Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2259 E. 2026/3414 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2259
Karar No
2026/3414
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/99 E., 2024/2710 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/108 E., 2022/348 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı ve ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR- Dava, inançlı işlem hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.

Davacı; kendisinin ve Şirketinin yaşadığı ekonomik zorluklar sebebiyle maliki olduğu 151 53... parseldeki 8 nolu bağımsız bölümü emaneten davalı kardeşine devrettiğini, taşınmazın daha sonra adına iadesi için temlikle aynı gün davalının dava dışı oğlu ...e vekaletname verdiğini, dava konusu taşınmazı davalıya devrettiği halde kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, yine apartman aidat ve giderlerini de devirden sonra kendisinin ödemeyi sürdürdüğünü ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı; 1995 yılında eşini iş kazasında kaybettikten sonra ...ya geldiğini ve davacı abisinin Şirketinde aşçı olarak çalışmaya başladığını, davacının şirketini büyütmesi için eşinin iş kazası tazminatını ve ...daki evini satarak elde ettiği parayı davacı abisine borç olarak verdiğini, davacının aldığı borcu seneler içinde ödeyemeyince borcuna karşılık dava konusu taşınmazı kendisine devrettiğini, davacıyla aralarında hiçbir şekilde inançlı temlik bulunmadığını, satışın gerçek olduğunu, davacının daha önceden kullandığı kredi sebebiyle taşınmazda ipotek bulunduğu ancak kredi taksitlerini davacının ödemeye devam edeceğini kararlaştırdıklarından taşınmazı ipotekli olarak satın aldığını, akit günü ise davacının oğlu olan dava dışı yeğeni ...'ın “tapudaki ipoteğin devam etmesi ve devir için önce noterde bir imza atman gerekli” diyerek kendisini notere götürüp imza attırdığını, devir işlemleri için imza attığını zannederken dava dışı yeğenine vekaletname verdiğini sonradan öğrendiğini, taşınmazın yeğeni ... tarafından vekaletname kullanılarak dava dışı ...na devredilmesi üzerine Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/89 Esas, 2015/209 Karar sayılı dosyası üzerinden vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasına dayalı olarak açtığı tapu iptal-tescil davasının kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleşmesi üzerine taşınmazın hükmen yeniden adına tescil edildiğini, davacının şirketinden haksız yere işten çıkarılması sebebiyle açtığı işçilik alacağı davası lehine sonuçlandığından davacının şimdi kötüniyetle eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının inançlı işleme dayalı olarak açtığı davada taraflar arasında inançlı temlik olduğuna dair yazılı belge bulunmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge de sunulmadığı, dava konusu taşınmaz davacı tarafından davalıya devredildikten sonra, taşınmazın davalıya vekaleten davacının oğlu tarafından 3. kişiye devredilmesi üzerine davalının Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/89 Esas sayılı dosyası üzerinden vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açtığı davanın kabulüne karar verildiği ve kararının onanarak kesinleşmesiyle taşınmazın davalı adına hükmen tescil edildiği, eldeki davada davacının inançlı işleme dayalı olarak açtığı davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve iddiaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ve davalının kardeş oldukları, dava konusu taşınmazın 25.07.2008 tarihinde davacı tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiği, aynı tarihte davalının davacının oğlu olan ... ...e taşınmazı satma yetkisi içeren vekaletname verdiği, bu vekaletnamenin inanç sözleşmesi yönünden delil başlangıcı mahiyetinde olduğu, öte yandan dava konusu taşınmazın Vakıfbank'dan kredi kullanılarak alındığı, bu kredilerin de ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı, davalının ise davacıya herhangi bir ödeme yaptığını ispat edemediği, her ne kadar davalı, taşınmaz hakkında daha önceden bir dava görüldüğünü savunmuşsa da bu davanın konusunun ve taraflarının farklı olduğu, davacının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2025 tarihli ek kararıyla miktar yönünden temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

Somut olayda, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan değeri 280.000,00 TL olup bu değerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava tarihi olan 2019 yılı itibaryla temyiz kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin değerden reddine ilişkin 13.03.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

İnançlı işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklar uygulamada 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme Kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.

Anılan 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Öte yandan; delil başlangıcı, HMK’nın 202. maddesinde; “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir” şeklinde düzenlenmiştir. Maddede sözü edilen belge HMK'nın 199/1 hükmündeki tanıma göre belirlenmelidir. "Belge" başlıklı maddede; uyuşmazlık konusu vakıaları (md.187) ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının bu Kanuna göre belge olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.01.2023 tarihli ve 2021/1-223 Esas, 2023/893 Karar sayılı kararı)

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı ...'nin maliki olduğu 151 53... parseldeki 8 nolu bağımsız bölümü 25.07.2008 tarihinde kız kardeşi olan davalı ...'ye satış suretiyle devrettiği, davalı ...'nin dava dışı yeğeni ... ...e verdiği 25.07.2008 tarihli vekaletname kullanılarak taşınmazın 13.12.2013 tarihinde dava dışı ...na (eldeki davacının kızı) satış suretiyle devredildiği, eldeki davalı ... tarafından Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/89 E. 2015/209 K. sayılı dosyası üzerinden vekil ... ve kayıt maliki ...aleyhine vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı olarak açılan tapu iptal-tescil davasının ispatlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verildiği ve bu kararın Dairece onanarak kesinleşmesi üzerine taşınmazın 16.01.2019 tarihinde davalı ... adına hükmen tescil edildiği; diğer yandan, davacı ...'nin dava konusu taşınmazı 06.05.2005 tarihinde dava dışı 3. kişiden satın alırken Vakıfbank'tan konut kredisi kullandığı, davacıya ait olan bu kredi taksitlerinin davacının kendisi tarafından ödendiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, inançlı işlem iddiasına dayalı olarak açılan davada, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında inançlı temlike ilişkin herhangi bir yazılı belge bulunmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belgenin de dosyaya sunulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı delil başlangıcı olarak hükme esas alınan davalı ... tarafından dava dışı ... ...e verilen ...Noterliğinin 25.07.2008 tarihli vekaletnamesinin niteliği ve içeriği itibariyle delil başlangıcı mahiyetinde olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmadığı gibi, dava konusu taşınmazın davalıya devir tarihinden önce davacının 06.05.2005 tarihinde taşınmazı 3. kişiden edinirken kendisinin kullandığı kredi borcunun taksitlerini ödemesinin de delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki belirtilen bu hususlar yazılı delil başlangıcı olarak sayılsa dahi inançlı işlem iddiasının dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillerle de ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca, davacı tarafından usulünce ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davalı vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

N

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2259, K. 2026/3414, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2259-e-2026-3414-k-55273616e02c