Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/916 E. 2026/1524 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/916
Karar No
2026/1524
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/916 KARAR NO : 2026/1524

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2026 NUMARASI : 2026/85 Esas DAVA : SATIN ALMAYA DAYALI ELATMANIN ÖNLENMESİ TALEP : İHTİYATİ TEDBİR BAM KARAR TARİHİ : 19/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026

Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sırasında itirazın kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına dair verilen ara karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 13.02.2026 tarihli ara karar ile; ''...Davalı ...Şirketi vekili itiraz dilekçesinde özetle; "Sayın Mahkemenizce, Avrupa Insan Hakları Sözlesmesinin 1 numaralı Ek Protokolü’nün 2.maddesine göre “Hiç kimse egitim hakkından yoksun bırakılamaz.” T.C. Anayasası’nın 42/7.maddesine göre “Devlet, durumları sebebiyle özel egitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.” 5378 sayılı ngelliler Hakkında Kanun’un 15.maddesine göre “Hiçbir gerekçeyle engellilerin egitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yasadıkları çevrede bütünlestirilmis ortamlarda, esitlik temelinde, hayat boyu egitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır.” İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de 23/02/2016 tarihli Çam/TÜRKIYE kararında (Basvuru No:51500/08) maddelerine dayanılarak tedbiren .... A.S. tarafından, talep eden ... A.S.’ye MEBBIS ekranının ve entegrasyonun açılmasına, bu yöndeki kısıtlamanın kaldırılmasına karar verilmiştir. Usul Yönünden İtirazımız: HMK’nın İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi başlıklı 392. Maddesinde “(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. (2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.” Düzenlenmiştir. Davacı tarafından ihtiyati tedbir istemenin şartı olan teminat gösterilmeye ilişkin kanun maddesi ihlal edilmiş, herhangi bir teminat gösterilmemiştir. Yine Sayın mahkemenizce de ara karar gerekçesinde teminat ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum açıkça HMK 392. Maddeye aykırılık teşkil etmektedir. Esas Yönünden İtirazımız: İhtiyari tedbir kararları geçici hukuki korumalardır. Ancak Sayın Mahkemenizce verilen ara karar tedbir kurumunun amacını aşmakta ve davanın esasını çözümleyecek niteliktedir. Bu durum HMK’nın 389.madde ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir hükümlerine aykırıdır. Ara karar ile davanın esası hakkında karar verilemez. Bu durum müvekkil şirketin fikri ve sınai mülkiyet haklarına tecavüz edilmesi demekdir. Ayrıca Davacı tarafın iddiası kesin ve tartışmasız bir hakka yönelik değildir. Davacının iddiaları tamamen soyut bir yoruma dayanmaktadır. Tedbir kararı özellikle müvekkil şirket açısından doğrudan ticari, teknik ve fikri mülkiyet zararları doğurabilecek niteliktedir. HMK m.389 gereği ihtiyati tedbir: “Yalnızca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkânsızlaşması ihtimali varsa verilebilir.” şeklinde belirtilmekle, Sayın Mahkemenizce verilen tedbir kararı, Geçici bir koruma sağlamamakla, Doğrudan davalı müvekkil şirketi entegrasyon yapmaya zorlamaktadır. Özellikle iş bu tebdir kararı esas ile birlikte bir hüküm mahiyetinde olduğu kanısındayız. Ayrıca Yaklaşık İspat Şartının da Gerçekleşmediği Kanısındayız. Zira; HMK m.390 gereği ihtiyati tedbir için: “Talep eden taraf, hakkının varlığını yaklaşık ispat etmek zorundadır.” şeklinde düzenlenmekle, Davacının ileri sürdüğü hususta Davacı ile davalı müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, davalı Müvekkilin entegrasyon sağlama gibi hukuki veya sözleşmesel bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, Davacının henüz bir bedel ödemediğini, henüz lisans almadığını özellikle başvurusunu dahi ispatlayamadığı hususu ortadadır. Dolayısıyla davacı yaklaşık ispat şartını dahi sağlayamamıştır. Sayın Mahkemenizce verilen iş bu tedbir kararında davalı müvekkilin fikri mülkiyet haklarını da tehlikeye düşürmektedir. Özellikle Davacı iş bu dava ile Zorla sözleşme ilişkisi kurmaya çalışmakta ve diğer firmaların nasıl fiyatlandırma yaptığı hususu tam olarak açıklığa kavuşmadan özellikle bedelsiz ve irade dışı hizmet talebini ortaya çıkarmaktadır. Açıklamalarımız ve itirazlarımız doğrultusunda, usuli eksiklikle ve esası etkileyecek nitelikte verilen ara karardan dönülmesini, davacı tarafa entegrasyon verilmesi kararının iptal edilmesini, (MEBBIS Ekranının kapatılması, bu yöndeki kısıtlama... ile ilgili değildir. Bakanlık sorumluluğundadır) Sayın Mahkemenizden talep ederiz. "şeklinde itiraz dilekçesini sunmuştur . Davalı .... vekili itiraz dilekçesinde özetle : "Davacı tarafından, "...ve ....şirketlerinden alınan BKDS Sistemine entegrasyon verilmemesine yönelik muarazanın giderilmesi" talebiyle dava açılmıştır. Mahkemenizin 27/01/2026 tarihli kararıyla davacının ihtiyati tedbir talebinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin | numaralı Ek Protokolü'nün 2. maddesi, Anayasası'nın 42/7.maddesi ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un 15. maddesi uyarınca eğitim hakkınının engellenemeyeceği gerekçesi ile kabulüne hükmedilmiştir. Söz konusu karar hukuka aykırı olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir şartlarını taşımayan karara itiraz etme zorunluluğumuz doğmuştur. Görevsiz Mahkemede Dava Açılmıştır. Davacı, müvekkil idareye 19/01/2026 tarihli dilekçesinde ibraz ettiği dilekçesinde yer alan MEBBİS'e entegrasyonunun sağlanmasını talebiyle mevcut davayı açmıştır. Davacının söz konusu talebi bir idari işlemin tesisini gerektirmekte olup davanın görüm ve çözümünde idari yargı mercileri görevlidir. Davacının 19/01/2026 tarihli dilekçesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde yeralan, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari düzenlemesi kapsamında idareye ibraz edilen bir makamlara başvurabilirler." dilekçedir. Davacı tarafından, anılan talebe istinaden tesis edilecek idari işlem sonrasında idari yargıda dava açılması ve ihtiyati tebdir talebi ile elde etmek istediği sonucu yürütmenin durdurulması talebi ile elde etmesi gerekirken talebinin sonucu beklenmesizin adli yargıda dava açılması ve ihtiyati tedbir talep edilmesi hukuka aykırıdır. Tedbir Kararı Davanın Esasını Çözer Niteliktedir ve Tedbir Koşulları Oluşmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın onuncu kısmının birinci imünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389. madde başlığında "geçici hukuki korumalar" olarak değerlendirilmiş ve "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartlarıdüzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi ve devamında yer alan düzenlemelerden açıkça anlaşılacağıüzere, ihtiyati tedbir kararı geçici nitelikte olup ancak eda tedbirinin telafisi imkansız zararlar ortaya çıkarabileceği durumlarda başvurulacak bir hukuki korumadır. Sonuç Ve İstem : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle usule ve esasa ilişkin itirazlarımızın kabulü ile ".....Merkezi'ne MEBBİS ekranının ve entegrasyonun açılmasına, bu yöndeki kısıtlamanın kaldırılmasına" ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına vedavacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde itiraz dilekçesini sunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 390/1 maddesinde ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemede, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği, aynı yasanın 390/3 fıkrasında ise, tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esas yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Davacının ihtiyati tedbire ilişkin talebi ile davalıların tedbir kararına itirazları ve cevap dilekçeleri yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmelerin yargılama aşamasında incelenmesi gerektiği..." gerekçesi ile, İtirazın kabulü ile mahkememizce verilen tedbir kararının kaldırılmasına'' karar verilmiş, verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Mah. .... Sk. No:... Soma/MANİSA adresinde faaliyet gösteren .... Merkezinin ruhsat sahibi olduğunu, ...Merkezlerinin, davalılardan .....na bağlı olarak faaliyet gösteren, engelli bireylere özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren, verdiği hizmetin bedelini de kamudan alan eğitim kurumları olduğunu, davalı .....nın, 11/07/2025 tarihinde yayımladığı bir yönetmelik ile 01/12/2025 tarihi itibarı ile ödemeye esas sistem olarak BKDS (Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi) sistemine geçiş yapacağını duyurrduğunu, tüm özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin de 01/12/2025 tarihine kadar teknik özellikleri belirtilen BKDS sisteminin temin edilmesinin bildirildiğini, ayrıca davalı ....nın, kendi birimlerine ve merkez teşkilatına da BKDS sistemini kurdurmak için 25.10.2024 tarihinde 2024/1434144 İKN ile bir ihale yaptığını ve ihaleyi de diğer davalı .... A.Ş'nin kazandığını, davalı ...... Şirketinin, ihale kapsamında davalı ... birimlerine gerekli BKDS sistemini kurduğunu, davalı ..... Şirketinin, davalı.... birimlerine söz konusu sistemi kurmakla birlikte, kötüniyetli davranarak bu ihalenin tarafı olmayan, ihaleye yönelik hukukî bir bağımlılığı da olmayan müvekkili şirketin de BKDS sistemini kendilerinden alması yönünde dayatmada bulunduğunu, müvekkil şirketin, davalı ...nın istediği sistemi temin etmiş olup davalı....Şirketinin davalı ...na yazdığı 08.10.2024 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere kasten ve kötüniyetle müvekkili şirkete entegrasyon/bağlantı vermemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, yıllardır özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim faaliyeti gösterdiğini, eğitim faaliyetlerinin, davalı .... Şirketinin kasıtlı ve kötüniyetli eylemleri sebebiyle sekteye uğramasından dolayı hem öğrencileri eğitim alamadığı için gelir kaybına uğrattığını, hem de müvekkili şirketin gelir kaybına uğrayarak mağdur olduğunu, mahkemece her ne kadar uyuşmazlık konusunun yargılamayı gerektirdiği söylenmiş ise de; tedbir kararının kaldırılması durumda yargılama devam edene kadar hem engelli bireylerin eğitim hakkının engellenmiş olacağını, hem de geçimini kurum ödeneği ile sağlayan müvekkilinin mebbis sisteminin kapalı olması nedeni ile ödenek alamayacağını, personel maaşını yatıramayacağını ve iflas noktasına geleceğini, bu suretle mahkeme tarafından verilen ret kararının, hukukun genel ilkelerine, Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin temel hak ve hürriyetlere ilişkin düzenlemelerine, Kanuna ve nihayetinde vicdana aykırı olduğunu, eğitimin anayasal bir hak olduğunu, davalı.... Şirketinin, müvekkilinin özel eğitim kurumuna bağlantı vermeyerek kurumdan eğitim alan engelli bireylerin anayasal hakkı olan eğitim hakkını engellediğini, davalı ... Şirketi ile müvekkili şirket arasındaki muarazanın giderilmesine ilişkin yargılama süresi boyunca, tedbiren müvekkili şirkete ait kuruma entegrasyon/bağlantı verilmesine kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkili kurumun, 01.01.2026 tarihinden bu yana eğitim faaliyetini yürütemediğini, bir hafta daha eğitim faaliyeti yürütememesi durumunda, ticareten batma noktasına geleceğini, müvekkili şirket açısından telafisi güç ve imkansız zararın bulunduğunu, bunun yanında, eğitimine devam edemeyen engelli bireylerin de eğitimden mahrum kaldıkları için gerileyeceğini ve kazanımlarını kaybedeceklerini, davalı ...ndan, 25.10.2024 tarihinde yaptığı 2024/1434144 İKN numaralı ihalenin, idarî işlem dosyası, teknik ve idarî şartnamesi, sözleşmesi, muayane kabul komisyon tutanakları, hakediş ve ödeme belgeleri ve sair her türlü evrakının celp edilerek ihalenin, müvekkili şirketi kapsamadığının göz önüne alınarak davalılar ile müvekkili şirket arasındaki muarazanın men'ine karar verilmesini, benzeri nitelikte olan davalarda Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden verilen birçok karara atıf yapılarak, davalıların tedbir kararına karşı itirazlarının reddedildiğini, tedbir kararının devamına karar verildiğini belirterek, yerel mahkemece verilen ara kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, satın almaya dayalı el atmanın önlenmesi davasında itirazın kabulü ile, tedbir kararının kaldırılmasına yönelik verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir'' hükmü düzenlenmiştir. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Somut olayda; eğitim faaliyetinin devamının sağlanması bakımından davacının ileride haklı çıkması halinde ekonomik açıdan telafisi güç sonuçlar doğabileceği ve ihtiyati tedbir kararı verilmesinin işin esasını halleder nitelikte olmadığı dikkate alındığında HMK’nın 389. maddesi uyarınca eldeki davada ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu, bu sebeple ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/85 Esas sayılı dosyasında verilen 13/02/2026 ARA KARARININ KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafın yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ihtiyati tedbire itiraz eden davalılardan alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararının devamına ilişkin talebinin KABULÜ ile; Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2026 tarih ve 2026/85 Esas sayılı dosyasında verilen "İhtiyati tedbir talep eden ....Merkezi’nin ...'nın 11/07/2025 tarihinde yönetmelik uyarınca istediği teknik şartları karşılayan sistemi temin etmiş olması halinde, MEBBİS ekranının ve entegrasyonun açılmasına, bu yöndeki kısıtlamanın kaldırılmasına'' ilişkin kararının aynen devamına, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine, 4-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 19/06/2026 .

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/916, K. 2026/1524, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-916-e-2026-1524-k-81344bf6f8dd