İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/40 E. 2026/519 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/40
- Karar No
- 2026/519
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/40 Esas KARAR NO : 2026/519 DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/01/2026 KARAR TARİHİ : 23/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP :Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine --------- İcra Dairesi’nin ---------- Esas sayılı dosyası ile 04.03.2025 tarihli şirket hisse devir protokolüne dayalı olarak 1.616.383,56 TL tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin sağlık sorunları nedeniyle ödeme emrine süresinde itiraz edememesi sonucu takibin kesinleştiğini, ancak taraflar arasında 1.500.000,00 TL tutarında bir borç doğuracak herhangi bir mutabakatın bulunmadığını, şirket devri sonrası kapanış hesaplarının netleşmediğini ve taraflar arasında uyuşmazlık sürdüğünü, alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3 maddesi uyarınca telafisi güç zararların önlenmesi adına icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olarak takip başlattığını, bu sebeple İİK m. 72/5 gereğince takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, dava şartı arabuluculuk sürecinin devam ettiğini, davanın kabulü ile müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı --------- vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ---------- aleyhine ---------- İcra Dairesinin --------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinin usulüne uygun tebligata rağmen itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarla menfi tespit davası açarak icra takibini sonuçsuz bırakmaya çalıştığını, davanın öncelikle dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanmaması ve son tutanağın sunulmaması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, TTK m. 5/A ve HUAK m. 18A/2 uyarınca arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğunu, mahkemece bu hususta ihtar gönderilmediğini ve dava açıldığı aşamada arabuluculuk görüşmelerinin yapılmadığını, ihtiyati tedbir talebinin dava şartı eksikliğini gidermediğini, esasa yönelik olarak ise icra takibinin 04.03.2025 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinin 5, 6 ve 7. maddelerine dayandığını, sözleşmede şirket cari hesaplarındaki artı bakiyenin mahsuplaşılması ve 30.04.2025 tarihinde kalan bakiyenin ortaklık hisseleri oranında ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkil tarafından ---------Noterliğinin--------- Yevmiye numaralı ve 24.07.2025 tarihli ihtarnamesi ile ödeme talep edilmesine rağmen davacının ---------- Noterliğinin ---------- yevmiye numaralı ve 06.08.2025 tarihli cevabi ihtarnamesi ile franchising sözleşmesi sürecini bahane ederek ödemeden kaçındığını, oysa otelin devrine ilişkin onay sürecinin icra takibinden önce tamamlandığını, davacının kötüniyetli davranışlarla alacağın tahsilini geciktirdiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yazılı sözleşmeye dayandığını ve senede karşı senetle ispat ilkesi gereği soyut iddiaların hukuki değer taşımadığını, davacının e-posta yazışmalarında borcun varlığını ve mahsuplaşma sürecini ikrar ettiğini, 250.000 USD tutarında aracılık komisyonu alan davacının kapanış işlemlerinden sorumlu olduğunu, 23.06.2025 tarihli e-postada 10.926.000 TL tutarındaki teminatın iadesinin istendiğini, 03.09.2025 tarihli e-postada ise davacının mahsuplaşma sürecini kabul ederek ödemeyi ertelediğini, sunulan belgelerin tek taraflı ve ispat gücünden yoksun olduğunu belirterek davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden, aksi halde esastan reddini, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava ticari ilişkin kapsamında Menfi Tespit davasıdır. Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkonusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler”(HMK115.md.). Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada Mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca "arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi" gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle; TTK.'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi, HMK'nun 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca, huzurdaki davada, arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine, 5-Karar tarihinde alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 27.603,80 TL harçtan mahsubu ile 26.871,80 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair, davacı vekili ile davalı veklinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde---------- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/06/2026