İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/829 E. 2026/594 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/829
- Karar No
- 2026/594
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/829 Esas KARAR NO : 2026/594
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/09/2025 KARAR TARİHİ : 03/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı...'ın inşaat işini üstlendiği '...'da yer alan ... ve ... Otoparklarının temel altı pvc boru ve süzgeç hatlarının döşemesini gerçekleştirdiğini, bu nedenle de davalı adına ... nolu, 07/05/2024 tarihli KDV dahil 368.768,78 TL bedelli e-fatura tanzim edildiğini, davalının müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapmaması üzerine bu alacağın tahsili için davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış ise de icra takibi davalının haksız itirazı neticesinde durdurulduğunu, zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk yoluna da başvurulduğunu ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirketin fatura konusu hizmeti yerine getirdiğinin tanıklarının dinlenmesiyle, davalı taraftan 368.768,78 TL alacaklı olduğunun ise tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle ve vergi dairesinden celbedilecek karşılaştırmalı alış satış analiz formlarıyla (BA/BS) açığa çıkacağını iddia ederek; davalı borçlunun Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında başlattıkları icra takibine yaptığı haksız ve yersiz itirazın kısmen iptali ile icra takibinin asıl alacak miktarı olan 368.768,78 TL üzerinden devamına, takibe haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalı borçlunun asıl alacak miktarı olan 368.768,78 TL'nin %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın haksız ve mesnetsiz olup, reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete karşı herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davacı şirketten aldığı mal/hizmet bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafın başlatmış olduğu icra takibine ve akabinde huzurdaki işbu davaya dayanak olarak müvekkili şirketten olan alacağını sözde bir faturaya istinat ettirmeye çalışmışsa da, taraflar arasında faturaya dayanak olarak geçerli, yazılı yahut zımni bir cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığının açık ve tartışmasız olduğunu, söz konusu ilişkinin varlığına dair ileri sürülen iddiaların hukuki temelden yoksun olduğu gibi, herhangi bir yazılı belgeyle de teyit edilmediğini, bu durumun iddianın soyut nitelikte kaldığını ve dayanaktan yoksun olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, kaldı ki, icra hukukunun temel taşlarından biri olan ve mahkemeyi, takipte gösterilen borç sebebiyle bağlı kılan “itirazın iptali” davasında; takibe dayanak teşkil eden hukuki ilişkinin mevcudiyetinin öncelikle Mahkeme nezdinde sübut bulmak durumunda olduğunu, zira Mahkemenin borcun kaynağını teşkil ettiği iddia olunan ilişki çerçevesinde bir değerlendirme yapmakla yükümlü olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca, taraflar arasında temel bir borç ilişkisi kurulmadığı sürece tek başına faturaya itiraz edilmemiş olmasının dahi (ki söz konusu faturanın ve içeriğinin tamamının müvekkili tarafından kabulü mümkün olmadığını) alacağın varlığına karine teşkil etmemekte olup, davacının iddiasını ispat yükünün devam ettiğini, bu itibarla taraflar arasında geçerli bir ticari ilişki bulunmadığı ve davacının talebinin mesnetsiz olduğunun sabit olduğunu, davacı tarafın salt olarak fatura düzenlediğini, faturaya konu hizmetin/malın teslim edildiğini içerir hiçbir delili ortaya koyamadığını, bir faturanın alacağın ispatında delil niteliği taşıyabilmesi için, yalnızca düzenlenmiş olmasının yeterli olmadığını, faturanın düzenleyen tarafından usulüne uygun biçimde muhatabına tebliğ edilmiş olması, bu tebliğin gerçekleştiğinin somut delillerle ispatlanması ve faturanın muhatap tarafından kabul edilmiş olmasının gerektiğini, uyuşmazlığa konu alacağın, faturalara dayandırıldığı hallerde, fatura konusu işin yapılmış olduğu ya da malın teslim edildiği hususunun davacı tarafından açık, net ve kesin delillerle ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, bu bağlamda, faturaların ticari defterlere kaydedilmiş olmasının dahi tek başına yeterli kabul edilmediğini, fatura içeriğindeki mal veya hizmetin fiilen ifa edildiğinin ve faturanın karşı tarafa usulüne uygun biçimde gönderilip kabul edildiğinin ayrıca ortaya konulması gerektiğini, fatura içeriğine konu alacağın dayandığı hukuki ilişkinin varlığının ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesi uyarınca yazılı delil ile ispatlanması gereken bir husus olduğunu, davacı tarafın, sırf fatura düzenlemek suretiyle müvekkili şirketten alacak talep etmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, davacının dayanağı faturanın müvekkili tarafından asla kabulünün mümkün olmadığını, fatura konusu mal veya hizmetin müvekkili şirkete fiilen teslim edildiğine ya da ifa edildiğine ilişkin herhangi bir sözleşme, teslim belgesi, sevk irsaliyesi veya benzeri somut delilin dosyaya sunulmadığını, faturanın muhataba usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve kabul edildiğinin de ispatlanamadığını, oysa ki Yargıtay kararları uyarınca, fatura içeriğine konu işin veya teslimin gerçekleştiğinin ancak yazılı ve kesin delillerle ispat edilebildiği hallerde alacak talebinin hukuki zemine oturabileceğini savunarak; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz olması sebebiyle huzurda görülmekte olan davanın tümden reddine ve davacı aleyhine %20’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafça fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın; taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacı tarafça fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya arasına alınmış, incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun... ve Turizm Yatırımları Anonim Şirketi olduğu, fatura alacağından kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek toplam 508.678,11-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 14/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 18/03/2025 tarihli dilekçesi ile icra takibine, mesnedi borca, dayanak belgeye, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 18/03/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Esenler ve Sarıgazi Vergi Dairelerinden; taraf şirketlerin 2024 yılına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Mahkememiz dosyası, davacının iddiaları, davalı taraf savunması, sunulan ve toplanan deliller, BA/BS formları, dosya kapsamındaki belgeler ve Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına göre; TARAFLARIN TİCARİ DEFTERLERİ incelenmek suretiyle; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulanması halinde tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi, davacı tarafça düzenlenen faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturanın BA/BS formlarında bildirilip bildirilmediği hususları ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağın miktarı hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 01/03/2026 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 01/03/2026 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; ''...Davacı tarafın 2024-2025 yılına ait yevmiye ve kebir defterlerini usulüne uygun tuttuğu, envanter defterlerinin incelemeye sunulmadığı, ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığının takdirinin Mahkemeye bırakıldığı, davalı tarafın 21.01.2026 tarihli defter inceleme günü gelmediği ancak yerinde inceleme talebinin bulunduğu, davalı vekilince dosya muhteviyatına sunulan beyan dilekçesinde, ticari defter ve kayıtların incelenmesi için ... isminin ve ... telefon numarasının belirtildiği, ticari defter ve kayıtların incelenmesi için 22.01.2026-09.02.2026-10.02.2026- 16.02.2026 tarihlerinde tekrar tekrar iletişim kurulmasına ve tekrar tekrar talebin yenilenmesine rağmen ticari defter ve kayıtların incelemeye sunulmadığı, yapılan tüm ... yazışmalarının kayıt altında olduğu, talep halinde sayın mahkemeye sunulabileceği, tüm bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın Mahkemenin takdirine bırakıldığı, takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 07.05.2024 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 368.768,78 TL/KDV hariç 307.307,32 TL tutarlı 1 adet faturanın olduğu, davacı tarafın fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiği, faturanın açıklama kısmına “... ... OTOPARK TEMEL ALTI PVC BORU VE SÜZGEÇ HATLARI + ... ... OTOPARK TEMEL ALTI PVC BORU VE SÜZGEÇ HATLARI” bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 07.05.2024 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 368.768,78 TL/KDV hariç 307.307,32 TL tutarlı 1 adet faturanın olduğu, iş bu faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, davacı tarafın davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 07.05.2024 tarihli ve 368.768,78 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 07.05.2024 tarihinden itibaren davacı tarafın davalı taraftan 368.768,78 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 368.768,78 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, netice itibariyle, davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 368.768,78 TL alacağı talep edebileceğii" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. Davalı tarafça, verilen kesin süre içerisinde uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve kayıtları Mahkememize sunulmamış, defter ve kayıtlar için ... iletişim bilgilerinin verildiği, bilirkişi tarafından yapılan yazışmalara rağmen ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği görülmüştür. İİK'nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'un 67/2.maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. "Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. 6100 Sayılı HMK 'nın 190/1 ve 191. Maddeleri ile 4721 Sayılı TMK'nın 6. Maddesi incelendiğinde; İspat yükü MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı ispat MADDE 191- (1) Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz. İspat yükü MADDE 6- (1)Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Demek sureti ile herkesin dayanmış olduğu vakıaların ispatıyla mükellef olduğunu belirtmiştir. Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Bununla birlikte, iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için, yemin deliline açıkça dayanılmış olması da zorunludur. Bu kapsamda; davalı vekiline, cevap dilekçesinin deliller kısmında yemin deliline açıkça dayanmış olduğu anlaşılmakla; yemin teklif etme hakları hatırlatılmış, davalı tarafça yemin teklifinde bulunulması üzerine 03/06/2026 tarihli duruşmada davacı şirket yetkilisi tarafından yemin eda edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, BA/BS formları, 01/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturadan kaynaklı alacaklı olduğu iddia edilerek davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali istemli davanın açıldığı, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, davalı tarafça ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların Mahkemeye sunulmadığı, 01/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda; takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 07.05.2024 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 368.768,78 TL/KDV hariç 307.307,32 TL tutarlı 1 adet faturanın olduğu, davacı tarafın fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiği, faturanın açıklama kısmına “... ... OTOPARK TEMEL ALTI PVC BORU VE SÜZGEÇ HATLARI + ... ... OTOPARK TEMEL ALTI PVC BORU VE SÜZGEÇ HATLARI” bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, iş bu faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği hususlarının tespit edildiği; takip ve dava konusu olan alacağa dayanak faturanın davalının BA formunda bildirilmiş olduğu, bu durumda davalının BA formu uyarınca dava ve takip konusu olan faturayı vergi dairesine bildirmiş olduğu nazara alındığında davalının artık fatura konusu malları/hizmeti teslim almış olduğunun kabulü gerektiği, fatura konusu malların/hizmetin davalıya tesliminin kanıtlandığı, davalı tarafça ihtara rağmen ticari defter ve kayıtların Mahkemeye sunulmadığ, davalının ticari defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğu anlaşılmakla; kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf, bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; davalı vekiline yemin hakkı hatırlatılmış, davacı şirket yetkisiline gerekli uyarıyı da içerecek şekilde yemin metni tebliğ edilerek, yeminin ifası istenilmiş, davacı şirket yetkilisinin dava ve takip konusu faturanın verilen hizmete karşı kesildiği ve bedelinin davalı tarafça ödenmediği şeklinde yeminli beyanda bulunduğu gözetilerek; dosya kapsamında yapılan inceleme, dosyaya ibraz edilmiş olan fatura, BA/BS formları, davacı ticari defterlerindeki kayıtlarla hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının ticari defter kayıtları ve BA/BS formları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlandığı, faturadan kaynaklı borcun ödenmediği, davacının icra takibi başlatmakta haklı olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KABULÜ ile; 1-Davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 368.768,78-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmak sureti ile DEVAMINA, 2-İcra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olması sebebi ile itirazın iptaline konu asıl alacak miktarının %20'si oranında (73.753,76-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 25.190,60-TL harçtan peşin alınan 3.754,26-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 2.543,39-TL peşin harcın mahsubu ile noksan kalan 18.892,95-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan 3.754,26-TL peşin harç, icra dosyasına yatırılan 2.543,39-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 6.913,05-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 13.570,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 59.003,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda davalı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/06/2026
Katip ... ¸¸
Hakim ..... ¸¸