İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/152 E. 2026/904 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/152
- Karar No
- 2026/904
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/152 KARAR NO : 2026/904
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- 2- ... - VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 16/02/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; hissedarı oldukları davalı ... tarafından 06/02/2026 tarihinde kanunda öngörülen çağrı usulüne uyulmaksızın kanuna, şirket esas sözleşmesine, dürüstlük kurallarına aykırı şekilde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, ancak genel kurul çağrısının 6102 sayılı Kanun'un 414. maddesi ve şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmediğini ve ilanın çıktığı gazetenin ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini, davacılara davalı şirkette ortak olarak genel kurulda konuşma, öneride bulunma, bilgi alma ve oy kullanma haklarının kullandırılmadığını, bilanço ve gelir-gider tablolarının oy çokluğu ile kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ana sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca, hissedarlara hisseleri oranında kar payı dağıltılması gerektiği belirtildiği halde kar payı dağıtımı yapılmaması yönünde Genel Kurulca karar alınmasının esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, şirket müdürünün ibrası, yıl sonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kazanç paylarının belirlenmesi gibi konuların gündeme alınmamasının da usulsüz olduğunu, müdürler kurulu tarafından olağanüstü toplantıya ilişkin görüşme yapılmadan, bu konuda usulüne uygun olarak alınan bir karar alınmadın yapılan 06/02/2026 tarihli tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitini, usul ve yasaya, şirket ana sözleşmesi ile dürüstlük ilkesine aykırı olarak icra edilen şirket genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısı ile ilgili toplantı yer ve gündemi gösterilerek ortaklara gündemi içeren çağrı mektuplarının 19/01/2026 tarihinde üç ortağa tebliğ edildiği halde ortakların genel kurul toplantısına katılmadıklarını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/476 Esas sayılı dosyasında görülen dava sırasında verilen ara karar doğrultusunda genel kurul yapıldığını, bu nedenle davacıların genel kurulun yapılacağından hem mahkeme kararıyla hem de tebligatla haberdar olduğunu, genel kurulda karar nisabına uyularak karar alındığını, davacıların davalı şirket üzerinde baskı kurmak amacıyla böyle bir dava açtıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER: Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin ana sözleşmesi, genel kurul tutanakları ve sicil dosyasının bir örneği dosyamız arasına celbedilmiştir. 06.02.2026 tarihli genel kurulun gündem maddelerinin her birinin gerek şekli bakımdan toplantı ve karar yeter sayısının bulunup bulunmadığı, her bir gündem maddesinin, kanuna, şirket esas sözleşmesine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, yine genel kurul toplantısında gündemin 5. Maddesinde oylanan kar dağıtımı yapılmaması kararına ilişkin şirket defter ve kayıtlarının, bilançolarının incelenmesi, şirketin uzun ve kısa vadeli borçlarının olup olmadığı, şirketin mevcut yapı ve kapasitesine göre kar payı dağıtılmamasına ihtiyacının olup olmadığı, bunun gerekli ve/veya zorunlu olup olmadığı konularında mali müşavir bilirkişi Azzem Özkan ile nitelikli hesap uzmanı bilirkişi Sibel Servet Okandan'dan 05/08/2026 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişiler Azzem Özkan ile Sibel Servet Okandan'ın 05/08/2026 tarihli bilirkişi raporunda; mali müşavir bilirkişinin değerlendirmeleri sonucu davalı şirketin finansal yapısı ve faaliyet sonuçları incelendiğinde ağırlıklı olarak özkaynaklarla finanse edildiği, önemli sayılacak bir yabancı kaynağı ve finansman gideri olmadığı, faaliyetlerinden kâr elde ettiği, elde bir edilen kârın dağıtımını kısıtlayan herhangi bir hususun olmadığı, davalı şirketin de kâr dağıtmamaya yönelik kararının gerekçesinin somut delillerle ortaya konmadığı tespit edilmiş olup, nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişinin değerlendirmeleri sonucu davacılara, davalı şirkette şirket ana sözleşmesinde yer alan sürelere riayet edilerek davet mektubu gönderilmiş olduğu, gönderilen mektupların bila tebliğ iade dönmüş olduğu, TTK 616 vd ve yine 620. maddeleri kapsamında inceleme yapıldığında, genel kurulda toplantıdan karar nisaplarının sağlanmış olduğu, mali müşavir bilirkişi tarafından “faaliyetlerinden kar elde ettiği, elde edilen karın dağıtımını kısıtlayan herhangi bir hususun olmadığı” şeklinde tespitin söz konusu olduğu kâr payı hakkı pay sahibinin “vazgeçilemez müktesep hakkı” olarak kabul edildiğinden bunun yanı sıra davalı şirketin de hali hazırda kâr etmekte olduğu nazara alındığında, 06.02.2026 tarihli genel kurulda kar dağıtmama kararı alınmış olması ve bu hususta davalı şirkette gerekçe sunulmamış olması hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu belirlenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Somut olayda davacı tarafça, hissedarı oldukları davalı ... tarafından 06/02/2026 tarihinde kanunda öngörülen çağrı usulüne uyulmaksızın kanuna, şirket esas sözleşmesine, dürüstlük kurallarına aykırı şekilde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, ancak genel kurul çağrısının 6102 sayılı Kanun'un 414. maddesi ve şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmediğini ve ilanın çıktığı gazetenin ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini, davacılara davalı şirkette ortak olarak genel kurulda konuşma, öneride bulunma, bilgi alma ve oy kullanma haklarının kullandırılmadığını, bilanço ve gelir-gider tablolarının oy çokluğu ile kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ana sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca, hissedarlara hisseleri oranında kar payı dağıltılması gerektiği belirtildiği halde kar payı dağıtımı yapılmaması yönünde Genel Kurulca karar alınmasının esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, şirket müdürünün ibrası, yıl sonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kazanç paylarının belirlenmesi gibi konuların gündeme alınmamasının da usulsüz olduğunu, müdürler kurulu tarafından olağanüstü toplantıya ilişkin görüşme yapılmadan, bu konuda usulüne uygun olarak alınan bir karar alınmadın yapılan 06/02/2026 tarihli tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitini, usul ve yasaya, şirket ana sözleşmesi ile dürüstlük ilkesine aykırı olarak icra edilen şirket genel kurulu kararlarının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı taraf ise; Genel kurul toplantısı ile ilgili toplantı yer ve gündemi gösterilerek ortaklara gündemi içeren çağrı mektuplarının 19/01/2026 tarihinde üç ortağa tebliği edildiği halde ortakların genel kurul toplantısına katılmadıklarını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/476 esas sayılı dosyasında görülen dava sırasında verilen ara karar doğrultusunda genel kurul yapıldığını, bu nedenle davacıların genel kurulun yapılacağından hem mahkeme kararıyla hem de tebligatla haberdar olduğunu, genel kurulda karar nisabına uyularak karar alındığını, davacıların davalı şirket üzerinde baskı kurmak amacıyla böyle bir dava açtıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın "kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı"na ilişkin 662. maddesi atfıyla TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Eldeki davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 16/02/2026 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. TTK'nın madde 617. maddesinde; “(1) Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. (2) Genel kurul, toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya on güne kadar kısaltabilir.”şeklinde düzenleme yer almaktadır. Davalı Şirket ana sözleşmesinin 7. “ilan” maddesinde ise toplantıdan ilan ve toplantı günü hariç olmak üzere en az 10 gün önce ilan yapılması düzenlenmiştir. TTK'nın 414'üncü maddesi kapsamında genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Düzenleme pay sahiplerinin toplantıdan uzak tutulmasını engellemek açısından kamu düzenine ilişkin ve kesin emredici bir hükümdür. Genel kurulun toplantıya çağrı şekline ilişkin bu düzenleme gereği çağrı işlemleri hem ana sözleşmede gösterilen şekle hem var ise ortaklığın internet sitesinde hem de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanla çağrılır. Yani bu şartlar seçimlik şartlar değil kümülatif şartlardır. Bu kapsamda genel kurulu, ancak kendisine kanun veya esas sözleşmede belirtildiği şekilde yetkili organ ve kişiler toplantıya davet edebilir. Bunun dışında hiç kimse genel kurul çağrısını gerçekleştiremez. Bu kapsamda genel kurul toplantılarına kural olarak bütün pay sahiplerinin katılımını sağlamak, pay sahiplerinin genel kurulda görüş ve oyları ile şirket faaliyetlerini ve genel kurulun alacağı kararları yönlendirmesine imkân tanımak gerekir. Bu nedenle de genel kurul gündeminden tüm pay sahiplerinin haberdar edilmesi lazımdır. TTK'nın 416'ncı maddesi istisna olmak kaydıyla genel kurula çağrı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmeden ve pay defterinde yazılı pay sahiplerine ya da pay sahibi olduğunu belgeleyen pay sahiplerine çağrı mektubu gönderilmeden ortada geçerli bir çağrı olmayacağından, böyle bir çağrı olmadan toplanan genel kurulda alınacak kararlar da yoklukla maluldür. Toplantı yeri ve zamanı çağrı ilan ve mektubunda yeterli şekilde gösterilmediği takdirde genel kurulda alınacak kararlar iptal edilebilirlik yaptırımına tabidir. Genel kurul çağrısının ilanı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılmalıdır. Şayet ilan bir gazetede yapılmışsa iki haftalık süre, son ilanın yapıldığı günden itibaren işlemeye başlayacaktır. Aksi takdirde genel kurulun usulüne uygun çağrılmadığı sonucu ortaya çıkacaktır. Ayrıca pay defterine yazılı pay sahipleri ile ortaklığa önceden pay senedi ya da pay sahipliğini ispatlayacak belge ibraz ederek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla gönderilir. Basit bir mektupla, e-posta ya da faksla pay sahipleri genel kurula davet edilemez. Olası ihtilaf halinde iadeli taahhütle genel kurula davet edildiğini ispat yükü ortaklık tüzel kişiliğine aittir. Dolayısıyla geçerli bir çağrının varlığı için çağrı bütün pay sahiplerine yapılmalı, kanun ve ana sözleşme kapsamında görevli ve yetkili organ ya da kişilerce yapılmalı, şekil ve özü yönünden her pay sahibinin anlayabileceği içerikte olmalıdır. Ayrıca TTK'nın 416/1'inci maddesinde bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabileceği ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabileceği düzenlenmiştir. Ancak bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin, aralarından biri itirazda bulunması veya katılmaması halinde toplantı yapılamayacaktır. Davaya konu olayda ise Kayseri 8. Noterliğinin 03048 yevmiye numaralı, 16/01/2026 tarihinde alınan Müdürler Kurulu kararı incelendiğinde; “Şirketimiz olağan genel kurul toplantısının aşağıdaki gündem maddelerini görüşmek üzere 06.02.2026 günü saat 10:00'da Hunat Mah. Uluğ Sok. Bahar Apt. No:11/1 Melikgazi/KAYSERİ adresinde yapılmasına” karar verildiği görülmüştür. Davacılar ... ve ... yönünden incelemede; bilirkişiler tarafından yapılan barkod sorgulaması neticesinde her iki davacıya ilişkin davetlerin 19 Ocak 2026 tarihinde postaya verildiği ancak teslim edilememiş olduğu görülmüştür. PTT tarafından davacıların şirkete bildirdiği ve dava dilekçesinde gösterdiği adrese PTT idaresince tebligat yapılamamış olması çağrı usulsüzlüğü olarak değerlendirilemez. Davacıların kabulünde olan adresine gündemin tebliğ edilmesi nedeniyle ayrıca bir adresinin var olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2021/198 E. 2024/246 K. Sayılı ilamı aynı yöndedir.) Ancak çağrının Ticaret Sicilinde ilan edilmesi zorunlu olup davaya konu olayda ise sicilde ilan edilmediğinde çağrının usulsüz olduğu açıktır. Hemen burada belirtmek gerekir ki TTK'nın 414/1. maddesinde belirtilen çağrının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanla yapılması kuralına riayet edilmediği anlaşılmakta ise de bu zorunluluğa uyulmaması genel kurulda alınan kararları tek başına sakatlayan bir hal olarak düzenlenmemiştir. TTK'nın 446. maddesinde davet usulüne aykırılığın, toplantıda alınan kararları etkilemiş olması şartına bağlanmıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre davacılara usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacıların bu nedenle genel kurul toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhi koyma şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez. Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının tespiti halinde mümkündür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15396 Esas, 2016/7426 Karar sayılı kararı) Somut uyuşmazlıkta davalı şirketin 4 ortağı bulunduğu davaya konu 06/02/2026 tarihli Genel Kurul Toplantısına sadece hissedarlardan Mehmet Kamanlıoğlu' nun katıldığı, 2021, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılları bilanço ve gelir- gider tablolarının oy çokluğu ile kabul edildiği ve şirketin 2023, 2024, 2025 yılları dönem net karından yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan dağıtılabilir karın şirket uhdesinde kalmasına, kar payı dağıtımı yapılmamasına oy çokluğu ile karar verildiği görülmektedir. İlgili hükümler incelendiğinde limited şirkette Genel Kurul Toplantısı için toplantı nisabı öngörülmemiştir. Daha açık anlatımla toplantıda tek bir ortak dahi bulunsa gündemdeki konularla ilgili karar alabilir. Karar yeter sayılarına ilişkin ise TTK Madde 620 “Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.” şeklinde hüküm bulunduğu görülmüştür. Devamında yer alan 621. Maddede ise özel nisap gerektiren haller sıralanmış olup somut olayda yer alan iddiaların ise özel nisap gerektirmediği gözetildiğinde 06/02/2026 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı, madde 620 'de yer alan oyların salt çoğunluğunun sağlanıp sağlanmadığı yönünden yapılan incelemede davalı şirketin toplam 1360 adet hissesinden 1298 hissesinin Mehmet Kamanlıoğlu'na ait olduğu, alınan kararlar için özel nisap gerekmedeğinden davaya konu toplantı için karar nisabının sağlandığı açıktır. Davaya konu toplantıda alınan 4 nolu karar bilanço, gelir-gider tablolarının okunmasına ilişkin olup alınan karar kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığından salt çağrının usulsüzlüğü bu maddenin iptalini gerektirmemektedir. Mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede; davalı şirketin faaliyetlerinden kâr elde ettiği, elde edilen kârın dağıtımını kısıtlayan herhangi bir hususun olmadığı tespit edilmiştir. Kâr payı hakkı pay sahibinin "vazgeçilemez müktesep hakkı" olarak kabul edildiğinden bunun yanı sıra davalı şirketin de halihazırda kar etmekte olduğu nazara alındığında, 06/02/2026 tarihli genel kurulda kâr dağıtmama kararı alınmış olmasının ve bu hususta davalı şirketçe gerekçe sunulmamış olması durumu değerlendirilmelidir. Kâr payı ortağın temel haklarındandır. Bu nedenle şirket, kârın sürekli olarak dağıtılmayıp yedek akçeye ayrılmasının somut gerekçelerini açıklamakla yükümlüdür. Aksi halde GK'nın bu yöndeki kararı dürüstlük kurallarına aykırılık nedeni ile iptal ettirilebilir. (Yargıtay 11 HD. E. 2015/994, K. 2015/5904) Usulsüz çağrıya dayanılarak yapılan 06/02/2026 tarihli Genel Kurul Toplantısının 5. Maddesinde haklı ve somut bir gerekçe gösetirilmeden kâr dağıtılmamasına ilişkin karar alınması dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan davalı şirketin 06/02/2026 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 5 nolu kararının iptaline, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/994 E., 2015/5904 K. Sayılı ilamı benzer yöndedir.) Emsal nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/312 Esas 2013/1012 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere aynı hukuki sebebe dayanarak dava açan davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunması, davacılar vekilince her davacı yönünden ayrı ayrı mesai harcanmaması ve aynı/tek hukuki sebebiyle davacıların davasının kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olması gözetilerek, kabulüne karar verilen kısım yönünden davacılar lehine, reddine karar verilen kısım yönünden ise davalı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiştir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/617 E.2023/669 K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir.) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davalı şirketin 06/02/2026 Genel Kurul Toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, fazlaya ilişkin isteminin reddine,
2-Davacı ... tarafından açılan dava yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcı dava açılırken davacıdan peşin olarak alındığından adı geçen davacı yönünden yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı ... tarafından açılan dava yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcı ile 732,00-TL başvurma harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ... tarafından yatırılan 732,00-TL başvurma harcı ile 732,00-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Davacılar tarafından yargılama boyunca yapılan; 442,90-TL tebligat ve posta gideri ile 16.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.442,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davacılar lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine 9-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/10/2026
Başkan ... ¸E-imzalıdır Üye ... ¸E-imzalıdır Üye ... ¸E-imzalıdır Katip ... ¸E-imzalıdır