İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1370 E. 2026/136 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1370
Karar No
2026/136
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1370 Esas KARAR NO : 2026/136

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın 28/07/2025 tarihinde geçirdiği trafik kazası neticesinde ağır hasar alarak davalı sigorta şirketi tarafından "Tam Ziya" (Pert) kararı verildiğini, aracın kaza tarihinde davalı şirket nezdinde ... numaralı "..." ile teminat altına alındığını, taraflar arasında imzalanan mutabakatname ile aracın rayiç bedelinin 750.000,00 TL olarak kesinleştirildiğini, mutabakatname uyarınca tazminatın bir kısmının sovtaj alıcısı, kalan kısmının ise davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, sovtaj alıcısı tarafından 455.000,00 TL ödeme yapılmasına rağmen davalı sigorta şirketinin ödemesi gereken 295.000,00 TL bakiye tutarın tüm şifahi bildirimlere rağmen ödenmediğini, davalı şirkete 25/02/2026 ve 26/02/2026 tarihlerinde gönderilen ihtarnamelere rağmen ödeme yapılmadığını, taraflar arasında imzalanan ibranamenin ödeme şartına bağlı olduğunu ve bakiye alacak ödenmediği sürece geçersiz olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca sigortacının gerçek zararı ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 295.000,00 TL bakiye tazminat tutarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca alacağın tahsilini teminen davalı şirketin taşınır, taşınmaz ve banka hesapları üzerine ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici ilişkisinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinin HMK 119. maddesinde aranan unsurları içermediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olarak mutabakatnameyi beklemeden dava açtığını, ...'nın 09.04.2025 tarihli kararı ile müvekkil şirketin temdit yetkisinin kaldırıldığını ve ödemelerin kurum onayına bağlandığını, bu nedenle gecikmeden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, tazminata hükmedilmesi halinde poliçedeki pert araç, hasar tazmin yöntemi, parça klozları ve muafiyetlerin uygulanması gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşürülmediğini ve ticari faiz işletilemeyeceğini, sigorta sözleşmelerinin zenginleşme aracı olamayacağını, gerçek zararın tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir ve haciz şartlarının oluşmadığını, müvekkil şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini, ihtiyati haciz talebinin reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde; Dava; trafik kazasında pert olan araç raiç bedelinin kasko sigortacısı davalıdan tazmini istemine ilişkindir. Görülmekte olan davada; davalı şirket ile davacı arasında, ...tanzim tarihli ve ... poliçe numaralı Kasko Sigortası Poliçesi düzenlendiği, sigortalı aracın taraflar arasındaki sigorta poliçesi kapsamında hususi araç olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve kuralları, kamu düzenine ilişkindir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı hükme bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3. maddesinde ki "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır" yönündeki düzenlemeyle Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisine dönüştürülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a)Bu Kanunda, b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanunu'nun havale hakkındaki 457-462 ve vedia hakkındaki 463-482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de Ticaret Mahkemesi görevlidir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Kasko Sigorta Poliçesine göre davacıya ait aracın hususi araç olduğu, ticari araç olmadığı, davacının gerçek kişi olduğu, davacının gerçek kişi tacir olduğu kabul edilse dahi, işin davacının ticari işletmesiyle ilgisi bulunmaması nedeniyle taraflar arasında ki uyuşmazlığın TTK kapsamında nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, yine TTK da düzenlenen hususlardan doğmayan uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, hal böyle olunca da, Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakma hususunda görevli olmadığı, taraflar arasındaki ilişkide davacının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici olması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu anlaşılmakla davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı tarafından açılan davanın MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Davaya bakmaya İstanbul Anadolu TÜKETİCİ MAHKEMESİ'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 6100 sayılı HMK'nın görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler kenar başlıklı 20/1.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde süresinde başvuru halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 6100 sayılı HMK'nın esastan sonuçlanmayan yargılama gideri kenar başlıklı 331/2. Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, verilen karar HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.01/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1370, K. 2026/136, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1370-e-2026-136-k-886c5203cbe4