İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/254 E. 2026/727 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/254
Karar No
2026/727
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/254 Esas KARAR NO : 2026/727 İcra Dosya No : .... İcra Müdürlüğü 2026/... Esas

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/03/2026 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 27.10.2025 tarihinden itibaren müvekkilinden parça parça mal alımları gerçekleştirdiğini, bu alımlar karşılığında toplam 738.766,50 TL bedelli fatura düzenlediklerini, davalı tarafından alımlar karşılığında kısmi ödemeler yapıldığını, bakiye borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafından takibe itiraz edildiğini beyanla davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise; müvekkili şirket tarafından davacıya toplam 395.700,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemelerin yalnızca fiilen teslim alınan ve ayıpsız olan ürünler için gerçekleştirilmiş olduğunu, davacı tarafça gönderilen malların bir kısmında eksiklik ve ayıp tespit edildiğini, bu duruma ilişkin olarak iade faturası düzenleyerek davacıya ilettiklerini ve bakiye alacağın bulunduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; faturaya dayalı başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2. (6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir. Eldeki dosya incelendiğinde; taraf ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi yönünde kurulan ara karar sonrası davacı taraf defterlerini incelemeye sunmuş, davalı taraf ise hazır etmemiştir. Davacı kayıtlarının incelenmesi neticesinde bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Buna göre, takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının 343.066,50 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça düzenlenen 738.766,50 TL miktarlı faturaya yönelik davalı tarafça 18/02/2026 tarihli iade faturası düzenlendiği, iade faturasının yasal 8 günlük süreden sonra 48 gün sonra düzenlenmiş olduğu, takip tarihinden de sonra düzenlenen iade faturasının süre itibariyle dikkate alınmasının mümkün olmadığı, bu yönüyle ayıp savunmasına da itibar edilemeyeceği göz önüne alınarak davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK 117. maddesine uygun takip öncesi ihtarat bulunmadığından temerrüdün takip ile oluştuğu kabul edilerek işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Alacak faturaya bağlı olduğundan likit ve belirlenebilir kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçede açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile; .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 343.066,50 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek devamına, işlemiş faize yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan 343.066,50 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 23.434,87 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.072,18 TL harcın mahsubu ile 19.362,69 TL eksik harcın davalıdan alınıp Maliyeye gelir kaydına, 4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.000,00 TL arabulucu ücretinin 5.760,85 TL'sinin davalıdan, 239,15 TL'sinin ise davacıdan alınarak Maliyeye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 4.072,18 TL peşin harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 54.890,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 13.941,00 TL (732,00 TL başvuru harcı, 104,00 TL vekalet harcı, 13.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 105,00 TL posta masrafı) yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 13.385,32 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 uyarınca hesap ve takdir olunan 14.241,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/254, K. 2026/727, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-254-e-2026-727-k-08498b0d1f01