Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3779 E. 2026/3409 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3779
- Karar No
- 2026/3409
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1978 E., 2025/514 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Demirköy Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/39 E., 2023/42 K.
Dava, inançlı işlem ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; dava dışı bir akrabasının borcuna kefil olduğunu ve borcun ödenmemesi sebebiyle dava dışı banka tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip sebebiyle maliki olduğu 14 parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümün cebri icra yoluyla satış aşamasına geldiğini, satışı durdurabilmek amacıyla toplam 91.500,00 TL icra borcu için kendisinde mevcut 61.500,00 TL üzerine kalan 30.000,00 TL'yi davalı gelininin eşi olan oğlundan borç aldığını ve borcunu ödeyerek icra takibini kapattığını, ancak dava dışı oğlunun " ...merak etme anne bu formalite bir devir, evi kurtaracağız, sen...ın üzerine evi devret, 30.000,00 TL borcu ödediğinde tapuyu tekrar üzerine devir alırsın..." şeklindeki telkinleri üzerine oğluna güvenerek dava konusu taşınmazı geri verilmesi şartıyla davalı gelinine satış göstermek suretiyle devrettiğini, devirden sonra 30.000,00 TL borcu geri ödemesine rağmen davalının taşınmazı iadeye yanaşmadığını, oğlunun ve davalının hilesi ile taşınmazın davalı adına tescilinin sağlandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, davacının icra dosyası kapsamındaki 91.000,00 TL borcunun tamamının kendisi tarafından ödenmesi üzerine davacının taşınmazı adına devrettiğini, hilenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının, davalının hileli hareketleri sonucunda taşınmazı geri vermesi şartıyla davalıya devrettiği iddiasında bulunduğu, davacının ileri sürdüğü nedenlerin hile değil inançlı işleme dayalı olduğu ancak davacının inançlı işlem iddiasını ispatlamaya yarar yazılı bir delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunulmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın inançlı temlik hususunda iradenin sakatlanmasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, davacı her ne kadar taşınmazı davalı gelinine teminat amacıyla devrettiği, borç ödendiğinde taşınmazın geri verileceği, borcu ödemesine rağmen taşınmazın iade edilmediğini ileri sürmüş ise de, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı, yazılı delil başlangıcı da bulunmadığından iddiaların tanık deliliyle ispatlanamayacağı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı, İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.05.2025 tarihli ek kararıyla temyiz talebinin değerden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan değeri 322.708,00 TL olup, anılan bu değerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 04.06.2025 tarih ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava tarihi olan 2020 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin değerden reddine ilişkin 05.05.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre ve özellikle hile ve inançlı işlem iddiasına dayalı olarak açılan davada inançlı işlem iddiasının yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğindeki bir belgeyle kanıtlanamadığı gibi, hile iddiasının da ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.