Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/3371 E. 2026/5254 K. – Kasten Yaralama
Konu: Kasten Yaralama Neticesinde Ölüme Neden Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3371
- Karar No
- 2026/5254
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Yaralama Neticesinde Ölüme Neden Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/260 E., 2024/164 K. SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.01.2023 tarihli ve 2022/28 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/4-2.cümle, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2023/260 Esas, 2024/164 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. ve 303/1-a. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararındaki hüküm bentlerinin kaldırılarak sanık hakkında kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm eklenerek istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE A. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince, ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında maktule karşı kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak davanın yeniden görülmesi suretiyle karara bağlanması yerine, delil değerlendirilmesi yapılmaksızın ve başkaca bir araştırmaya da ihtiyaç duyulmayan hâllerde uygulanabilecek olan aynı Kanun'un 280/1-a ve 303/1-a maddelerine dayanılmak suretiyle beraat kararı verilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Kabule göre de; Hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunma, yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiller olarak kabul edilmektedir. Savunmanın, meşru savunma şartlarının bulunduğu sırada başladığı, ancak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle meşru savunmanın gerçekleştiğinin kabul edilmediği durumlarda ise 5237 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "Sınırın aşılması" söz konusu olabilmektedir. Dosya kapsamına göre; olay tarihinde kimliğini gizlemek maksadıyla yüzüne maske ve gözlük, eline eldiven ve kafasına bere takan, sağ cebinde ateşli silah ve üzerinde dört adet plastik kelepçe bulunan maktulün, sanığın işlettiği kuyumcuya geldiği, kamera kayıtlarından anlaşıldığı üzere altın bozdurmak ve sonrasında kolye almak istediğini söyleyerek 10 dakika kadar sanığı oyalamaya çalıştığı, maktulün istediği kolyeleri iş yeri vitrininden almak için sanığın arkasını döndüğü sırada maktulün yağma amacı ile yanında getirdiği ve sakladığı jopu, sağ kolu altından çıkartarak 11 saniye içerisinde 8 defa olmak üzere sanığın kafasına vurmaya başladığı, bu sırada maktulün sağ cebinde bulunan tabancayı gören sanığın önünde bulunan tezgahın çekmecesinde bulunan silahı hamle yaparak aldığı, sanığın elindeki silahı gören maktulün ise, bir şey alamadan kaçmak amacıyla iş yerinin kapısına doğru yöneldiği anda, sanığın maktule doğru hedef gözetip bir el ateş ederek maktulu sol omuzundan yaraladığı ve maktulün yere düştüğü, on gün hastanede tedavi gören maktulün vefat ettiği, otopsi raporuna göre maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına ve künt kafa travmasına bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği anlaşılan olayda;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 981/1. maddesi gereğince zilyetin, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defetmek yetkisini haiz olduğu, sanığın mülkiyet hakkına yönelik olan ve maktulün konusu suç teşkil eden eyleminde, maktulün elindeki jop ile sanığın baş bölgesine birden fazla kez vurması dikkate alındığında meşru savunmanın saldırıya ilişkin koşullarının gerçekleşmiş bulunduğu, savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı ve saldırıyı defedecek ölçüde olması gerektiği, sanığın elindeki tabancayı görmesi üzerine iş yeri kapısına yönelen maktulü bir el ateş ederek öldürerek ve 5237 sayılı Kanun'un 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu işleyen sanığın meşru savunmada sınırı kasten aştığı ancak bu sınır aşımının içinde bulunduğu mazur görülebilecek korku, heyecan ve telaştan meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle sanık hakkında yasal uygulanma koşulları oluşan 5237 sayılı Kanun'un 27/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/3-c maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu sanığın yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesi delaletiyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddesi uyarınca beraatine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2023/260 Esas, 2024/164 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2026 tarihinde karar verildi.