Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/8040 E. 2026/4296 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8040
- Karar No
- 2026/4296
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2389 E., 2025/1535 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince sanıkkar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 9.Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2025 tarihli ve 2021/69 Esas, 2025/143 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-b-c-d, 53. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-h, 35, 53. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-b-c-d, 53. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d) Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-h, 35, 53. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.09.2025 tarihli ve 2025/2389 Esas, 2025/1535 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik lehe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçları işlemediğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin değerlendirilmediğine, yağma suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, eksik soruşturma yapıldığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükümlere esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli yağma eylemlerinin sanıklar tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suçların vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, yargılama sonucunda oluşan
kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği, kısmen geri vermeye sanıklar yönünden katılanın rıza göstermediği, etkin pişmanlık hükmünün uygulanma şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden, Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.09.2025 tarihli ve 2025/2389 Esas, 2025/1535 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, kısmen oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.06.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Sanık ... hakkındaki kasten öldürmeye teşebbüsten mahkumiyet ve yağma suçunun sübutuna yönelik kabule katılmaktayım. Ancak ilk derece mahkemesince soruşturma aşamasında suça konu altınların bir kısmının katılana teslim edildiği ve atılı suçun işlenmesi ile oluşan zararın bir kısmının sanık ... tarafından giderildiği anlaşılmış ise de; katılanın sadece sanık ... yönünden kısmi zarar gideriminde cezadan indirim yapılmasına muvafakat gösterdiği, diğer sanıklar yönünden muvafakatinin olmadığı dikkate alınarak, sanık hakkında TCK’nın 168/3. maddesi uygulanmamış ise de; Katılanın " yaptığım kontrollere göre dükkanımdan 600-700 gram altın gasp edilmiştir. Bunun 152 gramını iade ettiler, büyük çoğunluğu iade edilmedi, para iade edilmedi, o tarihte gasp edilen altın 350.000-400.000 TL değerindeydi, kalan zararım giderilmedi, sanık ...’ın ailesi bu olaydan sonra
bana 45.000 TL ödedi" şeklindeki beyanı ve mahkemece sorulan soru üzerine katılan vekilinin sanık ... zararın bir kısmını karşılamıştır hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatımız vardır şeklinde beyanda bulunduğu, Dosyadaki 02.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre Sanık ...'in soruşturma aşamasında kendi rızası ile gösterdiği yerde bulunan 1-) 24... ayar mühtelif model ve işlemeli altın bilezik toplam 109,10 gram ağırlığında olup 433.26 TL'den toplam değeri 47.268.66 TL. 2-) 2 adet 22 ayar enli bombeli altın bilezik toplam 27.85 gram ağıdığında olup, 433.26 TL'den toplam değeri 12.066.29 TL. 3-) 1 adet 22 ayar kıvrımlı içi boş burma altın bilezik 6.32 gram ağırlığında olup 433.26 TL'den değeri 2.378.20 TL. 4-) 1 adet 22 ayar altın kolye 9,17 gram ağırlığında olup 433.26 TL'den değeri 3.972.993 TL. toplam 152.4 gr 22 ayar altının 433.26 TL'den değerinin 66.046.15 TL olarak hesaplandığına göre sanık ...'in teslim ettiği 152, 44 gram ağırlığındaki altının 66. 046, 15 TL değerinde olması, ayrıca kendi üzerinde ele geçen 2.484,76 TL'nin 1 gr altının 433, 26 TL üzerinden hesaplandığında 5.73 gram altına tekabül etmesi, sonuç olarak sanık ...'in katılana soruşturma safhasında 158. 17 gram ağırlığındaki altını teslim etmiş olmasına karşılık, yani sanık ...'in ödediği 45 bin TL'nin ise 433.26 TL'ye bölündüğünde yaklaşık 104 gram altına karşılık geldiği, katılan vekiline sorulduğunda ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin hükümlerinin uygulanmasına muvafakatlerinin olduğunu beyan ettiği halde sanık ...'dan 54 gr daha fazla yani 158.17 gram altını rızasıyla iade etmiş olan sanık ... hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat edip etmediklerinin açıkça sorulmadan sadece sanık ...'a muvafakat edildiği şeklinde eksik soruşturmayla değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu ve haksızlığa neden olacağı , katılandan kısmen geri verme nedeniyle sanık ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığının açıkca sorulup bu konudaki beyanının alınması, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken katılanın muvafakatının bulunmadığından bahisle uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği görüşündeyim.