Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3026 E. 2026/3946 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3026
Karar No
2026/3946
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2075 E., 2025/414 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/193 E., 2023/132 K.

Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki sebebine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Davacı; muris babası ...'ın Bolu ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 1 12... parsel, ... Mahallesi 1 01... , 1 05... , 1 13... parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğluna sattığını, bedel ödenmediğini, murisin emekli olduğunu, taşınmaz satma nedeni bulunmadığını, murisin ve eşinin bakımını yıllarca davacı ve ailesinin üstlendiği, davalının ise İstanbul’da yaşadığı ve murise bakmadığını, murisin işlem tarihinde ehliyetsiz olduğunu, murisin davalıyı kolladığını ileri sürerek tapu kaydının pay oranında iptali ile adına tescilini, olmazsa tenkisini istemiştir.

Davalı; murisin iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olmadığını, eğer böyle bir amacı olsaydı satışı bağış gibi farklı hukuki yollarla yapabileceğini, babasına bedeli ödediğini, yörenin gelenek ve göreneklerine, toplumsal eğilimlere ve baba-oğul arasındaki beşerî ilişkiye dayanan haklı ve makul nedenleri olduğunu, murisin sağlığında davacı ağabeyine de çok değerli taşınmazlar aldığını, ona her türlü maddi ve manevi yardımı yaptığını, davaya konu yerleri ise kendi hür iradesiyle ve bir nevi paylaştırma amacıyla sattığını, davacı ve eşinin murise ve annesine bakmadığını, hatta ağır sözler söylediklerini, murisin son dönemlerindeki hastalıklarında tüm bakım ve tedavi süreçlerini üstlendiğini, murisin bu nedenle kendisine minnet duyduğunu, geçmişte davacı adına alınan taşınmazların alımında kendisinin de altın vererek maddi katkıda bulunduğunu, dolayısıyla davacının iddialarının asılsız olduğunu, murisin terekesinde halen 8 adet başka taşınmazın bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu raporuna istinaden murisin dava konusu işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğu, dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre murisin köyde kendi evinde yaşadığı, davacının da aynı evde kaldığı, davalının şehir dışından sık sık murisi ziyarete geldiği, yanına götürdüğü, son zamanlarında davalının yanında kaldığı, murisin sağlığında davacının bir kısım taşınmazları murisin desteğiyle satın aldığı, ayrıca murisin temlik dışı 8 parça taşınmazı olduğu, dava konusu ve temlik dışı taşınmazların değerleri arasında fahiş fark bulunmadığı, murisin beşeri olarak çocuklarıyla sorunu bulunmadığı, aralarının iyi olduğu, mirastan mal kaçırma kastının ve saklı payları etkisiz kılma amacıyla işlem yaptığının ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile terditli tenkis taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacının iddiasını ispat ile mükellef olduğu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından murisin mal kaçırmasını gerektirir bir sebebin ortaya konamadığı, temlikin mirasçıları terekeden mahrum etmek amacıyla yapıldığının ispatlanamadığı, bedel ve değer arasındaki farkın tek başına muvazaayı ispatlamadığı, dava konusu taşınmazlar haricinde terekede çok sayıda taşınmaz bulunduğu, dava konusu ivazlı sözleşmenin tenkise tabi olmadığı, HMK'nın 240/2. maddesi ve Yargıtay içtihatları uyarınca tanık listesinde gösterilmeyen tanıkların dinlenemeyeceği, ikinci tanık listesi verme yasağı kapsamında davacının tanık listesinde bildirmediği ancak hazır bulundurduğu tanık İsmail'in dinlenmemesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içerisinde davacı vekilince temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2025 tarihli ek kararıyla; temyiz dilekçesinin değerden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Muris muvazaası hukuki sebebine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki sebebine dayalı davalarda, davacılar ve davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyarî dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.

O halde, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince, muristen davalıya geçen pay değerinden davacının 1/3' miras payına isabet eden 501.877,95 TL'nin dava tarihi 2020 yılı itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL'nin üstünde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin değer yönünden reddine ilişkin 07.04.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere, özellikle muris muvazaası ile murisin davacının saklı payını ihlâl kastının bulunduğunun da TMK'nın 6. maddesi ile HMK'nın 190. maddesi gereğince davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama karcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3026, K. 2026/3946, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3026-e-2026-3946-k-d5e49a0517d8