Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5504 E. 2026/3464 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5504
- Karar No
- 2026/3464
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2718 E., 2025/1300 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/206 E., 2023/136 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...'ın babaları olan muris ...'ın adına kayıtl...ili, ... ... Mahallesi 150 17... parselde kayıtlı 11 nolu bağımsız bölümü 06.05.1991 tarihinde bedelsiz olarak ve mal kaçırmak amacıyla davalı oğlu ...'e satış yoluyla devrettiğini, murisin mal satmaya ihtiyacı olmadığını, davalının da taşınmazı satın alacak maddi gücü olmadığını, muris ve murisin eşinin ölene kadar dava konusu taşınmazda ikamet ettiğini, davalı ...in, müvekkili tarafından kendisine karşı ikame edilen İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/122 Esas sayılı dosyasından (tenkis davası) haberdar olur olmaz dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a vekili ... aracılığıyla devrettiğini, yapılan bu devrin de muvazaalı ve mal kaçırmaya yönelik olduğunu, murisin başkaca bir taşınmazı olmadığını, 3. kişi konumundaki davalı ...'un kötüniyetli olduğunu, diğer davalı ... ile fikir birliği içerisinde hareket ederek taşınmazı kendi üzerine devraldığını, davalı ...in kendisinin çocukluk arkadaşı olan, diğer davalı ...'nin ise iş ortağı olan ...'e taşınmazı satması hususunda vekaletname verdiğini ve taşınmazın .....'ye devredildiğini, davalı ...in ...'ün yanında sigortalı olarak göründüğünü ileri sürerek fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras hissesi oranında müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın müvekkilinin miras hissesine isabet eden değerinin tazminat olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.02.2021 tarihli beyan dilekçesinde de murisin dava konusu taşınmazı bedelsiz olarak davalı ...'e ...ya gidebilmesi için devrettiğini belirtmiştir.
Davalı ... ... vekili; davacının İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/122 Esas sayılı dosyasında müvekkili ve diğer davalı ...'a karşı 11 nolu bağımsız bölüme ilişkin olarak devrin muvazaalı olduğundan bahisle tenkis isteminde bulunduğunu, anılan dosyada asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verildiğini ve kararın 02.01.2017 tarihinde kesinleştiğini, bu yönüyle huzurdaki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davanın ikamesinde davacının hukuki yararının olmadığını, müvekkilinin taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, muris tarafından davacı tarafa bu satış bedeli ile bir taşınmaz satın alındığını, müvekkilinin son yıllarda işini iyi gitmemesi üzerine davaya konu taşınmazı satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin ...da yaşaması nedeniyle davalı Türkiye'de bulunan arkadaşına yıllar önce vekalet verdiğini, vekil ... satış hazırlıkları yaparken diğer davalının taşınmaza talip olduğunu ve satışın gerçekleştiğini, mal kaçırma iddiasını kabul etmediklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davacının aynı iddialarla İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/122 Esas sayılı dosyası ile tenkis davası açtığını, davanın reddedileceğini anlaması üzerine huzurdaki davayı ikame ettiğini, 2015/122 Esas sayılı davanın reddi üzerine huzurdaki davanın da neticelendiğini düşünerek davayı bugüne kadar takip etmediğini, taşınmazın diğer davalı ... tarafından 1991 yılında satın alındığını, o tarihten taşınmazın kendisine satıldığı 2015 yılına kadar diğer davalı ... adına kayıtlı olduğunu, bunu kardeş davacının bilmemesinin imkansız olduğunu, taşınmazı iyiniyetli olarak ve rayice uygun bir şekilde satın aldığını, davacı ile diğer davalı ... arasındaki ilişkiyi bilmediğini, bilme imkanının da olmadığını, diğer davalı vekili ...'ün ise eski ortağı olduğunu, ortaklıklarının 2013 yılında sona erdiğini, 2015 yılında ...'ün şirketine gelerek ...da oturan arkadaşının dairesini satmaya çalıştığını, bu görüşmeden birkaç gün sonra da taşınmazı 300.000,00 TL bedelle satın aldığını, bedelini ödediğini, taşınmazı alırken üzerinde herhangi bir şerh ya da takyidat olmadığını ileri sürerek davanın kendisi yönünden reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan incelemede gayrimenkul satışlarının olağan satışlar olduğu, hayatın işleyişine uygun bulunduğu ve taraflar arasında maddi anlamda herhangi bir bağ bulunmadığı ve muvazaayı destekler davacı tarafça herhangi bir delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriği, davacı tanık beyanları ve toplanan tüm delillerden murisin çekişmeli taşınmazı davalı oğluna yurt dışına çıkabilmesi için üzerine kayıtlı taşınmaz bulunması gerektiğinden tapuda satış yoluyla devrettiği, hal böyle olunca, murisin kastının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olmadığı, olayda 01.04.19 74... /2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/4486 Esas-2014/12382 Karar sayılı ilamı), bu nedenle verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ek kararıyla dava konusu taşınmazın yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ile dava tarihindeki değerinin 340.000,00 TL olduğunun belirtildiği ve davacının hissesi oranında eksik harcın ikmal edildiği, davacının hissesi oranında verilen kararın HMK'nın 362/1.a maddesi gereği kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
O halde dava konusu taşınmazın keşfen dava tarihi itibariyle değerinin 340.000,00 TL olarak tespit edildiği, davacının miras payına (1/2) isabet eden değerin 170.000,00 TL olduğu, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince dava tarihi (2016) itibariyle 25.000,00 TL olan kesinlik sınırı dikkate alındığında; anılan değerin temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 11.09.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Ayrıca harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.