Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/5845 E. 2026/4278 K. – Kasten Öldürme
Konu: Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/5845
- Karar No
- 2026/4278
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/133 E., 2025/323 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
Mahkemece, sanık hakkında Dairemizin 24.02.2025 tarihli ve 2023/7428 Esas, 2025/1386 Karar sayılı haksız tahrik yönünden bozma kararına yönelik direnilmesi yönünde karar verildiği ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli ve 2022/11-3 Esas, 2022/469 Karar sayılı ilamı ve bu yönde süreklilik kazanmış uygulamalarına göre direnme kararı verilmiş olsun olmasın, İlk Derece Mahkemesinin bozma sonrası sanık hakkında kurduğu hükmün özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni ve değişik gerekçe içermesi nedeniyle yeni bir hüküm niteliğinde olduğu değerlendirilerek inceleme yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.06.2023 tarihli ve 2023/775 Esas, 2023/776 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 24.02.2025 tarihli ve 2023/7428 Esas, 2025/1386 Karar sayılı ilâmı ile özetle; sanık hakkında asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/133 Esas, 2025/323 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 53/1 ve 58/6. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık lehine 5237 sayılı Kanun’un 30/3. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğuna, sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğinden bahisle suç vasfına, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 87/4. maddesi kapsamında kabulünün gerektiğine, mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
2.Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanık lehine koşulları oluştuğundan haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecine ilişkin işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükmün denetime olanak verecek şekilde yeterli gerekçeyi içerdiği, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından doğrudan kast ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suç vasfının kasten öldürme olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Dosya içeriğine göre; sanığın daha önce kaldığı cezaevinden tanıdığı bir şahısla buluşmak için anlaşarak olay yeri yakınında araçla beklemeye başladığı, bu sırada beyaz bir araç içerisinden sanığın bulunduğu araca çok sayıda ateş edildiği, sanığın korku ve panik içerisinde araçla kaçarken tesadüfen maktulün sevk ve idaresindeki aracın sanığın aracına arkadan çarptığı, çarpmanın etkisiyle sanık ve maktulün araçlarının savrulduğu, sanığın aracına arkadan çarpan maktulün trafik kazasında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu sırada aracından inerek maktule doğru ateş ettiği, sırt bölgesinden yaralanan maktulün bir ay kadar tedavi gördükten sonra öldüğü olayda; öldürüleceğinden korkan sanığın olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada maktulün aracının sanığın aracına arkadan çarpması, maktulün aracının hava yastıklarının açılması karşısında kazanın kendisinde meydana getirdiği öfke ile sanığın araçta bulunan silahı alarak maktule arkasından ateş ettiği anlaşıldığından maktulden kaynaklanan haksız eylemin verdiği kızgınlıkla ateş eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29/1. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uyarınca cezasında asgari bir indirim yapılması gerekirken yapılmayarak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin haksız tahrik yönünden yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/133 Esas, 2025/323 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, Dairemizin bozma kararı üzerine yerel mahkemece verilen kararın yeni hüküm olup olmadığının Daire tarafından mı, yoksa Ceza Genel Kurulu tarafından mı karara bağlanılacağına ilişkindir.
CMK 301. maddesinde temyizde incelenecek hususlar düzenlenmiştir. CMK 302/2,3,4,5. maddelerinde bozma nedenleri düzenlenmiş olup, yeni hüküm hususu yer almamıştır. CMK 307/3. maddesinde direnme üzerine Daire, direnmeyi yerinde görürse, kararı düzelteceği, görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndereceği düzenlenmiş olup, yeni hüküm halinde kararı bozacağına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Dairenin bozma kararı üzerine yerel mahkeme tarafından verilen direnme kararı karşısında Dairemiz ancak iki şekilde karar verebilir; Ya direnmeyi yerinde görerek kendi kararını düzeltir ya da direnmeyi yerinde görmeyerek uyuşmazlığın çözümü için dosyayı müşterek üst kurul olan Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme kararını bozma yetkisi Dairemize ait olmayıp artık Ceza Genel Kuruluna aittir. Verilen direnme kararının gerçekten yeni hüküm olup olmadığı veya başka usulü eksiklik ve yanlışlık bulunup bulunmadığı denetleme görevi artık Ceza Genel Kuruluna aittir. Yerel mahkemece verilen direnme kararını yeni hüküm niteliğinde olup olmadığını belirleme yetkisi Daireye ait olmayıp Ceza Genel Kuruluna aittir. Direnme üzerine Daire ile ilk derece mahkeme arasındaki uyuşmazlık konusu belirlenmiş olup, artık Daire başka nedenlerle bozma yapmamalıdır. Bununla birlikte direnme kararının yeni hüküm olup olmadığı tartışmalı olduğu takdirde bunu belirleme yetkisinin Daireye verilmesi genel hukuk prensibine de aykırı olur. Yerleşmiş Ceza Genel Kurulu karar ve uygulamalarına göre, yerel mahkeme kararının direnme hükmünün yeni hüküm olduğu kararına varıldığı takdirde Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca Ceza Genel Kurulu öncelikle bu nedenle kararın bozulmasına ve dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine karar vermektedir. Dairece bozma ve yerel mahkemece direnme kararı nedeniyle, aralarında uyuşmazlık belirmiş ve uyuşmazlık sınırlı hale gelmiştir. Bunu giderme müşterek üst Ceza Genel Kurulunun görev ve yetkisine girmektedir. Belirtilen nedenlerle; Dairemiz bozma kararı üzerine yerel mahkemenin direnme kararını yeni hüküm olup olmadığına karar verme yetki ve görevi Ceza Genel Kuruluna ait olduğundan, Dairemizin çoğunluk tarafından verilen bozma kararına katılmamaktayım. 02.06.2026
K A R Ş I O Y
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına, olayın gelişim özelliklerine göre yargılama konusu olayda maktulden kaynaklanıp sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, esasen sanık ve hasımları arasında yoğun trafik akışına sahip D-100 kara yolunda gerçekleşen takip sırasında içinde ... ile kimlikleri belirlenemeyen şahısların bulunduğu 34... plakalı araçtan sanık ...'ın sevk ve idaresindeki 34... plakalı araca ateş edilmesi üzerine kara yolundaki
düzen ve güvenlik ortamının tümüyle ortadan kalktığı, bu noktada silahlı çatışma ortamından hızla kaçmaya çalışan sanığın aracıyla, aslında olayla hiç ilgisi bulunmayan, sanığı da tanımayan ve kendi seyrinde olan maktul ...'nın kullandığı, 34... plakalı aracın çarpışmasıyla meydana gelen kazada maktulün trafik düzeninin gerektirdiği özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışından bahsetmenin mümkün olmadığı gibi bunun hakkaniyete de uygun düşmediği, öte yandan sanığın bizzat kendi savunmasında maktulün ve yanındaki kardeşinin üzerine doğru yönelince şahısların kaçmaya başladığı ancak yine de onlara ateş ettiğini belirtmesi karşısında sanık lehine haksız tahrik indirimi uygulanması koşullarının bulunmadığı düşüncesinde olmam nedeniyle usul ve yasaya uygun biçimde verilen direnme kararının onanması görüşüyle sayın çoğunluğun bozma yönünde tesis ettiği karara iştirak etmiyorum. 01.07.2026