İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/180 E. 2026/311 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/180
- Karar No
- 2026/311
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/180 KARAR NO : 2026/311 DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 07/12/2015 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili tarafından sunulan 07/12/2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Tapuda mülkiyeti davacı ...'a ait ... Nolu bağımsız bölümde kayıtlı ve ... adresindeki taşınmazda diğer davalı ... ve müşterek çocuk ... ile birlikte ikamet edildiği, 06/12/2013 tarihinde dava dışı ...'a ait ... adresindeki komşu dairede meydana gelen ... patlaması sonucu taşınmazın ağır derecede hasar gördüğü, içindeki eşyaların kullanılamaz hale geldiği, yatak odasının kapı ve pencerelerinin yerinden sökülüp kırıldığı, çocuk odasının penceresinin söküldüğü, dolapların kırıldığı evin birçok yerinde ağır nitelikte hasar olduğu, durumun İzmir ... ASHM'nin ... D İş sayılı dosyasından aldırılan 16/12/2023 tarihli rapor ile tespit edilerek taşınmaz ve ev eşyalarının toplam 49.575,00 TL hasara uğradığının tespitinin yapıldığı ancak maddi zararın daha fazla olduğu, satış bedeli yönünden de taşınmazın değer kaybına uğradığı, yaklaşık 2,5 ay boyunca evde ikamet edemediği, ...'ın dilekçe ekindeki Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesinin 06/12/2013 tarihli geçici raporu ve İzmir ATK'nın 04/07/2015 tarihli raporuna göre sol glabellada 3 cm uzunluğunda parçalı kesiğinin olduğu, yumuşak doku travmasına neden olduğu, ...'ın olay anında 4 yaşında olduğu yine bahse konu raporlara göre ...'ın sol occipitial bölgede 1 cm uzunluğunda yüzeysel kesisinin mevcut olduğu ve yumuşak doku travmasına neden olduğu, ... ve ...'ın gözlerinden yaralandığı, görme yetilerini kaybetme riski ve korkusu yaşadığı, bu olay sebebiyle psikolojilerinin bozulduğu, uyku problemi çektikleri, davacı ...'in olay akabinde panik atak rahatsızlığının nüksettiği, ...'ın ve ...'in Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesindeki psikiyatrik bölümüne başvurarak destek aldığı ancak bir türlü sağlığına kavuşamadığı, bunun mevcut olaydan kaynaklandığı, taşınmazın söz konusu patlamadan kaynaklı olarak ... tesisatı sebebiyle ayıplı dedikodusunun yayıldığı yaklaşık 20.000,00 TL üzerinde değer kaybına uğradığı, dilekçede olayın oluş şekli açısından komşular ile yapılan görüşme kayıtlarının ayrıntısının belirtildiği ve bu patlamanın komşu olarak belirtilen ...'ın evinin en yakın gider olan mutfak gider borularındaki sızıntı, gider borularını tıkadığının ve ocak düğmesinin ateşlenmesi ile patlamaya neden olduğunun dilekçede açıklandığı, patlamadan önceki 04/12/2015 tarihinde ...'in ...ı aradığı, görevlilerce kaçak yok ölçüm yaptık diyerek taşınmazdan ayrıldıkları, ... nolu hatta kaçak ihbarında bulunulduğu, İzmir CBS'nin ... soruşturma sayılı dosya üzerinden olayla alakalı soruşturmanın sürdüğü, bu olaydan kaynaklı davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarının belirtildiği, İzmir ilinde ...ı yapan şirketin davalı İzmir ... ... AŞ olduğu, bu şirketin faaliyetlerin diğer davalı ... tarafından sigortalandığı, patlamanın yaşandığı ...'a ait evdeki kombinin üreticisinin davalı ... Isı olduğu bu şirketin diğer davalı ... tarafından faaliyetlerinin sigortalandığı ve ...'a ait dairenin ... iç tesisatının yapan davalı ... olduğu belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı ...'ye ait taşınmaz ve ev eşyalarının uğradığı zarar miktarı olan 49.575,00 TL maddi zararın taşınmazdaki 20.000,00 TL'lik değer kaybı maddi zararının , dilekçede açıklanan sebeplerle davacıların çektikleri sıkıntı ve azap nedeniyle ... yönünden 25.000,00 TL, ... yönünden 25.000,00 TL ve müşterek çocuk ... yönünden 10.000,00 TL olmak üzere 60.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte sigorta şirketleri açısından poliçe sebebiyle sadece maddi zararlara ilişkin (ek poliçe ile manevi zarar varsa hem maddi hem de manevi olmak üzere limit kapsamında) olmak üzere tüm davalılardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereği müştereken ve müteselsilen bu talebin haklı görülmemesi halinde kusur oranında olay tarihinden itibariyle işleyecek ticari faizi ile davacıya verilmesi ile davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar yönünden tahsilinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati tedbir konulması ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. Davalı İzmir ... ... AŞ vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; açılı davanın haksız ve mesnetsiz olduğu, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığı, olayla alakalı İzmir ... ASCM'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiği, zarar ve illiyet bağının ispatının davacı tarafta olduğu, müvekkilinin sorumluluğunu gösterecek somut herhangi bir kayıt ya da belge olmadığı belirtilerek davanın reddinin talep edildiği ve ayrıca davacı iddiası kapsamında 187 ihbar hattına gelen dava konusu olay ile alakalı durumun açıklandığı ve müvekkilinin görevlilerinin bu ihbar üzerine gerekli sorumluğunu yerine getirdiği, CBS dosyasındaki rapora göre dava konusu zararın kaynağı olan patlamanın meydana geldiği dairenin maliklerinin kusurlu davranışı sonucunda meydana geldiği yönünde görüş ve kanaat belirtildiği ileri sürülerek dayanaktan yoksun ve fahiş miktardaki tazminat talebinin reddi isteminin yanı sıra manevi tazminatın da reddedilmesi gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. ... ... AŞ vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu patlamadaki kusurun patlamanın meydana geldiği dairede oturan şahıslara ait olduğu, bunun gerek cevap dilekçesi ekinde sunulan soruşturmada alınan rapor ve yangın raporu ile anlaşıldığı, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı olayın evdeki ocağın açık olarak bırakılmasından kaynaklandığı, konu ile alakalı savcılık tarafından KYOK kararı verildiği, olayda kusurlu birinin olması halinde bunun patlamanın olduğu taşınmaz sakinleri ile gerekli kontrol, denetim ve bakım yapmayan ... sorumluları olduğu belirtilerek öncelikle husumet yönünden Mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. ... Isı ... Ltd Şti vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız fiil temelinde açıldığından öncelikli olarak görevsizlik kararı verilerek dosyanın ASHM'ne gönderilmesi gerektiği, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı patlamanın müvekkilinin ithal ettiği kombideki arızadan kaynaklanmayıp kombinin bağlı olduğu dairenin ... tesisatındaki kaçağa bağlı olarak meydana geldiği, kusurun davalı İzmir ... ... AŞ ile davalı ... ... AŞ'nin kusurundan kaynaklandığı, müvekkilinin kusurunun bulunmadığı, patlamanın meydana geldiği taşınmazdaki sakin ...'nın yaptığı telefon görüşmesinde çağrı merkezi yetkilisinin ...'yı kombiyi çalıştırmaya yönlendirdiği bu kapsamda yetkilinin " Vanayı Açın" demesi üzerine patlamanın gerçekleştiği şeklindeki iddianın gerçek dışı olduğu belirtilerek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. Davalı ... AŞ vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkilinin ... olması sebebiyle yetkisizlik ilk itirazı ileri sürüldüğü, bunun kabul edilmemesi halinde davanın zaman aşımına uğradığının belirtildiği, esasa yönelik ise ... ile müvekkili arasında 21/03/2013 - 2214/02/2014 tarihleri arasında "Benim Evim Sigorta Poliçesi" imzalandığı her ne kadar aksi iddia edilmiş ise de manevi tazminatın teminat dışı olduğu, müvekkilinin poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunması için patlamanın poliçe gereği sorumluluk kapsamında kanıtlanması gerektiği, patlamada Fatih'in kusurunun olmadığından müvekkilinin söz konusu talep ile alakalı maddi zarar sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ... ile müvekkili nezdinde 01/01/2013 -01/01/2014 tarihleri arasında geçerli Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinin akdedildiği ancak bu poliçeye göre de manevi tazminatın teminat dışı olduğu, bu poliçe kapsamında sorumluluğun olması için ... Isı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun bulunması gerektiği, ancak ...'ın da kusuru olmadığından ileri sürülen talepler bakımından açılı davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. Davalı ... vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; öncelikli olarak talebin zaman aşımına uğradığının belirtildiği olayla alakalı İzmir ... ASHM'nin ... Esas sayılı dosyası ve İzmir ... ASCM'nin ... Esas sayılı dosyasında yargılamaların devam ettiği için kusur durumunun henüz belirlenemediği, müvekkilinin sorumlu tutulabilmesi için sigortalı şirketi olan İzmir ... .. AŞ'nin kusurunun olması gerektiği gibi talebin poliçede genel şartlarda görüleceği üzere teminat dışı kaldığı, sorumluluğun diğer davalılarda olduğu, gerek maddi gerekse manevi tazminatlar yönünden somut herhangi bir delil bildirilmediği, talep edilen tutarların fahiş miktarda olduğu, manevi tazminatın teminat kapsamında olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: İzmir ... ASHM'nin ... D İş sayılı dosyasına, İzmir CBS'ne, İzmir ... ASCM'nin ... Esas sayılı dosyasına, İzmir ... ASHM'nin ... Esas sayılı dosyasına, davalı sigorta şirketlerine ve Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevabının dosya arasına alındığı, davacı tanığı ... ve ...'in tahkikat aşamasında beyanlarının alındığı, davalı ... tanığı ... beyanının alındığı, Mahkememizce heyet kök ve ek raporlarının alındığı anlaşılmıştır, Davacı tanığı ... 10/11/2016 tarihli duruşmadaki beyanında; "davacılarla aynı apartmanda aynı koridorda karşılıklı dairelerde oturmaktayız, olay tarihinin başlangıcı olan 04/12/2013 günü benim Bodrum ilçesinde olduğum zamanda davacılardan ... beni arayarak ... alarm cihazının çaldığını ve ne yapması gerektiğini sordu. Bende evde olmadığımı üst katta bulunan annemlere çıkıp onların sabit telefonlarından İzmir ... A.Ş'ni aramaları gerektiğini söyledim, bunun üzerine davacıda çıkıp aramış ancak yapılan kontrolde herhangi bir kaçak bulunmadığı bildirilmiş. Olayın ertesi günü eşimin evde olduğu bir vakitte de bizim evimizdeki ... alarmı çalmıştır. Eşim işe gittikten sonra üst kattaki annemlerin ... şirketini aramalarından sonra evde adı geçen şirket yetkilileri kontrolleri neticesinde alarm cihazında bozukluk olduğu tespit edilmiş ve kaçak olmadığı bildirilmiştir. Evimizdeki ... tesisatı davalılardan İzmir ... Şirketi tarafından kapatılmıştı ancak ... tesisatı mühürlenmemişti. İzmir ... yetkilileri aileme ...a ihtiyacımız olduğunda alarm cihazının kablolarını kesip ... sistemini çalıştırabileceğimizi söylemişler. Bende eve geldiğimde 06/12/2013 günü çocuğuma mama hazırlarken ... yetkililerini aradım oradaki ... Hanımla görüştüm onun yönlendirmesiyle kombiyi akşam 19:30 civarında açtım, saat 22:00 civarında ocağı açtığımda patlama oldu, patlama sonrası ben çocuğum ve eşim yaralandık, bizim evimizdeki patlamayı takiben davacıların bulunduğu evde zarar gördü ve davacılarda çocuklarıyla birlikte yaralandılar, davacılardan ... uzun bir süre psikolojik tedavi gördü. Davacıların çocuğunda cam kesiği nedeniyle kafasında yaralanma meydana geldi. Uzun bir süre de çocuk davacıdan ayrı uyuyamadı. Davalılardan ... ... Şirketi yetkililirinide davacı aramış kombi firması olan şirket yetkilileri gelip kontrol yaptıklarında alarm cihazında bir bozukluk olmadığını tespit etmişler, hatta üç adet alarm cihazır kullanmışlar ve üçününde alarm cihazı çaldığını İzmir ... A.Ş yetkililerini aramaları gerektiğini söylemişler. Davacılar bu olay sonrasında evlerini satmak istedilerse de ev hasar gördüğü için satmaları halinde zarara uğrayacaklardı, bu nedenle satmadılar kendi imkanları ile tadilat yaptırarak kullanmaya devam ettiler" şeklinde beyanda bulunmuş, Davacı tanığı ... aynı tarihli duruşmada aynen; " davacılarla aynı apartmanda oturmaktayız, dinlenen diğer tanık ...'ın ağabeyi olurum, olay tarihinin başlangıcı olan 04/12/2013 günü davacılardan ... evimize gelerek ... alarm cihazının çaldığını ve ne yapması gerektiğini sordu. Sabit telefonumuzdan İzmir ... A.Ş'ni aramaları gerektiğini söyledim, bunun üzerine davacıda aradı ancak İzmir ... A.Ş yetkililerince yapılan kontrolde herhangi bir kaçak bulunmadığı, alarm cihazının bozuk olduğu bildirilmiş ve ... kapatılmış ancak mühürlenmemiştir, sonra olayın ertesi günü kız kardeşimin evde olmadığı, eşinin evde bir vakitte ... alarmı çalmıştır. Eniştem işe gittikten sonra annemlerle oturduğumuz evden İzmir ... şirketini aradım. Yetkililer geldi. sonra evde adı geçen şirket yetkilileri kontrolleri neticesinde alarm cihazında bozukluk olduğu tespit edildi ve ... kaçağı olmadığı bildirildi. Kızkardeşim ceyda evine geldikten sonra İzmir ... yetkilileri ...a ihtiyacımız olduğunda alarm cihazının kablolarını kesip ... sistemini çalıştırabileceğimizi söylediklerinden kızkardeşimde davalılardan ... şirketi yetkilileri ile görüşüp onların yönlendirmesiyle kombiyi 19:30 civarında açmış, saat 22:00 civarında ocağı açtığında patlama olmuş, patlama sonrası kız kardeşim ve ailesi yaralandı,kızkadeşimin evindeki patlamayı takiben davacıların bulunduğu evde zarar gördü ve davacılarda çocuklarıyla birlikte yaralandılar, davacılardan ... uzun bir süre psikolojik tedavi gördü. Davacıların çocuğunda cam kesiği nedeniyle kafasında yaralanma meydana geldi. Uzun bir süre de çocuk davacıdan ayrı uyuyamadı. Davalılardan ... ... Şirketi yetkililirinide davacı aramış kombi firması olan şirket yetkilileri gelip kontrol yaptıklarında alarm cihazında bir bozukluk olmadığını tespit etmişler, hatta üç adet alarm cihazır kullanmışlar ve üçününde alarm cihazı çaldığını İzmir ... A.Ş yetkililerini aramaları gerektiğini söylemişler. Davacılar bu olay sonrasında evlerini satmak istedilerse de ev hasar gördüğü için satmaları halinde zarara uğrayacaklardı, bu nedenle satmadılar kendi imkanları ile tadilat yaptırarak kullanmaya devam ettiler, olay sonrası bulunduğum mahallede özellikle binanın önünde asfalttan ... kokusu geliyordu. Üç gün boyunca yaptığımız başvurular neticesinde İzmir ... A.Ş yetkilileri çalışma yaptılar, dayım olan ... İzmir ... şirket yetkililerin yaptığı çalışma sonrası binanın önünde yaptığı çalışma sonrası bir boru parçası çıkardıklarını görmüştür" şeklinde beyanda bulunmuş, ... ise 04/04/2017 tarihli duruşmada aynen; "ben davacıların üst kat komşusu olurum, olay tarihinde davacı ... beni sürekli arayarak davalı ...'ın numarasını istedi, bende davacıya ... zaten senin kombinin üzerinde numara mevcut oradan arayabilirsin, dedim. Kendisi zaten panik atak hastası, çok panik olmuştu. Aynı gün ...'dan ekipler geldiler ve içeri dahi girmeden bu alarm bizi ilgilendirmiyor, ... firmasını arayın şeklinde beyanda bulundular, bir gün sonrasında patlama meydana geldi. ... hem maddi hem manevi olarak zor anlar yaşadı, hem eşi, hem çocuğu yaralandı. Ayrıca eşyaları kullanılamaz hale geldi. Dava konusu olaydan sonra davacı psikolojik destek aldı hatta evlerini satmayı düşündüler. Davacılardan ... il dışına seyahate sürekli çıkıyordu, davacı yalnız kalmaktan olay sonrası çok korkuyordu, ayrıca ... hakkında benim şikayetim olmuştur. Patlama sonrası evime gelerek gaz kaçağı olup olmadığını kontrole geldiler. Evde gaz kaçağı olduğu tespit edildi. Ve gazı kestiler. Bu durum dava konusu olaydan 2 gün sonra gerçekleşti. Davalı ...'ın gösterdiği bu hassasiyet davaya konu olaydan önce olmamıştır. Olaydan bir kaç gün sonra ... ekiplerince kazı çalışması yapıldı. Bu kazı çalışmasında gaz sızıntısının nedeni araştırıldı. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı ... tanığı ... 09/02/2017 tarihli duruşmadaki beyanında "ben 2016 yılı Ağustos ayına kadar davalı ... firmasında servis yöneticisi olarak çalıştım, davaya konu olay gerçekleştiğinde haberi alır almaz olay yerine gittim, gittiğimde dava dışı ... ve ... adlı kişilerin evlerinde ... nedeniyle bir patlama yaşandığını gördüm. Izmir ilinde kombiler balkonlarda plastik dolaplarda hava alacak şekilde muhafaza altına alınırlar, bu nedenle açık olan bir kombininde patlaması mümkün değildir. Adı geçen kişilerin açık balkonunda kapalı plastik dolapta muhafaza altında bulunan ... marka kombinin bulunduğu duvar ile birlikte yola fırlamış olduğunu gördüm. Serviste yapmış olduğum araştırma neticesinde ... ve ...'a ait kombinin bizim firmamıza ait olduğunu ve olay tarihinden bir yıl önce kombiye bakım yaptığımızı tespit ettim, sonrasında olay yeri emniyet şeridiyle çevrildiği için bina içerisinde gerekli bir inceleme ve araştırma yapamadım. Olaydan önce firmamıza aynı bölgede oturan müşteriler tarafından ... marka kombilerinin çalışmadığı yönde şikayetler gelmişti. Bizde o bölgede gaz kesintisi olduğu için cihazlarının bu nedenle çalışmadığını belirttik. Söyleyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuş, davalı tanığı ... aynı tarihli duruşmada aynen "ben şuanda davalı ... firmasında uzman servis teknikeri olarak çalışırım, olay tarihinde de çalışıyordum, aynı zamanda da ... İlçesinde ikamet etmekteyim, olay tarihinde yakınlarım Buca'da bir patlama olduğunu bana bildirdiler bende olay yerine gittiğimde bahçede bizim firmamıza ait kombiyi gördüm, olayın gerçekleştiği ev giriş katın altında bulunuyordu. Markamzıdaki kombide bahçede idi ve oksijen gören bir yerdeydi. Benim teknik bilgilerime göre oksijen gören herhangi bir kombide patlama olmaz. Dolayısıyla ben teknik bilgime göre patlamanın kombiden kaynaklı olmadığını düşünüyorum, olaydan sonra şuanda huzurda bulunan yetkili kişi ...'ü aradım, arama sebebim ise kombinin bizim firmamıza ait olması idi. Kazadan sonra bildiğim kadarıyla kombi üzerinde herhangi bir teknik inceleme yapılmamıştır, kaza öncesi 1-1,5 yıl önce ... ve ...'a ait kombi üzerinde inceleme yapılmıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyanın tevdi edildiği inşaat mühendisi ve iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 24/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "06/12/2023 tarihinde meydana gelen doğal gaz kaçağının sebep olduğu gaz patlaması nedeni ile davacıların ikamet ettiği binada ağır maddi hasar oluştuğu, raporun 4. kısmının 1. maddesinde açıklanan gerekçeler ile söz konusu olayda davalı ... Dağıtım A.Ş.'nin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden teknik yönden doğrudan, birincil ve tamamen etkisinin olduğu, ... Isının ve ... Mühendisliğin olayın meydana gelmesinde teknik yönden bir etkisinin olmadığı, başka herhangi bir kişi ya da işletmenin kaza olayında etkisinin olmadığı, olay tarihindeki fiyatlar göz önüne alındığında inşaat kalemleri ve eşyaları olmak üzere 49.575,00 TL'lik zarar meydana geldiği" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Dosyanın önceki rapor sunan bilirkişi heyetine yeniden tevdii ile itirazların karşılandığı ve ayrıca taşınmazdaki değer kaybına yönelik değer kaybı kapsamında heyete gayrimenkul değerleme uzmanı eklenmek suretiyle oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 29/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "dava konusu patlama olayından kaynaklı oluşan ve yapılan tadilat, yenilemeler ile giderilmiş yapısal olmayan hasar ve zararlar nedeni ile taşınmazın edim/satış değerinde azalma/değer kaybı olmayacağı betonarme taşıyıcı sistemde yapısal hasar olmadığı, daha önce yaşı ve kullanım gereği yıpranmış olan yapısal imalatların ve taşınır malzemelerin yenilendiği, patlama öncesine göre satış değerinde değer azalışına sebep olabilecek ayıplı imalatın olmadığı, diğer yönlerden yapılan itirazların yeniden değerlendirilmesi neticesinde kök raporda verilen kanaatlerde bir değişiklik olmadığı" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. GEREKÇE: Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 13.04.2023 tarihli, ... Esas ... Karar sayılı karara karşı davacılar vekili, davalı ...Şirketi vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi 09.02.2026 tarihli, ... Esas, ... sayılı kararı ile; HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucu; 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlendiği, yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi gerektiği, bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerektiği, aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacağı, öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik olması gerektiği, başka bir anlatımla, gerekçe ile hükmün birbirine bağlı olduğu, çelişki bulunmaması gerektiği, nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağının açıkça düzenlendiği, Yargıtay HGK 24/02/2010 tarih, 2010/1 - 86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği, kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; somut uyuşmazlıkta davacı tarafça davanın ...Şirketi, ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş. ve ... Şirketi'ne karşı yöneltildiği, mahkemece kısa kararda davanın yalnızca ...Şirketi yönünden kısmen kabulüne karar verildiği gösterilmiş ise de karar gerekçesinde ... Şirketi'nin de sorumluluğu bulunduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarına göre sigorta şirketinin sorumluluğu bulunduğu gerekçede gösterilmesine rağmen hüküm fıkrasında bu davalı aleyhinde gerekçeye uygun bir karar verilmemiş olması hatalı olduğunu, davacılar vekilinin istinaf istemlerinin bu yönden yerinde olduğunu, bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen karar gerekçesiyle hüküm arasında çelişki bulunduğundan istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün olmadığını, o halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilerek ilk verilen karar kaldırılmakla, dosya yeniden mahkememize gönderilmekle mahkemenin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiş, duruşma açılarak taraflar duruşmaya davet edilerek beyanları alınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddesi uyarınca mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur ve hükme ilişkin olarak açıklanan hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır. Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'nın 297 nci maddesine göre de, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK’nın 297 nci maddesi işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yukarıda açıklanan bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 tarihli ve 2019/(16)8-614 Esas, 2023/282 Karar ve 25.10.2022 tarihli ve 2022/(13)3-700 Esas, 2022/1381 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli, 2021/(17)4-204 Esas 2023/415 Karar sayılı kararı). O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Yapılan inceleme neticesinde ... bağımsız bölümde kayıtlı ve ... adresindeki taşınmazın davacılardan ... adına kayıtlı olduğu, söz konusu taşınmazda 06/12/2013 tarihinde taşınmaza komşu niteliğinde olan ve ...'a ait olduğu anlaşılan ... adresindeki taşınmazda meydana gelen patlama sebebiyle oluşan hasara ilişkin İzmir ... ASHM'nin ... D İş sayılı dosyasından tespit yaptırıldığı, olay ile alakalı aynı tarihli Büyükşehir Belediyesi ekiplerince yangın tutanağının tutulduğu, konu ile alakalı İzmir CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasında yapılan inceleme neticesinde kamu davasına dönüşerek İzmir ... ASCM'nin ... Esas sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiği, davalı İzmir ... AŞ'nin patlamanın meydana geldiği yerde ...ı yapan şirket olduğu ve bu şirketin faaliyetinin diğer davalı ... tarafından 01/01/2013 - 01/01/2014 tarihleri arasında sigortalandığı, patlamanın meydana geldiği dairedeki kombi üreticisi olduğu belirtilen davalı ...'ın faaliyetlerinin diğer davalı ... nezdinde sigortalandığı ve yine patlamanın meydana geldiği dairedeki ... iç tesisatının davalı ... tarafından imal edildiği konularında dosya kapsamında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıdaki yapılan tespit göz önüne alındığında uyuşmazlığın, meydana gelen patlama olayından kaynaklı kusur durumunun tespiti ile davalılar ile davalı elemanları yönünden kusur atfedilebilecek bir durumun mevcut olup olmadığı, davalı sigorta şirketlerinin hem maddi hem de manevi tazminatlar yönünden poliçe kapsamının tespiti ile kusur durumunun mevcut olması halinde istem konusu edilen maddi ve manevi tazminatlardan davalıların hem kusura dayalı hem de kusursuz sorumluluklarının bulunup bulunmadığı var ise ne şekilde ve ne surette sorumlu olacaklarının tespiti ile değerlendirilmesine yönelik haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; her ne kadar mahkemece keşif kararı verilebileceği yönünde değerlendirme yapılmış ise de toplanan deliler, hukuk dava dosyasındaki alınan ve dosyaya ibraz edilen rapor sureti, soruşturma ve ceza dosyası göz önüne alındığında daha evvelden mahallinde keşif ile kazandırılan rapor göz önüne alındığında mahkemece yeniden keşfe gidilmesine gerek görülmemiş, ayrıca ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi yönünde karar verilmiş ise de İzmir ... AHM'nin ... d.iş. Sayılı dosyası ve bu dosyada alınan rapor, bahse konu ceza dosyası, ceza dosyasında verilen karar ve bozma kararının mahiyeti ve bu dosyada alınan raporlar ile mevcut dava dosyası kapsamında dinlenen tanık beyanları göz önüne alınmak suretiyle dosyaya kazandırılan kök ve ek rapor göz önüne alındığında benzer nitelikte oldukları anlaşılmakla kesinleşmesi beklenen İzmir .... ASCM'nin ... Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi yönündeki ara karardan dönülmesine karar verilerek dosyanın bilirkişiye tevdii ile sonuca gidilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı İzmir ... tarafından tanık isim ve adresleri bildirilmiş ise de tanıkların ceza dosyasında dinlendiği göz önüne alındığında ve dosyaya delil olarak dayanıldığından tanıkların yeniden dinlenmesine gerek görülmemiş, ceza dosyasındaki beyanlar üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı İzmir ... ... A.Ş'nin faaliyetlerinin diğer davalı ... Şirketi tarafından düzenlenen 20/01/2013 başlangıç tarihli 20/01/2014 bitiş tarihli 1272693122 poliçe nolu tehlikeli maddeler ve tehlikeli atık zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin incelenmesinden; maddi zararlarda kaza başına teminat limitinin 1.500.000,00 TL olduğu, tüzel kişinin mesleki faaliyetlerinin icrasında meydana gelecek kazalar sonucu kusurları olsun veya olmasın üçüncü kişilerin uğrayacakları maddi ve bedeni zararların poliçede yazılı limit dahilinde teminat altına alındığı anlaşılmıştır. Davacının talebini, kusura dayalı haksız fiil sorumluluğu ile kusura dayalı olmayan adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde ileri sürdüğü, kusura ilişkin sorumluluğun 6098 sayılı TBK'nın 49 vd. maddelerinde, adam çalıştıranın sorumluluğunun TBK'nın 66 ncı maddesinde düzenlendiği görülmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. Borçların kaynakları sorumluluk hukuku olarak da adlandırılan borçlar hukukunda düzenlenmiştir. Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. Sorumluluk hukukunun tarihsel gelişim süreci içerisinde, kusur sorumluluğundan kusursuz sorumluluğa uzayan bir yol izlenmiştir. Sorumluluk türlerinden en yaygın ve en geniş olanı kusur sorumluluğudur. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. Bu sorumlulukta kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle sorumluluğun doğması için zarar, uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsularından başka zarar verenin davranışının kusurlu olması da gerekir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2024, s. 564). Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Haluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1967, s. 89). Kusur sorumluluğuna doktrin ve uygulamada eş anlamda olmak üzere haksız fiil sorumluluğu veya sübjektif sorumluluk da denilmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun Borç İlişkisinin Kaynakları başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (md.1–48) ile haksız fiilden doğan borçlar (md.49–76) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak sebepsiz zenginleşmeye (md.77–82) yer verilmiştir. Bunların dışında bir de kanundan doğan borçlar bulunmaktadır. Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş bütün hâllerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, TBK'nın 49. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Bir başka ifadeyle, ayrık bir düzenleme bulunmayan kusur sorumluluğu hâllerinde, aynı Kanun'un 49. maddesi ve devamında yer alan esaslar uygulanır. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet, dördüncü olarak doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2021 tarihli ve 2017/4-1455 Esas, 2021/1117 Karar sayılı kararı). Adam çalıştıranın sorumluluğu ise TBK'nın 66. maddesinde Özen Sorumluluğu başlığı altında "Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlâl etmesine dayanmaktadır (Fikret Eren, s. 706). Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır. Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Eren, s. 709). Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde ayrıca adam çalıştırana sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle adam çalıştıran zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır (Eren, s. 715,716). Adam çalıştıranın sorumluluğunda TBK'nın 66. maddesinin uygulanması için çalışanın üçüncü kişiye sözleşme dışı sorumluluk çerçevesinde zarar vermesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle zarar gören üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında hiçbir hukuki, özellikle de sözleşmeye dayalı ilişki bulunmaması gerekir. Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ...Şirketi (İzmir ...) çalışanlarının, davacıların oturduğu binada, kaçak ihbarı sonucu olayın meydana geldiği mahale giderek test yaptıkları, test sonucunda gaz kaçağı olmadığını beyan ettikleri, ... vanasının kapatılmasının sağlandığı ancak bina içinde bulunan diğer kapalı mekanlarda gaz birikmesini kontrol etmedikleri ve detektörle devamlı olarak tarama yapmadıkları, bu şekilde sadece vanayı kapatıp mahalden ayrılma yönündeki ihbara müdahale teşkil eder davranışlarının söz konusu kazanın meydana gelmesinde görevini, tam ve eksiksiz yapmamak suretiyle olayda kusurlu oldukları, ayrıca yine adı geçen davalı dağıtım şirketi şefinin de hükme esas alınan raporda belirtildiği gibi görevini eksiksiz yapmaması sebebi ile kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, adı geçen kişiler haricinde herhangi bir kusurlu davranışın bulunmadığı, meydana gelen patlama ile davacı ... adına kayıtlı taşınmazdaki zarar arasında illiyet bağı bulunduğu ve kusurlu davranış sergileyenlerin davranışlarını gerçekleştirmesindeki eylemlerinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı İzmir ...'ın iddia edilen zarardan sorumlu olup olmadığının az yukarıda açıklanan TBK'nın 66 ncı maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 66/1. maddesi uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için çalışanın verdiği iddia edilen zararın, işle ilgili ve işin görülmesi sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Çalışan kimsenin kendisine verilen işin yapılması dışında ve işle ilgisi olmayan bir zaman diliminde, verilen işle ilgili olmayan bir davranışı nedeniyle meydana getirilen zararın giderilmesi noktasında adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir (Yargıtay HGK'nun 16.04.2025 tarihli, 2023/6-963 Esas 2025/230 Karar sayılı kararı). Somut olayda, davalı İzmir ... çalışanlarının görev ve yetkileri, hizmet süreleri düzenlenmiş olup, zarara sebep olan olayın da çalışma saati içerisinde davalının görevlendirmesi, yönlendirmesi ve talimatları ile gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, davalı şirketin yaptığı işle meydana geldiği iddia edilen zarar arasında illiyet bağı bulunmaktadır. Bu durumda davalı İzmir ...'ın çalışma sırasında verdiği iddia edilen zararın TBK'nın 66/1. maddesi uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğuna dayanarak bu davalıya ve bu davalının eylemlerinden poliçe limitleri dahilinde sorumlu olan davalı ... Şirketi (...)'ya husumet yöneltilmesi yerindedir. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." yasal ifadesi bulunmaktadır. Bu çerçevede adam çalıştıran; görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin göreceği iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır. (Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. Fikret Eren, Cilt: 2-4 bası, sh.160). (HGK. 15.06.1994 gün ve 11-178 K.). Adam çalıştıranın bu en basit tedbirlere başvurmaması objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını kanıtlayan deliller olarak kabul edilmektedir. Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi gerekecektir. Bilindiği üzere adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadir. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir (Yargıtay 3. HD'nin 29.06.2020 tarihli,2019/5919 Esas 2020/3580 Karar sayılı kararı). Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tâbi tutulmaları doğrultusundadır. İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder. Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme kararından da anlaşılacağı gibi Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesi gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, çalıştırdığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir. Bu noktada, Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur. Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğine bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır (Yargıtay 4. HD'nin 15.09.2025 tarihli, 2022/4120 Esas 2025/12428 Karar sayılı kararı). Somut olayda, 06/12/2013 tarihi saat 22:30 civarında dava dışı ...'a ait taşınmazda meydana gelen ...dan kaynaklı patlama sebebiyle davacılardan ... adına kayıtlı taşınmazın zarar gördüğü, bahse konu taşınmazın söz konusu olaydan kaynaklı zararının hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ev eşyaları ve inşaat kalemlerinden oluşan toplam 49.575,00 TL olduğu, olayın dava dışı ... ait taşınmazdaki kombinin yakılması sırasında önce borularda biriken patlayıcı karışımının ateşlenmesi sonra mutfak gideri ile bağlantısı olan havalandırma giderine ulaşması ile burada biriken patlayıcı nitelikteki atmosferi tutuşturması ile meydana geldiği, ... birikmesinin mutfaktaki set üstü ocaktan kaynaklanmadığı, davalı İzmir ...'ın görevlendirdiği acil müdahale personeli ...'in kaçak ihbarı sonucu olayın meydana geldiği mahale giderek test yaptığı, test sonucunda gaz kaçağı olmadığını beyan ettiği, ... vanasının kapatılmasının sağlandığı ancak bina içinde bulunan diğer kapalı mekanlarda gaz birikmesini kontrol etmediği ve detektörle devamlı tarama yapmadığı, bu şekilde sadece vanayı kapatıp mahalden ayrılma yönündeki ihbara müdahale teşkil eder davranışlarının söz konusu kazanın meydana gelmesinde görevini, tam ve eksiksiz yapmayarak olayda kusurlu olduğu, ayrıca yine adı geçen davalı dağıtım şirketi şefi ...'nun da hükme esas alınan raporda belirtildiği gibi görevini eksiksiz yapmaması sebebi ile kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, adı geçen kişiler haricinde herhangi bir kusurlu davranışın bulunmadığı, meydana gelen patlama ile davacı ... adına kayıtlı taşınmazdaki zarar arasında illiyet bağı bulunduğu ve kusurlu davranış sergileyenlerin davranışlarını gerçekleştirmesindeki eylemlerinin hukuka aykırı olduğu, İzmir ... nezdinde istihdam edilenlerin eylemleri nedeniyle davalı dağıtım şirketinin TBK'nın 66'ncı maddesi gereği sorumluluğu olduğu, bu davalının, somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu, diğer bir ifadeyle sorumluluğu ortadan kaldıracak maddi vakıaları ortaya koyamadığı, bu yönüyle zarardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 06/12/2013 tarihi saat 22:30 civarında dava dışı ...'a ait taşınmazda meydana gelen patlama sebebi ile davacı ... ait olan ve davacıların konut olarak kullandığı taşınmazda 49.575,00 TL'lik zarar oluştuğu, her ne kadar aksi iddia edilmiş ise de hükme esas alınan ek rapordan da anlaşılacağı üzere taşınmazda oluşan bu zararın taşınmazın değer kaybına yol açmadığı; her ne kadar davacılar tarafından ... Şti. yönünden sorumluluk atfedilmiş ise de olayda adı geçen kombi üretici şirketin gerek kusurlu gerekse kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı gibi yine binanın iç tesisatını yapan diğer davalı ... A.Ş.'nin de gerek kusurlu gerekse kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, ancak davalı İzmir ...'ın az evvel ifade edildiği üzere sorumluluğu bulunduğu, eylemlerinden sorumlu olduğu bu şirketin ... faaliyetlerini sigortalayan davalı ...'nın da İzmir ... ile birlikte müteselsil sorumluluğu bulunduğu, davacı ...'ın davalı İzmir ... ve ... yönünden ileri sürdüğü maddi tazminat talebinin yerinde olduğu, konutta oturan yani konut sakini olan tüm davacılar yönünden, meydana gelen patlamanın korku ve paniğe neden olacak nitelikte olduğu, bu olaydan kaynaklı dosyaya sunulan hastane raporları ile davacıların bedensel ve psikolojik olarak zararlarının oluştuğu, ortaya çıkan bu zarardan yukarıda da belirtildiği gibi İzmir ...'ın sorumlu olduğu, sorumluluk sigorta poliçesinin yalnız maddi zararları teminat altına alması, manevi zararları teminat altına almaması nedeniyle ...'ya yöneltilen tüm manevi tazminat taleplerinin yerinde olmaması nedeniyle reddi gerektiği, maddi tazminat açısından; taşınmaz ve eşyaların uğradığı zarar tutarı olduğu anlaşılan 49.575,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı İzmir ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, bu tazminat talebinin diğer davalılar yönünden sorumluluklarının delilleri ile birlikte ortaya konulamaması nedeniyle reddine, davacı ...'ın taşınmaz değer kaybı zararı yönünden benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda zararın ispat edilememesi nedeniyle bu tazminat kalemi yönünden talebinin reddine karar verilmiş, manevi tazminat açısından; tarafların kusur durumu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen yerinde olduğu sonucuna varılarak taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiş, tacir olan ve ticari işletmesi bulunan İzmir ...'ın hükmedilen maddi ve manevi tazminatlardan ticari işlere uygulanan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu (6102 sayılı TTK m.3, 9, 19/1; 3098 sayılı Kanun m.2/2), bu şirketin eylemlerinden poliçe limitlerine kadar müteselsilen sorumlu olduğu ...'nın da aynı doğrultuda işlemiş faizden sorumlu olduğu, diğer davalılar yönünden davacıların manevi tazminat taleplerinin, maddi tazminatın reddini gerektiren sebep ve gerekçeler doğrultusunda, sorumluluk sebeplerinin, sorumluluğu gerektiren haksız eylem, hukuka aykırılık, haksız eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı unsurlarının delilleri ile birlikte somut olarak ortaya konulamaması ve dolayısıyla tazminat isteğinin yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; taşınmaz ve eşya zararı niteliğinde olmak üzere 49.575,00 TL maddi tazminatın davalı İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş yönünden olay tarihi olan 06/12/2013 tarihinden itibaren, davalı ... Şirketi yönünden dava tarihi olan 07/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan kaza başı 1.500.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına), davacının taşınmaz değer kaybı şeklindeki fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 2-Davacı ...'ın davalılar ... Şirketi, ... A.Ş, ... A.Ş'ye yönelik maddi tazminat taleplerinin (taşınmaz ve eşya zararı, taşınmaz değer kaybı) ayrı ayrı reddine, 3-Davacıların manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı ve kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş'den tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacıların davalılar ... Şirketi, ... A.Ş, ... A.Ş'ye yönelik manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, 5-Alınması gerekli 5.094,21-TL karar ve ilam harcından 2.223,92-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.870,29-TL karar ve ilâm harcının davalılar İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş ve ... Şirketi'nden müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına (Davalı ... Şirketi'nin sorumluluğu 1.162,54-TL ile sınırlı tutulmasına), 6-Davacı tarafça yatırılan 2.223,92-TL peşin harcın davalılar İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş ve ... Şirketi'nden müteselsilen alınıp davacılara verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan ilk dava açma gideri 31,80-TL, posta ve tebligat masrafı 650-TL, bilirkişi ücreti 2.700,00 TL, (İzmir ... ASHM'nin ... D. İş sayılı dosyasında yapılan) tespit masrafları 650,10-TL, istinaf başvuru harcı 492,00-TL olmak üzere toplam 4.523,90-TL yargılama giderinin kabul red oranına (%57,55 KABUL) göre 2.603,50-TL'sinin davalılar İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş ve ... Şirketi'nden müteselsilen alınarak davacılara verilmesine (Davalı ... Şirketi'nin sorumluluğu 1.730,54-TL ile sınırlı tutulmasına), bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş tarafından yapılan 435,00-TL posta ve tebligat masrafı, 492,00-TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 927,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına (%42,45 RED) göre 393,51-TL'sinin davacılardan müteselsilen alınarak adı geçen davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 200,00-TL posta ve tebligat masrafı, 492,00-TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 692,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına (%42,45 RED) göre 293,75-TL'sinin davacılardan müteselsilen alınarak adı geçen davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 130,00-TL posta ve tebligat masrafı, 4,30-TL vekâlet harcı olmak üzere toplam 134,30-TL yargılama giderinin tamamının davacılardan müteselsilen alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 11-Davacı ... vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş ve ... Şirketi'nden müteselsilen alınıp adı geçen davacıya verilmesine, 12-Davalılar İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş ve ... Şirketi vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınıp adı geçen davalılara eşit olarak verilmesine, 13-Red sebebi farklı olan haklarında talep edilen maddi tazminat taleplerinin tümüyle reddine karar verilen davalılar ... Şirketi, ... A.Ş, ... A.Ş. vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacı ...'tan alınıp adı geçen davalılara eşit oranda verilmesine, 14-Davacı ... vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş.'den alınıp adı geçen davacıya verilmesine, 15-Davacı ... vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş.'den alınıp adı geçen davacıya verilmesine, 16-Davacı ... vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin İzmir ... Ticaret ve Taahhüt A.Ş.'den alınıp adı geçen davacıya verilmesine, 17-Davalılar ... Şirketi, ... Şirketi, ... A.Ş, ... A.Ş. vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 25.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınıp adı geçen davalılara eşit olarak verilmesine, 18-Davalılar ... Şirketi, ... Şirketi, ... A.Ş, ... A.Ş. vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 25.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınıp adı geçen davalılara eşit olarak verilmesine, 19-Davalılar ... Şirketi, ... Şirketi, ... A.Ş, ... A.Ş. vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat bakımından hesap ve taktir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınıp adı geçen davalılara eşit olarak verilmesine, 20-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı İzmir ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Asliye Hukuk (Ticaret) mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İzmir BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.07/04/2026 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
TASHİH ŞERHİ
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasında verilen 07/04/2026 tarihli gerekçeli kararın (3) nolu hüküm fıkrasında davacılardan ...'ın adının ... değil ... olarak yazıldığı ve maddi hataya düşüldüğü anlaşılmakla, Hüküm sonucunun 3. fıkrasında yer alan "davacı ... için" şeklinde yazılan kısımların "davacı ... için" şeklinde tashihine ilişkin iş bu tahsis şerhi oluşturulmuştur. 01/07/2026 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı