Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4585 E. 2026/4342 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4585
Karar No
2026/4342
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/660 E., 2025/953 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/613 E., 2025/173 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Dava, muris muvazaası hukuki nedenine, olmadığı takdirde vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili; davacıların bir kısım mirasçı oldukları muris ...’nın 2017 yılında vefat ettiğini, sağlığında maliki olduğu Bursa ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi, 406 ada, 1 parsel sayılı taşınmazı davacılardan mal kaçırma kastıyla davalıların işbirliği içindeki akrabaları davalı ... ... adına 1/2 hisse Davalı ... ... adına 1/2 hisse olmak üzere muvazaalı olarak devrettiğini, başka hiç bir mülkü devretmediğini, davacıların annesi ve murisin eşinin 2002 yılında vefatı üzerinden bir yıl geçtikten sonra evlenmek isteyen murise yaşı sebebiyle çocukları ve özellikle davacıların rıza göstermediklerini, muris bu ve kendince bilinen diğer sebeplerle davacılardan mal kaçırma kastıyla, araya kendince aktin bozulmamasına zemin hazırlamak için araya başka kişileri de sokarak üç katlı evi davalı yeğenin eşi ve yeğenin teyzesine devrettiğini, akdin muvazaa sebebiyle geçersiz olduğunu, fazla harcama yapmasını gerektirir bir durumu olmadığını, emekli maaşı olan ve malî durumu da oldukça iyi olan murisin mal satmaya gereksinimi bulunmadığını, satış bedelinin taşınmazın gerçek değerinden düşük olduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiş; aşamada, tapuda devir işleminin, .... Noterliği 01.09.2019 tarih ve ... yevmiye nolu vekâlet ile ... ... tarafından yapıldığını, bu kişinin murisin akrabası olmayıp herhangi bir tanışıklıklarının da olmadığını, murisin yaşlı olması ve hulus ve saffetinden istifade edilerek vekil olan kişinin bayan arkadaşının teşviki ile vekâletname alındığını, murisin tehdide maruz kaldığını ve baskı altında tutularak işlem yaptırıldığını, kandırılarak Bandırma’ya götürüldüğünü, aileden uzaklaştırıldığını, emekli maaş kartına el konulduğunu, bankadan kredi çekildiğini, olayların sonradan ceza soruşturmasına konu olduğunu bu şekli ile vekalet görevinin kötüye kullanılarak muris ve dolayısıyla davacıların zarara uğratıldığını beyanla davanın bu sebeple kabulü gerektiğini beyan etmiştir.

Davalı ... vekili; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın satışa çıkartıldığının gazete ilanında görülmesi üzerine müvekkili tarafından alıcı olarak talip olunduğunu ve teyzesi olan diğer davalı ile yarı hisse ile bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, satış bedelini ödemek için eşinden miras kalan taşınmazı satıcıya devretttiklerini, davacıların murisinin, müvekkillinin murisi ... ...'nın amcası olduğunu, ne var ki taşınmazı daha önce tanışıklıkları olmayan dava dışı ... ... isimli kişinin verdiği satılık ilanında görerek satın aldıklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili; müvekkilinin davacıların murisi ile herhangi bir akrabalığı ve/veya tanışıklığı bulunmadığını, diğer davalı ...'nın teyzesi olan müvekkilinin dava konusu taşınmazın satılık olduğunu yeğeninden öğrendiğini ve birikimlerini değerlendirmek istemeleri sonucunda söz konusu taşınmazı 1/2 hisse ile dava dışı ... ...’dan satın aldıklarını, satış bedelinin işten çıkartılan eşine ödenen tazminattan karşılandığını, davacıların babaları tarafından taşınmazın hangi sebeple satıldığının müvekkilince bilinmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki muris sağlığında dilediği gibi tasarrufta bulunabilme hakkına sahip olup somut olay açısından murisin diğer taşınmazları ile ilgili bir devir işlemi gerçekleştirmemiş olmasının mal kaçırma kastı ile hareket edilmediğinin somut göstergesi niteliğinde olduğunu, davacıların iddiaları kendi içinde çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olup açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içeriğine göre tarafların ortak murislerinin başkaca mirasçılarının olduğunun görüldüğü, bu durumda davaya muvafakati veya terekeye temsilci atanması, taşınmazın tamamının değerine göre peşin harcın tamamlanması, davacılara ait harçlandırılmış-baro pulu yapıştırılmış ve davanın tamamen ıslahı konusunda özel yetki içeren vekaletnamelerin tamamlanması hususlarında yeniden yargılama yapılıp karar verilmesi için istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere Yerel Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydı, resmi senet örnekleri, çap sureti, imar durumunun celbedildiği, 28.11.2018 tarihinde 1/2 hisselerin 42.100,00 TL ile davalılara satıldığının anlaşıldığı, Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/128 Esas sayılı dosyasının celbedildiği, davacısının ..., ... ve ... ..., davalılarının ..., ... ve ... ..., dava konusunun eldeki dava konusu taşınmaz olduğu, aynı gerekçelere dayanarak muvazaa nedeniyle tasarrufunun iptalinin talep edildiği, davacının, tapu kaydındaki maddi hata nedeniyle davayı geri alma talebine istinaden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın kesinleştiği, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/1301 soruşturma sayılı hazırlık dosyasının incelenmesinde; şikayetçinin ..., şüphelilerin ... ... ve ... ... olduğu, murisin şüphelilerden ... ...' a taşımazın satışı için vekalet verdiği, ancak satış bedelini alamadığını, şüpheliler tarafından eşyalarının önce ...' na, oradan Bandırma' ya taşındığını, orada tehdit ve hakarete uğradığını, rehin tutulduğunu, maaşından zorla 10.000,00 TL kredi çektirildiğini, silah zoru ile 20.000,00 TL senet imzalattırıldığını, şikâyet hakkında yetkisizlik kararı verildiğinden bahisle şikayetçi olmuş ise de 19.04.2011 tarihinde; şikayetçinin bu süreçte kızı ... ve diğer tanık ... ... ile görüştüğü, tanık ... ile kendi rızası ile Bandırma'ya, ... ...'u ziyarete ...'e gittiği, ancak iddialarından bu kişilere hiç bahsetmediği, vekâletnameyi kendi rızası ile verdiği, bu sırada alınan sağlık raporunda akıl sağlığının yerinde olduğunun tespit edildiği, krediyi ... ... ile bankaya giderek kendisinin çektiği, bahsettiği iddialarının doğru olduğuna, evin bedelini almadığına, tehdit, hakaret ve rehin alınmasına dair yeterli delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, tarafların tanıklarının dinlendiği, kaldırma kararı doğrultusunda Bandırma 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/760 Esas sayılı dosyası ile açılan davada terekeye temsilci atanması davasının sonuçlandığı tereke temsilcisine tebligat yapıldığı, dosya kapsamından; dava konusu Bursa ili, ... ilçesi, ... Mah. 406 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın murise ait iken, muris tarafından, dava dışı ... ...'a verilen .... Noterliğinin 01.09.2009 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekâletnamesi ile 02.09.2009 gün ve ... yevmiye sayılı işlemle 65.000,00 TL bedelle dava dışı ... ...'a satılarak temlik edildiği, ... ...'un ise 12.05.2010 tarihli ve ... yevmiye sayılı işlemle 1/2 payını davalı ...'ya 42.100,00 TL bedelle, 1/2 payını davalı ...'e 42.100,00 TL bedelle satarak temlik ettiği, dosyada veraset belgesi bulunmamakta ise de nüfus aile kayıt tablosundan murisin, davacılardan başka ..., ... ... ve ... ... isimli üç çocuğunun daha bulunduğu başlangıçta muris muvazaası iddiasına dayalı olarak açılan davada, yargılama aşamasında davanın ıslahı yoluna gidilerek vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına da dayanıldığı, somut olayda; davacıların öncelikle, babalarının evlenme isteğini yerine getirmediklerinden muvazaalı olarak dava konusu taşınmazı bila bedel davalılara sattığından bahisle tapu iptali-tescil talebinde bulundukları, daha sonra yeni elde ettikleri deliller muvacehesinde davayı tam ıslah ederek, babalarının yaşlılığından faydalanıldığı, hile ve tehdit ile kandırılarak kendisinden zorla vekaletname alındığı, taşınmazın vekalet yolu ile muvazaalı şekilde önce ... ...'a, ... tarafından da davalılara satıldığı, bedelin murise ödenmediğinden bahisle tapu iptali talebinde bulundukları, dinlenen tanık beyanları, celbedilen savcılık dosyasında alınan ifadeler dikkate alındığından, murisin evlatlarından ayrılma ve evini satma iradesi ile hareket ettiği, bu sırada dava dışı ... ..., ... ..., ... ve ... ... isimli kişilerle birlikte olduğu, savcılığa yapmış olduğu şikayetinde, hastanede tanıştığı ...'ın arkadaşı olan ... ...' un evin satışı hususunda yardımcı olacağını söylemesi üzerine bu kişilere inanarak evinden ayrıldığı, ... ...'a vekâlet verdiği, bir süre bu kişilerin kendisine bulduğu konutlarda ikamet ettiği, bu sırada ... ...'un vekâletnameye istinaden evi babasına devrettiği, ancak satış bedelinin murise ödenmediği, yine ... marifeti ile tanıştığı ... ... isimli kişi ile birlikte olduğu halde bankaya giderek maaşı üzerinden kredi çektiği, çekmiş olduğu paranın ne şekilde kullanıldığının mevcut delil durumu itibariyle tespitinin mümkün olmadığı, murisin silah zoru ile imzaladığını iddia ettiği senede dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, murisin anılan bu kişilerin yanında iken telefon görüşmeleri yapmış olmasına rağmen durumundan bahsetmediği, akabinde bu kişilerin yanından ayrılarak Eskişehir'deki torununun yanına gittiği, burada bir süre yaşadıktan sonra vefat ettiği, dosyada mevcut beyanlarından anlaşıldığı kadarı ile evlatlarının da babalarını kayıp olduğu dönemde aradıklarına dair dosyaya bir beyanda bulunulmadığı, emniyet birimlerine müracaat edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, babalarının kendilerini arayarak iyi olduğunu söylemesiyle yetindikleri, kayıp olduğu dönemde babalarının sağlığı ya da emniyeti ile ilgilenmedikleri, ancak vefatından sonra babalarının yaşlılığından istifade edilerek kandırıldığı ve baskı altında tutulduğu iddiası ile eldeki davayı açtıkları, nihayetinde murisin ... ...' a vekaleti kendi rızası ile verdiği, evi satma iradesi ile hareket ettiği, yukarıda anılan yasal mevzuat gereğince yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağının hüküm altına alındığı, murisin birlikte olduğu kişilerin elinden kurtularak torununun yanına gittikten sonra da tehdit telefonları aldığı, korkutma halinin devam ettiği, aynı dönemde de vefat ettiği, muris yönünden sözleşmeyi onamış sayılmayacağı kanaatine varıldığı, davalıların gazete ilanına istinaden taşınmazı şahsi birikimleri ile 1/2 hisse ile satın aldıkları, murisi dolandıran kişilerle herhangi bir ilgileri bulunmadığı, iyi niyetli malik konumunda oldukları kanaatine ulaşıldığı ve sonuç olarak davalıların iyi niyetli üçüncü kişiler olduğu, murisin açık iradesinin taşınmazı satma yönünde olduğu tespit edildiğinden muvazaa iddiasının ispat edilmediği, dolayısıyla taşınmazın davalılara satış işleminin hükümsüz sayılamayacağı, vekâletin kötüye kullanımı iddiasının da gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere davalılara yöneltilemeyeceği, bu durumda davacıların tapu iptali tescil talebinde bulunamayacakları, murisin dolandırıldığının ispatı halinde bu kişilere karşı bulunacakları tazminat talebi dosyasının konusu olmadığından davalılar aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar vekili tarafından, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispatlandığı ileri sürülerek buna yönelik olarak da istinaf yoluna başvurulmuşsa da; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği, tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisinin ortadan kalkacağı, başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve bununla bağlantılı olarak da karara karşı yasal yollara başvuru hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiği, somut dosyada; vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiası yönünden ...'nun terekeye temsilci olarak atandığı ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği fakat tereke temsilcisi tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı görüldüğünden, davacılar vekilinin kararın bu kısmına yönelik istinafa başvuramayacağı anlaşılmakla istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı; muris muvazaası yönünden yapılan değerlendirmede ise murisin dava konusu taşınmazı mirasçılardan mal kaçırma amacı ile değil evlenme amacı ile temlik ettiği ve dolayısı ile muris muvazaası iddiasının sübut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, dosya içeriğine göre muris muvazaasına dayalı olarak miras payı oranında açılan tapu iptali- tescile yönelik davanın reddine dair karar verilmesi doğru olup davacılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE.

Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı davaya gelince; dava mirasçıların bir kısmı tarafından murisin verdiği vekâletnameye dayalı olarak yani murise teb'an açılmış ve pay oranında iptal tescil talep edilmiştir. Murisin verdiği vekâletnameye dayanıldığına göre üçüncü kişiye karşı vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında dava açılamaz. Davacı mirasçılar adına pay oranında tescil talep edilip terekeye dönüş istemi de bulunmadığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi gereğince aktif husumet ehliyetinin, diğer mirasçıların muvafakatinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle tamamlanmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra terekeye temsilci tayin edilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.

Hâl böyle olunca; davanın aktif husumet ehliyetinin olmaması nedeniyle usulden reddi gerekirken esastan reddi doğru olmamış ise de sonucu itibarıyla doğru olan ret kararının gerekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin yatırılan temyiz harcının temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4585, K. 2026/4342, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4585-e-2026-4342-k-a2c79076bcc7