Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3280 E. 2026/364 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3280
- Karar No
- 2026/364
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3008 E., 2025/1334 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.01.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R- Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar; murisleri ...'nın 28.07.2006 tarihinde öldüğünü, terekedeki malların sevk ve idaresi, murisin borçlarının ödenmesi ve kalan malların taksimi yönünden işlem yapılması amacı ile ailenin en büyüğü olan davalının yönlendirmesi ile amcalarının oğlu olan dava dışı ... ...'yı vekil tayin ettiklerini, davalının muris ...'nın tüm borçlarını kendisinin ödediğine dair hiçbir belge göstermeden Kırşehir'de bulunan fabrika, ev ve fabrika arazisi ile diğer tüm taşınmazları vekil ... ... vasıtası ile adına tescil ettirdiğini, murisin borçlarını ödediğini belirterek terekeye el koyduğunu, davalının kendi el yazısı ile düzenlediği belgede ise murisin tüm borçları ödendikten sonra kardeşlerinin payını vermeyi kararlaştırdıklarını ifade ettiğini, bu belgenin bir yazılı delil başlangıcı olup iddialarını da desteklediğini, inançlı işleme dayalı yapılan devirler sonucu taşınmazların davalıda birleştiğini ileri sürerek dava konusu 4421 ada l, 44 22... , 6 ada 4, 1 63... , 1 24... , 1 24... , 1 01... , 1 05... ,1 05... , 1 59... , 2 02... , 16 33... ve 1 68... parsel sayılı taşınmazların davalı adında olan tapu kayıtlarının inançlı işlem nedeniyle iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı, Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2022/159 Esas ve 2022/301 Karar sayılı dosyanın derdest olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/437 Esas, 2017/67 Karar sayılı dosyası ile tarafları ve konusu aynı olan tapu iptali ve tescil istemi ile açılmış dava bulunduğu gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/1-ı maddesi gereğince derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/159 Esas ve 2022/301 Karar sayılı dosyası ile görülen davada davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olduğu, ilk bozma ve aşamalarda ortaya çıkan sonuca göre davacıların ileri sürdükleri sebebin inançlı işlem nedenine dayalı olmadığı ve iddianın vekaletin kötüye kullanılmasına ilişkin olduğu değerlendirilerek sonuca gidildiği, eldeki davada çekişme konusu edilen taşınmazlarda ve ileri sürelen sebeplerde bir değişiklik olmadığı gerekçesi ile davacıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; davacıların daha önce eldeki davanın davalısına husumet yönelterek açtıkları davada, murisleri ...'nın (... oğlu) borçlarının ödenmesi ve ondan intikal edecek taşınmazların taksimi için davalının istemi üzerine akrabaları olan dava dışı ... ...'yı vekil tayin ettiklerini, vekilin muristen intikal eden çekişme konusu taşınmazların bir kısmını ara malik kullanıp, bir kısmını ise doğrudan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile ... oğlu ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmesini istedikleri; birleştirilen davada ise aynı iddiayı ileri sürerek asıl davada dava konusu yapılan 80... parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazlar için tapu iptali ve tescil isteğinde bulundukları, Mahkemece dava konusu taşınmazların ... ilçesinde olduğu gerekçesiyle dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verildiği, kararın Dairece ,HMK'nın 12/3. maddesi gözetilmeksizin yanılgılı sonuca gidildiği gerekçesi ile bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda temliklerin bedelsiz ve muvazaalı olduğu, murisin borçlarının davalı tarafından ödendiğine dair bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairece iddianın ileri sürülüş biçiminden asıl ve birleştirilen davada vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanıldığı ancak temliklerin iradi olduğu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğu, Mahkemece davaya konu uyuşmazlığın inançlı işlemden kaynaklı olduğu gerekçesi ile Dairenin “vekâlet görevi kötüye kullanılmadığından asıl ve birleştirilen davanın reddi gerektiği” yönündeki bozma gerekçesine direnilmesine karar verildiği, Hukuk Genel Kurulunun 09.07.2020 tarihli ve 2019/1-791 Esas, 2020/555 Karar sayılı kararıyla; bozma sonrası kurulan yeni hükmün bir direnme kararı olmayıp, yeni bir gerekçeye dayalı, yeni bir hüküm olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesine karar verildiği; Dairece, davada iddianın ileri sürülüş biçiminden vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanıldığı, Mahkemece davanın inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı, temliklerin iradi olduğu ve vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/159 Esas ve 2022/301 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, temliklerin iradi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; hükmüne uyulan bozma kararlarında gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile kararın onandığı, onama kararına karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun da reddedildiği ve kararın 15.02.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın da 18.01.2023 tarihinde açıldığı görülmektedir.
Bilindiği üzere; bir davanın derdest olduğundan söz edebilmek için, aynı davanın iki kere açılması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın taraflarının, konusunun (müddeabihlerinin) ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik, dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Bir başka ifade ile, dava şartı olan derdestlik nedeni ile davanın reddi için üç koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bunlar; davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması, birinci davanın görülmekte olması, daha önce açılmış ve görülmekte olan dava ile ikinci davanın aynı olması koşuludur. Bir dava ile görülmekte olan başka bir davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için ise, maddi anlamda kesin hüküm gibi her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Somut olaya gelince, davanın açıldığı tarih gözetilerek derdest olduğu ileri sürülen eldeki dava ile yukarıda ayrıntılarına yer verilen Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/159 Esas ve 2022/301 Karar sayılı davanın tarafları ve konuları aynı ise de, dava sebeplerinin aynı olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Eldeki davada davacıların davalının kendi el yazısı ile düzenlediğini ileri sürdükleri bir belgeye dayanmak suretiyle inançlı işlem hukuki nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talep ettikleri, eldeki dava açıldıktan sonra kesinleşen Kırşehir 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/159 Esas ve 2022/301 Karar sayılı davasında ise vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası yönünden değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği, dava dilekçesinde bu belgeden bahsedilmediği, temyiz ve karar düzeltme aşamasında belgenin fotokopisinin dosyaya sunulduğu ancak davacıların inançlı işlem iddiaları yönünden yapılan bir değerlendirme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, eldeki dava dosyasında dava şartlarından olan derdestlik koşullarının gerçekleşmediği gözetilerek işin esasının incelenmesi, davacıların dosyaya ibraz ettikleri ve davalının eli ürünü olduğu belirtilen belgenin aslının temin edilmesi, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.