Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/887 E. 2026/1435 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/887
Karar No
2026/1435
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/887

KARAR NO : 2026/1435

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 07/10/2025

NUMARASI : 2025/184 E. - 2025/177 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf dava dışı ... Firmanın tescilli markalı mallarını ithal ederek Türkiye'de satan Distribütörüyken, bu firmanın bilgisi ve rızası olmadan markasını kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, anılan firmanın yeni distribütörü olan müvekkiline karşı hukuka aykırı şekilde bu markayı kullanmaya çalışmakta olduğunu, müvekkili gerçek hak sahibi olan dava dışı şirketten orijinal ürünleri ithal ettiğini, müvekkili kullanımının davalının hukuka aykırı şekilde tescil edilmiş bulunan markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, markanın üçüncü kişilere ve müvekkilimize karşı kullanılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, markanın 3.kişilere devrinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde masrafı davalı tarafça karşılanmak üzere ilanına, davacı; müvekkili işyerinde usul ve yasaya aykırı kötü niyetle tespit yaptığı için 10.000-TL itibar tazminatı ödemesi gerekli olduğunu, belirsiz alacak davası olarak maddi ve manevi tazminat olarak şimdilik 5.000-TL'ye hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... firmasının bilgisi, muvafakati ve desteği ile tescil edilen dava konusu marka için, marka tescili ve korumasının ulusal olduğu dikkate alındığında, aynı markanın Tayvan (Çin Cumhuriyeti)"da daha evvel tescilli olup olmamasının hiçbir hukuki önemi olmadığını, Tayvan (Çin Cumhuriyeti) makamlarınca düzenlendiği iddia edilen bu evrakın apostil olmadan hukuken geçerli bir delil olmadığını, dava dışı ... firması adına Türkiye'de herhangi bir tescil söz konusu olmadığını ve tescil müvekkiline ait olduğunu, dava dışı ... firmasının bilgisi, onayı ve isteği ile tescil edildiğini, davanın yetki yönünden reddi ve dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Fikri ve Sinai haklar mahkemesine gönderilmesine, manevi tazminat davasının belirsiz alacak talebiyle açılamayacağı ve maddi -manevi tazminatın ayrı ayrı ileri sürülmesinin zorunluluğu göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının maddi-manevi tazminat taleplerini açıklaması için kesin süre verilmesine, aksi halde davanın bu yönüyle usulden reddine, kötüniyetli davacının tedbir taleplerinin reddi ve verilen tedbirin kaldırılmasına, kötüniyetli davacının davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkemenin 2021/112 E. sayılı asıl davasından tefrik edilerek mahkemenin 2025/184 Esas sayılı dosya numarasını alan birleşen Bakırköy 1. FSHHM'nin 2018/94 E. 2018/294 K. sayılı davanın 19.06.2025 tarihli duruşmada HMK 150/1. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği, işlemden kaldırıldığı tarihten sonra yenilenmediği ve aradan üç ayı aşkın bir zaman geçtiğinden, HMK'nın 150/5 maddesi gereği 20.09.2025 tarihi itibariyle DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Dosyanın düşmesine ilişkin kararın taraflarına bildirilmediğini, Yargıtay Kararında belirtildiği üzere de bildirim yapılmadığından yenilemeye ilişkin süreler işlemediğini, dosyanın yeniden işleme alınması, yeni duruşma günü belirlenerek taraflara tebligat çıkartılması gerekirken davanın tefrik edilerek işlemden kaldırılmasına karar verilmesi açık olarak hatalı bir karar olup, Yerel Mahkeme kararının istinaf yargı yolu ile incelenerek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/112 E sayılı asıl davasından tefrik edilerek mahkemenin 2025/184 Esas sayılı dosya numarasını alan birleşen Bakırköy 1. FSHHM'nin 2018/94 E. 2018/294 K sayılı davanın 19.06.2025 tarihli duruşmada HMK 150/1. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği, işlemden kaldırıldığı tarihten sonra yenilenmediği ve aradan üç ayı aşkın bir zaman geçtiğinden, HMK'nın 150/5 maddesi gereği 20.09.2025 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 2. fıkrasında; “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne yer verilmiştir. Bilindiği üzere, duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan taraf, buna ilişkin mazeretini bildirip, duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. Bu durumda, mahkemece, taraflardan yalnız birinin duruşmaya katılması halinde gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği incelenerek; mazaretin reddedilmesi halinde karşı tarafın beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda dosya tetkik edildiğinde, 24/03/2025 tarihli 15. celsede, birleşen dava davacısı .... LTD. ŞTİ. vekiline e-tebligat yapıldığı, yapılan yoklamada gelen olmadığı, e-duruşma talebinde bulunulmadığı ve mazeret bildirilmediği, taraflarca takip edilmeyen birleşen davanın taraflardan biri tarafından yenileninceye kadar HMK.150/1 maddesi gereğince 24/03/2025 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 24/03/2025 tarihli dilekçesi ile yenilendiği ve taraf vekillerine duruşma tarih-saati ve yenileme dilekçesinin tebliğine karar verildiği ve yeni duruşma gününün tebliği edildiği anlaşılmıştır.

19/06/2025 tarihli 16. celsede, Birleşen davada yenileme tensip tutanağı ile 16. celsenin duruşma tarih ve saatinin birleşen davada davacı .... LTD. ŞTİ. vekili Av. ...'ye elektronik tebligat yoluyla 29/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan yoklamada gelen olmadığı, e duruşma talebinde bulunulmadığı ve mazeret bildirilmediği bu nedenle taraflarca takip edilmeyen birleşen davanın taraflardan biri tarafından yenileninceye kadar HMK.150/1 maddesi gereğince 19/06/2025 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Gerek Anayasa Mahkemesi'nin gerekse Yargıtay'ın, işlemden kaldırma kararının niteliği itibariyle bir ara karar olduğuna ve kural olarak taraflara tebliğinin gerekmediğine dair emsal kararları aynı yöndedir. Anayasa Mahkemesi 10/3/2020 tarih ve ... Başvuru Numaralı kararında "Somut olayda başvurucunun 17/11/2016 tarihli duruşmaya vekili aracılığıyla iştirak ettiği, dolayısıyla dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilen 19/1/2017 tarihli duruşmadan haberdar olduğu, başvurucunun duruşmaya katılmaması ya da usulüne uygun mazeret bildirilmemesi hâlinde usul hukuku hükümlerine göre ne gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini öngörebilecek durumda bulunduğu, ayrıca Mahkemenin taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin duruşma tutanağını davacıya tebliğ etmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun ilk derece mahkemesinin dosyayı işlemden kaldırmasından sonra üç aylık yenileme süresi içinde dosyanın tekrar işleme alınmasını sağlaması mümkün olduğu hâlde bu yöndeki sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla Mahkemece bu şekilde karar verilmesinin başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecede zorlaştırmadığı, yapılan müdahalenin ölçülü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre şikâyete konu yargılama işlemlerinde mahkemeye erişim hakkı yönünden bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır." (Anayasa Mahkemesinin 10/3/2020 tarih ve ... Başvuru Numaralı, İbrahim Hayat Kararı) denilmek suretiyle mahkemeye erişim hakkı yönünden bir ihlalin bulunmadığına karar vermiştir. Yargıtay 3. HD'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/8196 E.- 2023/709 K. sayılı kararında ;."Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı vekilinin duruşmalara katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinden sonra üç aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmediğinin ve ara kararı niteliğinde olan işlemden kaldırma kararının taraflara tebliği gereken kararlardan olmadığı gibi, tebliğini gerektirir yasal bir mecburiyetin de bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir." denilerek işlemden kaldırma kararının kural olarak taraflara tebliğinin gerekmediğine karar verilmiştir. Yargıtay 1. HD'nin 22.06.2023 tarih ve 2021/9275 E.- 2023/3709 K., Yargıtay 8. HD'nin 19.06.2023 tarih ve 2023/2339 E.- 2023/3756 K., Yargıtay 10. HD'nin 20.06.2023 tarih ve 2023/5185 E.- 2023/6977 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.

Somut olayda; Davacı vekili tarafından, mahkemece işlemden kaldırma kararını içeren duruşma zaptının kendisine tebliğ edilmediği, oysa bu durumdan haberdar edilmesinin gerektiği, yerel mahkemece böyle bir tebliğ yapılmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; davacı vekilince 15. Celse tutanağının tebliği edildiği, 16. Celseden haberdar olduğu, duruşma gününden haberdar olunmasına rağmen, duruşmaya katılım sağlanmadığı, mazeret de bildirilmemiş olduğu, davacı vekilinin duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına dair ara kararı niteliğinde olan işlemden kaldırma kararının davacı vekiline tebliğini gerektirir yasal bir mecburiyetin bulunmadığı, ara karar niteliğindeki kararın tebliği gereken kararlardan olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesinin hukuki değerlendirmesinde usul yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353-(1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/10/2025 tarih ve 2025/184 E., 2025/177 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/887, K. 2026/1435, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-887-e-2026-1435-k-bc2e214a7026