İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1 E. 2025/324 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1
- Karar No
- 2025/324
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1 KARAR NO : 2025/324 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı müvekkili ...'ın, İzmir Karaburun'da ...'ne ait bir sahil işletmesi için bar yapım işini gerçekleştirdiğini, bu iş karşılığında müvekkili tarafından fatura düzenlendiğini ve işin gerektirdiği mal alımları için fatura belgelerinin de temin edildiğini, müvekkilinin işin bitiminden 1 ay sonra alacağını tahsil edemediğini, bu nedenle davalı şirket yetkilileriyle iletişime geçtiğini, şirket yetkililerinden kendisini... olarak tanıtan...n, alacağın iş bitiminde nakit olarak ödeneceği taahhüt edildiği halde, kendisinin yetkilisi olduğu bir başka şirket olan ...Grup Turizm Gıda İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi (... Vergi Nolu) adına düzenlenmiş 10/07/2024 keşide tarihli,... nolu çeki teslim ettiğini, müvekkilinin şirket ortaklarından ...’ın eşinin devreye girmesi ve ödeme taahhütü vermesi nedeniyle çeki kabul ettiğini, yaşı gereği uzun süreli araba yolculuğu yapamayan müvekkilinin, çeki teslim almak üzere oğlu... İzmir'e gönderdiğini, çekin 10/07/2024 tarihinde İzmir...Katılım Bankası Ege Bölge Müdürlüğü Şubesi'ne ibraz edildiğini, ancak karşılıksız çıktığını, bankanın sadece 9.270,00 TL sorumluluk tutarını ödediğini, müvekkilinin çeki geçerli bir ödeme aracı olarak değerlendirdiğini ve davalı tarafın ödeme taahhüdüne güvenerek kabul ettiğini, müvekkilinin Whatsapp üzerinden...e borcun ödenmesini talep ettiğini, ancak ...ün borcun diğer ortaktan talep edilmesi gerektiğini bildirdiğini, diğer ortak ...'ın ise borcun yarısını ...e elden ödediğini ve bu borcun kendi sorumluluğunda olmadığını ifade ettiğini, taraflarınca borcun tahsili amacıyla İzmir... İcra Dairesi...nolu dosya ile... Grup Turizm Gıda İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne icra takibinin başlatıldığını, takibin devam ettiğini, davalı şirketin, borcunu yerine getirmemek amacıyla malvarlıklarını devredeceği veya saklayacağı yönünde güçlü şüphelerin bulunduğunu, bu nedenle öncelikle davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarına, banka hesaplarına ve diğer mal varlıklarına, ayrıca, çekin düzenleyicisi ve davalı şirket yetkilisi ...’ün şahsi mal varlığına ihtiyati tedbir konulması yönünde karar verilmesini talep ettiklerini belirterek; yapılan marangoz işleri karşılığında müvekkilinin alacağının fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00 TL'nin ticari temerrüt faizi işletilerek tahsil edilmesine, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, borcun tahsiline kadar temerrüt faizi uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, marangoz olan davacının, davalıya ait olup Karaburun ilçesinde bulunan bar yapım işi bedelinin davalıdan tahsil edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davacı ...'ın İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğünde sicil kaydının bulunmadığı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinde marangoz kaydının bulunduğu, kazancının gerçek usulde vergilendirildiği ve işletme hesabına göre defter tuttuğu, tacir olmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davada davacının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla; davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava özelliği de taşımadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Karaburun ilçesinin yargı çevremiz içinde bulunduğu, tarafların yerleşim yerlerinin Karaburun ilçesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliği nedeniyle göreve dair dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Görevli mahkemenin Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın göreve dair dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli KARABURUN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, Dair davacı asil ile vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/04/2025 Katip... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır