İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/62 E. 2026/126 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/62
- Karar No
- 2026/126
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/62 Esas - 2026/126 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/62 KARAR NO : 2026/126
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 19/01/2023 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, .... yılında kurulan müvekkilinin hazır giyim ve konfeksiyon alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait “....” markasının Türkiye’de belli bir tanınmışlığa erişmiş olduğunu, müvekkilinin ...gibi yerlerde de satışlarının gerçekleşmekte olduğunu, müvekkilinin ürünlerinin ülkemizde ve dünyada üst segment müşterilere hitap etmek olduğunu, müvekkilinin davalı .... sayılı markalarına dayalı olarak, diğer davalı şahsın ...başvuru sayılı markasının 18, 25, 26 ve 35. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde tesciline karşı dosyaladığı itirazların .... tarafından kısmen de olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunun .... tarafından da kabul edildiğini, ancak dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 18. Sınıftaki “çantalar, cüzdanlar” ve 35. Sınıf altında, 25. Sınıfa giren emtiaların tamamı ile “çantalar, cüzdanlar”ın satışı hizmetleri açısından müvekkilinin markasıyla iltibas tehlikesi mevcut olduğundan dava konusu edilen ... Kararı’nın bu emtialar açısından kısmen iptaline karar verilmesi gerektiğini, taraf markaları arasındaki yüksek benzerlik göz önüne alındığında, müvekkilinin markalarının tescili kapsamına giren 25. Sınıftaki emtialar ile dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 18. Sınıftaki “çantalar, cüzdanlar” emtiaları ile bunların tamamının satışı hizmetlerinin de benzer/türdeş emtialar olarak nitelendirilerek taraf markalarının bu emtialar özelinde de karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, nitelim SMK m. 11/4 hükmünde de emtiaların farklı sınıflarda yer almasının benzer olmadıklarına karine teşkil etmediğinin kabul edildiğini, nitekim .... “çantalar ve cüzdanlar” emtialarının benzer nitelikte olduğunun kabul edildiğini, zira bu emtiaların dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olduğunu ve ortalama tüketicilerin bu emtiaların üreticisi konumundaki kişilerin veya işletmelerin bu emtiaların hepsini üretip pazarlayabileceğini düşünmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, ayrıca bu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin de aynı olduğunu, bu hususun mahkeme içtihatlarında da kabul edilegeldiğini, ayrıca bir emtianın satışı hizmetleri ile o emtianın da benzer/ilintili emtialar olduğu yönünden yerleşik içtihatların da bulunduğunu, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların yüksek derecede benzediği hususu ve sayılan emtiaların benzer/türdeş oldukları hususları gözetildiğinde, bahsi geçen emtialar yönünden de somut uyuşmazlıkta markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, .... sayılı kararının 18. Sınıfta yer alan; “çantalar ve cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” ve 35. Sınıfta yer alan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden kısmen iptaline ve 2021 047005 sayılı markanın tescil edilmesi halinde aynı emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen markanın kelime ve logodan oluşan bir kombinasyona sahip olduğunu ve markada yer alan unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, bu marka ile davacının itirazlarına mesnet olarak gösterdiği... sayılı markası özelinde de, bu markanın dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtialar açısından tescilli olmadığını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu emtialar açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Dava dilekçesi davalı şahsa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak davalı şahıs yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermediği gibi dava dosyasına da bilahare herhangi bir savunma sunmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şahsın ... db görselli marka başvurusunun tescil edilmek üzere 27.09.2021 tarihli ve 381 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine davacının ...sayılı markalarına ve 6769 sayılı SMK’nın m. 6/1 hükmüne dayalı olarak itiraz ettiği, davacının itirazını inceleyen ....sayılı marka yönünden ve SMK m. 6/1 hükmü kapsamında kısmen kabul ederek dava konusu edilen markanın kapsamından, 25. Sınıfa giren; “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” emtialarının çıkartılmasına karar verdiği, itirazı kısmen reddedilen davacının bu karara aynı gerekçeye ve aynı markalara dayalı olarak tekrar itiraz ettiği, bu itirazın da .... sayılı kararı ile nihai olarak ve yine kısmen reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRMELER DAVALININ .... BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKALARI ARASINDA, DAVA KONUSU EDİLEN EMTİALAR YÖNÜNDEN İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; • Markaların ayniyeti/benzerliği, • Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, • Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalı şahsın tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların ayniyeti/benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Uyuşmazlık konusu olan markalar yan yana konularak görsel olarak karşılaştırıldığında, davacının markaları, ....” ibaresinin ve/veya sırt sıra dayanmış “d” ve “b” küçük harflerinin görsel açıdan ön planda/baskın olarak kullanıldığı işaretlerdir. Davacının .... görsel unsur içeren markalarında kullanılmış olan, yapraklardan müteşekkil pembe renkli yıldız çiçeğini andıran figürünün, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının “...” kelime öbeğinden daha düşük seviyede kaldığı, zira; böyle, basit şekil unsuru yanında büyük puntolarla/baskın özelliklerde yazılmış ve konuşlandırılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, renk ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Davacının markasında “db” harflerini çerçeveleyen çember figürü için de aynı değerlendirme yapılabilecektir, ayrıca bu çemberi oluşturan ve sırasıyla Türkçede “saygı”, “sevgi”, “umut”, “hayal”, “ilgi”, “duygu”, “sakin”, “empati” anlamlarına gelen “....barelerinin de, anlamları ülkemizde de yaygın olarak bilinen/bilinebilecek cins isimler/sıfatlar olmaları nedeniyle, işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katmadıkları, her ne kadar davacının markalarında geçen İngilizce ...” kelimesi de, Türkçe’de “... anlamına gelen bir cins isim ise de, bu kelimenin ülkemizdeki günlük dile yansımamış olması nedeniyle, markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davacının markalarında geçen “...ibaresi ise, yabancı dillerde kullanılan bir şahıs ismidir; dolayısıyla davacının bu ibareleri ihtiva eden markalarında “....” ibaresinin bir şahıs ismi/soy ismi olarak algılandığı ve markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, Dava konusu edilen marka da, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle aynı satır üzerinde ayrı olarak yazılmış “.... kelime öbeğinin üzerine, davacının markalarında kullanılan aynı kompozisyonda, sırt sırta vermiş küçük “d” ve “b” harfleri konuşlandırılmıştır. Bu markada da bir şahıs ismi/soy ismi hüviyetinde bütünleşik olarak algılanan “...” kelime öbeğinin esas unsur olduğu, “db” harflerinden müteşekkil figürün bu kelimelerin baş harflerinin kısaltılmış olarak algılandığı, Taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan ve bir şahıs ismi/soy ismi olarak algılanan “...” ve “...” kelime öbeklerinin son kelimelerinin ayniyetinden ve ilk kelimelerinin “D” harfiyle başlamasından hareketle benzer oldukları ve markalarda kullanılmış olan, aynı şekilde -sırt sırta- tasarlanmış “db” harflerinden müteşekkil kısaltmanın ortaklığının da bu benzerliği pekiştirdiği/arttırdığı, bu nedenle; davalının dava konusu edilen “...” markasının, davacının “...” markasının bir devamı/alt markası olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, bu benzerliğin, davacının görsel unsur içeren markası yönünden bir hayli yüksek olduğu, zira bu marka özelinde taraf markalarında “db” harflerinden müteşekkil kompozisyon ile bahsi geçen kelime öbekleri dışında herhangi bir unsur da kullanılmamış olduğu, Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da net bir sonuç vermektedir; dava konusu edilen markalardaki kelime öbeklerinde geçen ...” ibaresinin birebir aynı olması ve diğer kelimelerin de aynı harfle başlaması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”larını benzer kıldığı, işaretlerin kavramsal açıdan karşılaştırılması neticesinde de, “...” ve “...” ibarelerinin yabancı birer şahıs ismi/soy ismi olarak algılanıyor olması halinin, tüketicinin zihninde yakın/benzer birer algı oluşturduğu, Bütün bunlara göre; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal/kavramsal açılardan benzerlik olduğu, bu benzerliğin davacının ....sayılı ve görselli markası açısından yüksek seviyede olduğu, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; • Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, • Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, • Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, • Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, • Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, • Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, • Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde inceleyemez. Sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışır. Ortalama alıcı kitlesinin tamamı karıştırma tehlikesine maruz kalmasa bile bir kısmının bu risk altında bulunması dahi karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterlidir. Ancak; ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır16. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Somut olayımız açısından; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen 18. Sınıftaki emtialar ile bunlarla 25. Sınıfa giren emtiaların 35. sınıf altında satışı hizmetlerinin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde; bunların tüketicinin/alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan emtialar olmadığı, dolayısıyla bu alıcıların, söz konusu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/ makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği düşünülmekle, bu alıcıların dikkat/özen/seçicilik/bilinç seviyelerinin düşük olmadığı, Taraf markalarının kapsamına giren/dava konusu edilen emtialar karşılaştırıldığında, davacının markalarının tescili kapsamına giren ve genellikle deriden üretilen kemerler, askılar, ayakkabılar, çizmeler, şapkalar, kasketler gibi emtialar ile, dava konusu edilen, yine genellikle deriden üretilen çantalar, cüzdanlar, kutu ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler emtialarının birbirlerini tamamlayıcı niteliği haiz, hedeflenen tüketici profilleri aynı olan, aynı mağazalarda yan yana reyonlarda satılan, dağıtım kanalları aynı olan, bir çok zincir mağaza ve moda/giyim sektöründe bilinen aynı marka altında üretilmesi ve satışa sunulması mutad olan, aralarında ham madde ilişkisi de bulunan emtialar olmaları nedeniyle benzer/türdeş emtia olarak nitelendirilebilecekleri, ayrıca, davacının markalarının tescilli olduğu emtialar ve davacının .... sayılı markası özelinde, dava konusu edilen 35. Sınıf altındaki satış hizmetlerinin de benzer/türdeş oldukları, zira; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Bu nedenle de, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtiaların tamamı açısından somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici/müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: • Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, • Çağrıştırma, • Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, • Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, • Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarında esas unsur olarak kullanılmış olan ve bir şahıs ismi/soy ismi olarak algılanan “...” ve “...” kelime öbeklerinin son kelimelerinin ayniyetinden ve ilk kelimelerinin “D” harfiyle başlamasından hareketle benzer oldukları ve markalarda kullanılmış olan, aynı şekilde -sırt sırta- tasarlanmış “db” harflerinden müteşekkil kısaltmanın ortaklığının da bu benzerliği pekiştirdiği/arttırdığı, bu benzerliğin davacının bilhassa .... sayılı markası açısından yüksek seviyede olduğu ve davalının dava konusu edilen markasının, davacının markalarının bir devamı/alt markası olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu, davacının “...”lı markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibaresini ihtiva eden markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Ayrıca, davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen tüm emtialar yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/ özen/algı seviyeleri düşük olmasa da, bu mal ve hizmetlerde benzer işaretlerin/tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, dava konusu edilen emtialar özelinde, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen tüm emtialar yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Netice itibariyle, Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtiaların tamamı açısından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği tüketicilerin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen tüm emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, .... sayılı kararının iptali koşullarının oluştuğu, biçimindeki gerekçeler ile davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı kurum vekilince istinaf edildiği, davalı istinaf başvurusunu inceleyen .... sayılı ilamıyla, "GEREKÇE: Dava, .... kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. ...., hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça ... kararının 18. Sınıfta yer alan; “çantalar ve cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” ve 35. Sınıfta yer alan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden kısmen iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiş, mahkemenin gerekçe kısmında, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtianın tamamı açısından emtia benzerliğinin gerçekleştiği belirlenmiş, ancak hüküm kısmında, ... ... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline" karar verilmiştir. Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Diğer yandan az önce değinildiği üzere davacının talebinin kısmen olmasına rağmen mahkemece ......sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline" yönünde hüküm tesis edilmesi talep aşımı olacağı gibi, dava konusu... kararının hem davacı hem de davalı için verilmiş olması karşısında, .. kararına yönelik olarak kurulacak hükmün davacının itirazının reddi yönünden verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususların gözardı edilmesi de kabule göre yerinde olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile .... K. sayılı kararın KALDIRILMASINA," biçiminde karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapılması neticesinde mahkememizce kaldırma kararı öncesi ulaşılan kanaatte bir değişiklik bulunmadığından kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilmiş buna göre, dava konusu ..... sayılı kararının 18. Sınıf "çantalar ve cüzdanlar deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler" ile "35. Sınıf kapsamındaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri, belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar katalog ve diğer yöntemler ile sağlanabilir" mal ve hizmetleri bakımından iptali ile dava konusu .... sayılı markanın 18. Sınıf "çantalar ve cüzdanlar deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler" ile "35. Sınıf kapsamındaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri, belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar katalog ve diğer yöntemler ile sağlanabilir" mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü koşullarının da oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının 18. Sınıf "çantalar ve cüzdanlar deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler" ile "35. Sınıf kapsamındaki müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri, belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar katalog ve diğer yöntemler ile sağlanabilir" mal ve hizmetleri bakımından iptaline, Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 179,90.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 552,10.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 5.400,40.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde A.... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02.04.2026
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 385,40.-TL Gider Avansı : 5.015,00.-TL TOPLAM : 5.400,40.-TL