İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/352 E. 2026/614 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/352
- Karar No
- 2026/614
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/352 Esas - 2026/614 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2026/352 Esas KARAR NO : 2026/614
.... DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 28/04/2026 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı-davacı müvekkili ..... Nolu Kredi Kartı Sözleşmesi, ..... Nolu Kurumsal Kredi Sözleşmesi ve .... Esnaf Doğrudan .... Girişimci Kredi Sözleşmesi kullanımı sonucu oluşan bakiye borcunu ödeme planına aykırı hareket ederek ödememesi hasebiyle, müvekkili bankanın kullandırılan ürünlerden kaynaklanan alacağını tahsil edebilmek amacıyla davalıya ihtarname keşide ettiğini, bu ihtarnamede bakiye alacak belirtildiğini, ödeme olmaması halinde borçlu hakkında yasal takip işlemlerinin başlatılacağının ihtar edildiğini, çekilen ihtarname sonucunda davalının mevcut borcunu ödemeye yönelik herhangi bir girişimde bulunmadığı anlaşıldığından davalıya karşı borcun tahsilatı amacıyla .....Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak tebliğ edilen ödeme emrine borçlunun itiraz etmiş olup borçlu tarafından yapılan itirazın yerinde olmayıp hukuka aykırılık teşkil etmekle beraber geçerli sayılabilecek herhangi bir dayanaktan da yoksun olduğunu, müvekkili banka ile davalı arasında ihtiva edilmiş geçerli Kredi Kartı ve Kredi Sözleşmeleri bulunduğunun açık olduğunu, davalının yapmış olduğu itirazların yersiz, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, müvekkili banka tarafından arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de arabulucu vasıtasıyla gerçekleştirilen görüşmelerin de anlaşmama ile sonuçlandığını, dava açılması gereğinin hasıl olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile borca itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine İİK m.67/2 gereğince, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin mernis adresinin İstanbul-Şişli olduğundan mahkemenin yetki yönünden görevli ve yetkili olmadığı kanaatinde olduklarını, davacı yan tarafından arabuluculuk işlemlerine başlanıldığı ve fakat tamamlanmadığı ve müvekkili tarafından da imzalanan bir evrak olmadığı bilgisinin taraflarına iletildiğini, işbu davada arabuluculuğun dava şartı olduğunu, davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı banka vekili tarafından ihtarname keşide edildiği akabinde ödeme girişimi olmadığı ve devamla icra takibi yapıldığı belirtilmiş ise de söz konusu ihtarnamenin dava dilekçesi ekinde yer alan bilgi ve ekler dahilinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinin ortada olduğunu, hal böyle olunca da kredi sözleşmesinin feshinin haklı sebeple olmadığı ve geçerliliği olmadığının açık olduğunu, diğer yandan ülke başta olmak üzere global bir kriz yaşanılan dünya üzerinde pandemi sebebiyle elbette ki bazı ödemelerde gecikme olduğunu, ancak bu davacı yanın yaşanılan bu süreçte hemen ve usulüne uygun olmayan şekilde gönderdiği ihtar ile kredi sözleşmesini feshine haklılık kazandırmayacağını, davalı asilin bunca zorluk ve yaşanılan zor süreç içerisinde dahi kısım kısım ödemelerinin de olduğunu, bunlar da getirilecek banka hesap hareketleri ve sunacağı dekontlarla yapılacak incelemede ortaya çıkacağını, zikredilen sebeplerle davalı müvekkiline kusur yüklenmeyecek şekilde zorluklar geçirmesi sebebiyle herhangi bir kötüniyeti olmadığının da sabit olduğunu, yapılacak inceleme ile kredi sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğu ve yapılan takibin de kötü niyetli olduğunun ortaya çıkacağını savunarak, davanın yetkisizlik sebebiyle reddi ile görevli yetkili İstanbul Adliyesi Mahkemelerine gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise işin esasına girilerek davanın reddine, iyi niyetle takip başlatmayan davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalının ticari kredi kartı sözleşmesi ve ticari kredi sözleşmelerinden doğan borcunu ödeme planına aykırı hareket ederek çekilen ihtarnameye rağmen ödememesi sonucu davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde, davalının adresinin ..... olması nedeniyle yetkili mahkemenin .... Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş olup, yapılan incelemede; davacı Bankanın merkezinin .... davalının adresinin ise ....olduğu, kredi sözleşmesinin ... ile yapıldığı görülmekle, gerek davacı alacaklı Bankanın merkezinin ve gerek davalının yerleşim yerinin ..... olması ve kredi sözleşmelerinin davacı bankanın .... ile yapılmış olması nedeniyle davaya konu uyuşmazlığın niteliğine göre davanın .... görülmesini gerektirir yasal bir dayanağın olmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, davalının yerinde görülen yetki itirazının kabulü ile yetkili mahkemenin 6100 sayılı HMK'nun 6. Maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bağlı olduğu ....olduğu anlaşıldığından, Mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmekle, aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının yetki itirazının KABULÜ ile; Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ..... GÖNDERİLMESİNE, 3-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kararın HMK'nun 331/2. Maddesi hükmü uyarınca yetkili mahkemece verilmesine, 4-HMK'nun 20. maddesi gereğince, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, istinaf edilmesi ve başvurunun esastan reddi halinde istinaf kararının tebliğinden itibaren, iki hafta içinde mahkememize başvurularak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, aynı madde gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılması ile harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda karar verileceğine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ....'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/07/2026
....