Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/6612 E. 2026/3855 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6612
Karar No
2026/3855
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2024/2374 E., 2024/1849 K. SUÇLAR :Nitelikli olası kastla öldürme, olası kastla öldürme, göçmen kaçakçılığı HÜKÜM :İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞ :Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin düzeltilerek onanması, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.05.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/324 Karar sayılı kararı ile, a) Sanıklar ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 79/1-b, 79/2-b, 79/3, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ve 100.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b) Sanık ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 79/1-b, 79/2-a, b, 79/3, 62/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ve 103.680 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, c) Sanık ... hakkında nitelikli olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 21/2, 62/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca (4 kez) 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, d) Sanık ... hakkında olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 21/2, 62/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca (2 kez) 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.07.2024 tarihli ve 2024/2374 Esas, 2024/1849 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca maddi hata düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, göçmen kaçakçılığı suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, göçmen kaçakçılığı suçunun unsurlarının oluşmadığına, gerekçelendirmeden alt sınırdan uzaklaşılması ve nitelikli hal uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 3. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, gerekçesiz olduğuna, mahkumiyete yeterli, somut delil bulunmadığına, göçmen kaçakçılığı suçunun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE 1. Mahkemenin sanıklar ... ve ... hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan verilen hükümlerin uygulama maddelerinde isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin eylemlerin sanıklar ..., ... ve ... tarafından, olası kastla öldürme suçlarına ilişkin eylemlerin ise sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıkların fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, sanıkların eylemlerine uyan suç vasıfları ve yaptırımların doğru şekilde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile sanık ... ve müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.07.2024 tarihli ve 2024/2374 Esas, 2024/1849 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile sanık ... ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme ve kasten öldürme suçlarından kurulan hükümler yönünden oy çokluğuyla diğer hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ... ... ile birlikte aynı iştirak iradesiyle suç işleme kastı ile 21 göçmeni para karşılığı araçlara bindirerek ... İlçesi'ne getirdikleri ve 5 kişi kapasiteli teknede tekne kapasitesinin çok üzerinde 21 kişi taşınması sonucunda tekne batması sonucu teknede bulunan 6 göçmen kişinin öldüğü olayda sanık ...’in bilinçli taksirle öldürmeden sorumlu olduğu kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. TCK m. 21/1’e göre, failin suçun maddi unsurlarını tamamen kesin olarak öngörmesi ve bunlar hakkında bilgiye sahip olarak hareket etmesi halinde doğrudan kast söz konusu olacaktır. Burada fail düşündüğü, kesin olarak öngördüğü ve bildiği bir hareketi veya neticeyi gerçekleştirmek için iradesini kullanmaktadır. Buna göre, fail suçun maddi unsurlarının tamamını düşünmüş, öngörmüşse ve ayrıca bu unsular hakkındaki bilgisi tam ve kesinse doğrudan kastla hareket etmektedir. Doğrudan kastla hareket eden fail, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların mevcut olduğunu veya fiilin icrası sırasında gerçekleşeceğini ve neticeli suçlarda ... meydana geleceğini muhakkak surette (zorunlu olarak) öngörmekte ve istemektedir. Olası kast ise TCK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında, “kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, failin suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceğini ciddi biçimde öngörmesine rağmen, fiili işlemek suretiyle tipikliğin gerçekleşmesini kabullenmesi, fiili işlemekten kaçınmaması ve olursa olsun demesi durumunda olası kast söz konusu olacaktır. Bu itibarla, suç teşkil eden bir ... gerçekleştirilmesi amacıyla hareket eden failin, bu fiilin aynı zamanda muhtemelen başka neticelere neden olabileceğini öngörmesine rağmen, bu yan neticeleri kabullenerek fiili işlemesi durumunda, bu yan neticeler bakımından olası kastla hareket etmiş olacaktır. Buna göre somut bir olayda failin olası kasttan sorumlu tutulabilmesi için, failin neticeyi kabullendiğinin, “ne olursa olsun” veya “olursa olsun” düşüncesiyle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle neticeyi göz aldığının tespit edilmesi gerekmektedir. Fail, gerçekleşmesini göze aldığı, ancak gerçekleşmeyen neticelerden sorumlu tutulmayacağından, olası kastta failin sorumluluğu meydana gelen neticelere göre belirlenecektir.

TCK’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, ... meydana gelmesi olarak tanımlanmıştır. Bilinçli taksiri, bilinçsiz taksirden ayıran en önemli özellik, her iki durumda da istenmeyen ... fail tarafından öngörülüp öngörülemediğidir. Fail suç tipinin gerçekleşeceğini mümkün görmüş, ancak şans, bilgi, kullanılan vasıtanın kalitesi, deneyim veya yetenek gibi özel nedenlerle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak bunun gerçekleşmeyeceğine güvenmiştir. Buna göre, eğer somut olayda fail neticeyi öngörmüş ise bilinçli taksir, öngörmemiş ise bilinçsiz taksir söz konusu olacaktır. Bilinçli taksir durumunda fail istemediği ... (ve suçun diğer maddi unsurlarının) gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, bu ... gerçekleşmeyeceği hususunda kendine güven duymaktadır. Kişide oluşan bu güven, kişisel kabiliyetlerinden, olayın özelliklerinden veya tecrübelerinden kaynaklanabilir. Fail özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda meydana gelebilecek zarar veya tehlikeyi öngörmesine rağmen, ... gerçekleşmeyeceğine güven duyarak, olayı seyrine bırakarak özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışı işlemekten vazgeçmemektedir. ... gerçekleşmesi muhtemel öngörülmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba gösterilmemekte, diğer bir ifadeyle fail fiili işlemekten geri kalmamaktadır. Nitekim madde gerekçesinde de bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş ve fakat istenmemiş olması olarak açıklanmıştır.

Bu noktada birbirine çok yakın cezai sorumluluğu belirleyen olası kast ve bilinçli taksirin nasıl ayırt edileceği üzerinde durulmalıdır. Kanuni tanımlarına bakıldığında her iki durumda da failin tipikliğin gerçekleşeceğini ciddi olarak mümkün gördüğü anlaşılmaktadır. Olası kast ile bilinçli taksirin ortak noktası olan öngörme iki kavramın birbirinden ayrılmasını zorlaştırmasına rağmen, tipikliğin veya ... kabullenilip kabullenilmemesi, iki kavramı birbirinden ayırmaktadır. Bu nedenle failin tipikliğin veya ... gerçekleşmesini öngörüp öngörememesi dikkate alınarak bu ayrımın yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla bu ayrım ancak tipikliğin veya ... kabullenilip kabullenilmediği, diğer bir ifadeyle isteme unsuru üzerinden yapılabilecektir.

Olası kast halinde fail tipikliğin veya ... gerçekleşmesini kabullenirken veya göze alırken, bilinçli taksir halinde fail tipikliğin veya ... gerçekleşmesini kabullenmez, aksine onun gerçekleşmeyeceğine, her şeyin yolunda gideceğine güvenerek hareket eder. Buna göre, bilinçli taksirde, fail öngördüğü ... gerçekleşmemesini istemekte ve çeşitli nedenlerle ... gerçekleşmeyeceğini düşünmektedir. Bu itibarla fail olası kast durumunda muhtemel gördüğü neticeyi göze alarak kabullenirken (olursa olsun derken), bilinçli taksir durumunda neticeyi öngörmesine ve ... gerçekleşmeyeceği konusunda kendisine güvenmesine (inşallah olmaz veya yok canım bir şey olmaz derken) rağmen, korkulan olmakta ve netice gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, “fail her durumda neticeyi gerçekleştirirdi” diyebiliyorsak olası kast, “fail ... gerçekleşeceğini bilseydi fiili işlemezdi” diyebiliyorsak bilinçli taksir söz konusu olacaktır.

Ayrıca, kast ve taksir ayrımı bakımından dikkate alınması gereken diğer temel bir ölçüt, failin hareketinin neye yönelik olduğudur. Kasten işlenen suçlarda failin iradesi kanuni tarifteki neticeye (olası kastta bu ... yanında ortaya çıkması muhtemel olan ve kabullenilen başka neticelere) yönelik iken, taksirli suçlarda irade, hukuken önem arz etmeyen bir neticeye yöneliktir. Diğer bir ifadeyle taksirli suçlarda yönlendirici irade ceza hukuku bakımından önem taşıyan bir neticeye yönelik değildir. Nitekim TCK m. 22/2’de taksir, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre kasti suçlarda fail, haksızlığı bilerek ve isteyerek gerçekleştirirken, taksirli suçlarda haksızlık failin hukuk düzeninin gereklerine aldırmaması, haksızlığın gerçekleşeceğini düşünmemesi veya haksızlığı engelleyecek davranış içinde olmaması nedeniyle meydana gelmektedir. Dolayısıyla taksirle işlenen fiillerin haksızlık unsuru, objektif özen yükümlülüğünün (dikkat ve özen yükümlülüğünün) ihlali oluşturmaktadır. Taksirli suçlarda hareketin yöneldiği netice, tipikliğin dışında bulunmaktadır. Taksirin cezalandırılmasının nedeni, belirli bir amaca yönelik olarak hareketi yönlendirememekten kaynaklanmaktadır. Hukuken kişiye yüklenen özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı için, hukukun önem verdiği başka bir netice gerçekleşmektedir. Bu bağlamda, olası kastın, taksirin değil kastın bir türü olması ve olası kastta isteme unsurunun doğrudan kast kadar yoğun olmasa da “neticeyi kabullenme” şeklinde bulunmasının zorunluluğu karşısında, ölüm neticesini kabullendiğine dair dosyada bir delil bulunmayan, aksine neticeyi bilmesi halinde fiili işlemekten vazgeçeceği kanımızca kesin olan sanığın, somut olayda öngördüğü ancak gerçekleşmeyeceğini düşündüğü ve öldürmeye yönelik bir irade sebebiyle değil, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan ölüm neticesi nedeniyle bilinçli taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle, sadece olaydaki kusurunun ağırlığı ve ... öngörülebilirliği esas alınmak suretiyle söz konusu ... gerçekleşeceğini bilseydi dahi fiiline devam edeceği kabul edilerek, olası kastla öldürmeden sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/6612, K. 2026/3855, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2024-6612-e-2026-3855-k-b395bb1f1a02