini, Irak'a uçuşun gerçekleşmemesinin nedeninin, Irak yetkili makamlarınca kargo için diplomatik izin gerektiğinin belirtilmesi ve izin verilmemesi olduğunu; tanık ...'in de bu hususu açıkça ifade ettiğini, buna rağmen Mahkemece belirtilen taşınanın diplomatik kargo olduğu davalılarca iddia edilmiş ise de dosyada buna ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, yönündeki gerekçenin dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu,

Varşova Konvansiyonu 21. maddesinde; "Taşıyıcı zarara, zarar gören kişinin sebep olduğunu veya zararın doğmasında zarar gören kişinin ihmal veya dikkatsizliğinin katkısı bulunduğunu ispat ederse, mahkeme, kendi kanunlarının hükümlerine göre, taşıyıcıyı kısmen veya tamamen sorumluluktan kurtarabilir" hükmü bulunduğunu, davacının taşımanın yapılacağı ülke olan Irak'taki gümrük, giriş vergisi veya polis formalitelerinin vs. yerine getirilmesi için gerekli bütün bilgileri vermemesi, belgeleri hava yük senedine eklememesi, taşıma öncesinde kargonun diplomatik kargo olduğunu bildirmemesi sebeplerinden ötürü tam ve asli kusurlu olduğunu,

İleri sürerek, açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; davalı müvekkilin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin "asıl davanın kısmen kabulüne" dair kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama sonunda davacının tüm talepleri bakımından davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bıraılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Asıl dava; uluslararası havayolu taşıma sözleşmesinden doğan edimin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini, birleşen dava ise taşıma ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davada davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkemece; taraf vekillerince dosyaya sunulan deliller yanında, taraf tanıklarının da dinlendiği ve dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile kök ve itirazlar üzerine ek rapor alınarak istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.

Dosya içeriği belgelere göre; asıl dava davacısı ile asıl dava davalı ... arasında davacıya ait ... cam emtiasının ... Havalimanı'ndan Bağdat'ta bulunan Rus Konsolosluğu'na taşınması amacıyla taşıma sözleşmesi yapıldığı, davalı ...'ın akdi taşıyıcı olduğu, ... tarafından 31/10/2017 tarihli havayolu taşıma senedinin düzenlendiği, fiili taşıyıcının ... Airlines olarak gözüktüğü, davalının havayolu taşıması için alt taşıyıcı olarak davalı ... ... Ltd. Şti. ile anlaştığı, uçağın Bakü aktarmalı olarak yola çıktığı ve fakat Bakü'den Irak'a geçişin davalıların savunmasına göre diplomatik izinlerin alınmaması nedeniyle yapılamadığı ve teslimin 40 günü aşkın süre geciktiği, bunun üzerine davacının emtianın ... Havalimanı'na geri gönderilmesini talep ettiği, havayolu ile geri getirilen emtianın havalimanından transit olarak tır ile Bağdat'a gönderildiği, asıl davada davacının havayolu taşıması için navlun harici yapmış olduğu masrafların ve manevi tazminatın davalılardan tahsili istediği, birleşen davada davacı ...'ın navlun alacağının da içerisinde bulunduğu bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla birleşen davalı ... aleyhine ilamsız takip başlattığı, takibe itiraz üzerine birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır. Asıl dava davalısı ... taşıma işini organize eden akdi taşıyıcı sıfatını haiz olup husumete yönelik istinafı yerinde değildir. Asıl dava davacısı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin davalılar ... ve ... Şirketi'ne karşı yürütüldüğü, dava dilekçesinde davalının havayolu Şirketi ...'ı taraf olarak gösterdiği, ancak adresin davalı ... ... Şirketi'ne ait olduğu, 30/12/2019 tarihli beyan dilekçesi ile maddi hata nedeniyle tarafta değişiklik talebinin mahkemeye iletildiği, arabuluculuk süreci de nazara alındığında davacının iradesinin davaın davalı...'ya karşı ikame edilmesi olduğunun, dava dilekçesinde tarafın maddi hata sonucu farklı gösterildiğinin anlaşıldığı, HMK'nun 124 maddesi uyarınca, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin mahkemece kabul edilmesi için karşı tarafın rızasına gerek bulunmadığından, mahkemenin iradi değişiklik talebini kabul etmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından, dava konusu taşıma sözleşmesine taraf olunmadığı, dava dışı havayolu şirketinin temsilcisi veya acentesi de olunmadığı, acentesi olduğu kabul edilecek olsa dahi acenteye ancak izafeten dava açılabileceği ileri sürülmüş ise de; davalılar arasındaki alt taşıma sözleşmesine ilişkin navlun faturasının doğrudan davalı ... tarafından kendi adına davalı ...'a düzenlendiği, kargoya ilişkin mail yazışmalarının da davalı ... Şirketi çalışanları tarafından yapıldığı, davalı acente olmadığını savunduğu gibi, defter ibraz etmediğinden navlun faturasının dava dışı havayolu Şirketi adına tahsil edilip edilmediğine dair inceleme de yapılmadığı, bu durumda mahkemece davalı ...'nun acente sıfatıyla hareket etmediğinin alt taşıyıcı olduğunun ve kendisine doğrudan husumet yöneltilebileceğinin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

Dava Konusu havayolu taşıması Türkiye - Irak arasında olup, 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'ne Irak Cumhuriyeti taraf değildir. Hem Türkiye'nin hem de Irak Cumhuriyeti 12/10/1929 tarihli Varşova Sözleşmesi ile 28/09/1955 tarihli Lahey Protokolü taraf olduklarından, dava konusu uyuşmazlıkta Lahey Protokolü ile değişik Varşova Sözleşmesinin uygulanması gerekmektedir. Öte yandan Konvansiyonda hüküm bulunmaması halinde, gerek TTK'nun 852/1 fıkrası gerek Konvansiyonda hüküm bulunmaması halinde, MÖHUK'un 29/2 fıkrası uyarınca TTK'nun taşımaya ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Varşova Sözleşmesi'nin 19 maddesi uyarınca taşıyıcı, yolcuların, bagajın veya eşyanın havayolu ile taşınmasında gecikmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmenin 21 maddesine göre ise; taşıyıcı, zarara, zarar gören kişinin sebep olduğunu veya zararın doğmasında zarar gören kişinin ihmal veya dikkatsizliğinin katkısı bulunduğunu isbat ederse, mahkeme, kendi kanunlarının hükümlerine göre, taşıyıcı kısmen veya tamamen sorumluluktan kurtarabilir. Sözleşmenin 26/2,3,4 fıkraları uyarınca gecikme halinde teslim alamaya yetkili kişinin bagaj veya eşyanın kendi eline geçtiği tarihten itibaren en geç 14 gün taşıyıcıya durumu bildiren şikayetini, taşıma belgesi üzerine yazılmak suretiyle veya ayrı bir bildirim halinde yazılı olarak göndermesi gerekir. Bu süre içerisinde şikayette bulunulmaması halinde artık taşıyıcıya başvurulamaz. Son olarak sözleşmenin 16/1 ve 2 fıkralarına göre gönderici, eşyanın alıcıya tesliminden önce gümrük, şehir girişi veya polis formalitelerinin yerine getirilmesi için gerekli bütün bilgileri vermek ve belgeleri hava yük senedine eklemek zorundadır. Gönderici bu bilgi ve belgelerin yokluğundan, yetersizliğinden veya usulüne uygun olmamasından doğan zararlardan, bu zarar taşıyıcının veya temsilcilerinin kusurundan ileri gelmedikçe, taşıyıcıya karşı sorumludur. Taşıyıcı bu bilgi ve belgelerin doğruluğunu veya yeterliğini araştırmak zorunda değildir.

Asıl davada davalılar tarafından, dava konusu gönderinin diplomatik gönderi olması nedeniyle emtianın bulunduğu uçağın Bakü'den Irak'a geçişine Irak Hükümeti tarafından izin verilmediği, davacının diplomatik kargoya ilişkin gereken izin ve belgeleri taşıma öncesi temin etmekle ve bu hususu taşıyıcılara bildirmekle yükümlü olduğu bu nedenle taşımanın tamamlanamadığı ileri sürmektedir. Diplomatik kargonun ne olduğuna dair açık yeknesak bir tanım olmamakla birlikte Sivil Havacılık Gneel Müdürlüğü ve Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı tarafından diplomatik kargonun, ülke yetkilileri tarafından, mühürlü zarf veya çanta halinde yurt dışı ülke temsilciklerine gönderilen, gizliliğinde dolayı özel güvenlik önlemlerine gerek duyulan diplomatik kargo olduğu, diğer ifade ile diplomatik kargonun devletler ve yurt dışı temsilcilikleri (elçilikler, konsolosluklar) arasındaki resmi evrak, belge ve eşyaların mühürlü bir şekilde, uluslararası hukuk kapsamında yasal koruma altında taşınmasına ilişkin olduğu belirtilmiştir. Somut olayda hava taşıma senedinde taşınan emtianın göndericisinin Türkiye'de mukim bir özel şirket, alıcısının ise Bağdat'da bulunan Rus Konsolosluğu olduğu, içeriği belli ve iki devlet veya iki devletin diplomatik temsilcilikleri arasında olmayan bu gönderinin Irak Hükümeti'nin kendi iç mevzuatına göre diplomatik nitelikte kabul edilmediğine ve bu nedenle uçuş izni verilmediğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalılar tarafından uçuşa bu nedenle izin verilmediğine dair Irak yetkili makamlarından gelen herhangi bir resmi talep bulunduğunun delillendirilemediği, diğer ifade ile Türkiye'den Bakü'ye ulaşan uçağın, Bakü'den Irak'a uçuş gerçekleştirememesinin nedeninin davalılarca ispatlanamadığı, ancak bu savunmanın ispatı halinde davacının Sözleşmenin 16 ıncı maddesindeki yükümlülüğünü yerine getirip getiremediğinin değerlendirilebileceği, dosyaya mübrez mail yazışmaları kapsamından, davacının henüz gönderi Bakü'de iken şikayetini yazılı olarak ilettiğinin, davalı ... Şirketi tarafından davacının şikayetinin reddedildiğinin bildirildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının 14 günlük hak düşürücü süre henüz işlemeye başlamadan şikayet şartını yerine getirdiğinin kabulü gerektiği, dava konusu havayolu taşımasının gönderi alıcısına ulaştırılarak tamamlanamamış ve davacıya iade edilmiş olması olması karşısında, davacının gerçekleşmeyen havayolu taşıması öncesinde, eşyanın havayolu ile taşınabilmesi amacıyla yaptığı asıl davaya konu masrafların davalılar tarafından karşılanması gerektiği, mahkemece bu gerekçe ile asıl davada maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalıların aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Taşıma sözleşmesinden doğan edimin ifa edilememiş olması halinde göndericinin navlun ile sorumlu olup olmadığına dair Varşova Sözleşmesi'nde hüküm bulunmamaktadır. TTK'nun 870/1 fıkrası uyarınca taşıma ücreti, eşyanın tesliminde ödenir. Taşıyıcı, taşıma ücretinden başka, eşya için yapılan, duruma ve şartlara göre gerekli olan giderleri de isteyebilir. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca bir taşıma veya teslim engelinden dolayı, taşıma, süresinden önce sona erdirilirse, taşıyıcı, taşımanın tamamlanan kısmıyla orantılı olarak taşıma ücretine hak kazanır. Engel, taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten kaynaklanmışsa, taşıyıcı, ancak gönderenin menfaatine olduğu ölçüde taşımanın tamamlanmış bulunan kısmı hakkında istemde bulunabilir. Somut olayda birleşen davacı tarafından taşımanın birleşen davalı göndericinin riziko alanından kaynaklanan taşıma engeli nedeniyle tamamlanamadığının ileri sürüldüğü, ancak bu iddianın yukarıda izah edildiği üzere ispat olunamadığı, bu durumda engelin taşıyıcının riziko alanından kaynaklandığının kabulü gerektiği, birleşen davalının havayolu taşımasının tamamlanmaması nedeniyle ... Havalimanı'nda teslim ettiği emtiayı, aynı havalimanında geri almış olması, diğer ifade ile taşıma sürecinin en başına dönmüş bulunması karşısında, taşımanın tamamlanan kısmının birleşen davalı menfaatine olduğundan da bahsedilemeyeceği, bu nedenle birleşen davacının navluna hak kazanamayacağı, yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde birleşen davalının birleşen davacıya gönderdiği 08/11/2017 tarihli navlun faturasının iade edildiğinin, bu iadenin de birleşen davacı defterlerine kaydedildiğinin, birleşen davacının birleşen davalıya 08/03/2018 tarihinde aynı tutarlı ikinci bir navlun faturası gönderdiğinin anlaşıldığı, bakiye cari hesabın da bu faturanın kur değerlemesi nedeniyle ortaya çıktığı, birleşen davacı, birleşen davalının ... Şirketi'ne ödemediği navlun bedelini kendisinin ödemek zorunda kalması nedeniyle daha önce iade edilen faturayı ikinci kez göndermek zorunda kaldığını ileri sürmüş ise de, birleşen davacının kendi akidi olan alt taşıyıcıya yaptığı ödemeyi, navluna hak kazanamadığı için birleşen davalıdan isteyemeyeceği, bu nedenle mahkemece birleşen davanın reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

Birleşen davada davalı tarafından ileri sürülen kötü niyet tazminatı hakkında mahkemece hüküm kurulmaması doğru görülmemiş ise de; dosya kapsamına göre birleşen davacı takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, tazminat koşullarının oluşmadığı, sonuca etkili olmayan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiş, birleşen davalının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle; ilk decere mahkemesi hüküm ver gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacı/birleşen davada davalı ... Ltd Şti'den birleşen davaya yönelik alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin ... Ltd Şti'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... A.Ş'den asıl davaya yönelik alınması gereken 1.573,25-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 393,31-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.179,94-TL'nin ... A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalı/birleşen davada davacı ... A.Ş'den birleşen davaya yönelik alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin ... A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalı ... ... Ltd. Şti.'den asıl davaya yönelik alınması gereken 1.573,25-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 393,32-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.179,93- TL'nin ... ... Ltd. Şti.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,

8-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda asıl dava yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak, birleşen dava yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2010, K. 2026/1065, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2010-e-2026-1065-k-63e3c6fd08a7