İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1834 E. 2026/14 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1834
Karar No
2026/14
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUl 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/1834 Esas KARAR NO :2026/14

DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:28/08/2026 KARAR TARİHİ:02/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ...'a ait ... plakalı aracın davacı şirket tarafından ...-...-... poliçe numaralı 15/08/2025-15/08/2026 başlangıç ve bitiş tarihli ... Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, 27.09.2025 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... caddesi üzerinden gelip ... sokağa giriş yaptığı esnada yolun orta kısmında bulunan araç üzerinde olduğu için ölçüleri alınamayan ... ... Anonim Şirketi ait beton kapak çerçevesine aracının ön ve alt kısımları ile çarpması sonucu tek araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonrasında, kolluk ekiplerince tanzim edilen ve resmi delil niteliğine haiz kaza tespit tutanağı uyarınca, kazanın oluşumunda ... ... Anonim Şirketi firmasının 2918 sayılı K.T.K’nun 14/1a-2 maddesini ihlal ettiği sigortalı araç sürücüsünün bu kazada kusurunun olmadığı tespit edildiğini, meydana gelen trafik kazası sonrasında, dava dışı sigortalı, davacı sigorta şirketine aralarındaki sigorta poliçesi kapsamında uğradığı zararın tazmini amacıyla başvuruda bulunduğunu, işbu başvuru üzerine, davacı sigorta şirketi tarafından 5684 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca, hasarın niteliği ve miktarının tespiti amacıyla bağımsız ve uzman bir eksper marifetiyle ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde sigortalı aracın pert olduğu tespit edildiğini; aracın piyasa rayiç değeri 1.350.000 TL, hasarlı değeri ise 1.009.987 TL olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda 340.013 TL hasar bedeli hesaplanmış ve söz konusu tutar müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödendiğini, davacı sigorta şirketince ödenen işbu bedelin davalıdan rücuen tahsili gerektiğini, kazanın oluşumunda ... firmasının anılan kuralı ihlal etmesi nedeniyle işbu kazanın gerçekletiği sabit olup davacı sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın rücuen tahsili gerektiğini, öncelikle ihtiyati haciz talebinin ve devamında davamızın kabulü ile icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, davalı aleyhine %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı için yapılan ödemenin zarar sorumlusundan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, dava dışı ...'a ait ... plakalı aracın davacı şirket tarafından ...-...-... poliçe numaralı 15/08/2025-15/08/2026 başlangıç ve bitiş tarihli ... Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalılar arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari dava da olmadığından davacı tarafından açılan davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle reddine, davaya bakmaya İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan davanın MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 3-6100 sayılı HMK'nın görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler kenar başlıklı 20/1.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde süresinde başvuru halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 sayılı HMK'nın esastan sonuçlanmayan ihtiyati haciz talebinin ve yargılama gideri kenar başlıklı 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı şirket temsilcisinin yokluğunda verilen karar HMK 345. maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 02/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1834, K. 2026/14, T. 02.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1834-e-2026-14-k-c5c2a08ea0ff