Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5169 E. 2026/3459 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5169
Karar No
2026/3459
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3057 E., 2025/860 K. İLK DERECE MAHKEMESİ:... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/34 E., 2022/175 K.

Davacı vekili; davalının davacının damadı olduğunu ve müvekkilinin yaşlılığından ve hulus-u saffetinden faydalanıp 'kredi çekeceğim bunun için ipotek yapmamız gerekli' diyerek davacıyı tapuya götürdüğünü ancak ipotek yerine müvekkilinin... ili, ...ilçesi, ...Mahallesi 3254 parsel sayılı taşınmazını satış yapılmış gibi gösterip üzerine geçirdiğini, davacının çok yaşlı biri olup damadına güvendiğini, ortada gerçekten bir satış akti olmadığını, davalının da bu taşınmazı alacak maddi gücünün olmadığını, davalının, davacının yaşlılığından faydalanarak onu kandırdığını, davacının bu durumu davalının kendisi hakkında açmış olduğu el atmanın önlenmesi davası sebebiyle öğrendiğini belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 30.09.2019 havale tarihli dava dilekçesinin açıklanmasına dair beyan dilekçesinde ehliyetsizlik nedeniyle de tapu iptali ve tescil taleplerinin olduğunu belirtmiştir.

Davalı; davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacının taşınmazı bedeli karşılığında kendisine sattığını, bunun üzerine de tapuda resmi işlem yapıldığını, davacıyı kandırması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı aleyhine, evden çıkması için... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/546 Esas sayılı dosyası kapsamında dava açması üzerine kendisine bu haksız davanın açıldığını, iddialarının tamamen gerçek dışı olup aynı zamanda zamanaşımına uğradığını, kötü niyetli olsa ya da davacıyı kandırmış olsa evi derhal bir başkasına satacağını, böyle bir durum da yapmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ehliyetsizlik iddiası yönünden İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan raporda davacının temlik tarihinde (31.12.2013) fiil ehliyetini haiz olduğu anlaşıldığından davacı yanın ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı talebinin reddine, davacının hile iddiası yönünden aldatıldığını gösterir dosyaya yansıyan herhangi bir delil, bilgi ve belge bulunmadığı, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda ehliyetsizlik iddiası yönünden İlk Derece Mahkemesince aldırılan Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 31.12.2013 tarihli raporu gereğince davacının işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunun saptandığı ve buna yönelik değerlendirmenin doğru olduğu, hile iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise davacının, aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasında kandırıldığını öğrendiğini ifade etmesi, davalı tarafça bu tarihten daha önce satışın bilindiğinin ileri sürülmemiş ve ispatlanamamış olmasına göre davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, yargılamalar sırasında toplanan delillere göre, davacının davaya konu taşınmazda ikamet ettiği, taşınmazı satmasının gerektirir bir durum olmadığı gibi, davalının taşınmazı kaç lira bedelle aldığını dahi ifade edemeyip bedeli ödediğine dair delil ibraz edememesi, dinlenen davacı tanıklarının oluşa uygun ve istikrarlı beyanlarında davacının davaya konu taşınmazı o tarihte damadı olan davalının bankadan kredi çekeceğini söylemesi nedeniyle devrettiğini içeren beyanları karşısında, sadece devir sırasında tarafların yanında olan ve davacıyı tanımadıklarını söyleyen, öncesindeki olaylara dair bilgisi olmayan davalı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu şekilde devrin davalının hileli eylemleri ile gerçekleştiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde davanın reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırarak esas hakkında yeninden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne kesin olmak üzere karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2025 tarihli ek kararıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince verilen hükmün kesin olduğu ve temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Ek karar davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

O halde dava konusu taşınmazın keşfen dava tarihi itibariyle değerinin 101.232,30 TL olarak tespit edildiği, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince dava tarihi (2019) itibariyle 58.800,00 TL olan kesinlik sınırı dikkate alındığında; anılan değerin temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 08.07.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Ayrıca harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 6.299,78 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5169, K. 2026/3459, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5169-e-2026-3459-k-46b83b5b9303