Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5055 E. 2026/4416 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5055
Karar No
2026/4416
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/145 E., 2024/1557 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/123 E., 2021/184 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, temyize konu 1187 parsel sayılı 9.591,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşamı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 40 yılı aşkın süredir, önce müvekkilinin babası ve devamında müvekkilinin kullanımında olduğunu, davalıyla bir ilgisi bulunmadığını belirterek, taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı Hazine vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek, taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... asıl ve birleşen dava dosyalarındaki cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın davacı gerçek kişi ve Hazineyle bir ilgisinin bulunmadığını, 20 seneden beridir kendi zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, davaların reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonrucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...sonuç olarak; dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, özellikle gerçeğin bir görüntüsü olan, kadastro tarihinden önceki tarihlere ait 1953 - 1973 -1984 - 19 92... tarihli hava fotoğraflarının jeodezi bilirkişi tarafından yöntemince incelenmesinde, taşınmazların imar-ihya edilmedikleri, tarımsal faaliyet yapılmadığı tespit edilmekle taşınmazlarda kullanım bulunmadığı sabit olduğu" gerekçesiyle asıl davada davacı ...'in davasının reddine, birleşen 2016/167 Esas ve 2016/168 Esas sayılı davalarda davacı Hazinenin davalarının ayrı ayrı kabulüne, 1190 parsel ve 1187 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, tutanaktaki yüzölçümleri ve "Hali Arazi" vasfıyla Hazinesi adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve asıl ve birleşen dava dosyasının davalısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye, mevcut delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile taşınmazı gösterir fotoğraflara ve incelenen hava fotoğrafına göre çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olmadığı, jeodezi bilirkişi raporlarından; 1953, 1973, 1984, 19 92... yılllarında 1187 parsel nolu taşınmazda herhangi bir şekilde tarımsal faaliyet yapılmadığı, taşınmazın ham ve tarımsal olarak işlenmemiş bir arazi görünümünde olduğu, 1953 yılından itibaren belirgin bir değişikliğe uğramadığı, imar ihyanın olmadığı, 1953, 1973, 19 84... yılllarında 1190 parsel nolu taşınmazda tarımsal faaliyet veya herhangi bir yapılaşmanın olmadığı, imar ihyanın olmadığı, ziraat bilirkişi raporundan; 1187 parsel no.lu taşınmazda tarımsal olarak kullanılması durumu son gözlem fotoğrafı olan 2002 yılından sonra olduğu, 1190 parsel sayılı taşınmazın üzeri sürülmemiş, taşları toplanmamış, teraslama yapılmamış durumda olduğundan imar ihya yapılmamış olduğu, zirai olarak değerlendirildiğinde üzerinde tarımsal faaliyet olmadığı ve herhangi bir tarımsal arazi niteliğine sahip olmadığı, bu haliyle; taşınmazlarda kazanım koşullarının oluşmadığına ilişkin mahkemece varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davalı tarafça terör sebebiyle taşınmazların tespit tarihine yakın zamanlarda kullanılamadığı savunmasında bulunulmuş ise de aynı yöreye ilişkin Dairemizce istinaf incelemesi yapılan dava dosyalarının incelenmesinde, davanın konusu olan taşınmazın bulunduğu ... köyündeki başkaca taşınmazlar hakkında davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda dava açıldığı, (örneğin; Dairemizin 30.11.2023 tarihli ve 2021/1731 Esas, 2023/1150 Karar sayılı ilamı) bu davaların yargılaması sırasında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerinin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu dikkate alındığında davalı tarafın terör sebebiyle taşınmazı zorunlu olarak kullanamadıklarına dair savunmasına itibar edilemeyeceği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli oluşu da nazara alındığında; mahkemece varılan sonucun isabetli olduğu, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından..." gerekçesiyle davacı ... vekili ve asıl ve birleşen dava dosyasının davalısı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kadastro tespiti yapılmadan önce ... köyü sınırlarında olmayan taşınmazın müvekkilinin babası tarafından satın alındığını ve 40 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız bir şekilde malik sıfatıyla müvekkilinin babası ve müvekkilinin tasarrufunda bulunduğunu, köy halkının bunu bildiğini, tanıklarının dinlenmediğini, bu zamana kadar ikinci şahısların taşınmazla ilgili bir girişimlerinin olmadığını, kadastro tespitinden sonra taşınmazın asıl ve birleşen davada davalı ... vekili adına tescil edilmesine itiraz üzerine Mahkemece Hazine lehine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı gerçek kişi yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5055, K. 2026/4416, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5055-e-2026-4416-k-3db7c61c142d