Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/33 E. 2026/1074 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/33
Karar No
2026/1074
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/33

KARAR NO: 2026/1074

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/06/2022

NUMARASI: 2018/302 Esas - 2022/552 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 2010 yılından itibaren devam etmekte olan ticari ilişki bulunmakta olduğunu, taraflar karşılıklı olarak mal alışverişinde bulunmakta olup, ticari ilişki cari hesap usulü devam etmekte olduğunu, davacının 2012 yılında yaşadığı ekonomik kriz sebebiyle, davalıya vermiş olduğu bir kısım çeklerini ödeyemediğini, yaşanan ekonomik sıkıntı sebebiyle çeklerini ödeyemeyen, ancak borcunun tamamını ödeme niyetinde olan davacının davalı şirkete giderek borcun yapılandırılarak ödenmesi hususunda görüşme yaptığını, bu görüşmede, davacının o tarihteki borcunu bir kısım nakit, bir kısım müşteri çeki, bir kısmını ise kendi ürettikleri mal satışı şeklinde ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, bu görüşmede, davacının borcuna karşılık davalı tarafa satacağı ürünleri piyasa rayiç bedelinin altında, imalat bedeli üzerinden satacağı hususunda da anlaşmaya varıldığını, davalı, davacının imalat fiyatına almış olduğu ürünleri piyasa rayiçleri üzerinden satarak, yüksek miktarda kar elde edecek, bu suretle davacının ayrıca vade farkı talebinde bulunulmayacağını, bu anlaşma çerçevesinde, davacının ürettiği ürünlerden davalı şirkete satış yaptığını, ayrıca bir kısım ödemeyi de müşteri çeki vermek suretiyle gerçekleştirdiğini, davacının davalı tarafa borcuna karşılık vermiş olduğu ürünleri piyasa rayiç fiyatının çok altında, sadece maliyet fiyatına satış yapmış bu suretle borcunu fazlasıyla ödediğini, borcunu yukarıda ifade edilen şekilde mal satışı, müşteri çeki ve nakit ödeme şeklinde ödeyen davacı davalı tarafa duyduğu güven sebebiyle çekleri teslim almadığını, davacının borcunu ödemekte iken, 2015 yılında davalı tarafça ellerinde bulunan tüm çeklerle davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, .... İcra Müdürlüğünün...-... ...-...-... E. Sayılı dosyaları ile davacı aleyhine toplam 166.137,00 TL'lik icra takibi başlatıldığını, icra takibi başlatıldığı dönemde davacının borcu yaklaşık 90.000,00 TL olmasına rağmen, davalı taraf usul ve yasaya, ticari ahlaka aykırı bir şekilde (bankalardan tahsil edilen kısım hariç olmak üzere) alacağının çok üzerinde 166.137,00 TL'lik icra takibi başlatarak kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacı ödeme emirlerini tebliğ aldığında davalı şirketle görüşmüş ve neden böyle davrandıkları sorulduğunu, davacıya cevaben "bir yanlışlık olduğu, avukatından kaynaklanan bir hata olabileceği, kendilerinin bu kadar rakam üzerinden bir talimatları olmadığı ifade edildiğini, davacı yine duyduğu güvenle dosyalara hiçbir itirazda bulunmadığını, bu arada mal satışı ve müşteri çekleri vermek suretiyle borcunu ödemeye devam ettiğini, 2017 yılı Kasım aylarında davacının borcunun tamamını ödediğini, bundan sonra mal satış işlemleri devam etmiş ve davacının davalı taraftan 49.355,42 TL alacaklı duruma geçtiğini, zaman zaman cari hesap mutabakatı için davalı şirket ile davacı arasında görüşme olduğunu, çok küçük bir fark dışında her iki tarafın cari hesabında bir farklılık olmadığı hususunda mutabakata varıldığını, davacının tüm borcunu ödeyip, hatta davalı taraftan alacaklı olmasına rağmen, davalı taraf icra takip dosyalarını kapatmadığı gibi yürütülen icra takip dosyalarından davacının araçları üzerine yakalama kararı çıkarttırdığını, davacının durumu fark eder fark etmez bir kez daha davalı şirketle görüştüğünü, bu görüşmede yine kendilerine "bir yanlışlık olduğu, kendilerinin bir alacak talepleri olmadığı, avukatın bu işlemi kendilerinden habersiz olarak gerçekleştirdiğini "ileri sürdüklerini, davalı şirket ile görüşmelere devam edildiğini, önceleri davacının borçlu olmak bir yana alacaklı olduğu davalı şirketçe kabul edildiğini, ancak sonraki tarihlerde davacının yaklaşık 200.000,00 TL borçlu olduğu, bu borç ödenmeden şirkete ait araçlar üzerindeki haciz ve yakalama işleminin kaldırılmayacağı ifade edildiğini, davalı şirket vekilleri ile bir çok görüşmeler yapıldığını, bu görüşmelerde bizzat davacıya "davalı şirketin herhangi bir alacak talebi olmadığı, sadece avukatlık ücreti ve masraflar yönünden icra takip dosyalarına devam edildiği" ifade edilerek davacının kasım 2017 tarihi itibariyle yaklaşık 60.000,00 TL borcu olduğu ileri sürüldüğünü, ancak bundan sonraki her görüşmede borç miktarı arttırılmış, en son 200.000,00 TL civarında bir borç çıkarıldığını, hatta davacıya icra dosyaları ile ilgili hesap gönderildiğini, bu hesaplarda icra dosya hesapları Kasım 2017 tarihine kadar hiç ödeme olmamışcasına hesaplanmış, en son kasım 2017 borcundan davacının yapmış olduğu ödemelerin(eksik bir şekilde) düşüldüğünü, bu suretle davacının 200.000,00 TL borcu ödememesi halinde haciz işlemlerine devam edileceği ısrarlı bir şekilde ifade edildiğini, oysa davalı tarafın ticari defterlerinde dahi davacının, davalıya borçlu olmak bir yana alacaklı olduğu sabit olduğunu, davalı ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine, davacı tarafça .... Noterliği vasıtası ile ihtarname keşide edilerek, borcun tamamen ödemiş olması sebebiyle icra takiplerinin kapatılarak araçlar üzerindeki haciz ve yakalama şerhinin kaldırılması, ve davacının alacağının ödenmesi talep edildiğini, bu ihtarnameye karşı davalı vekili tarafından e-mail yolu ile cevap verilerek talebimizin kabul edilmediği bildirildiğini, davalı taraf usul ve yasaya, ticari teamül ve ahlaka aykırı davranmış, borcunu tamamen ödemiş, hatta alacaklı durumda olan davacının iyi niyetini kötüye kullanarak, borcu ödenmiş icra takip dosyalarına devam etmekle, yaşadığı ekonomik krizi atlatmak için yoğun çaba gösteren davacıya borcunu ödeyemeyen biri durumuna düşürmüş, arabaları bağlatmak suretiyle maddi yönden zarara sebebiyet verdiğini, yukarıda belirtilen sebeplerle davacının tüm borcunu ödediğini, hatta davalı taraftan alacaklı olduğu halde icra takiplerine devam edilerek davacının araçlarına haciz ve yakalama işlemi uygulanmış olmakla, (alacak davası ile maddi- manevi tazminat davası açma hakkımız saklı kalmak üzere) İstanbul .... İcra Müdürlüğünde devam etmekte olan 5 adet icra dosyası ile ilgili olarak menfi tespit davası açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davacının ....İcra Müdürlüğü 'nün...-...-...-...-... E. sayılı dosyalarından borçsuzluğunun tespitini , takiplerin ve takibe konu çeklerin iptalini, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı şirket arasında, davacı tarafça iddia edildiği gibi “açık hesap usulü“ bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davacı şirket, davacı şirkete muhtelif tarihlerde sipariş ettiği malları satmış ve teslim ettiğini, davacı şirkete yapılan teslimatlar karşılığında ve diğer ticari ilişkileri çerçevesinde muhtelif tarihlerde, yapılan anlaşmaya uygun vadelerde çekler aldığını, ancak dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafça taahhüt edilen vadelerde ödemeler gerçekleştirilmediğini, çeklerin bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını, davacı şirket kanun gereğince mütemerrit duruma düşerek temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, davalı şirketçe aralarındaki ticari ilişkiler gereğince çeklerin icra takibine konulması için uzun bir süre beklendiğini ancak çek bedellerinin ödenmemesi nedeniyle çeklere ilişkin olarak İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün 2015/... E., 2015/12132E., 2015/12580 E., ... E. ve ...E. sayılı dosyaları ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında bir süredir muhtelif tarihlerde gerçekleşen münferit mal alım-satımını içeren ticari bir ilişki mevcut olduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde, davacı taraf ile mal alışverişi ve mal alışverişi çerçevesinde nakit olarak ve müşteri çeki teslimi şeklinde yapılan ödemeler söz konusu olduğunu, ancak davacının icra takibine konu borca mahsuben yapmış olduğu herhangi bir ödeme söz konusu olmadığını, davacı tarafın davacıya olan borcunu ödemekte ısrar etmesi üzerine, hiç arzu edilmemesine rağmen, uzun bir süre beklendikten sonra, ödemeyen çekler icra takibine konu edilmek zorunda kalındığını, davacı şirketin davalı şirkete icra takiplerine konu karşılıksız çeklere ve icra takibine karşılık yaptığı her hangi bir ödeme bulunmadığını, davacı tarafça iddia edildiği gibi, icra takiplerine konu borcun ödenmiş olmasına rağmen icra takiplerine devam edilmesi icra takibine mahsuben yapılan her hangi bir ödeme, bedelsiz kalan bir takip ve senet, borçludan faiz, vade farkı talebinde bulunulmaması konusunda bir mutabakat, feragat söz konusu olmadığını, davacı tarafça davalı şirkete satılan ve bedelini almadığı her hangi bir ürünün varlığı söz konusu ise, mevcut ticari ilişkiyi ispatlayarak hukuki haklarını talep etmesi konusunda hiçbir engel ve kısıtlama mevcut olmadığını, ancak davacı şirketçe bugüne kadar davalı şirkete karşı bu yönde herhangi bir talepte bulunmamış, yasal işlem başlatılmadığını, davacı tarafça davalı şirkete gönderilen .... İcra Noterliği’nden keşide edilen ... Yev. numaralı ve 19.12.2017 tarihli İhtarnameye, tarafımızca .... Noterliği’nden keşide edilen ... Yev. numaralı ve 05.01.2018 tarihli İhtarname ile cevap verildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı taraf, hakkında açılan İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ..... E., ......2E., .... E., ... E. ve ...E. sayılı dosyalarına ilişkin olarak davalı şirkete borçlu bulunduğunu, bu nedenle davacı tarafından açılan dava haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle haksız ve mesnetsiz olduğu iddia edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davaya konu icra takiplerinin dayanağı çeklerin davalının davacıdan ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığının tespiti bakımından çeklerin davacı tarafından davalıya ödeme amacıyla teslim edildiği tarihteki davacının borcunun tespiti ile tespit edilen borç tutarının icra takip tarihine kadar davacı tarafından davalıya ödenip ödenmediğinin tespitinin gerekeceği bu kapsamda taraflar tacir olup delil olarak da ticari defterlere dayanıldığından mahkememizce yaptırılan ticari defter ve dayanakları üzerindeki incelemede mali müşavirin uzmanlık alanındaki teknik incelemeler neticesinde alacaklı ve borçlu hesaplarının birleştirilmesi yoluna gidilmiş, davacının ticari defter kayıtları ile davalının ticari defteri kayıtları arasında bulunan 70.160,12 TL farkın, 70.104,40 TL'lik kısmı davacının ticari defterlerindeki hatalı kayıtlardan kaynaklandığından ve bu hatalı kayıtların aksi senet ive diğer kesin delillerle ispatlandığından, ayrıca belgeye dayalı bu kayıtlar düzeltildiğinde tarafların ticari defter kayıtları arasında bir fark kalmayacağından davacı ve davalının birbirlerinden olan alacak borç durumunun hangi tarih itibariyle ne kadar olduğunun tespit edilebilmesi için alacaklı borçlu oldukları hesapların birleştirilmesinde davalının kayıtlarının esas alınması gerektiğinin tespit edildiği, iş bu menfi tespit davasına konu 5 adet icra dosyasının dayanağı 11 adet çekin davalıya teslim edildiği tarih itibariyle cari hesap bakiyesinin 405.312,24-TL olarak belirlendiği, bu tarihten sonra davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler ve davacı tarafından davalıya yapılan mal satışına ilişkin düzenlenen faturalar ile söz konusu alacağın tamamının davaya konu ilk takip tarihinden önce ödendiği, davaya konu icra takiplerinden ilkinin davalı tarafından davacı aleyhine 15.06.2015 tarihinde başlatıldığı, davacının davalı kayıtlarına göre menfi tespit davasına konu 5 adet icra dosyasının dayanağı olan 11 adet çekten dolayı takip tarihleri itibarıyla borçlu olmadığı, yapılan bu tespit karşısında davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme "davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurmuş olmakla .... İcra Müdürlüğü'nün takibin iptaline ilişkin hükmünün "sehven" yazılmadığını ve bu dosyanın "sehven" karara eklenmediğini düşündüklerini, kısa ve gerekçeli kararda davanın kabulüne denildiği halde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün olumlu veya olumsuz hüküm kurmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bu yönden iptali gerektiğini, mahkemece "davanın kabulüne" hüküm kurulmuş olmakla, icra takip dosyası ve takibe konu çekler ile ilgili herhangi bir karar vermemiş olmasının çelişki yarattığını, davanın kabulüne dair karara, dava dilekçesi talep kısmında yer alan icra takip dosyası ve takibe konu çeklerin dahil edilmemiş olması sebebiyle hükmün yasaya, usule, hukuka ve yerleşik yargıtay kararlarına aykırı olduğunu ve çeliştiğini, mahkeme gerekçeli kararında mahkeme vekalet ücretini eksik hesapladığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tek düzen hesap planına göre hesaplar aynı firmalara ait olsa da birleştirilemeyeceğini çünkü hesapların işleyiş mantıklarının farklı olduğunu, davacı firmanın borçlu olduğu çek bedelleri davalı olan firmadan aldığı beton boru elemanlarına ilişkin borçlarından kaynaklandığını, ... çek numaralı 15.000 TL bedelli çekin teslim tarihi olan 23.11.2011 tarihi itibari ile davalının davacıdan olan alacağı 405.312,24 TL olarak hesaplanarak 23.11.2011 tarihi itibari ile taraflar arasında yapılmış olan bütün ticari faaliyeti bu bakiyenin üzerine inşa etmek yani ... nolu hesapta takip edilen parke taşları alımları ... nolu karşılıksız çeklerin bulunduğu hesap ile birleştirmenin başta Vergi Usul Kanunu’na olmak üzere hukuka ve hukuk mantığına aykırı olduğunu, icra takiplerinin dayanağı olan çeklerden dolayı davalının davacıdan ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile alacaklı olup olmadığının tespit edilebilmesi için defterlerdekini 120.01.027 nolu hesabın incelenmesi gerektiğini, davalı şirket ile davacı şirket arasında, davacı tarafça iddia edildiği gibi “açık hesap usulü“ bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, davacı tarafça taahhüt edilen vadelerde ödemelerin gerçekleştirilmediğini, çeklerin bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız çıktığını, davacı şirket kanun gereğince mütemerrit duruma düşerek temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü altına girdiğini,

takip konusu çek alacaklarından oluştuğunu ve dolayısıyla tarafların arasındaki hukuki ilişkinin çeke ilişkin alacak/borç olup olmadığı yönünden yapılması gerekmekte olduğunu, çek alacağı davacının davalıya sattığı beton boru elemanından kaynaklanırken, cari hesap alacağı tam zıt şekilde davacının davalıya sattığı parke taşından kaynaklandığını ancak bu şekilde yapılmayarak tarafların arasındaki cari hesap alacağı ve çek alacağı tek bir hesabın içine katılarak bir hesap yapıldığını, davalı firma, davacı firmaya nakdi bir ödeme yapmadığı halde, TBK m. 101 ve 102 yanlış uygulanarak satış faturaları çek borçları ile ilişkilendirildiğini, davacının, davalı firmaya nakdi bir ödeme yapmadığını, tarafların arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı halde sanki cari hesap sözleşmesi varmış gibi mahsuplaşma yöntemi kullanıldığını, tarafların arasındaki ticari faaliyetin alışlar ve satışlar açısından tek bir pota içerisinde eritildiğini ancak bu durumun hukuki açıdan mümkün olmadığını, davacının davalıdan almış olduğu beton boru elemanı sebebiyle var olan ve kambiyo senedine bağlanan borcu ile davalının davacıdan almış olduğu parke taşı sebebiyle oluşan cari hesap borcu bilirkişinin kullandığı mahsuplaşma yöntemi ile hesaplanamayacağını, davalı firma davacı firmadan aldığı parke taşları sonucunda düzenlenen faturaları hiçbir şekilde çek borcuna mahsup etmediğini ve davacı firma satış faturalarının çek borcuna istinaden olduğunu ispatlayamadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, takiplere konu çeklerin bedelsiz olduğundan bahisle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takiplere konu çeklerin bedelsiz kalıp kalmadığı, Mahkemece İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün... E. Sayılı dosyasına konu çek ile ilgili hüküm kurup kurmadığı, davacı lehine takdir edilen vekalet ücreti noktalarındadır.

Davacı tarafından davalıya, ... Şubesine ait ...numaralı 14/06/2012 tarihli 17.500,00-TL bedelli, .../İstanbul Şubesine ait ... numaralı 21/06/2012 tarihli 18.000,00-TL bedelli, .../İstanbul Şubesine ait ... numaralı 12/07/2012 tarihli 18.000,00-TL bedelli, .../İstanbul Şubesine ait ... numaralı 19/07/2012 tarihli 15.000,00-TL bedelli, ... Şubesine ait ... numaralı 19/07/2012 tarihli 13.000,00-TL bedelli, ... Şubesine ait ... numaralı 09/08/2012 tarihli 18.000,00-TL bedelli, .../İstanbul Şubesine ait ... numaralı 28/06/2012 tarihli 117.500,00-TL bedelli çekler keşide edilmiştir.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı takip dosyasında çeke dayalı olarak toplam 108.183,51 TL alacağın tahsili istemiyle 21.07.2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasında, çeke dayalı olarak toplam 64.310,47 TL alacağın tahsili istemiyle 13.07.2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz takibi başlatılmıştır.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün 2015/... E. Sayılı takip dosyasında çeke dayalı olarak toplam 25.506,52 TL alacağın tahsili istemiyle 17.06.2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz takibi başlatılmıştır.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün 2015/... E. Sayılı takip dosyasında çeke dayalı olarak toplam 24.803,00 TL alacağın tahsili istemiyle 15.06.2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz takibi başlatılmıştır.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı takip dosyasında çeke dayalı olarak toplam 24.738,13 TL alacağın tahsili istemiyle 01.07.2015 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz takibi başlatılmıştır.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca dava konusu takipler nedeniyle toplam 166.137,00 TL yönünden borçlu olmadığını tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372).

Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çekin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden tarafın, bu iddiasını kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir.

Davacı, taraflar arasında 2010 yılından itibaren devam etmekte olan ticari ilişki bulunduğunu, 2012 yılında yaşadıkları ekonomik kriz sebebiyle, davalıya vermiş olduğu bir kısım çeklerini ödeyemediğini, borcunun tamamını ödeme niyetinde davalı şirkete giderek borcun yapılandırılarak, borcun bir kısım nakit, bir kısım müşteri çeki, bir kısmını ise kendi ürettikleri mal satışı şeklinde ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı, davacının imalat fiyatına almış olduğu ürünleri piyasa rayiçleri üzerinden satarak, davalının yüksek miktarda kar elde ettiğini, davalıya borcunu ödediğini, davalı tarafa duyduğu güven sebebiyle çekleri teslim almadığını, davalının 2015 yılında ellerinde bulunan tüm çeklerle İstanbul .... İcra Müdürlüğünün...-... ...-...-... E. Sayılı dosyaları ile davacı aleyhine yapılan toplam 166.137,00 TL tutarlı borçtan sorumlu olmadığını iddia etmiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, ilk takip tarihi olan 15.06.2015 tarihi itibariyle davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıdan 73.741,70 TL alacağının olduğu, oysa ki davalı/ alacaklı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün 2015/..., 2015/...., ..., ...Esas sayılı dosyaları ile davalı şirket aleyhine 166.137,70 TL asıl alacak ile ilgili başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takiplerinde çeklerden kaynaklanan alacaklarının tahsilinin talep edilmiş olduğu, yani icra takiplerinde davacı tarafından cari hesap borcuna mahsuben davalıya ödeme olarak verilen ancak karşılıksız kalan çeklerden kaynaklanan alacakların talep edilmiş olduğu, davacının ticari defter ve kayıtları ile davalının ticari defter kayıtları arasında bulunan 70.160,12 TL farkın 70.104,40 TL lik kısmı davacının ticari defterlerindeki hatalı kayıtlardan kaynaklandığından ve bu hatalı kayıtların aksi senet ve diğer kesin delillerle ispatlandığından, ayrıca belgeye dayalı bu kayıtlar düzeltiğinde tarafların ticari defter kayıtları arasında bir fark kalmayacağından davacı ve davalının birbirlerinden olan alacak borç durumunun hangi tarih itibariyle ne kadar olduğunun tespit edilebilmesi için alacaklı ve borçlu oldukları hesapların birleştirilmesinde davalının kayıtlarının esas alındığı, menfi tespit davasına konu 5 adet icra dosyasının dayanağı olan 11 adet çekten en son teslim edilen ... çek numaralı, 15.000,00 TL bedelli çekin teslim tarihi olan 23.11.2011 tarihinde cari hesap bakiyesinin yani davalının davacıdan olan alacağının 405.312,24 TL olduğunu, davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler ve davacı tarafından davalıya yapılan mal satışına ilişkin düzenlenen faturalar ile söz konusu alacağın tamamının 10.11.2014 tarihinde ödendiği, icra takip takiplerinden ilkinin davalı tarafından davacı aleyhine 15.06.2015 tarihinde başlatılmış olduğu, davacının davalı ticari kayıtlarına göre menfi tespit davasına konu 5 adet icra dosyasının dayanağı olan 11 adet çekten dolayı takip tarihleri itibarıyla borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.

Somut olayda, taraflar arasında mal alım ve satımına ilişkin ticari ilişki bulunmakta olup, davacı 2012 yılında yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle davalıya verdiği çekleri ödeyemediğini, sonrasında davalı ile anlaşarak borcunu ödediğini ancak davalıya duyduğu güven nedeniyle çekleri geri almadığını, davalının söz konusu çekleri takibe koyduğundan bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının açık hesap borcunu 10.11.2014 tarihinde ödediği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verilen çekler için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün... E., 2015/... E., ... E., 2015/... E., ...E. sayılı dosyalardan, ilk olarak .... İcra Müdürlüğünün 2015/... E. Sayılı takibinin 15.06.2015 tarihinde yapıldığı, takip tarihlerinde davacının davalıya açık hesap alacağı nedeniyle borcu olmadığı, çek ödeme aracı olup, çekin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine bulunduğu, Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini iddia eden davalı tarafın tarafın, bu iddiasını kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davalı cevap dilekçesinde söz konusu çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ödeme olarak verildiğini kabul ettiği, davalı tarafından takibe konu edilen çeklerin taraflar arasındaki başka bir ilişkiden dolayı verildiğinin dosya kapsamından ispatlanamadığı, bu durumda davalının takip konusu yaptığı çeklerden dolayı takip tarihi itibari ile davacıya borçlu da olmadığı görülerek Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemişse de,

Mahkemece dava konusu İstanbul ....İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası yönünden olumlu yada olumsuz hüküm kurulmamış olması hatalı görülmüştür.

Bu durumda davacının davalıya borcunu ödediği halde, davalı tarafından dava konusu çeklere yönelik takip yapıldığı, Mahkemece de davanın kabulüne karar verildiği ancak hakkında olumlu olumsuz herhangi bir hüküm kurmadığı İstanbul .... İcra Dairesinin... E. sayılı dosyası yönünden, davaya konu .../İstanbul Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 28/06/2012 tarihli 17.500,00-TL bedelli çek ve bu çek dolayısıyla başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin... E. sayılı dosyası yönünden davacı şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince dava konusu İstanbul .... İcra Dairesinin... E. Sayılı dosyası hakkında olumlu olumsuz herhangi bir hüküm kurulmamış olması isabetsiz görülmüş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın KABULÜ İLE,

a-Davaya konu ... Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ...numaralı 14/06/2012 tarihli 17.500,00-TL bedelli çek ve bu çek dolayısıyla başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin 2015/... sayılı dosyası yönünden davacı şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine,

b-Davaya konu .../İstanbul Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 21/06/2012 tarihli 18.000,00-TL bedelli çek ve bu çek dolayısıyla başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin 2015/... sayılı dosyası yönünden davacı şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine,

c-Davaya konu .../İstanbul Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 12/07/2012 tarihli 18.000,00-TL bedelli, .../İstanbul Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 19/07/2012 tarihli 15.000,00-TL bedelli ve ... Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 19/07/2012 tarihli 13.000,00-TL bedelli çekler ve bu çekler dolayısıyla başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası yönünden davacı şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine,

d-Davaya konu ... Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 09/08/2012 tarihli 18.000,00-TL bedelli çek ve bu çek dolayısıyla başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin ...sayılı dosyası yönünden davacı şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine,

e-Davaya konu .../İstanbul Şubesine ait Keşidecisi ....Şti, lehtarı .... Ltd. Şirketi olan ... numaralı 28/06/2012 tarihli 17.500,00-TL bedelli çek ve bu çek dolayısıyla başlatılan İstanbul .... İcra Dairesinin... E. sayılı dosyası yönünden davacı şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine,

2-Başlangıçta peşin olarak alınan 2.837,00 TL harcın alınması gerekli olan 11.349,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.512,00 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 2.837,00 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 31,00 TL başvuru harcı, 239,00‬ TL tebligat ve müzekkere gideri ile 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.770,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine gerek olmadığına,

7-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 221,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.837,00 TL harcın, alınması gerekli olan 11.349,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.512,00TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

e-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/33, K. 2026/1074, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-33-e-2026-1074-k-58fa0417fee8