Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6899 E. 2026/310 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6899
- Karar No
- 2026/310
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/18 E., 2025/272 K.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; mirasbırakanı ...’nun maliki olduğu kök 1 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarını (ifraz ve toplulaştırma neticesince 1 02... , 1 03... , 1 04... , 1 05... , 1 06... , 1 07... , 1 08... ve 1 20... sayılı parseller) davalı ...’e 09.07.1971 tarihinde satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, daha önce aynı işlem nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasının Bismil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/401 Esas sayılı dosyasında kabul edildiğini, kararın kesinleştiğini, ancak anılan davada hükme esas alınan veraset ilamında mirasçı görünmediği için hükmün infazı sonucu mağdur olduğunu, Bismil Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.10.2005 tarihli ve 2005/400 Esas, 2005/587 Karar sayılı kararıyla hükme esas alınan veraset ilamının iptaline karar verildiğini ileri sürerek dava konusu 1 02... , 1 03... , 1 04... , 1 05... , 1 06... , 1 07... , 1 08... ve 1 20... sayılı parsellerin davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiş; yargılama sırasında 1 04... parsel sayılı taşınmazdaki davalı ... payının el değiştirmesi sonucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesi gereğince davasını ...'a karşı tazminata dönüştürmüş, bilahare tazminat isteğinden feragat etmiş; 1 03... parsel sayılı taşınmazdaki davalı ... payının el değiştirmesi sonucu tapu iptali ve tescil isteğini yeni paydaş ...'ye yöneltmiştir.
Davalı ...; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, diğer kardeşlerinin kurgusu ile dava açıldığını, davacının annesi olduğunu iddia ettiği Şahide’nin bekar ve çocuksuz olarak öldüğünü, mirasçı olmasının mümkün olmadığını belirtip davanın reddini savunmuş; diğer davalılar; davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemenin 03.04.2015 tarihli ve 2013/67 Esas, 2015/193 Karar sayılı kararıyla; iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.11.2019 tarihli ve 2019/2923 Esas, 2019/5702 Karar sayılı kararıyla; özellikle, 09.07.1971 tarihli ve 355 yevmiye nolu işleme karşı ... tarafından açılan Bismil Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.11.2011 tarihli ve 2010/401 Esas, 2011/609 Karar sayılı kararının eldeki dava bakımından güçlü delil olduğu, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki, Bismil Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.10.2005 tarihli ve 2005/400 Esas, 2005/587 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ile anılan davada kullanılan murise ait veraset ilamının iptaline karar verildiği, eldeki davanın davacısı ...’ın (...) da mirasçı olduğu saptanarak mirasçıların paylarının 1/5’er olarak tespit edildiği, bu durumda davacının mevcut miras payına kavuşması için anılan davada hükme esas alınan hatalı veraset ilamı nedeniyle dava konusu taşınmazlarda davalı ...’nın ne miktarda fazla pay aldığının saptanması, ifraz, kamulaştırma ve toplulaştırma işlemleri de gözetilerek davalı ...’ın aldığı fazla payın gittisinin tespiti ile 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli bir hüküm kurulması için karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 23.03.2021 tarihli ve 2020/89 Esas, 2021/298 Karar sayılı kararıyla; dava konusu tüm taşınmazlar bakımından alınan bilirkişi raporunda belirtilen paylar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.10.2021 tarihli ve 2021/2244 Esas, 2021/5555 Karar sayılı kararıyla; bozma kararı sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bozma kararında belirtilen hususların aydınlatılmadığı, davalı ...’ın aldığı fazla pay oranının açıkça saptanmadığı, tarafların pay oranlarının belirlenmesine ilişkin hesaplamaların da denetime imkan vermediği gerekçesiyle karar bozulmuş; hükmüne uyulan bozma kararı gereğince yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'un 1 04... parsel sayılı taşınmazdaki payı bakımından tazminat isteğinin feragat nedeniyle reddine; davalı ...'ın 1 03... parsel sayılı taşınmazdaki payını yargılama sırasında temlik alan dahili davalı ... yönünden ediniminin iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine; diğer taşınmazlar ve diğer davalılar bakımından muvazaa iddiasının sabit olduğu, 21.05.2025 tarihli bilirkişi raporunun hüküm tesisine yeterli ve elverişli olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüyle anılan bilirkişi raporu doğrultusunda tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Bilindiği üzere konusu para ve para ile değerlendirilebilen davalarda vekalet ücreti karar tarihindeki nispi tarifeye göre hesaplanır. Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda dava değeri, taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı veya mirasçıların payına isabet eden değerdir. Taşınmazlarla ilgili davalarda vekalet ücretine esas olan değer ise, ya dava dilekçesinde gösterilen değer veya mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir.
Somut olayda, Dairemizin ikinci bozma kararından sonra dava konusu taşınmazların değerlerinin keşfen saptandığı ancak davacı tarafından eksik harcın ikmal edilmediği, harcın hükümle birlikte tamamlandığı anlaşılmakla; yargılama sırasında harcı tamamlanmayan dava değeri üzerinden davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Davalı ... vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.
Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; Bilindiği üzere; durumun gereklerine göre kendinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. Bir kişinin kendinden beklenen özeni gösterip göstermediği ise normal bir insanın hayatın olağan akışı içerisinde sergilediği davranış biçimi dikkate alınarak belirlenir. Gerçekten de kanun koyucunun iyi niyeti koruyarak gerçek hak sahibinin hakkını feda ettiği bu hâlde iyi niyetin objektif olarak mevcut olması gerekir. Buna göre makul bir insanın göstereceği özenle herkesçe bilinebilecek bir gerçeği görmeyen ve tedbirli bir insanın şüphelenebileceği bir durumu dikkate almayarak ihmalkâr davranan kişi iyi niyetli sayılamaz. Yargıtay kararlarında değinilip benimsendiği üzere, taşınmazın çok kısa bir süre içinde ve oldukça düşük bir bedelle el değiştirmesi işlemlerinin kuşkulu hareket olarak değerlendirilmesi ve davalı yönünden şüphe doğuran bir durum olarak ele alınması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, tapu kütüğündeki kayıtların yolsuz olduğuna dair gerekçesiz soyut bir iddia iyi niyet karinesini ortadan kaldırmaz ise de iyi niyet karinesine dayanan ve durumdan şüphelenen kişinin de kuşkuya yer vermeyecek şekilde ciddi bir araştırma yapmadan özen yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Çünkü, güven ilkesinden sadece iyi niyetli olduğu kesin olan kişiler yararlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2022 tarihli ve 2019/1-425 Esas, 2022/729 Karar sayılı kararı).
Somut olayda; davalı ...'ın, dava konusu 1 03... (eski 53) parsel sayılı taşınmazdaki 11767/89079 payını yargılama sırasında (04.03.2013 tarihinde) yukarıda değinilen Bismil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/401 Esas sayılı davasında kendisini vekil sıfatıyla temsil eden Av. ...'a satış yoluyla devredip 13.03.2013 tarihinde geri aldığı ve anılan payın tamamını 09.05.2013 tarihinde ...'ye satış suretiyle 196.000,00 TL bedelle temlik ettiği, temlik edilen payın keşfen saptanan değerinin 145.628,36 TL olduğu, davacının, HMK'nın 125. maddesinin uygulanması sonucu tapu iptali ve tescil isteğini yeni malik ...'e yönelttiği, davacı tarafından ara maliklerden ... ile davalı ...'in yakın akraba olduklarının, davalı ...'in taşınmazı ediniminin iyi niyetli olmadığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Ne var ki; davalı ...'in çekişme konusu taşınmaz payını edinimi yönünden iyi niyetli olup olmadığı hususunda hüküm kurmaya yeterli bir araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleme imkanı yoktur.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilke ve olgular da gözetilmek suretiyle davalı ...'in dava konusu taşınmaz payını ediniminde iyi niyetli olup olmadığının, bir başka deyişle TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının araştırılması, toplanan ve toplanacak deliller bir arada değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan araştırma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı vekili ile davalı ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.