Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/120 E. 2026/834 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/120
- Karar No
- 2026/834
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/120 Esas
KARAR NO:2026/834
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:19/11/2024
NUMARASI:2018/398 ESAS, 2024/274 KARAR
DAVANIN KONUSU :Patent (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:14/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle,Davacının Türk Patent ve Markalar Kurumu Patent Sicilinde ... numarası ile tescilli "..." adlı patente ve ... numarası ile tescilli "..." adlı patentin sahibi olduğu; patent konusu "buluş, içerisinden akışkan geçen ve selenoid vana diye tabir edilen vanaların selenoid kısmının kaldırılarak yerine sismik hareketi algılayan mekanik deprem sensörü kullanılarak otomatik olarak vanadan akışkan geçişini kesmesi ile ilgili" olduğu; davacının patent haklarına davalı tarafından tecavüz edildiğini ileri sürerek; Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının, davacının patentten doğan haklarına tecavüz eylemleri nedeniyle, 20.000 TL manevi, 5.000 TL. maddi tazminat olmak üzere 25.000 TL. tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, Davalının, davacının ... ve ... sayılı Patent'den doğan haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin(davaya konu ürünlerin üretilmesi ve satışa arz edilmesi), 6769 Sayılı Yasa'nın 149’nci Maddesi’nin b ve c bendi hükmü uyarınca durdurulmasına ve önlenmesine, 149/d bendi uyarınca “patent hakkına tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki
diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, anılan Madde'nin (f) bendi uyarınca, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine veya ilgililere tebliğ edilmesine, müvekkilin ... sayılı Patentinden ve ... sayılı Patent ‘inden doğan haklarına tecavüz teşkil edilerek, davalı tarafından üretilen " "... serisi yatay akışlı mekanik deprem vanaları; ... , ..., ... ve... dişli modelleri ,aşağı akışlı ... , ..., ... ve... dişli
modelleri, her yöne akışlı ..., ..., ... dişli modelleri ve her yöne akışlı ..., ..., ... flanşlı modelleri" ürünlerinin tanıtımının yapıldığı ... internet sitesinde, " "... serisi yatay akışlı mekanik deprem vanaları; ... , ..., ... ve...
dişli modelleri ,aşağı akışlı ... , ..., ... ve... dişli modelleri, her yöne akışlı ..., ..., ... dişli modelleri ve Her yöne akışlı ..., ..., ... flanşlı modelleri" ürünlerine mahsus tanıtım içeriklerin yayınının engellenmesine, bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin tanıtımının yapıldığı internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
ISLAH:Davacı vekili 01.10.2024 tarihli ıslah dilekçesinde, maddi tazminat talebini, davayı yeniden ıslah etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, vergi dairesi tarafından gönderilen beyannamelerde ilgili dönem için beyan edilen 2.514.035,85 TL gelir beyanının, davaya konu deprem vanası satışlarından elde edilen gelir olarak kabul edilmek suretiyle, netice olarak 2.514.035,85 TL.(5.000 TL maddi tazminatın dava dilekçesi ile talep olunmuş idi) maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının patent başvurusunun Eylül 2009 ayında olduğunu; kendilerinin Mart 2009 ayında ... numara ile TSE’ye başvurdukları ancak patent özelliği olmadığı için başvurularını geri çektiklerini, 2009 yılında dava konusu deprem vanalarını piyasada sattıklarını; kendi vanaları ile davacı vanaları arasında benzerlik olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVA DİLKEÇESİ TALEP:Davacı patentlerinin konusu "içerisinden akışkan geçen ve selenoid vana diye tabir edilen vanaların selenoid kısmının kaldırılarak yerine sismik hareketi algılayan mekanik deprem sensörü kullanılarak otomatik olarak vanadan akışkan geçişini kesmesinin” buluş niteliğinde olmadığını; tekniğin bilinen özelliklerinin aşılmasının söz konusu olmadığını; farklı ülkelerde kullanıldığını;
davalının da davacıdan önce başvurmuş olmasına rağmen başvurusunu bu nedenle geri çektiğini savunarak davacı patentlerinin yenilik içermediği için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVAYA CEVAP:Davalının müvekkilinin patent haklarını ihlal ettiği tespit edilir edilmez hukuki sürecin başlatıldığını,zamanaşımı iddialarının yerinde olmadığını, davalının, Mahkeme'ye taraflarınca sunulan ürünlerin aynılarının, daha küçük boyutta olanlarını da üreterek piyasaya sürdüğünü,müvekkilinin patent haklarını bu yolla da ihlal ettiğini, bu iddilarına yönelik ürün numunesini de temin edip Mahkeme'ye sunacaklarını, karşı davada öne sürülen iddialar hukuki dayanaktan yoksun olup, karşı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/karşı davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul Anadolu 1. FSHHM 2018/398 Esas 2024/274 Karar 19.11.2024 Tarihli Kararı:"...Bu belirleme ve tespitlerden sonra davacı-karşı davalı adına tescilli ... ve ... patentlerin hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı ve korumalarının devam ettiği dikkate alındığında davacı tarafın patent hakkına tecavüzün varlığı halinde tecavüzden kaynaklı hakları ileri sürmesinin mümkün olduğu kabul dilerek davacı-karşı davalı tarafın tecavüzden kaynaklı talepleri incelenmiştir. Davcı tarafın davalı tarafın .../...Mekanik Deprem Vanası ürününün davacı adına tescilli ... ve ... numaralı tescilli patentleri yönünden patent hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı hususu alınan bilirkişi raporları ile değerlendirilmiş, 11.12.2018 tarihli raporda davalı tarafa ait ürünün davacı tarafın patentleri yönünden tecavüz oluşturmadığı tespit edilmiş, bu rapora itiraz üzerine alınan 27.08.2019 tarihli raporda yapılan keşif ve yerinde inceleme neticesinde davalı tarafa ait ürünlerin davacı tarafın ... ve ... numaralı tescilli patentleri yönünden patent hakkına tecavüz oluşturduğu tespit ve rapor edilmiş, bu rapora itiraz üzerine alınan 23.01.2020 tarihli raporda davalı tarafa ait ürünlerin davacı tarafın ... ve ... numaralı tescilli patentleri yönünden patent hakkına tecavüz oluşturduğu tespit ve rapor edilmiş, çelişkinin giderildiği 03.10.2022 tarihli raporda davalı-karşı davacı ... Şti.’ne ait .../...Mekanik Deprem Vanası ürününün davacı-karşı davalıya ait TR ... ve TR ... numaralı tescilli patent belgelerinin Eşdeğerler Doktrini çerçevesinde koruma kapsamında kaldığı, eşdeğer yoluyla tecavüzün söz konusu olduğu şeklinde rapor düzenlendiği, yine davalı tarafın itirazı üzerine alınan 05.04.2023 tarihli raporda da “Davalı ürürününde çelik bilye yerine metal bilye bulunmaktadır. Bu durumda davalı ürünündeki metal bilyanın, davacıya ait ... sayılı patentte bahsedilen çelik bilyenin eşdeğer unsuru olup olmadığı incelenmelidir. Davalı ürünü incelendiğinde; metal bilyenin fonksiyonu ile çelik bilyanın foknsiyonu aynı olup aynı şekilde vanada görev yapmaktadır ve aynı sonucu ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle metal bilya çelik bilyanın eşdeğer unsuru olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle davalıya ait ürün, davacıya ait ... sayılı patente eşdeğer tecavüzde bulunmaktadır” şeklindeki eşdeğerlik incelemesinde bir değişiklik öngörülmediği" şeklindeki tespitler dikkate alındığında davalı tarafa ait .../...Mekanik Deprem Vanası ürününün davacı adına tescilli ... ve ... numaralı tescilli patentleri yönünden patent hakkına tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu kabul edilmiştir. Bu tespitten sonra davacı tarafın maddi tazminat talebi de değerlendirilmiş, SMK'nın 149. Maddesine göre hakları ihlal edilen atent hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, davacı tarafın talebinin SMK'nın 159/2-b maddesi gereği davalı-karşı davacı tarafın elde ettiği net gelir üzerinden talepte bulunduğu, 24.07.2023 tarihli raporda tespit edildiği üzere 514 adet deprem vanası satışının yapıldığı, bu vanalardan elde edilen kazancın 67.600,00-TL olduğu, bu haliyle davalı-karşı davacının elde ettiği net gelirin bu miktarda olduğu, bu miktarın üzerinde gelir elde ettiğinin ispat edilemediği, dikkate alındığında davacı tarafın talep edebileceği bedelin 67.600,00-TL olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı-karşı davalı taraf ıslah dilekçesi ile Vergi Dairesi tarafından gönderilen beyannamelerde ilgili dönem için beyan edilen 2.514.035,85 TL gelir beyanının, davaya konu deprem vanası satışlarından elde edilen gelir olarak kabul edilmek suretiyle elde edilen tüm hasılat yönünden talepte bulunmuş ise de tercih hakkının yenilik doğuran bir hak olduğu ve bir kez kullanılmakla tükendiği, davacı-karşı davalının ihlale konu ürünlerden elde edilen net gelir yönünden talepte bulunabileceği dikkate alınarak ıslah yönündeki talebi yerinde görülmemiş ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalı tarafın patent hakkına tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu, bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149. Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davacının patent hakkı ticari iş hacmi, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 15.000,00-TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf dava konusu kararın yayınlanması talebinde bulunmuş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafça davacının patent hakkına tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu, bu haliyle davacı tarafın kararın yayınlanması yönünden menfaatinin bulunduğu kabul edilerek davacının kararın gazetede yayınlanması talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiş ve asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, karşı davanın da reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A-Asıl Davanın Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davalı tarafın ... Şti.’ne ait .../...Mekanik Deprem Vanası ürününün davacı adına tescilli ... ve ... numaralı tescilli patentleri yönünden patent hakkına tecavüzde bulunduğunun tespiti ile, tecavüzün durdurulması ve önlenmesine,Tecavüze konu ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına,2-Davalı tarafın "... serisi yatay akışlı mekanik deprem vanaları; ... , ..., ... ve... dişli modelleri ,aşağı akışlı ... , ..., ... ve... dişli modelleri, her yöne akışlı ..., ..., ... dişli modelleri ve Her yöne akışlı ..., ..., ... flanşlı modelleri" ürünlerine mahsus tanıtım içeriklerin ... internet sitesinden çıkarılmasına, bu hususta karar kesinleştiğinde erişim sağlayıcıları birliğine müzekkere yazılmasına, 3- 67.600,00-TL Maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4-15.000,00-TL Manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 5-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına,B-Karşı dava YÖNÜNDEN,1-Davacı tarafça ... tescil numaralı patent yönünden hükümsüzlük taleplerinin reddine, 2-Davacı tarafın ... tescil numaralı patentin hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin REDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava sonunda müvekkilin korunacak bir hakkının kalmayacağını, halbuki 6769 Sayılı Yasa'nın 159/1 Maddesi'nde hükmün etkinliğinin teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesinin öngörülmüş olduğunu, yerel mahkeme kararının şahsın hukukuna ait bir ilam olması nedeniyle niteliği gereği, 6100 Sayılı H.M.K'nun 367/2 Maddesi'nin; "Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez" hükmü uyarınca kesinleşmedikçe icra edilemeyeceğini, Yerel Mahkeme'nin ihtiyati tedbir talebi hakkında bir karar vermeden davayı karara bağladığını, İHTİYATİ TEDBİR OLARAK; Davalının, davacı müvekkilin Türk Patent ve Markalar Kurumu Patent Sicilinde ... tescil numarası altında patent olarak tescilli "..." başlıklı patente ve ... tescil numarası altında patent olarak tescilli "..." başlıklı patente tecavüz teşkil eden fiillerinin 6769 sayılı Yasa'nın 159/a Maddesi hükmü uyarınca önlenmesine ve durdurulmasına, Patent'den doğan haklara tecavüz edilerek üretilen, pazarlanan davaya konu "... serisi Yatay Akışlı Mekanik Deprem Vanaları; ... , ..., ... ve... dişli modelleri ,Aşağı Akışlı ... , ..., ... ve... dişli modelleri, Her Yöne Akışlı ..., ..., ... dişli modelleri ve her yöne akışlı ..., ..., ... flanşlı modelleri" ürünlerine, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulmasına ve bunların saklanmasına, müvekkilin Patent'den doğan haklarına tecavüz teşkil edilerek üretilen "... serisi yatay akışlı mekanik deprem vanaları; ... , ..., ... ve... dişli modelleri ,Aşağı Akışlı ... , ..., ... ve... dişli modelleri, Her Yöne Akışlı ..., ..., ... dişli modelleri ve her yöne akışlı ..., ..., ... flanşlı modelleri" ürünlerin tanıtımının yapıldığı ... internet sitesinde "... serisi yatay akışlı mekanik deprem vanaları; ... , ..., ... ve... dişli modelleri ,aşağı akışlı ... , ..., ... ve... dişli modelleri, her yöne akışlı ..., ..., ... dişli modelleri ve her yöne akışlı ..., ..., ... flanşlı modelleri" ürünlerine mahsus tanıtım içeriklerin yayınının engellenmesine, bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin tanıtımının yapıldığı internet sitesine erişimin engellenmesine karar ver,lmesini talep ettiklerini, davalı/karşı davacının açmış olduğu hükümsüzlük davasının reddi ve davalı/karşı davacının, davacı müvekkilime ait patent haklarına tecavüz eylemlerinin durdurulması ve önlenmesine dair hüküm yönünden hukuka uygun olduunu, ancak patent/marka haklarına tecavüz iddiasına dayalı davalarda, marka/patent haklarına tecavüz yoluyla elde edilen net gelirin, işletme giderleri düşüldükten sonra bilirkişi tarafından saptanması ve tazminat olarak hüküm altına alınması gerektiğini,dosyada net gelirinin ne olduğu hususu saptanamadığını, "Davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi, aksi takdirde,Vergi Dairesi tarafından gönderilen beyannamelerde ilgili dönem için beyan edilen 2.514.035,85 TL gelir beyanının, davaya konu deprem vanası satışlarından elde edilen gelir olarak kabul edilmek suretiyle değerlendirme yapılacağı yönünde ihtar edilmesi..." ve ayrıca Davalı/karşı davacının belge sunmaktan özellikle kaçındığı hususu dikkate alınarak; üretim miktarı ve elde ettiği gelir hakkında net bir bilgi vereceğinden, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem ve dava tarihinden itibaren beş yıllık dönemi kapsayan yıllık işletme cetvellerinin ... Bakanlığı'ndan ve yine aynı dönem için kapasite raporunun İstanbul Sanayi Odası'ndan sorularak, istenen bu belgelerin dosya içine alınmasını, ayrıca davaya konu deprem vanası ürününde işletme giderleri öncesi ve işletme giderleri sonrasında ortalama kar marjının ne olabileceği hakkında müzekkere ile Sanayi Odasından bilgi alınmasını, dosyadaki bu eksiklikler giderildikten sonra bilirkişiden, davaya konu patente tecavüz eylemi nedeniyle davalının, davaya konu dönem için elde ettiği net gelirin ve müvekkilin davalıdan talep edebileceği tazminat tutarının ne olabileceği hakkında ek rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini, denetime elverişli olmayan 24.07.2023 tarihli yetersiz bilirkişi raporu dayanak alınarak tazminat talebinin kısmen reddinin hatalı olduğunu, davalı/karşı davacının belge sunmaktan özellikle kaçındığını beyanla ilk derece mahkeme kararının yalnızca dilekçelerinde belirttikleri hususlar yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı - karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dilekçeleri ekinde uzman görüşü sunduklarını, delillerinin mahkemece yeterli incelenmediğini, dava konusu patentlerden biri olan ... tescil numaralı patent istemlerine ilişkin ciddi bir belirsizlik durumu olduğunu, İnceleme sürecinde dava konusu patentin istemlerinin 19.06.2012 tarihinde yabancı dilde değiştirildiği, bu değişiklik yapılmış istemler üzerinden Avusturya Patent Ofisi tarafından patentlenebilirlik kriterlerinin olduğu hususunun tespit edildiği ve Kurum tarafından belge verildiğini, Ancak yabancı dilde sunulan bu değişikliklerin Türkçe tercümelerinin Kuruma vaktinde sunulmadığını, sunulması gerekenden 11,5 yıl dava açıldıktan ise 5 yıl sonra 14.12.2023 tarihinde Kuruma teslim edildiğini, bu sebeple patent sahibinin dava dosyasına patent verilen istem setinin Türkçe metnini sunamadığı ve Mahkemenin Kurumdan talebine karşılık Kurumun 22.10.2018 tarihli cevabi yazısında ... sayılı patentin ilk istemlerinin dosyaya gönderildiğini, patent sahibi yanın kendi dilekçelerinde bile ilk istem setini ileri sürdüğünü, şu anda bile Kurumun resmi web sayfasında, yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde kaleme alınmış bir istem setinin yer aldığı ve bunun incelenen yabancı dil metinden farklı olduğunu, Yapılan yayınlar incelendiğinde istem değişikliği yayınının da hiçbir zaman yapılmadığını, yayınlanmamış bir yeniden düzenlenen istem setinin 3. Kişiler aleyhine hüküm ifade etmeyeceğini, Bu durumlar karşısında dosyadaki bilirkişi raporlarında da ... sayılı patent için farklı istem setlerinin dikkate alındığını,Öte yandan 14.12.2023 tarihine kadar Kurumda kaydı bile olmadığı anlaşılan bir istem setinin anılan tarihten önce düzenlendiğini, tüm bilirkişi heyetleri raporlarında nasıl dikkate alındığını anlamanın da mümkün olmadığını, ... sayılı patentin istem seti ile ilgili belirsizlik giderilmeksizin bu patent hakkında bir karar verilmesi uygun olmadığını, bilirkişilerin teknik değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, dava konusu patentlerin hükümsüzlüğüne ilişkin karşı dava bakımından usulüne uygun hazırlanmış tek bir heyet raporu dahi dosya kapsamında bulunmadığını, iki bilirkişi raporunda da yenilik ve buluş basamağı incelemesinde, tekniğin bilinen durumuna dair hangi doküman/lar ile patent belgesinin kıyaslandığının dahi açık bir şekilde belirtilmediğini, ... vd. oluşan heyetin patentlenebilirlik kriterleri yerine yenilik ve ayırt edicilik demek suretiyle tasarım tescil kriterlerini esas aldığının anlaşıldığını, ... sayılı patentin hükümsüzlüğüne dayanak gösterilen 17.05.2021 tarihli ... vd. oluşan heyetin raporunda da yenilik buluş basamağı değerlendirmesi tek paragraftan ibaret olfuğunu, herhangi bir delilin istemlerle kıyaslandığı bir bölüm olmadığı için yenilik ve buluş basamağı değerlendirmelerinin yapılmamış olduğunu,sunulan uzman görüşünde de açıklandığı üzere ... sayılı patent bakımından ... flanşlı model üründe; çelik bilye (1), kapak gövdesi (17) içine sokulmuş bilye oturma silindiri (2), hareket doğrultma silindiri (3), ez az bir hareket doğrultma bilyesi (4), en az bir tetik bilyesi (6), tırnaklama pimi (7), kaldırma yayı (9), tetik silindiri (10), tırnaklama bilyesi (8) unsurları müvekkil ... firması ... model ürününde bulunmamaktadır. Ayrıca ... sayılı patent bakımından da tek fark çelik bilye olmayıp, destekleme kolu (18) ve pistonla (21) desteklenmiş tetik silindiri (3), pimler (6.1), (6.2) ile tetik silindirine (3) sabitlenen tırnak kolu (4), tırnak kolunu (4) yukarı doğru iten yay (7) ve bu yay (7) itmesi ile mile (5) takılan tırnak kolu pimi (6.3) unsurları müvekkil ... firması ... flanşlı model ürününde aynen ve/veya eşdeğer olarak bulunmamakta olduğunu, bilirkişilerin mutlak yenilik ve resen araştırma ilkelerine aykırı davrandıklarını, yargılama sürecinde dosyaya sunulan; Patent vekili Sn. ... tarafından sunulan mütalaa bilirkişilerce Sn. ...makine mühendisi olmaması sebebiyle dikkate alınmadığını, ... A.Ş tarafından hazırlanan ve ... sayılı patentin hükümsüzlüğü konusunda görülen İstanbul Anadolu 1. FSHHMnin 2022/167 E 2023/64 K. Sayılı dosyasında dava konusu patent için hükümsüzlük kararı verilmesinde rol oynayan teknik rapor Sayın Mahkemece dikkate alınmadığını, ... Ofis tarafından hazırlanan her iki dava konusu patentin hükümsüzlüğünü gösterir delillerin sunulduğu ve hükümsüzlük gerekçelerinin değerlendirildiği teknik raporlar Sayın Mahkemece dikkate alınmadığını, İSTANBUL ANADOLU 1. FSHHMNİN ... sayılı patentin hükümsüzlüğüne ilişkin 07.11.2023 tarihli 2018/396 e 2023/64 k. sayılı kararının mahkemece dikkate alınmadığını,Dava konusu patent belgelerinden biri olan ... sayili patentle ilgili isbu davanin görüldügü ayni ilk derece mahkemesi tarafindan 07.11.2023 tarihli 2018/396 E 2023/224 K. Sayili karar ile mezkûr patentin hükümsüzlügüne karar verildiğini, bu karar mahkemeye sunulmus olmasina ragmen mahkemece dikkate alinmadığını, İstanbul Anadolu 1. FSHHMnin 07.11.2023 tarihli 2018/396 E 2023/224 K. Sayılı kararının kesinleşmesinin / akıbetinin beklenmesi gerektiğini, ... sayılı patentin hükümsüzlüğüne gerekçe olarak bir başka dosyadaki hükümsüzlüğün reddi kararının gerekçe gösterilmesinin hatalı olduğunu, Anadolu FSHHM 2017/208 E. ve 2018/124 K. Sayılı dosyası ile ikame edilen dava sonucunda ... sayılı patentin yenilik unsuru taşıdığı, sanayiye uygulanabilir ve buluş basamağı içerdiği gerekçesi ile hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesine ve bu kararın da 06.06.2024 tarihinde kesinleşmiş olmasına dayandırıldığını, Hükümsüzlük talebinin reddine mesnet karar incelendiğinde dava ... sayılı patentin hükümsüzlüğü iddiasına dayanak gösterilen delillerin ..., ... ve ...no.lu faydalı model/patent tescilleri olduğu, dosya kapsamında bu delillere hiçbir şekilde dayanılmadığı gibi müvekkili ... anılan dava dosyasının tarafı da olmadığını, gerekçe gösterilen mahkeme kararının bu davadaki hükümsüzlük taleplerimiz yönünden bir anlamı ve bağlayıcılığı da bulunmadığını, İşbu dosya bakımından önem arz eden ... sayılı patentin yargılama sürecinde ileri sürülen ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve diğer yabancı patent dokümanları karşısında yenilik buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerine sahip olup olmadığına bnakılması gerektiğini,gerekçede .../... MEKANİK DEPREM VANASI ÜRÜNÜNÜN davacı adına tescilli ... VE ... numaralı tescilli patentler yönünden tecavüz ettiğine karar verilmekle beraber ... firmasına ait başkaca birçok ürüne ilişkin karar verildiğini,Asıl dava konusu ... serisi yatay akışlı ..., ..., ..., ...; aşağı akışlı ..., ..., ..., ...; her yöne akışlı ..., ..., ... dişli modeller ile her yöne akışlı ... , ... , ... flanşlı model mekanik deprem vanalarından kaynaklanan patent tecavüzüdür. Ne var ki dosya kapsamında yapılan tek inceleme flanşlı modeller ile ilgili olup o değerlendirme de zaten hatalıdır. Sunulmakta olan uzman görüşünde ve yukarıda arz edildiği üzere flanşlı modele ilişkin hükme esas alınan değerlendirme hatalı olduğu gibi, mekanik dişli modeller bakımından herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, Buna karşılık herhangi bir incelemeye tabi tutulmamış mekanik dişli modeller bakımından da patent tecavüzüne hükmedilmiş ve müvekkil firmanın tüm ürünlerine ilişkin ticari faaliyetlerin engellenmesine karar verilmediğini,Bu durum hükme esas alınan raporu sunan heyet tarafından da açıkça belirtilmiş ve dişli mekanik modellerin kendilerince incelenmediği ifade edildiğini, İlgili raporun sonuç bölümünde söz konusu diğer ürünlerin kendilerine mahkemece verilmediği ve verilmesi halinde incelemeye tabi tutulacağı açıkça belirtildiğini, Hal böyleyken flanşlı modellerden farklı yapısal özelliklere sahip dişli mekanik modellerin hiçbir inceleme yapılmaksızın flanşlı modellerle bir tutulması hatalı olduğu gibi savunma hakkının ihlali olduğunu, sundukları uzman görüşünde de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere müvekkil ... firmasına ait mekanik dişli deprem vanaları bakımından dava konusu her iki patent bakımından da tecavüzden söz edilmesi olanaksız olduğunu, ilk derece mahkemesi kararı ... serisi yatay akışlı ..., ..., ..., ...; aşağı akışlı ..., ..., ..., ...; her yöne akışlı ..., ..., ... dişli modeller bakımından hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamış yani eksik inceleme sonucunda tesis edildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Asıl Dava; davacı adına tescilli patent haklarına tecavüzden kaynaklı tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.Karşı dava ise; Patent hükümsüzlüğü davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından yukarıda yazılı şekilde; Asıl Davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Asıl ve karşı davaya yönelik kararlar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı/karşı davalı tarafından; davalıya ait ürünlerin davacı adına ... ve ... numara ile tescilli patentleri yönünden patent hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüş, karşı davada davacı/davalı vekili tarafından, davacı taraf adına tescilli ... ve ... numaralı patentlerin buluş niteliğinin olmadığını, yenilik içermediğini ileri sürmüştür.TPMK kayıtlarından; İncelemeli Patent belgesi düzenelenen ...sayılı patente, 551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca 04.09.2009 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile yenilik ve tekniğin bilinen durumunun aşılması konusunda yapılan inceleme sonucunda incelemeli olarak verildiği, patent sahibinin ... olduğu ve buluş başlığının "..." olduğu görülmüştür.Yine celp edilen İncelemeli Patent belgesinden ... sayılı patentte, Buluş Başlığının "...", Başvuru sahibi:... olduğu, 26/02/2009 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile korunmak üzere 21/06/2018 tarihinde incelemeli olarak verildiği görülmüştür.
1-İlk derece mahkemesince; davacı/karşı davalı adına tescilli ... tescil numaralı patentin hükümsüzlüğü talebi yönünden; "Mahkememizin 2017/208 E. Ve 2018/124 K. Sayılı dosyası ile davacı-karşı davalı adına tescilli ... tescil numaralı patentin hükümsüzlüğü yönünden dava ikame edildiği, yenilik unsuru taşıdığı, sanayiye uygulanabilir ve buluş basamağı içerdiği gerekçesi ile hükümsüzlük talebinin reddine karar verildiği, kararın 06.06.2024 tarihinde kesinleştiği" gerekçesi ile anılan patent yönünden hükümsüzlük talebinin reddine karar verildiği görülmüş ise de; Gerekçeye dayanak ilamda hükümsüzlük talebinin reddine karar verildiği, ilgili dava davacısının farklı bir tüzel kişi olduğu, her davada ileri sürülen hukuki olgu, taraflarca sunulan deliller ve buna dair yapılacak inceleme ve değerlendirme farklılık arz edeceği nazara alındığında anılan dava neticesinde verilen "hükümsülük talebinin reddi" kararının kesinleştiğinden bahisle huzurdaki talebin reddine karar verilmesi yerinde değildir. İlk derece mahkemesince anılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarındaki patentin teknik yönden incelenmesine ilişkin bilimsel verilerden, huzurdaki yargılamada yararlanması elbet mümkün ise de özellikle tarafça yenilik kırıcı ve eşdeğerlik incelemesine esas ileri sürülen iddia ve itirazların her yargılama özelinde ayrıca incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Hatalı gerekçeye dayalı karşı davaya yönelik kararın kaldırılması gerekmiştir.
2-Ayrıca, karşı davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz beyanlarında; davaya konu patentin istemlerinde değişiklik yapıldığı, tescil edilen halin farklılaştığı ileri sürüldüğü görülmekle; Öncelikle ileri sürülen iddianın HMK 31. Madde kapsamında açıklattırılması ve neticesine göre bu hususta TPMK 'dan işlem dosyanın celbi ve incelemenin güncel istem setine göre yapılarak hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, itirazın gerekçeli kararda olumlu/olumsuz karşılanmadan ve eksik incelemeye dayalı şekilde tahkikatın sona erdirilmesi yerinde değildir.
3-Kabule göre yapılan incelemede ise; İlk derece mahkemesince maddi tazminat talebinin SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında incelendiği ve dosyada sunulu 2018 yılına ait 4 adet faturaya (514 adet satış) dayalı maddi tazminat hesaplamasını karara dayanak aldığı, davacı tarafından vergi dairesinden celp edilen müzekkere cevabına göre elde edilen tüm gelire göre yapılan hesaplamaya dayalı maddi tazminat talebi yönünden talep arttırımı yapıldığı görülmüş olmakla; SMK m. 151/2-b maddesine dayalı yoksun kalınan kazanç hesaplamasında, mütecavizin ihlal dönemi içinde, ihlal konusunu izinsiz olarak kullanmak suretiyle elde ettiği net kazanca göre belirleme yapılması gerekmekte olup, bu doğrulta öncelikle davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi, tüm incelemelere rağmen davacı zararının tespit edilememesi halinde TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerekeceği, yargılamada 25.04.2023 tarihli ara karar ile davalı tarafa defter sunmak üzere kesin süre verildiği ve ancak sunulmadığı görülmekle, yapılan mali inceleme ve dosya kapsamı nazara alınarak TBK 50. Maddesine dayalı maddi tazminatın değerlendirilmesi gerekir iken sunulu 4 faturaya dayalı yapılan hesaplamanın esas alınarak hüküm tesis edilmesi yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derce mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraf vekillerince ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin karar kaldırıma şekil ve gerekçesine göre bu aşamada reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin asıl ve karşı davaya konu istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 19.11.2024 Tarih ve 2018/398 Esas, 2024/274 Karar sayılı kararının asıl ve karşı dava yönünden KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra asıl ve karşı davaya konu istemler yönünden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin asıl ve karşı davaya konu sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-Karar kaldırma gerekçe ve şekline göre, davacının ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine,
6-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine,
7-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 10TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.179,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.338,80TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 360TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.698,80TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.14/05/2026