Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3659 E. 2026/3516 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3659
- Karar No
- 2026/3516
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/584 E., 2025/89 K.
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R-
Asıl ve birleştirilen davalar, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar; mirasbırakan ...’ün maliki olduğu 78... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama aşamasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemenin 21.07.2011 tarihli ve 2007/463 E. - 2011/508 K. sayılı kararı ile; dava konusu 78 parsel sayılı taşınmazın devrinde muvazaa bulunmadığı gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın reddine, diğer dava konusu 899 parsel taşınmazın temlikinin ise mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş, kararın davacılar ve davalı vekillerince temyizi üzerine Dairenin 10.07.2012 tarih ve 2012/5268 E. - 2012/8613 K. sayılı kararıyla; kısa kararda; "899 parsel için açılan davanın kabulü ile, davalı ... adına kayıtlı taşınmazın 3/12 payın iptali ile davacı ... kızı, 1953 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline" dendiği halde, gerekçeli kararda; "899 parsel için açılan davanın kabulü ile, davalı ... adına kayıtlı olan taşınmazın 1/12 payın iptali ile davacı ... kızı 1953 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline" demek suretiyle kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılmasının doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 20.12.2012 tarihli ve 2012/544 E.- 2012/755 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, söz konusu kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairenin 26.09.2013 tarihli ve 2013/4074 E. - 2013/13508 K. sayılı kararı ile; Mahkemece dava konusu 78 parsel yönünden muris tarafından yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı belirlenmek ve benimsenmek suretiyle bu parsel yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer dava konusu taşınmaz yönünden ise miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır, taşınmaz mallar ve hakların araştırılması, taraflar arasında görülen dava dosyalarının titizlikle incelenmesi, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, varsa her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınması, murisin paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 24.11.2015 tarihli ve 2014/1411 E. - 2015/1763 K. sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 21.02.2019 tarihli ve 2016/4186 E. - 2019/1183 K. sayılı kararı ile bu kez; bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilamında açıklandığı şekilde hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, bu nedenle bozma ilamında açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, bozma gerekleri yerine getirilerek mirasbırakandan tüm mirasçılara intikal eden taşınır, taşınmaz mallar ve hakların tespit edilmesi, her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınması ve murisin paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 78 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın kesinleştiği, diğer dava konusu taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede aktif-pasif tapu kayıtları ve bilirkişi raporu ile; mirasçılardan ........,... ... davalı ... kızı ...'ya taşınmazlar devredildiği, ancak diğer mirasçılar olan davacılar Hakkı kızı ... ve ...'a bir taşınmaz devredilmediği, paylaştırma amacının bulunmadığı, mirasçıların eşit oranda taşınmaz almadığı hatta davacıların hiç taşınmaz devralmadığı, murisin paylaştırma kastından söz edilemeyeceği, mirasçılar arasında eşit bir mal ve taşınmaz paylaşımının söz konusu olmadığı, davacı mirasçıların miras haklarından mahrum kaldığı, bu halde murisin tüm mirasçılara yönelik eşit oranda paylaştırma kastının bulunmadığı, sadece bir kısım mirasçılara yönelik kazandırmaların olduğu, davacıların taşınmaz devralmadığı, davacı mirasçıların miras hak ve paylarından mahrum kaldığı, muris muvazaası iddiasının maddi ve hukuki unsurlarının oluştuğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda 78 parsel yönünden davanın reddine, 899 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1909 doğumlu mirasbırakan ...'ün 01.06.1979 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak asıl davada davacı kızı ..., birleştirilen davada davacı kızı ..., birleştirilen davada davacı torunu ... ile dava dışı çocukları ile eşinin kaldığı, mirasbırakanın çekişme konusu 78 parsel sayılı taşınmazı 04.11.1969 tarihinde, 899 parsel sayılı taşınmazı ise 21.08.1974 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle devrettiği ve onun adına sicil kaydının oluştuğu, davacıların, yapılan bu temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtıkları, davacılardan ...'nin ise dava tarihinden sonra 08.01.2008 tarihli temlikname ile eldeki davadaki tüm hak ve alacaklarını diğer davacı ...'a devrettiği, Mahkemece birleştirilen davada davacı ... yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde işlem yapılmak ve çekişme konusu 899 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan temlik işleminin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu tespit edilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; birleştirilen davada davacı ...'nin eldeki davadan kaynaklanan haklarını 08.01.2008 tarihli temlikname ile diğer davacı ...'a temlik etmesi gerekçe gösterilip ... hakkında hüküm kurulmak suretiyle yanılgıya düşülmüştür.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen ″alacağın temliki″ devri mümkün olan hak bir alacağa ilişkindir. Oysa, eldeki davada yapılan temlikin, koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescile yönelik sonuç doğuracağı; başka bir deyişle, mülkiyetin nakline yol açacağı açıktır. Mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu′nun 706., Türk Borçlar Kanunu′nun 237. ve Tapu Kanunu′nun 26. maddeleri dikkate alındığında, taşınmazların mülkiyetinin devrini öngörecek nitelikteki 08.01.2008 tarihli temliknamenin yasal olduğunu ve hukuki sonuç doğuracağını söyleyebilme olanağı yoktur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarih, 2022/1-851 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararı).
Öte yandan; 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesinde ''Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiş olup dava sırasında taraflardan birinin ölümü halinde taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin bulunduğundan davanın her aşamasında hakim tarafından re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re'sen gözetilmesi gereklidir.
Somut olayda; birleştirilen davada davacı ...'nin yargılama aşamasında 31.10.2024 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ve çocuklarının kaldığı, ne var ki; Mahkemece HMK'nın 55. maddesinin gözetilmediği ve mirasçılar davaya dahil edilmeden sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Hâl böyle olunca, öncelikle yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçıları yönünden taraf teşkili sağlanmak suretiyle birleştirilen davada davacı ...'nin payına düşen kısım için ... (mirasçıları) hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken yukarıda değinilen ilke ve düzenlemeler göz ardı edilerek davacı ...'nin payının da diğer davacı ... payına eklenmek suretiyle hüküm kurulması isabetsizdir. Açıklanan sebeplerle, davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.