İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/254 E. 2026/779 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/254
- Karar No
- 2026/779
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/254 Esas KARAR NO : 2026/779
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/04/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin, ... yılları arasında aydınlatma ve pazarlama sektöründe faaliyet gösteren davalı ...’a ait işyerlerinde ücretli işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin, hayatı boyunca yalnızca işçilik yaparak geçimini sağladığını, ne bir şirket yönettiğini ne de ticari girişimde bulunduğunu, ancak davalı ... tarafından çeşitli dönemlerde baskı, korku ve ikna yoluyla vekaletnameler alındığını, bu vekaletlerin, müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında kötüye kullanıldığını, bu süreçte müvekkili adına şirketler kurulduğunu, bankaların kredi çekildiğini, vergisel ve idari işlemlerin yürütüldüğünü, müvekkilinin hiçbir bilgi ve iradesi olmaksızın gerçekleştirildiğini, davalının bankacılarla olan ilişkileri aracılığıyla, müvekkili adına imza taklitleriyle özel yetki içeren belgeler düzenlendiğini, çeşitli para teslim tutanakları imzalandığını, şirketler arası geçişler sağlandığını borçlanmaların yapıldığını,..., ..., ..., ... ve ...Şubeleri’nden müvekkili adına kredi kullanıldığını, şirketin içinin boşaltıldığını, aynı sektörde ayrı firma kurularak haksız rekabet gerçekleştirildiğini, müvekkili adına bilgisi dışında kurulan şirketin feshi ve tasfiyesine, alternatif olarak, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, vekaletin kötüye kullanıldığının tespitine, davalıların haksız fiilleri nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkiline ait firmada uzun yıllar işçi olarak çalıştığını ve taraflar arasında karşılıklı güven oluştuğunu akabinde davacının kendi isteği ile müvekkiline mezkur şirkete hissedar olma talebinde bulunduğunu, davacının iddiasının aksine hiçbir dönem için müvekkilinin, davacıyı şirkete isteği dışında hissedar yapmadığını, kendisinden ikrah yoluyla vekaletname almadığını, davacının olağan olarak yıllardır çalışmakta ve emek vermekte olduğu şirketin karına da ortak olmak istediğini ve bütçesi ölçüsünde müvekkiline ait şirketten hisse almak istediğini, müvekkilinin de uzun yıllardır birlikte çalışmanın verdiği güven ile davacının işbu teklifini kabul ettiğini, akabinde prosedürlere vakıf olmayan davacının işbu işlemlerin yapılması amacıyla kendi isteği ile vekalet verdiğini, davacının iddiasının tamamen gerçeğe aykırı ve izaha muhtaç olduğunu, haksız ve hukuken mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, bilgi ve rıza dışında vekaletin kötüye kullanılması ve haksız fiil iddiası kapsamında davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı ve miktarı hususunda toplanmaktadır. ... 5. Sulh Ceza Mahkemesine ait ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Eldeki dava Mahkememize ait ... Esas sayılı dosyasında yapılan tefrik sonucu yeni esas kaydı yapılarak Mahkememize tevdi olunmuştur. Yargıtay 22. HD'nin ... Esas ve ...Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir. Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya, ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra, karşı tarafça savunma yapılabilir ve mahkemece bir vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve vakıa üzerinde inceleme ve tartışma yapılarak karar verilebilir. Soyut ve genel ifadelerle dilekçe yazmak, tarafın kendi bilmediği bir şeyi karşı tarafın bilmesini ve mahkemenin de talepte dahi bulunanın bilmediği, somut olarak ileri sürmediği, belirsiz bir şeyden sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelir ki, bu durum hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum değildir. Yargıtayın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Unutmamak gerekir ki, talebin tam tespit edilemediği belirsiz alacak davasında dahi, talep konusu belirsiz olsa dahi, Kanun hukuki ilişkinin belirtilmesini zorunlu kılmıştır (HMK m. 107). Çünkü, kişi, belirsiz ve bilinmeyen bir hukukî ilişki ve vakıadan hareketle bir talepte bulunamaz. Somutlaştırma yükü de iddia yükü gibi usûlî bir yük olmakla birlikte (Atalay, s. 36), sonucu iddia yükünden farklıdır. İddia yükünde ortada bir vakıa yokken, somutlaştırma yükünde bir vakıa mevcut, ancak kanunun aradığı şekilde açık ve somut değildir. Bu durumda, özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Çünkü, "maddi ve hukuk açıdan belirsiz yahut çelişkili" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak durumundadır (V. Karaaslan, Medenî Usûl Hukukunda Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi, Ankara 2013). Somut olmayan vakıalarda, maddi ve belirli ölçüde hukuki belirsizlik mevcuttur, bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Bu belirsizlik dilekçelerin verildiği aşamada giderilebileceği gibi, özellikle gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 320 gerekse m. 137 ve 140 hükümleri gereğince, hâkim tarafından bu konuda çaba gösterilmesi gerekir. Çünkü, ön incelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli ve zorunlu olup bu aynı zamanda hakimin ödevidir. Bu çerçevede hakimin ön ncelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır. Bunun gibi, tarafların üzerinde bulunan yükleri (iddia, somutlaştırma ve ispat yükü) ve hâkimin görevi ve ödevini bilirkişinin üzerine yıkarak, bilirkişinin bu tespitleri yapması da beklenemez ve bu tespitlere göre de dava yürütülemez. Zira, tarafın iddiası olmayan veya somutlaştırmadığı bir hususu, bilirkişi incelemez, değerlendiremez; bilirkişi hâkimin yerine de geçerek davayı aydınlatamaz, uyuşmazlık ve vakıa belirlemesinde bulunamaz. Bilirkişi ancak, varolanı inceleyebilir, açıklayabilir, teknik bilgisiyle istenen hususu tespit edebilir. Başlangıçta taraflarca ve hâkim tarafından gerçekleştirilmeyen bu işlemlerin sonradan bilirkişi marifetiyle giderilmesi usûlen mümkün değildir. Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükünün yerine getirmemenin yaptırımı, ispat yükünü yerine getirmemektir. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirmediğinden, ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu da davanın esastan reddi olup işin esası bakımından kesin hüküm oluşturacaktır. Somut olaya gelince, davacı vekili dava dilekçesinde bilgi ve rızası dışında vekaletnamenin kötüye kullanılması sebebiyle maddi ve manevi yönden zarara uğradığı ileri sürülmüş ise de hangi noterlik ve sayılı vekaletname ile kötüye kullanıldığı iddia edilen işlemlerin neler olduğu, iptali ve tescili istenen hususların neler olduğu açıklanmadığı gibi Mahkememizce de yargılama aşamasında bu hususların açıklanması için verilen kesin süre içerisinde yargılamayı yürütmeye elverişli herhangi bir bilgi ya da belge sunulmamış olup davaya konu taleplerin somutlaştırılmaması nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Davacının maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, 2-Karar tarihine göre alınması gereken maddi tazminat için 732,00 TL ve manevi tazminat için 732,00-TL harcın peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 4.696,31-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 3.232,31-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı yana iadesine, 3-Maddi tazminat davası yönünden; Davalı...kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 4-Manevi tazminat davası yönünden; Davalı ... kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır