İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1130 E. 2026/561 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1130
Karar No
2026/561
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1130 Esas KARAR NO : 2026/561

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 20/01/2026 KARAR TARİHİ : 17/07/2026

Mahkememizin görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın 10.03.2024 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın hatalı biçimde kullanılması suretiyle meydana gelen kazada müvekkiline ait olan aracın ağır maddi hasara uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, bu aracın malik ve işleteninin davalı ... A.Ş. olduğunu, tamir süresince müvekkili aracını kullanamadığından araç mahrumiyet zararının oluştuğunu, bu zararın tahsili için davalı sürücü ile araç sahibine karşı ... 22. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalıların icra dosyasına itiraz etmesiyle takibin durduğunu belirterek yapılan itirazların iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6361 sayılı kanun ve Finansal kiralama sözleşmelerinin niteliği gereği, finansal kiralama konusu malın mülkiyeti her ne kadar Kiralayan adına ise de finansal kiralama konusu malın/aracın zilyetliği ve sözleşmenin amacına uygun olarak kullanma ve ondan her türlü faydayı elde etme hakkı Kiracıya ait olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 24 (1)inci maddesi uyarınca "kiracı, sözleşme sürecisince finansal kiralama konusu malın zilyedi olup, sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etme hakkına sahiptir." hükmüne amir olduğunu, ... plakalı aracın fiili hakimiyeti ve yararlanması finansal kiralama sözleşmesi kapsamında dava dışı...Şirketi 'ne bırakıldığını, dava dışı ...Şirketi söz konusu aracın zilyedi ve işleteni olup işleten sıfatıyla söz konusu araç sebebiyle doğan her türlü zarardan sorumlu olduğunu belirterek davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali ile İİK 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, Finansal Kiralama Sözleşmesi, araç tescil kayıtları, ... 22. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası, delil olarak değerlendirilmiştir. Mahkememizin... esas sayılı dosyasında davalı ... Anonim Şirketi'nin dosyadan tefrik edilmesine ve husumete ilişkin itirazların iş bu dosya kapsamında değerlendirilmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde: "(1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" düzenlemesine yer verilmiştir. "...Husumet, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları olmakla birlikte mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Aksi halde dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan reddedilir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir (aktif husumet). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet). Bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir ve nitelik itibariyle husumet, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli bir itirazdır. Ayrıca 6102 sayılı TTK 1481 maddesi uyarınca sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı var olması durumunda bu hakkın, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olacağını düzenlemiştir. Davacı vekili her ne kadar İlk Derece Mahkemesi kararı sonrasında dosyaya sunmuş olsa da yukarıda da belirtildiği üzere taraf sıfatının davanın her aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olduğu nazara alınarak dosyaya sunulan belgede yapılan inceleme sonucunda alıcı ... Şirketi ile davacının sigortalısı taşıyıcı ... arasında düzenlenen 08.03.2013 tarihli alıcının zararlarının tazmin edildiğine dair bir ibraname düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda alıcı ... Ltd. Şirketi tarafından imzalanan ibraname ve dosya içerisindeki diğer belge ve deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak mahkemece davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/06/2021 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı)" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. maddesinde: "(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. (2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. (1) (3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir. (4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçları sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 22. İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından... Şirketi'ne... plakalı aracın 17/03/2022 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi uyarınca finansal kiralama yoluyla kiralandığı, bu kapsamda kaza tarihi olan 12/06/2022 tarihinde kazaya karışan aracın finansal kiracı ... tarafından işletildiği, 6361 sayılı Kanun'un 24. Maddesi gereğince "Malın sözleme süresi içinde hasar ve ziyaı sorumluluğu kiracıya aittir." denilmekle, kira süresince kiralanan malda meydana gelen her türlü hasar ve ziyanın kiracıya ait olduğunun hüküm altına alındığı ve finansal kiralama sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olduğu, 2918 sayılı Yasanın 85. Maddesi uyarınca davalı firmanın işleten sıfatını haiz olmadığı, aracın kiracıya teslim edildiği, davalı yönünden araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olmadığı, davalının işletenlik sıfatının devam etmediği bu kapsamda ... 22. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyalı icra dosyasıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle davalının bir sorumluluğu ve pasif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla, davanın ve icra inkar tazminatı talebinin pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın ve icra inkar tazminatı talebinin PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 49.619,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/07/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1130, K. 2026/561, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1130-e-2026-561-k-f5c01de8f857