İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/235 E. 2026/200 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/235
Karar No
2026/200
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/235 Esas KARAR NO : 2026/200

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/03/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2026 YAZIM TARİHİ : 31/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya, yürüttüğü ticari faaliyete ilişkin muhasebe kayıtlarının tutulması, beyanname, bordro, bildirgelerin düzenlenmesi vb. konularda hizmet almak üzere 2003 yılında yapılan ve her yıl yenilenen sözleşme uyarınca 2022 yılı sonuna kadar; 2015 yılında aylık net 425,00 TL, 2016 yılında aylık net 460,00 TL, 2017 yılında aylık net 500,00 TL, 2018 yılında aylık net 500,00 TL, 2019 yılında aylık net 600,00 TL, 2020 yılında aylık net 660,00 TL, 2021 yılında aylık net 650,00 TL, 2022 yılında ise aylık net 750,00 TL. ücret karşılığı hizmet verildiğini, sözleşme gereği muhasebe ücretinin aylık olarak ödenmesi gerektiği, davalının 2022 yıl sonu olarak müvekkile net 54.110,00 TL borçlu olduğu halde başka muhasebeci ile çalışacağını belirterek sözleşmeyi fesih ettiğini, bunun üzerine müvekkilin sunduğu muhasebe hizmetinden kaynaklı alacaklarını tahsili için ... E. dosyası ile başlatılan icra takibi, davalının süresinde, takibe, borcun asıllarına ve ferilerine ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itirazı üzerine durduğunu, daha sonra icra dosya numarasının ... E. olarak değiştiğini, davalı itirazında, takibe konu asıl alacağa borcu bulunmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, müvekkili şirketin verdiği hizmet nedeniyle hak kazandığı ücretler için düzenlediği faturalar davalı ticari defterlerine kayıt etmiş olduğu davalıya ait 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları muavin defter kayıtları ile sabit olduğunu, dolayısıyla icra takibine konu edilen alacaklar müvekkil tarafından düzenlenen davalının da ticari defterlerine kayıt etmiş olduğu faturalardan kaynaklanan alacaklar olduğunu, davalının sözleşme uyarınca aldığı hizmete yönelik itirazının bulunmaması, aldığı hizmetin bedelini de ödediğini ispat edemediği halde takibe, borcun asıllarına ve ferilerine ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz ediyorum şeklinde soyut içerikte itiraz ederek müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak kastıyla hareket ettiğini, kötü niyetli olduğunu, tacir olması nedeniyle basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davalının hizmet bedellerinden kaynaklı borcunu bilebilecek durumda olduğunu, yaptığı ödemeler ile faturalara konu tutarlar arasındaki farkı hesaplayabileceğini dolayısıyla alacağın likit olduğu gözetilerek takibe konu asıl alacağın 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep zorunlu olduğunu belirterek, ödeme yapılmamasından kaynaklı faizle karşılanamayan zararın ayrıca talebi de dahil olmak üzere fazlaya dair her tür dava ve talep haklarının saklı kalmak üzere,... E. dosyasına yapılan itirazın 54.110,00 TL. asıl alacak 34.184,52 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin devamını, itiraza konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen işbu uyuşmazlık yönünden görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri değil Tüketici Mahkemesi olduğunu, müvekkil hakkında ... E. (... E. ) sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle itiraz edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte iş sahibi ile muhasebeci arasındaki sözleşmenin bir vekalet akdi olması yani davacının, davalı müvekkilin gözetimi altında olmaksızın işi ifa ediyor olması nedeniyle vekalet akdinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olması nedeniyle, 5 yıldan önceki alacaklar yönünden zamanaşımı itirazımız bulunduğunu, davacı yan ile müvekkil arasında her ne kadar 2003 yılından beri muhasebe faaliyeti yönünden bir hizmet bulunsa da dava dilekçesi eklerinden de anlaşılacağı üzere ilk sözleşme ... ile müvekkil arasında olduğunu, davacının dilekçe ekinde sunduğu 2003-2004 ve 2005 yıllarına ait sözleşmeler yönünden kendinin de bir alacak iddiası bulunmamakta olduğunu, her ne kadar 25/08/2005 tarihli sözleşmede taraflarca fesih ihbarında bulunulmadığı taktirde ücret hükümleri hariç kalmak kaydıyla sözleşmenin otomatik uzayacağı ve ücretin her yıl tarifedeki artış oranı kadar artırılacağı ibaresi bulunsa da müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinde davacının bu sözleşmeye bağlı kalmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ... düzenlenen ve ... internet sitesinde yer verilen oranlara bakıldığında davacı yan tarafından rastgele artırım yapıldığını, söz gelimi,2017 yılında da aylık net 500 TL, 2018 yılında da aylık net 500 TL ücret takdirinin neye göre yapıldığı izaha muhtaç olduğunu, davacı yan, müvekkilinin muhasebe hizmetlerini yürütürken müvekkilinin bildiği kadarıyla kağıt fatura kesip bunları da deftere kaydedip aynı zamanda da gider olarak gösterdiğini, davacı yan bu kağıt faturaların bir nüshasını müvekkiline göndermediğinden müvekkilinin faturaların ve defterlerin takibini yapması mümkün olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan muavin defter kayıtlarındaki borç, alacak ve bakiye kayıtlarının hangi sistemde tutulduğu tarafımızca bilinmediğini, kesilen fiş ve faturaların hangi hizmet karşılığı olduğu da yine bu kayıtlardan anlaşılamadığını, davacının personelleri müvekkilin iş yerine gelerek, müvekkilin hatırladığı kadarıyla ... ve ... Bankası pos cihazları ile muhasebe hizmetine ilişkin alacağı tahsil ettiklerini, davacı ... A.Ş.'nin kurumsal banka hesaplarında haciz bulunduğunu ileri sürerek muhasebe ödemelerini şahsi hesabına istediklerini, müvekkili ..., basit bir sorgu ile kendi hesabından davacı şirket sahibi ...'nin hesabına gönderilen birkaç ödemeyi ortaya çıkarabilmiştir; geri kalan ödemeler yargılama sürecinde yazılacak müzekkereler ve cevapları ile dosyaya eklenebileceğini, müvekkilin ulaştığı birkaç kayda değinecek olursak; müvekkili tarafından 31/12/2021 tarihinde davacı şirket sahibi ...'nin hesabına muhasebe ücreti olarak 3.000,00 TL; 29/04/2022 tarihinde muhasebe ödemesi olarak 2.000,00 TL; 28/12/2022 tarihinde yine defter tasdik ücreti olarak 4.000,00 TL gönderildiğini, müvekkilin yapmış olduğu ödemeler bunlarla sınırlı olmadığını, yukarıda beyan ettiğimiz gibi davacının personelleri tarafından müvekkilin iş yerine gelinerek pos cihazı ile tahsil edilen ücretler ile müvekkilin elden yapmış olduğu ödemeler de mevcut olduğunu, bu hususların yargılama sürecinde ortaya çıkacağını, bu arada ek olarak, davacı yan müvekkilin 2015 yılından 2023 yılına dek kendisine hiçbir ücret ödemediğini iddia etmekte olduğunu, arada geçen 8-9 yıllık süreçte müvekkile ödemeler hususunda gönderilen bir ihtar, açılan bir dava ve hatta bir yazışma dahi olmadığını, davacının bunca yıl hiçbir ücret tahsil etmeden muhasebe hizmeti vermeyi sürdürdüğünün kabulünün mümkün olmadığını, yıllarca kesintisiz ve çekişmesiz olarak devam eden muhasebe hizmetinde hiçbir ücret almadığı iddiası da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, öncelikle huzurdaki davanın görevi kapsamında olmadığından mahkemenin görevsizliğine; aksi kanaatte ise arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkili adına talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: ... Mahkemesi'nin 20/01/2026 tarih ... sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ...Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olmakla, mahkememize tevzi edilen dosyanın mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydının yapıldığı görüldü. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava şartlarıdır. Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlardır. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. 6100 sayılı HMK'nun 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK'nun 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin ise saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 5A/1 maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.", HUAK'nun 18/A-2 maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren, 5/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda" dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale gelmiş, 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. Bu halde 18/03/2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp 17/03/2026 tarihinde Mahkememiz esasına kaydedilen işbu davada arabuluculuk yolunun tüketilmesinin dava şartı olduğu, güncel Yargıtay içtihatları ile arabuluculuk dava şartının davanın ilk açıldığı tarihten önce tamamlanması gerektiği anlaşıldığından Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıda yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 1.064,72 TL'den çıkarılarak artan 332,72 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır.

Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/235, K. 2026/200, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-235-e-2026-200-k-10f9fc488815