Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/315 E. 2026/978 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/315
- Karar No
- 2026/978
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/315 Esas
KARAR NO:2026/978
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/11/2024
NUMARASI:2022/153 ESAS, 2024/710 KARAR
DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
KARAR TARİHİ:16/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilinin 2000-2001 yıllarından beri ... ambarlarından hamal olarak çalışan, okuma yazması olmayan bir kişi olduğunu, okuma yazmayı son yıllarda öğrendiğini, kültürel ve sosyolojik olarak cahil denilecek ve yoksul yapıda ticaret yapması mümkün olmayan bir insan olduğunu, müvekkilinin hamal olduğu ... ambarlarından kendisine iş vereceğini söyleyerek alıp götüren ...adında birinin Kağıthane ilçesinde bulunan depoları bir iki hafta temizliğini yapması, mal taşıması ve onarımlardan bulunması için 2000-2001 yıllarında bir ay yanında çalışmaya götürdüğünü, sonra müvekkilini sigortalı yapacağını, söyleyerek elinde kimliklerini ve resimlerini aldığını, akabinde bir notere götürerek vekaletname yaptırıldığını, bu vekaletlerle müvekkilinin parasız pulsuz şirket ortağı yapıldığı ve başka kişilerin adına işlem yapması için yetkiler verildiğinden bilincinde dahi olmadığını, Davacı müvekkilinin adı kullanılarak adına sahte çek hesabi açıldığı , bu hesap ile alınan çekin ve hazırlanan ... sayılı bu çekteki imzanın sahte olması ve müvekkilinin borçlu olmamasına rağmen imzasının taklit edilerek atılmış olması ile yapılan hukuka aykırı işlemlerin ve takip konusu olan asıl borç 7.630 TLnin ve Takip alacakları ile feri alacaklar haksız bir şekilde talep edildiği için ve eklendiği tüm ferileri ile birlikte 58.407 TL kadar borçlu olmadıklarının tespiti ile İcra takibinin iptaline karar verilmesine, çekin iptali ile takiplerin iptaline, Zaman aşımına uğramış haksız oluşturulan BORCA ve İMZAYA itiraz edilmekle takibin durdurulmasına ve iptaline, takibin ihtiyaten durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:(Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle); Menfi tespit davası kısmi dava olarak açılamayacağından dava değerini kabul etmediklerini, davanın bu sebeple usulden reddi gerektiğini, 2003 yılından bu yana 19 yıl borca sessiz kalan ve yasal süresinde icra takibine itiraz etmeyen davacı borçlunun kötüniyetli olduğunun aşikar olduğunu, ayrıca davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, zaman aşımı itirazı da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/153 Esas 2024/710 Karar 13.11.2024 Tarihli kararı: "...22/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda "İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/153 esas sayılı istemi ile gönderilen dosya ile ilgili olarak bilirkişi seçilmekle lup, beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; inceleme konusu çekteki keşideci imza ile ...’a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu çekteki keşideci imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...’ın eli ürünü olmadığı" bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kıymetli evrak nedeniyle İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede, takip alacaklısının ... tarafından takip borçlusunun davacı ... ve ....Şti olduğu, takip dayanağının ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 14.03.2003 tarihli, ... seri numaralı, 7.630.000.000 TL bedelli çek dayanak yapılarak toplam 8.286.500.000 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 02/04/2003 tarihinde takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Tarafların uyuşmazlık noktaları, ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 14.03.2003 tarihli, ... seri numaralı, 7.630.000.000 TL bedelli keşidecisi davacı ... olan ve hamiline düzenlenen çekin keşideci hanesindeki davacıya atfen atılı bulunan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının bu çek nedeniyle davalılara borçlu olup olmadığı ve davalı tarafların İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyecekleri hususlarına ilişkindir.TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “...” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun 2017/19-821 E-2019/58 K sayılı kararı) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 22.07.2024 tarihli kriminal raporunda; ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 14.03.2003 tarihli, ... seri numaralı, 7.630.000.000 TL bedelli keşidecisi davacı ... olan çekte keşideci olarak davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan bu rapora denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması ile itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekillerinin teknik nitelikte olmayan itirazlarına da itibar edilmemiştir. Dava konusu edilen çekte keşideci olarak yer alan davacıya ait imzanın davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.Bu nedenlerle davanın kabulü ile, davaya konu ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 14.03.2003 tarihli, ... seri numaralı,7.630.000.000 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının ve davacının İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ... ( eski: ...) sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Davalı tarafların kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalıların tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesindeki koşullar oluşmadığından reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;1-Davanın kabulü ile davacının İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ... ( eski: ...) sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davaya konu ... A.Ş. ... Şubesi'ne ait 14.03.2003 tarihli, ... seri numaralı, 7.630.000.000 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine,...4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Çek bedelinin 7.630.000.000 TL olarak ele alındığını, ancak çek tarihi 14.03.2003 olup 2005 yılında altı sıfır atılmış olması sebebiyle çekin bedelinin aslında 7.630 TL olduğunu, çek bedelinin hatalı olarak ele alınmış olması sebebiyle vekalet ücreti de hatalı hesaplandığını, vekalet ücretinin 7.630 TL üzerinden hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunun vekillikten çekilme dilekçesi sunan ve müvekkili şirketi vekaleten temsile yetkisi olmayan vekile tebliğ edildiğini, yerel mahkeme kararına esas aldığı hukuka aykırı ve eksik inceleme neticesinde ele alınan bilirkişi raporunun usulüne uygun bir şekilde tebliğ etmeden davanın karara çıkarıldığını, beraberinde gerekçeli kararın da yine müvekkil şirketi vekaleten temsile yetkisi olmayan vekile tebliğ edildiğini, Bilirkişi incelemesi sonucunda oluşturulan raporun 02.06.2023 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi sunan Av. ...'na tebliğ edildiğini, Bilirkişi raporu tebliğ edilen avukatın dosyada vekillikten çekilme dilekçesinin bulunuyor olması sebebiyle bilirkişi raporunun müvekkil şirket ... A.Ş.'ye usulüne göre tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının gerekçe göstermeksizin dikkate alınmadığını, zaman içerisinde insanların imzaları değişebileceğini, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ ile ... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... yevmiye numaralı ... ile ... A.Ş.’ye devir ve temlik belgesi ibraz edildiğini, buna rağmen davalı sıfatıyla gerekçeli kararda müvekkili şirketin ... A.Ş. yer aldığını beyanla maddi hatanın düzeltilerek müvekkilinin davalı sıfatının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
1-Dosya incelendiğinde ; davalı ... şirketi vekili Av....'nun 02.06.2023 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, çekilme dilekçesinin 10.062023 tarihinde davalı asile tebliğ edildiği, 05.06.2023 tarihinde yeni vekil tarafından vekaletname sunulmuş ise de bilirkişi raporunun 03.08.2024 tarihinde ve hatta istinaf incelemesine konu gerekçeli kararın 15.01.2025 tarihinde dosyada vekillik görevi tamamen sona eren Av....'na tebliğ edildiği anlaşıldığından, bu hususta davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi yerindedir. Öncelikle bilirkişi raporunun vekalet görevi bulunan vekile tebliği ve yasal süre beklenmesi, neticesine göre yargılamaya devam edilmesi gerekir.
2-Dava, takip dayanağı çekteki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla açılmış menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlığa konu çekin 14.03.2003 keşide tarihli olduğu ve imza inkarında bulunan davacının çek keşidecisi olduğu görülmüştür."İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir." (YHGK 2017/12-328 E-2019/387 K)Karara dayanak bilirkişi raporu incelendiğinde, incelemeye esas alınan mukayese belgelerin 22.07.2014, 09.02.2007, 22.08.2018 ,20.10.2015, 21.07.2012, 26.09.2016, 07.10.2015 tarihli oldukları, söz konusu belge tarihlerinin uyuşmazlık konusu çek keşide tarihlerinden çok sonra olduğu, öncesine ait bir adet 2001 tarihli belge bulunmakta ise de bu belgenin de keşide tarihinden çok öncesine ait olduğu, dolayısıyla imza incelemesinin çekin düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın yeterli emsal imza toplanmadan hazırlandığı ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığı anlaşıldığından, resmi kurumlardan davaya konu çekin düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın, davacının imzasının bulunduğu yeteri kadar mukayeseye esas imza toplandıktan sonra, uyuşmazlığa konu çekin eski keşide tarihli olduğu da nazara alınarak üniversitelerden seçilecek grafolog bilirkişilerden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
3-Kabule göre de; Çekin 2003 yılında keşide edildiği, davanın ise 2022 yılında açıldığı, bu süreç içerisinde Türk Lirasından Yeni Türk Lirasına geçiş yaşandığı nazara alınarak çek bedelinin tespiti ile yargılama neticesi hasıl olacak sonuca göre hükmün fer'ilerinin de buna göre tespiti gerektiği dikkate alınmalıdır.
4-Yine kabule göre yapılan incelemede; Davalının her iki davalı da taraf gösterilmek suretiyle açıldığı, davalılarca aşamalardaki beyanlarında; ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında imzalanan ... yevmiye nolu temlik beyannamesi ile ... A.Ş.’ye devir ve temlik edildiğini, ... A.Ş.’, 10.06.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararı ile ... A.Ş. ile “... A.Ş.” hükmi çatısı altında birleştiğini, ... A.Ş., 17.03.2017 tarihli karar ile ... A.Ş. ile “... A.Ş.” hükmi çatısı altında birleştiğini, ... A.Ş., 25.06.2020 tarihli Genel Kurul kararı ile ... A.Ş. ile “... A.Ş.” hükmi çatısı altında birleştiğini beyan ettikleri görülmekle pasif husumete ilişkin itirazların gerekçeli karar ile olumlu olumsuz karşılanmaması yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekillerinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ayrı ayrı KABULÜNE,
2-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.11.2024 Tarih 2022/153 Esas 2024/710 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalılara iadesine,
5-İstinaf aşamasında Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 375,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.058,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-İstinaf aşamasında Davalı ... AŞ ile ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-İstinaf aşamasında Davalı ... AŞ ile ... A.Ş. tarafından sehven yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının talebi halinde iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.16/06/2026