Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4909 E. 2026/350 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4909
Karar No
2026/350
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1507 E., 2025/1588 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 20.01.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası nedenlerine dayalı terekeye iade istemli tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; mirasbırakan annesi...’nin kayden maliki olduğu 4743 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümünü davalı gelini ...’ye temlik ettiğini, murisin 18.11.2009 tarihli vekaletname ile gelini ...’yi vekil tayin ettiği, ...’nin anılan vekaletname ile murisin kayden maliki olduğu 1 36... , 3 ve 1 33... parsel sayılı taşınmazları kızı olan davalı ...’e devrettiğini, muris fiil ehliyetini haiz olmadığı için temliklerin mutlak butlan ile batıl olduğunu, murisin sana yaşlılık aylığı bağlatacağız diye kandırıldığını, temlikin diğer mirasçıların miras hakkını yok etme amacıyla muvazaalı yapıldığını, bedel ödenmediğini, murisin oğlu ... ile birlikte yaşarken öldüğünü, muris sağ iken açtığı davanın reddedildiğini, murisin vesayet davasında devirlerden haberi olmadığını beyan ettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile muris adına tesciline karar verilmesini istemiş; aşamada ..., muris... terekesini eldeki dava yönünden temsil etmesi için temsilci tayin edilmiştir.

Davalılar; murisin, davacı ve oğlu için çok para harcadığını, murise oğlu ... ve ailesinin baktığını, murisin 45 yaşında felç geçirip 76 yaşında öldüğünü, bir dönem murise ve tüm ailesine ...’nin baktığını, murisin sağlık ihtiyaçları için taşınmazlarının satışa çıkarıldığını, aile üyelerinin parası ile taşınmazları almasının doğal olduğunu, ...’ye taşınmazın devrinden sonra murisin aynı site içerisinde oğlu ...’a da taşınmaz sattığını, davacıya yardım yapan murisin taşınmazları rayiçten satmayarak denge kurmak istemiş olabileceğini, ...’in ve eşinin ekonomik durumunun iyi olduğunu, bedelleri banka aracılığı ile ödeyerek taşınmazları aldığını, davacının, annesini sokağa attığını, ondan sonra murisin yatalak hale geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin fiil ehliyetini haiz olduğu, davalı ...’ye temlikin bizzat yapıldığı, davalı ...’e yapılan temliklerde de vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı tereke temsilcisi ve davayı açan mirasçı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; terekeye temsilci atanmakla davacı tarafın sıfatı kalmadığından istinaf başvuru hakkı olmadığı, murisin, oğlu ... ve gelini ... ile birlikte yaşadığı, oğlu ... tarafından işlem tarihi öncesi vesayet altına alınmaya çalışıldığı, murisin yaşı, içerisinde bulunduğu durum itibarıyla yönlendirmeye müsait olduğu, gelini ...'yi tapu bilgileri açıkça bildirilen dört adet taşınmazın satışı konusunda vekil tayin ettiği, ...'nin dava konusu üç adet taşınmazı kızı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, ... adına bir bedel ödenmiş ise de ödenen bedel ile gerçek değer arası fahiş fark bulunduğu, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı, alıcı ...'in de vekilin kızı, murisin torunu olup vekil ile el ve işbirliği içerisinde murisi zararlandırdıkları, muris tarafından doğrudan gelini ...'ye satış suretiyle temlik edilen taşınmaz yönünden ...'nin murisin muhtemel mirasçısı olmadığı, paylaştırmadan söz edilemeyeceği, temlik karşılığı bedel ödendiğinin ispat edilemediği, murisin içerisinde bulunduğu durum itibarıyla yönlendirme ile temliki yaptığı, temlikin bedelsiz ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, tereke temsilcisinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılması yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; muris...’nin 4743 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümünü 06.03.2009 tarihinde davalı gelini ...’ye satış suretiyle temlik ettiği, Tekirdağ 3. Noterliğinin 18.11.2009 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile murisin davalı gelini ...’yi, içerisinde dava konusu 1 33... , 1 36... ve 8 parsel sayılı taşınmazların da yer aldığı taşınmazların satış yetkisini de kapsar şekilde vekil tayin ettiği, anılan vekaletname ile dava konusu 1 33... , 1 36... ve 8 parsel sayılı taşınmazların murise vekaleten davalı ... tarafından 11.12.2009 tarihinde davalı kızı ...’e satış suretiyle devredildiği, murisin 21.05.2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları ..., ... ve ...’in kaldıkları, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun ve Genel Kurulunun murisin temlik tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu yönünde tespitte bulunduğu, davalı ...’nin dava devam ederken 2013 yılında öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ... ve İnci’nin kaldığı, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/147 Esas ve 2019/1946 Karar sayılı kararı ile eldeki davada muris...’nin terekesini temsil etmek üzere ...’ın tereke temsilcisi tayin edildiği görülmüştür.

Hemen belirtmek gerekir ki, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre 1 33... , 1 36... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalılar vekilinin, 4743 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nin 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.

Somut olayda; dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında murisin mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgu ortaya koymadıkları gibi davacı tarafından murisin kendisinden mal kaçırmasını gerektirir somut bir neden de sunulamadığı, bedel düşüklüğünün tek başına muvazaaya kanıt olmayacağı hususları tüm dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde, 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında mirasbırakanın mirasçısından mal kaçırma kastıyla hareket ettiği iddiasının HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca davacı tarafça ispatlanabildiğini söyleyebilme olanağı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca, 4743 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi doğru değildir.

Kabule göre de, 4743 parsel sayılı taşınmazdaki binanın yıkılmasına, kat irtifakının terkin edilmesine, parselin 6360 sayılı Kanun uyarınca ifraz ve tevhit işlemlerine tabi tutulmasına ve yeni ada/parsel numarası almasına rağmen HMK’nın 297. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde infazı kabil bir karar verilmemesi de isabetsizdir.

Davalılar vekilinin dava konusu 1 33... , 1 36... ve 8 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının dava konusu 1 33... , 1 36... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden HMK'nin 370/1 hükmü uyarınca kesin olmak üzere ONANMASINA, Aşağıda yazılı 4.248,20 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına

Davalılar vekilinin dava konusu 4743 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen muris ...’in terekesinden alınmasına, Peşin harç onama harcından mahsup edildiğinden harç iadesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4909, K. 2026/350, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4909-e-2026-350-k-ca8358e55802