Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5623 E. 2026/4126 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5623
Karar No
2026/4126
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1599 E., 2025/1198 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/211 E., 2023/225 Karar.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 20 55... parsel sayılı 275,21 m² yüzölçümlü taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği" şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1 08... parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, 1 08... parsel sayılı taşınmazın güneybatı sınırında yer alan dava konusu 20 55... parsel sayılı taşınmazın atalarından kaldığını, 1 08... parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu, fasılasız şekilde kullanıldığı halde kullanıcı tespiti yapılmadığını, dava konusu taşınmazın lehine kullanıcı tespiti yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yasal hasım olduğunu, Hazine aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' dava konusu Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi 20 55... parsel sayılı taşınmazın 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına arsa vasfıyla tescil edildiği, taşınmazın kadastro tutanağında muhtar ve bilirkişi beyanlarından ve yapılan araştırmalar sonucu kullanıcının bilinemediği ve ilgililerince herhangi bir belge ve bilgi ibraz edilmediği, yerin kim veya kimlerin kullanımda olduğu tespit edilemediğinden hak kaybına sebebiyet vermemek için Hazine adına tescil edildiği hususunun belirtildiği, dava konusu taşınmazdaki kullanıcının tespiti için 3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanuna 2015 yılında eklenen Ek-1 maddeye göre 14.11.1999 tarihindeki zilyedi veya fiili kullanıcı olması gerektiği, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları dikkate alındığında dava konusu yerin davacının dedesinden davacının babasına, davacının babasından ise mirasçılarına intikal ettiği, davacının üst soyunun taşınmazı 14.11.1999 tarihinden önce kullanmaya başladıkları ve davacının babasının taşınmazı fındıklık olarak kullandığı, dava konusu taşınmazın esasen davacının babasına ait olduğu, davacının 25.04.2023 tarihli duruşmada alınan imzalı beyanında taşınmazda diğer mirasçıların da hakları olduğunu ve tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, muris ... terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 702/2. maddesi uyarınca ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliğiyle karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu olsa da, açıklanan kuralın yargısal uygulamada kısmen yumuşatıldığı, bir ortağın tek başına dava açabileceği, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiğinin kabul edildiği, diğer mirasçıların davaya muvafakat ettiklerine dair yazılı beyanların dosyaya sunulduğu, 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesinin gereği yerine getirilmiş olduğundan tüm mirasçılar adına kullanıcı şerhi kararı verilmesi gerektiği, dava taşınmazın aynı ile ilgili olmayı beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin düzeltilmesine ilişkin olduğundan harç tamamlatılmadığı, maktu harca hükmedildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 20 55... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere taşınmazın 1/4 hissesi ..., ..., ..., ... kullanımındadır" şerhinin tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu 20 55... parsel sayılı taşınmazda yasal düzenleme kapsamında davacının kullanımının dosya kapsamıyla sabit olduğu, incelenen dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye, talep sonucu ve dava türüne göre yapılan inceleme sonucunda, istinaf edenin sıfatına ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin tartışılması sonucundaki maddi olay ve hukuki değerlendirme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı '' gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi gereği kamu düzenine aykırılık nedeniyle kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 hükmü gereğince yeniden hüküm tesisi ile 20 55... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere taşınmazın 1/4'er hisse ile ..., ..., ..., ... kullanımındadır " şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasını ispatlanamadığını, taşınmazda ne zaman yapıldığı belli olmayan garaj bulunduğunu, kullanımın tek dayanağının garaj olduğunu, onun da yakın tarihte yapıldığının beyanlardan anlaşıldığını, 14.11.1999 tarihinden öncesine ilişkin kullanımın ispatlanamadığını, bu tarihten sonraki kullanımlar ise hakka dayanmadığından işgalci sıfatıyla gerçekleşmiş olabileceğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi düzenlemesi, "Bu Kanun kapsamında kalan ve bu maddeyi ihdas eden 11.11.1999 tarihli ve 4479 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanuna Ek Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun'un (4479 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği tarih olan 14.11.1999 tarihinden önce yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucunda hükmen de olsa tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmaz mallar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; 14.11.1999 tarihindeki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır. Tapu kütüğünün beyanlar hanesinde taşınmazın zilyedi/kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişiler veya bunların kanuni ya da akdi halefleri, bu madde kapsamında hak sahibi sayılır." şeklindedir. Bu düzenlemeye göre; İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu taşınmazın 14.11.1999 tarihindeki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Bir başka ifade ile somut uyuşmazlığın çözümü için, ihtilafa konu garajın Kanun'da belirtilen tarihteki zilyetleri ve fiili kullanıcılarının kim olduğunun belirlenmesi zorunludur. Ne var ki, dava konusu taşınmaz başında 20.01.2023 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde sürdürüldüğü, garajın kim tarafından hangi tarihte yapıldığı hususlarında uyuşmazlığı çözüme elverişli ayrıntılı ve somut olgu ve olaylara dayalı beyan alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde 1999 yılı öncesine ait temin edilebilen tüm hava fotoğrafları, dosyaya eksiksiz olarak getirtilmeli, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, kadastro tutanak tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile inşaat mühendisi bilirkişisi, ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazda bulunan garajın kim tarafından hangi tarihte yapıldığı, Kanun'da gösterilen 14.11.1999 tarih ve öncesi itibari ile fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde ve ne sıfatla kullanıldığı, zilyetliğin kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde sürdürüldüğü, hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki oluşması bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişki giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde, hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı tartışılarak gerekçeli olarak açıklanmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye, denetime ve infaza elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5623, K. 2026/4126, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5623-e-2026-4126-k-9f77844def5a