Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2336 E. 2026/3319 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2336
- Karar No
- 2026/3319
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1942 E., 2025/110 K. İLK DERECE MAHKEMESİ:... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/408 E., 2023/61 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile gaipliğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; dava konusu 99... parsel sayılı taşınmazda muris ... ...oğlu ... ...'in 110/960 payı varken... 2. Asliye Hukuk Hakimliğinin 2010/461 Esas sayılı dosyası ile payının ...ve ...Vakfı adına tesciline karar verildiğini, vefatı sabit olan ve mirasçıları belli olan kişi hakkında verilmiş olan gaiplik kararının yasal dayanağı olmadığını, mirasçıları bulunduğunu ileri sürerek tapu k...ın iptali ile veraset ilamındaki hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiş, davacı ...’in yargılama sırasında ölümü ile çocukları...ve ... davaya dahil edilmiştir.
Davalı vekili; taşınmazın mahkeme kararı ile vakfı adına tescil edildiğini, muris ... ...'in mirasçıları olduklarını iddia eden davacıların bu hususu ispat etmek zorunda olduğunu, kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşen mirasçılık ilamlarına göre davacıların murisi ve tapu kayıt maliki olan ... ...nin gaip olmadığı, vakıf adına yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşmiş hasımlı veraset ilamı karşısında Mahkemece kayıt maliki ile davacıların murisinin aynı kişi olduğuna dair ön sorun yapılması zorunlu olmadığı gibi davacıların bu yönde tespit davası açmaya zorlanamayacağı, bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalı adına tescil kararına dayanak yasal düzenlemeler dikkate alındığında yasada öngörülen taşınmaz malikinin gaip olması hususunun tescilden sonra davacıların mirasçı olduklarının tespiti ile sona erdiği, ilgili yasal düzenlemede de gaiplik hususunun ön koşul olduğu ve ancak bu halde taşınmazın vakfa dönebileceğinin ön görüldüğü, şu haliyle tescile esas illi sebebin ortadan kalmış olmasına göre davalı adına yapılan tescilin yolsuz tescil olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 99... parsel sayılı 269, 35... miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 14.09.1937 tarihli kadastro işlemi ile 110/960 payı ... ...oğlu ......adına kayıtlı iken... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.12.2011 tarihli ve 2010/461 Esas, 2011/370 Karar sayılı kararı ile... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayalı hasımsız olarak açılan davada bir kısım paydaşlarla birlikte ... ...oğlu ... ...nin gaipliğine ve paylarının ...ve ...Vakfı adına tesciline karar verildiği ve kararın temyiz edilmediğinden 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, dava konusu payın 30.04.2014 tarihinde vakfı adına tescil edildiği,... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli 2017/490 Esas, 2019/960 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ... ...’in 27.11.1959 tarihinde ölümü ile davacı ... ile davacı ...’in çocukları...ve...n mirasçı olduklarının belirlendiği ve kararın 04.10.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; murisin ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (T.M.K. 640 md.) tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 7 01... maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK'nın 701. maddesinde (...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliğiyle karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK'nın 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının (onaylarının) alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir (11.10.1982 tarihli 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim, bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Somut olayda;... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/99 Esas, 131 Karar sayılı hasımsız veraset ilamına göre ... ...oğlu ... ...nin 27.11.1959 tarihinde ölümü ile eşi ..., çocukları ...ve ...’in kaldığı, ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli 2017/490 Esas, 2019/960 Karar sayılı hasımlı veraset ilamında da mirasçı olarak murisin kızı ...ve torunları ...’in çocukları...ve...n yer aldığı, bahsi geçen kararın gerekçe kısmında mirasçılardan ...’in ölümü ile eşi ...ve çocukları...ve...n mirasçıları olduğu belirtildiği halde hüküm kısmında ...a yer verilmediği, dosya arasına UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus k...da davacı ...’in 01.08.2019 tarihinde ölümü ile eşi ......’in de sağ olduğu, ancak davada yer almasının sağlanmadığı açıktır.
Öte yandan; Mahkemece yalnızca hasımlı veraset ilamı alınmak suretiyle araştırma ve inceleme yapılmaksızın sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesince... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli 2017/490 Esas, 2019/960 Karar sayılı kararı ile murisin mirasçılarının davacılar olduğu tespit edildiği gerekçesiyle kayıt maliki ile davacıların murisinin aynı kişi olduğuna dair ön sorun yapılması zorunlu olmadığına ilişkin belirleme de isabetli değildir.
Hal böyle olunca; öncelikle nüfus kayıtları ve hasımlı veraset ilamında oluşan çelişkinin neden kaynaklandığının tespiti ile gerekirse yeni hasımlı veraset ilamı alınması, davaya katılmayan mirasçı olduğunun belirlenmesi halinde olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK’nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren dayanak tüm belgelerinin eksiksiz bir şekilde temini, kayıt maliki ve mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının sorulması ve Nüfus Müdürlüğünden araştırma yapılması, hasımlı veraset ilamı alınmasına ilişkin dava dosyası ile vakıf adına tescile ilişkin... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/461 Esas sayılı dosya ve aynı taşınmaza ilişkin olarak açılan... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/330 Esas sayılı ve... 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/495 Esas sayılı dava dosyalarının fiziken dosya arasına alınması, getirtilecek belgelerdeki verilerden de yararlanmak suretiyle kayıt maliki ile davacıların murisinin aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... İdaresi harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.