Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1123 E. 2026/3929 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1123
- Karar No
- 2026/3929
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/253 E., 2024/2631 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/265 E., 2022/403 K.
Asıl dava, hile ve korkutma hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava men'i müdahale ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Asıl davada davacı vekili; davacı ...'un müvekkili olduğunu, davalı ......'un davacıyı hile ve tehdit yolu ile aldatarak müvekkiline ait İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... ... sitesi ... blok girişli 8. Kattaki 34 bağımsız bölüm numaralı taşınmazı kendi adına satın aldığını, yapılan satış işleminin davalı ......'un müvekkilini hile ve tehditle aldatılarak yapılan kötü niyetli bir işlem olduğunu, bununla ilgili emniyete şikayette bulunduğunu, öte yandan taşınmazı satın alan davalının bu tarihe kadar söz konusu taşınmazı ne kullandığını ne kira istediğini, ne de üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunduğunu, tapudaki satış bedelinin de gerçek satış bedeli olmadığını ileri sürerek davalı ile yapılan satış işleminin iptaline ve yeniden müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili; davacı ile davalının uzun yıllar dostluk ve iş ilişkisi sonunda aralarında doğan borç ilişkisinden sonra, davalının İstanbul Küçükçekmece, ... Mah, ... Cad., ... ... Sitesi A4 K:8 D:... ... adresinde ve tapunun Küçükçekmece ... Mahallesi 4 51... parselde kayıtlı gayrimenkulünü 06.07.2018 tarihinde davacı müvekkilinin satın aldığını, satış işlemini takiben davalının aralarındaki uzun yılların dostluğuna dayanarak taşınmak için kısa bir müddet talep ettiğini, davacının da 1 ay kadar sonra daireyi boşaltabileceğini kendisine bildirdiğini, davalının satın alınan taşınmazı boşaltması beklenirken Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/265 sayılı dosyasından haksız ve mesnetsizce tapu iptali ve tescil davası ile karşılaşıldığını, bedeli ödenerek ve hiçbir yasal eksikliği bulunmadan satın alınan gayrimenkul için açılan davanın tamamen haksız olduğunu ve davalının taşınmazda fuzuli şagil konumunda bulunduğunu, davalının taşınmazla ilgili mülkiyet iddiası bulunduğundan intifadan men ihtarının sonuçsuz kalacağı için ihtarname gönderilmediğini ileri sürerek davalının haksız müdahalesinin men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kayı ile aylık 2.000,00 TL'den işlemiş 3.000,00 TL ecrimisilin doğum tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde hile ve tehdit diye tanımlanan iradeyi sakatlayan hallerden iki tanesine dayanıldığını, ancak iddia olunan hile ve sahtekarlığı yapanın davacının bizzat kendisi olduğunu, davacının hile ve tehdidi aynı anda kullanarak davasının tutarsızlığını ortaya koymakta olduğunu, davacı ve davalının uzun yıllar dostluk ve iş ilişkilerinde bulunduğunu, kan kardeşliğine uzanan yakınlığı suiistimal ederek davalı müvekkiline ve başkaca 3. kişilere yaptığı sahtecilikle kandırdığını, dava konusu taşınmazın bedeli davacı tarafından tahsil edildikten sonra edinilmiş bir mülk olduğunu, davacının halen.... İcra Müdürlüğünün 2018/29835 Esas sayılı dosyasından takibe konan davalı müvekkiline olan diğer borçları ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak dava ikame edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı vekili; davacı tarafın ... Mahallesi, ... Caddesi, ... ... sitesi ... blok girişli 8/... ...-İstanbul adresinde bulunan gayrimenkul konusunda müdahalenin men'i ve ecrimisil talebi ile açılan davada dava dilekçesinde bahsedilen somut olayın gerçeği yansıtmadığını, yapılan satışın gerçek bir satış olmadığını, davacı ve dava dışı ...'in, müvekkilinin muhtelif taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerinde hile ve tehdit yoluyla hak sahibi olmaya çalıştıklarını, müvekkili ile davacı taraf arasında tek uyuşmazlığın bu davadaki gayrimenkul olmadığını, uyuşmazlığın asıl konusunun müvekkili ile davacı arasında görülen tapu iptali ve tescil davası olduğunu, davacı tarafından müvekkilinden hile ve tehdit yoluyla dava konusu taşınmazı kendi adına satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; asıl davada davacı vekilinin tehdit ve hileden bahsettiği, ancak tehditin ve hilenin nasıl veya hangi eylemlerle yapıldığı hususunda bir açıklamada bulunmadığı, sadece genel ifadeler kullandığı, yargılama sırasında ise asıl dava davalısının davacıya ticari girişimler için üzerinde taşınmaz olması gerektiğini bildirerek yanılttığını beyan etmiş ise de bu hususun doğru kabul edilmesi durumunda dahi hile ve tehdit olduğu söylenen eylemlerinin hukuka aykırı olmadığı, yine davacı-birleştirilen davalının, davalı- birleştirilen davacının müvekkiline borç verdiği için taşınmazın üzerine tescil edildiği hususunda karşı tarafın borç verme gücünün olmadığı şeklinde araştırma yapılması ve açılan davaların beklenilmesi şeklinde talepte bulunmuş ise de ispat yükü üzerinde olan davacı-birleştirilen davalının hile ve tehdit iddialarını kendisinin ispat etmesi gerektiği, karşı tarafın savunmalarının ispat yükünü yer değiştirmediği gibi davalının asıl dava davacısına borç verme gücünün olup olmadığının da tehdit ve hile iddiaları ile bağlantılı olmadığı, davalı karşı davacı vekilinin bildirdiği tanıkların yapılan işlemlerde herhangi bir tehdit ve hileye şahit olmadıklarını beyan ettikleri gibi özellikle davacı-birleştirilen davalı tarafın tanıklarının da tehdit eylemlerine şahit olmadıklarını beyan etmeleri nazara alındığında davacı-birleştirilen davalı tarafın hile ve tehdit ile taşınmazın devrinin yapıldığı iddialarının ispatlanmadığı, davacı-birleştirilen davalı vekilinin bildirmiş olduğu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/..., 2018/1405 33... /... soruşturma sayılı dosyaların incelenmesinde de 2018/... soruşturma sayılı dosyanın 2018/... soruşturma sayılı dosya ile birleştirildiği ve ilgili dosyada tarafların müşteki-şüpheli sıfatlarının bulunduğu, suçun ise resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları olduğu, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/... soruşturma sayılı dosyasında da müştekisinin dava dışı ..., şüphelisinin ... olduğu, suçun ise hırsızlık olduğu, soruşturma dosyalarının somut olaya konu taşınmaz ile doğrudan bir ilgilerinin olmadığı gibi, soruşturmalar neticesinde her iki taraf için kovuşturmaya yer olmadığına şeklinde kararlar verildiği nazara alındığında sunulan diğer delillerin iddiayı ispata elverişli olmadığının anlaşıldığı, yemin delili değerlendirildiğinde ise iddia edilen hile ve tehdit eylemlerinin genel ifadeler içermesi nedeniyle doğru olduğu kabul edilse dahi verilecek karara etki etmediği değerlendirildiğinden yemin delili hatırlatılmadığı, davacı-birleştirilen davalı tarafça usulünce ispatlanamayan tapu iptali ve tescil istekli ikrah (korkutma) ve hile nedenine dayalı davanın reddine karar verilmiş, birleştirilen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise; birleştirilen dava davalısının taşınmazı kullanımını haklı gösterecek akti veya ayni hakları mevcut olmadığından davacının Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına üstünlük tanımak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmiş, ecrimisil talebi yönünden ise davalı-birleştirilen davacı tanığı ...'nun "ancak tapuyu devraldıktan sonra ... bana daireyi kullanmadığını söyledi. Ben de sebebini sorduğumda ... bey bir süre kendisinin kullanacağını söylemiş, bu hususta ricada bulununca ... da kirada anlaşırsak olur demiş" şeklindeki beyanı, taraflar arasındaki yakın arkadaşlık ilişkisi ve davadan önce davalı-birleştirilen davacı tarafından yapılmış bir ihtarın bulunmaması nazara alındığında; davalı-birleştirilen davacı tarafından davalı-asıl dava davacısının dava konusu taşınmazı kullanmasına rıza gösterildiğinin anlaşıldığı, kullanıma ses çıkarmayan davacının zımni muvafakatının var olduğu yönünde fiili karine oluşacağı ve bu karinenin aksi davacılar tarafından kanıtlanmadıkça ecrimisil talep edilmesinin TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).b.1. maddesi gereğince incelenen Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı birleştirilen dava yönünden 85.008,03 TL bakiye onama harcının; asıl dava yönünden 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ...'den alınmasına, Temyiz edilen asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.