İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/655 E. 2026/853 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/655
Karar No
2026/853
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/655 Esas - 2026/853 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/655 Esas KARAR NO : 2026/853

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2020 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında tamamlayıcı ve özel sağlık sigorta hizmet sözleşmesi ve ek protokolleri adı altında sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca sözleşme kapsamında tarafların bir takım yükümlülükleri bulunduğunu, davalının bu yükümlülüklere aykırı davrandığını ve davacının bir takım alacaklarının doğduğunu, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeler, davalı şirket sigortalılarının mevzuat hükümleri kapsamında anlaşmalı sağlık kurumlarında yapılan tanı veya tedavi işlemleri için önce Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan onay alınması şartına dayalı olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında düzenlenmiş işbirliği esas ve usullerini kapsadığını, özel sigortalıların anlaşmalı sağlık kurumlarından sağlık hizmeti alma talebine istinaden davacı tarafından bir takım incelemeler yapılacağı ve akabinde sigortalının talep ettiği hizmetleri alması sağlandığı, davacı, davalı kurum tarafından özel sigortalı olduğunu söyleyen ve sağlık hizmeti almayı talep eden kişilerin, şirket kartı ve/veya kimlik kartları ile kimlik kontrollerini yaptığını ve Özel Sağlık Sigortası Hasta Bilgi formuna işleyerek, Port- ALL'a başvuruda bulunduğunu, Port - ALL üzerinden davacı kurumca yapılan başvurular ön incelemeye tabi tutulmasının ardından provizyon onayı verildiğini, provizyon onayının ardından da davalı kurum tarafından onay alınan hastalara ilişkin verilen sağlık hizmeti ardından, hizmet bedelleri taraflar arasında yapılan sözleşmeler ve protokoller doğrultusunda davacı kuruma ödendiğini, davalı kurum ile imzalanan sözleşme uyarınca da provizyon sisteminde hata olduğunda, onay verilme işlemi yapılamadığında da davalı kurum müvekkil şirkete tanımlanan sistem üzerindeki sorunları çözmeye ve provizyon onaylarının düzeltilmesi işlemlerini yapmakla da yükümlü olduğunu, ancak davalı kurum tarafından dilekçe ekinde listesi yer alan sağlık hizmeti sunulan hastalara ilişkin olarak, hizmet bedelleri talep ettiğini, davalı kurum tarafından bu bedellerin ödenmediğini, bu sebeple davacının maddi olarak kayıp altında olduğunu, davacı tarafından 2019 yılı başından itibaren davalı şirket provizyon sisteminden hata alındığına ilişkin olarak, sigorta şirketine defalarca mail ve telefon ile bildirim yapıldığını, yapılan bildirime rağmen sorun çözülmediğinden dolayı, bu hastalara ait ödenmeyen hizmet bedelleri bulunduğunu, defalarca provizyon sisteminden hata alındığı, sağlık hizmeti sunulan ve davalı kurumla anlaşmalı sağlık sigortası olan hastalara ait faturaların kesilemediği belirtilmesine rağmen 1 yıl sonra müvekkil kuruma dönüş yapıldığını, davalı sigorta şirketinden uzun süre sonra dönüş yapılmasına rağmen sorun kalıcı olarak çözülemediğini, Davalı taraf ile müvekkil kurum arasında yapılan sözleşme gereği, provizyon sisteminde meydana gelen tüm sorunları derhal tespit etme ve düzeltme sorumluluğu davalı şirkete ait olduğunu, provizyon sisteminde meydana gelen hatanın sebebi davacı şirket olmayıp, sorunun davalı kuruma bildirildiği halde uzun süre boyunca düzeltilmesi için hiçbir girişim yapılmaması, karşılıklı kontrol edilmemesi ve davalı şirketin bilgi işlem sisteminden kaynaklanmış olduğundan, davalı kurum tarafından tüm bu bedellerin ödenmesi gerekmektiğini, Taraflar arasından imzalanan sözleşmelerden 2018 yılı Özel Sağlık Sigortası kapsamında; 2018 yılı ve öncesinde hizmet verilen bazı hastaların hizmet bedelleri, muayene eden bazı doktorların hastaneden ayrıldıkları gerekçesiyle ödenmediğini, davalı kurum anlaşmalısı hastalara hizmet verildiğini, ilgili doktor tarafından da hizmet en iyi şekilde yeterli ve gerekli şekilde uygulanmış olmasına rağmen, sistemde "doktorun ayrılmış" olması gerekçesiyle hizmet bedellerinin ödenmemesi ve bu hususunda ileri sürülmesi de iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, Hayatın olağan akışı içerisinde de düşünüldüğünde doktorun hastaneden ayrılmış olması, davalı kurumun özel sigortalısı olan hastasına hizmet verilmediği anlamına gelmediğini, 2018 yılı ve öncesinde hizmet verilen bazı hastaların hizmet bedelleri, hastaların ilgili dönemlerde sigortalarının olmadığı gerekçesiyle ödenmemiş olup, halen bu bedellere ilişkin davacının alacağı bulunduğunu, söz konusu dönemlere ilişkin olarak hastalarla yapılan görüşmelerde ve haricen yapılan araştırmalarda da sağlık hizmetinden yararlanan kişilerin o dönemlere ilişkin davalı kurum nezdinde sigortalı oldukları tespit edildiğini, taraflar arasından imzalanan sözleşmelerden 2019 yılı tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamında; Müvekkil şirket ile yapılan tamamlayıcı sağlık sigortası katsayıları için 22.07.2019 tarihli anlaşmada revizyon yapıldığını, davalı kurum tarafından 03.03.2020 tarihinde SUT fiyatlarında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek bu revizyonun değil bir önceki fiyatın ödeneceği belirtilmişse de bu husus da sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, bu nedenler doğrultusunda davacının kurum alacaklarını talep etmek ve sıkıntıları gidermek için davalı kuruma defalarca mail attığını, iş bu davanın öncesinde de 28.04.2020 tarihinde davalı kuruma ihtar çekildiğini, davalı kurum tarafından 05.06.2020 tebliğ tarihli ihtarname ile dönüş yapıldığını, davalı Allianz Sigorta A.Ş. Tarafından Kadıköy 29. Noterliği 02.06.2020 tarih, 10873 yevmiye numaralı cevap ile tarafımızca gönderilen ihtarnameye itiraz edilmiş ve talplerinin karşılanmayacağının bildirildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle şimdilik 100,00-TL'nin davalıdan işleyecek faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının 2019 yılında sistemden hizmet alan Allianz sigortalıları için güncel provizyon onay talebini yapmadığını ve hizmet alımından 45 günden daha uzun zaman sonra davalı şirkete mail ile dönüş yaparak geriye dönük provizyon onay talebinde bulunduğunu, iletilen mailde provizyon sisteminin çalışmadığının belirtildiğini, süreç incelendiğinde sistemin çalıştığı ancak dosyalarda kurumun medula provizyon sonlandırma işlemini tamamlamadığı için provizyon talebinde bulunamadığının görüldüğünü, davacıya aynı mail üzerinden bu bilgi aktarıldığını, eğitim verilmek istendiğini, telefonla iletişim kurulamayınca mail üzerinden eğitim dökümanı paylaşıldınığını, 2019 yılında davacı tarafından provizyon alınabilen dosyalarında olduğu görüldüğünü, iletilen gerekçenin ile davalı şirket tarafından ret yanıtı oluşturulan bir provizyon yanıtı bulunmadığını, sigortalıların hastane başvurularında sözleşmede belirtilen madde 4.4.2 ‘’ sigortalı kimlik bilgilerini , medula takip numarasını ve Şirket tarafından talep edilen ek bilgi alanlarını TSS-Provizyon’a kayıt ederek başvuruda bulunur ‘’ istinaden davacı tarafından yapılan provizyon başvurları incelendiğini, sigortalılara kurum tarafından hizmet sunulan tarihte sigortalıların aktif poliçesi ( alınan hizmet poliçe dönem aralığında değilse ) bulunmuyorsa onay verilemediğini, ek olarak güncel provizyon alınmayan durumlarda, sigortalıların poliçesinin 1.yıl sonunda veya ara dönemde sigortalının/sigorta ettirenin isteğiyle sonlanması durumunda pasif hale gelebilmekte ve yine kurumlar Allianz provizyon sisteminden bu tarih sonrası provizyon talebinde bulunduğunda onay alamayacalarını, davacıya iletilen yanıt içeriklerinde 45 günlük süre nedeniyle olumsuz değerlendirme sağlandığı hakkında herhangi bir bilgi aktarılan yanıtlarda bulunmadığını, sağlık hizmeti alındığında iletilmesi gereken provizyon başvurlarının hiç yapılmaması nedeniyle geriye dönük olarak işlemlere onay verilemeyeceği belirtildiğini, mailde oluşturulan yanıtın ‘’Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl sizlere bekleyen dosyalarınız için onay verilmesi için provizyon merkezimiz destek oldu. Ancak süreçte sizlerin de TSS onayları için geliştirmelerinizin yapılması gerekli idi. Provizyon alamama ile ilgili sorununuz ekiplerimiz tarafından değerlendirildi. Aldığımız bilgiye göre , ödeme sorgusu bulunamadı hatası olarak ifade ettiğiniz bilginin , bir hata olmadığı ve Medulladan hizmet kaydı sonlandırması yapılmadığı için bu açıklamanın uyarı olarak geldiği belirtildi. Ekiplerimiz bu bilgiyi de sizlerle paylaşmışlar. Bu durumda dosyalar için ,uygun olarak onay almak yerine manuel destek almak için dönüş yaptığınızı görüyoruz. Talep ettiğiniz son listedeki 2172 adet hiç alınmamış dosyanın manuel destek verilmesi mümkün görünmüyor. Takip numaraları olmadan onay alınamayacağı sizlere daha öncede aktarılmıştı. Halen onaylarınızı bu şekilde aldığınız bilgisi de iletildi. ‘’ ifadelerini içerdiğini, bu nedenlerle davanın reddini, talep edilen yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Sözleşmeler, ihtarnameler, hasta listesi, bilirkişi incelemesi, mail çıktıları, tanık, yemin. GEREKÇE: Dava, doğrudan ödeme sözleşmesi çerçevesinde davacının sunmuş olduğu sağlık hizmetleri karşılığı davalı sigorta şirketinin sağlık sigortası poliçeleri kapsamında hizmet sunan davacıya ödemekle yükümlü olduğu sağlık hizmeti bedelinin tahsiline ilişkindir. Bilirkişi heyeti raporunda sonuç olarak: "davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Tic, A.Ş.' nin Davalı Allianz Sigorta A.Ş.'den 2018,2019,2020 ve 2021 yılları resmi defter verilerine göre (30.09.2021 tarihi itibariyle) 23.978,88-TL alacaklı olduğu, davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Tic. A.Ş.' nin Davalı Allianz Sigorta A.Ş.'den 2018-2019 yılarında (provizyon alınamadığı için) düzenlenmeyen faturafara istinaden kendi kayıtlarına göre 65.727,43 tutarında atacaklı gözüktüğü, buna göre resmi defter verilerine göre cari alacağı (23.978,88 TL.) ve düzenlenmeyen (provizyon alınamadığı için) faturalanamamış alacağı (65.727,43TL.) olmak üzere toplamda 89.706,31 TL. davacı kayıtlarında alacaklı gözüktüğü, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme ve eklerinin taraflar arasındaki hususları düzenlediği, bu sözleşme ve eklerine göre, sözleşmenin 8.maddesi altında 8.1.17.maddesinde Port-ALL üzerinden verilen hizmetlerle ilgili olarak şirketin isteği dışında olulabilecek her türlü teknik arıza ya da sorun olması halinde, kurum provizyon merkezine faks çekerek provizyon talebinde bulunulacağı, kurumun sistemindeki hatadan şirketin herhangi bir sorumluluğu olmayacağı, sorumluluğun tamamen anlaşmalı sağlık kurumuna ait olduğu, Belirtilen hususun bir sistem hatası mı yoksa kullanım hatası mı olduğu heyetimiz kapsamında uzmanlık alanı içermediği, ancak ilgili sözleşmeye göre taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği, 45 gün içinde ilgili faturalar düzenlenip davalıya gönderilmiş ise, davacı sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olacağı kesilmeyen faturalar için bunun söz konusu olmadığı, fakat sözleşmenin 8.maddesindeki provizyonun faks ile istenmesi konusunu e-mail ile de yerine getirmiş olduğu, bu durumda sistemden onay almadan fatura düzenlenemiyorsa, bu durumda faturaların gönderilmemesinin söz konusu olacağı, bu hatde onay ve fatura düzenlenememesinden kimin sorumlu olduğuna göre (kullanım hatası mı sistem hatası mı olduğuna göre) faturalanmayan alacağın istenip istenemeyeceğinin belirlenenebileceği kanaatine ulaşılmaktadır." şeklinde raporlarını sunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen 14/04/2022 tarih 2020/646 esas 2022/313 karar sayılı gerekçeli kararın taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Kayseri BAM 6.HD'nin 22/09/2022 tarih 2022/1691E.-2022/1777 sayılı kararı ile kaldırılmakla; mahkememizce 2022/926 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizin 23/02/2023 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında; BAM kaldırma kararı doğrultusunda İstanbul Anadolu Nöbetçi ATM'ye talimat yazılarak, resen bir sigorta muhasebesi konusunda uzman bir bilirkişiye dosyanın tevdi ile davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilerek davalının ödemeleri, mutabakat olup olmadığı, ve ayrıca davalının önceki rapora yönelik itirazlarının değerlendirilerek yanıtlanması bakımından bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 20/10/2023 tarihli raporda özetle; dava dosyası içerisindeki ve dosya ekindeki belgeler ile davalı şirket merkezinde defter kayıt ve belgeler üzerinde yerinde inceleme yaparak, davalı şirketi yetkilisinin beyanı, yapılan incelemeler neticesinde raporda açıklanan nedenlerle davacı KAYSERİ Erciyes Sağlık Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş. ‘ nin davalı Allıanz Sigorta A.Ş'den 43.531,50-TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.

Mahkememizin 11/01/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında; dosyanın BAM kaldırma kararı öncesi (25/10/2021 tarihli) rapor düzenleyen bilirkişi heyetine tevdii ile davalının ticari defter ve belgelerinin de bilirkişi marifetiyle incelendiği göz önüne alınarak, davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde ayrıca tarafların tek bilirkişiden alınan rapora yönelik ve davanın esasına yönelik beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi ve ayrı ayrı yanıltlanması bakımından ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 19/02/2024 havale tarihli raporda özetle; Davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı Allianz Sigorta Anonim Şirketinden 2018 - 2019 - 2020 ve 2021 yılları resmi defter verilerine göre (30/09/2021 tarihi itibariyle) 23.978,88-TL alacaklı olduğunu, davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı Allianz Sigorta Anonim Şirketinden 2018 ve 2019 yıllarında (provizyon alınamadığı için) düzenlenmeyen faturalara istinaden 65.727,43-TL tutarında alacaklı olduğunu, sonuç olarak Davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı Allianz Sigorta Anonim Şirketinden resmi defter verilerine göre cari alacağı (23.978,88-TL) ve düzenlenmeyen (provizyon alınamadığı için) faturalanamamış alacağının (65.727,43-TL) olmak üzere toplamda 89.706,31-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen 2022/926 esas 2024/375 karar sayılı karar, Kayseri BAM 6.HD'nin 2024/1440E.-2024/1530K. sayılı kararı ile kaldırılmakla; mahkememizce 2024/655 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Dava, alacak davası olup davacı ile davalı arasında 16.06.2014 tarihinde tamamlayıcı ve özel sağlık sigorta hizmet sözleşmesi, sözleşmenin eki olmak üzere ek protokoller ve uygulama esaslarının belirlenerek imzalandığı, davacının alacak talebinin bu sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Davacı yaptığı hizmetin karşılığında iş bedelini alamadığını belirtmiş, davalı ise borcunun olmadığını savunmuştur. Davalının ödeme evrakları sunmuş olduğu görülmüştür. Ödeme savunması her zaman ileri sürülebilecektir. Borcu sona erdiren sebepler, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve değerlendirilebilir, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi değildir. Bu nedenle davalının ödemesi olup olmadığı var ise ne kadar olduğu hususunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bu bakımdan mahkememizin 12/12/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında; BAM kaldırma kararı doğrultusunda İstanbul Anadolu Nöbetçi ATM'ye ek talimat yazılarak, daha önceki sigorta muhasebesi konusunda uzman bilirkişi Fatma Alpaslan'a dosyanın tevdi ile davalının istinaf aşamasında sunduğu bilgi ve belgeler çerçevesinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, dava konusu alacağın davalı tarafça kısmen yahut tamamen ödenip ödenmediği, davacının kısmi ödemeler düşüldükten sonra bakiye alacağının bulunup bulunmadığı varsa tutarı hususunda bilirkişi ek raporu alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; Davalı Allıanz Sigorta A.Ş. ‘nin belge incelemesinde, Davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş.‘nin Davalı Allıanz Sigorta A.Ş. arasında mutabakat yapıldığını, karşılıklı anlaşılmış alacağın 43.531,50-TL olduğunu, davalı Allıanz Sigorta A.Ş, 2018-2019 yılları Yevmiye defteri açıhş/kapanış kayıt bilgileri Davalı Allianz Sigorta A.Ş.’ nin, sisteminin çok yüklü olması nedeniyle Davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Tic. A.Ş.’ ye ait yevmiye dökümleri tarafıma detaylı verilemediğini, yalnızca mizan ve toplu satıcılar hesabı olarak 2018 ve 2019 yılı giriş çıkış olarak rapordaki tabloda olduğu gibi sunulduğunu, bu tutar, provizyon alınarak onay verilmiş olan hastalara ait tedavi giderlerinin fatura edilerek muhasebeleştirilen sağlık hizmetinin toplamından oluştuğunu, Allıanz Sigorta A.Ş. kayıtlara alınarak cari hesaplara kayıt edilmesinden ibaret olduğunu, (raporda dökümü verilen mizan da 2020 hesap davacı tarafın defter ve belgelerinin Sayın bilirkişi heyeti tarafından incelenmesi sonucunda, 25.10.2021 tarihli raporda özetle; Davacı Kayseri Erciyes Sağlık Hizmetleri Sanayi Tic. A.Ş. nin Davalı Allianz Sigorta A.Ş. den 2018 ve 2019 yılarında (provizyon alınamadığı için) düzenlenmeyen faturalara istinaden 65.727,43-TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın, Davalı Allianz Sigorta A.Ş. den resmi defter verilerine göre cari alacağı (23.978,88 TL.) ve düzenlenmeyen (provizyon alınamadığı için) faturalanamamış alacağı (65.727,43TL.) olmak üzere toplamda 89.706,31 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, her iki rapor arasındaki maddi çelişkinin nedeni olarak, her iki firmanın muhasebe kayıt sisteminin işleyişinin farklı olması ve muhasebe hataları, eksik bilgi, yanlış kayıt ve program hatalarının olabileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, mahkemenin takdirlerinde olduğunu, KDV Kanuna göre “Fatura nizamına ilişkin VUK 231/5'inci maddesinde; “faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı” hükme bağlandığını, davalı tarafın defter ve belgelerinden 2018 ve 2019 (provizyon alınamadığı için) faturalanamamış alacağı (65.727,43TL.) davalı şirket kayıtlarına işlenmediği tespit edildiğini, sistem üzerinden onay alınmadan fatura düzenlenemediğini, bu durumda faturaların davalı tarafa ibraz edilemediğini, akabinde davacıya alacak kayıt edilemeyeceği sonucuna varıldığını, bu haliyle onay ve fatura düzenlenememesinden kimin sorumlu olduğuna, teknik bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi faturalanamamış 65.727,43TL alacağın istenip istenemeyeceğinin belirlenebileceğini, davacı kurum ile fesih mutabakat belgesine istinaden, alacak bakiyesi bulunmadığını, davacı Kurum ile yapılan sözleşme 29.09.2020 tarihinde davalı şirket tarafından feshedildiğini, fesih bildiriminde bulunulurken davacı kurum ile 28. 01.2021 mutabakat sağlandığını, tahakkuk etmiş olan 43.531,50 TL tutarlı bakiye 17.02.2021 tarihinde davacı kuruma ödendiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizin 03/07/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında; dosyanın ve eklerinin önceki bilirkişi heyetine tevdii ile; BAM kaldırma kararında belirtilen sebep ve gerekçeleri karşılayacak şekilde ek rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince sunulan raporda özetle; Davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 35.299,65 TL faturalı ve 65.727,43 TL faturasız olmak üzere toplam 101.027,08 TL alacağı hesaplandığını, davalının dava tarihinden sonra ve davanın ıslah tarihinden önceki yaptığı ödemeler toplamı 4.010,01 TL olduğunu, dolayısıyla ıslah tarihindeki davacı alacağı 101.027,08 TL – 4.010,01 TL = 97.017,07 TL olarak hesaplandığını, davalının ıslah tarihinden sonraki 17.02.2021 tarihindeki ödemesi 43.532,92 TL olduğu bildirilmiştir. Mahkememizin 26/03/2026 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında: dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi ile ıslah sonrasında yapıldığı tespit edilen ödemelerin, dava konusu alacağa ilişkin olup olmadığının incelendiği ve rapora karşı sair itirazların değerlendirildiği ek rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince sunulan raporda özetle; Dosyaya sunulan bir önceki raporda ıslah tarihinden sonra 17.02.2021 tarihinde 199,70 TL ve 43.333,22 TL = 43.532,92 TL ödeme olduğu belirtildiğini, davacının dosyaya sunulan muavin defter kaydında bu tutarın hangi alacak için olduğuna ilişkin bir bilgi yer almadığını, bakiye alacaktan düşüldüğünü, davacı vekili söz konusu tutarın dava konusu alacakla ilgili olmadığını belirttiğini, davalı taraf ise taraflar arasında yapılan mutabakat kapsamında ödeme yapıldığını ve davacının alacağının olmadığını ileri sürdüğünü, dosyaya sunulan 2021 yılı muavin defter kaydında (2021 yılında) davalıyı borçlandırıcı bir işlem bulunmadığını, BAM kararında da alacağın sübuta erdiği ifade edildiğini, BAM kararında faiz başlangıç tarihinin ve oranının uygun olmadığını ve davalının ödeme iddiasının değerlendirilmediği belirtildiğini, daha önceki raporda davalının ödeme iddiasında bulunduğu tüm tutarların hesaplamada dikkate alındığı belirtildiğini, dosyaya sunulan daha önceki raporda mahkemenin vereceği kararda kullanılmak üzere dava tarihinden sonraki ıslah tarihine kadar olan ve ıslah tarihinden sonraki ödemeler ayrı ayrı gösterildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu belirlenen tutar, kısmi bir tutar olmayıp, taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin sonucunu gösterdiği bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, alacak davası olup davacı ile davalı arasında 16.06.2014 tarihinde tamamlayıcı ve özel sağlık sigorta hizmet sözleşmesi, sözleşmenin eki olmak üzere ek protokoller ve uygulama esaslarının belirlenerek imzalandığı, davacının alacak talebinin bu sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Davacı yaptığı hizmetin karşılığında iş bedelini alamadığını belirtmiş, davalı ise borcunun olmadığını savunmuştur. Davacı hizmet verdiği yönündeki iddiası karşısında davalının provizyon sisteminin yerinde ve zamanında kullanılmadığı savunmasında bulunduğu, davacı tarafından hizmetin verilmediğine yönelik bir savunmasının bulunmadığı anlaşılmakla davacının alacağının sübuta erdiğine kanaat edilmiştir. Davalının ödeme savunması sonrasında yukarıda anılan ek raporlar alınmıştır. Nihai rapordaki hesaplama hükme esas alınmıştır. Davacının daha önceki raporlar ile tespit edilen bakiye alacağından davalının ödemesinin düşülmesi gerektiği; raporda ıslah tarihinden sonraki ödeme denilmiş ise de ıslah tarihinden önce ödemenin yapıldığı; ıslahta istenen bedelin bu nedenlerle kısmen haksız olduğu görülmekle mahsup sonrası nihai bakiye alacağın mevcudiyetinin HMK 190 ve TMK 6 maddeleri gereği kısmen ispat edildiği görülerek davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı dava dilekçesinde alacağa faiz talebinde bulunmuş, fakat faizin başlangıç tarihini belirtmemiştir. Davacı ıslah dilekçesinde yine alacağa uygulanacak faizin başlangıç tarihini belirtmemiş, fakat en yüksek faiz talebinde bulunduğu görülmekle bu durumda faizin dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğine kanaat edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi gereği davacının dava dilekçesinde ihtar tarihinden itibaren faiz talebi olmadığından ihtar tarihinden faiz başlatılmamış, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Tarafların tacir oluşu nedeniyle uygulanan faizin türü (Uyuşmazlık konusu olan iş tarafın ticari faaliyetleri ile ilgili olduğundan, TTK'nın 19. maddesi gereğince ticari iştir. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan birisi için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri içinde ticari iş sayılır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/II. maddesi hükmünce) davacı avans faizi talep edebileceğinden kabul edilen alacağa davacının ıslah dilekçesi kapsamında avans faizi işletilmiştir. Neticede davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -53.484,15-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Alınması gereken 3.653,50-TL karar ve ilam harcından, 54,50-TL peşin harç ve 3.062,26-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 536,74-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 54,50-TL peşin harç, 54,50-TL başvuru harcı ve 3.062,26-TL ıslah harcı toplamı 3.171,26‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 7,8‬0-TL, posta ve tebligat masrafı 1.152,95-TL, İstinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.390,10-TL, bilirkişi ücreti 23.400,000-TL olmak üzere toplam 25.950,85-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre belirlenen 15.472,25-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yargılama boyunca yapılan; 594,00-TL posta ve tebligat masrafı ve 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.390,10-TL olmak üzere 3.984,10-TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 2.375,37-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzreninden hesap ve taktir olunan 36.222,16-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 533,00-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 787,00-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

11-Tarafların yatırmış olduğu gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalının yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/655, K. 2026/853, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-655-e-2026-853-k-4f838e78078a