İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/831 E. 2026/915 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/831
Karar No
2026/915
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/831 Esas KARAR NO : 2026/915

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/11/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında ... hakkında icra takibi başlatıldığını, icra takibi sebebiyle ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasından alınan haciz talimatı ile ... 9. İcra Dairesi'nin ...Talimat dosyası ile dosya borçlusu ...'in mallarının haczi için talimat yazıldığını, davalı şirket vekili ...'in adresine haciz yapmak yerine müvekkilinin işyeri adresi olan ... adresine 19.08.2025 tarihinde hacze geldiğini, borçlunun müvekkili ile organik bağı olmamasına ve müvekkili iş yerinde borçluya ait herhangi bir evrak bulunmamasına rağmen müvekkilinin iş yerinde bulunan malların haczedildiği, müvekkilin kasası açtırılarak kasadaki nakit paralar ve çeklerin haczedildiğini, müvekkilinin gerek iş yeri çevresinde gerekse müşterilerine karşı itibarı zedelendiğini, müvekkilinin kendine ait olmayan bir borç nedeniyle iş yerinde haciz işlemi yapılmış olması, haczin uygulanması ile kaldırılması arasında geçen sürede yaşanan stres, elem, üzüntü ve müvekkilinin itibar kaybı yaşadığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminat, 500.000,00-TL manevi tazminata, müvekkili lehine verilecek tazminatlara, haciz işleminin gerçekleştiği günden itibaren yasal faize hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır. Toplanan Deliller: ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ... 9. İcra Dairesi'nin ... Talimat sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı asilin ticaret sicil kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı asilin gelir vergisi beyannamesi örneği, Mahkememizin 29/09/2026 tarihli duruşma tutanağında tanık ...'in ve tanık ...'in beyanları, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava; haksız haciz nedeniyle üçüncü kişinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması hâlinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Maddi tazminat için geçerli olan bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk (tehlike sorumluluğu) esasına dayalıdır. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun ... gün ve ... Esas ... Karar sayılı kararıyla; “Borçlu hakkında yapılan bir icra kovuşturması sırasında haksız yere malı haczedilen üçüncü kişilerin bu yüzden doğan gerçek zararlarının ödetilmesini, İcra ve İflas Kanunu’nun 97. maddesinde öngörülen özel hüküm dışında genel hükümlere göre genel mahkemelerde ayrıca dava açarak isteyebilecekleri” kabul edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takip dosyasında, dava dışı (temlik eden) ...Şirketi tarafından dava dışı 3. kişi olan ... aleyhine kredi alacağının tahsili amacıyla 09/12/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, sunulan 16/06/2025 tarihli dilekçe ile alacağın davalı ...Şirketi tarafından temlik alındığının bildirildiği, davacının iş yeri adresi olan ... adresinde talimat üzerine ... 9.İcra Müdürlüğü tarafından 19/08/2025 tarihinde haciz gerçekleştirildiği, davacı ile dava dışı asıl borçlunun kuzen oldukları, haciz tutanağında yer alan beyana göre borçlunun ... ismiyle daha önceden ticaretle uğraştığı, davacının ise ... ismiyle ticaret yaptığı, haciz yapılan adresin borçlunun eski iş yer adresi olması ve aynı ticari alanda faaliyet gösterilmesi sebebiyle takip borçlusu olmayan davacının iş yeri adresinde haczin gerçekleştirildiği, istihkak iddiasına ilişkin davacı tarafından dilekçe sunulması üzerine hacze konu adresin borçluya ait olmaması ve vergi levhasının davacıya ait olması sebepleriyle davacının istihkak iddiası çerçevesinde haczedilen malların iadesine, alacaklıya istihkak davası açmak üzere süre verilmesine karar verildiği, alacaklı tarafından ise istihkak davası açılmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi nedeni ile davacının menkul mallarının haczedildiği, davacının istihkak iddiası üzerine İİK 99. maddesi uyarınca alacaklı davalıya istihkak davası açmak üzere süre verilmesine karar verildiği, davalı alacaklı tarafından süresi içinde istihkak davası açılmadığı anlaşılmakla birlikte, davalı alacaklı tarafından süresi içinde istihkak davası açılmamasının haczin hukuka aykırı olduğunu göstermediği, sadece alacaklının icra iflas hukuku kapsamında korunmasını engellediği, takip borçlusunun haciz mahallinde ticari faaliyet gösterirken bu adresten taşındığı ve takip borçlusu ile davacı arasında akrabalık bulunduğu, davacı ile borçlunun aynı iş kolunda aynı muhitte faaliyette bulunduğu, bu durumda davalı alacaklı vekilinin haciz talep etmesinin ağır kusur yahut kötü niyetli olarak nitelendirilemeyeceği, kaldı ki alacağın temlik alınmasından yalnızca iki ay sonra haczin gerçekleştirilmesi sebebiyle temlik alan davalının kötü niyetli hareket ettiğinden söz edilmesinin olanaklı olmayacağı, tüm bunlarla birlikte haciz tutanağında belirtildiği üzere haczedilen menkullerin 3. şahıs ...'e yedieminliği kabul etmesi üzerine kendisine bırakıldığı, 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği, davacının oğlunun, 2004 sayılı İİK'nın 99.maddesi uyarınca kendisine yediemin olarak bırakılması gereken haczedilen menkulleri kabul etmesi üzerine muhafaza işlemi yapılmadığı, her ne kadar 2004 sayılı İİK'nın 259.maddesi uyarınca alacaklı maddi zarardan kusursuz sorumlu ise de davacının malları yediemin olarak kabul etmesi suretiyle masraf oluşmadığı, haczedilen para ve kıymetli evrak bakımından ise 2004 sayılı İİK 88.maddesinde; haczedilen taşınır mallar hakkında alınacak olan muhafaza tedbirlerinin düzenlendiği, haczedilen şeyin para, banknot, hâmiline ait senet, poliçe, cirosu mümkün senet, altın, gümüş ve diğer kıymetli şeylerden olması halinde bunların doğrudan doğruya icra dairesi tarafından muhafaza altına alınabileceği, bunlara icra dairesi tarafından el konulmasının, haczin geçerlilik koşulu olduğu, bu haliyle hukuka aykırılık bulunmadığı, gerçek zarar ilkesine göre davacının oğlu tarafından yediemin olarak teslim alınan ürünlerin muhafazası için herhangi bir bedel ödenmediği ve maddi zararın doğmadığı, her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de davacıya ait şirket ile dava dışı borçlu olan şirket arasında bağlantı olduğuna ilişkin bazı emareler olduğu, bu doğrultuda haciz işlemi yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşılmakla maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur. Davalının istihkak davası açmaması, asıl borçlunun dava dışı kişi olması, davacının ise zarar gördüğünü iddia eden üçüncü kişi olması, dava dışı asıl borçlunun icra takibi ile ilgili borca itiraz etmemesi, icra takibi iptali ile ilgili dava açmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, icra takibinde davalının haksız olmadığı, kaldı ki davalının alacağı bankadan temlik alan üçüncü kişi ve varlık yönetim şirketi olduğu, davalının takipte kötü niyetinin ya da ağır kusurunun varlığının da sabit olmadığı, bu hususun davacı tarafça ispat edilmediği anlaşıldığından manevi tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-2004 sayılı İİK'nın 259/1. maddesi uyarınca üçüncü kişi olan davacı tarafından davalı aleyhine açılan haksız hacizden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davanın sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın peşin alınan 8.709,53-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 7.977,53-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.115,80-TL posta ve tebligat gideri yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/831, K. 2026/915, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-831-e-2026-915-k-86f963f8b9cd