İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/820 E. 2026/289 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/820
Karar No
2026/289
Karar Tarihi

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/820 Esas - 2026/289 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/820 Esas KARAR NO : 2026/289 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2025 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/04/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 02/10/2024 tarihinde davalının Yenimahalle/...adresindeki şantiyesinde yürütülecek çalışmalarla ilgili olarak "İş Yeri Hekimliği Hizmet Alımı Sözleşmesi" ve "İş Güvenliği Uzmanı Hizmet Alımı Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme bedelinin e-posta yazışmalarıyla 2024 yılı için işçi başına 400,00 TL + KDV ve 2025 yılı için işçi başına 650,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, davalı tarafından her ay paylaşılan işçi listelerine göre iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini eksiksiz bir şekilde ifa etmesine rağmen davalı tarafın ödemeleri ciddi şekilde aksattığını ve geç ödemeler yaptığını, bu durumun hizmetin devamını çekilmez hale getirdiğini, bakiye alacak için......İcra Dairesi'nin 2025/56720 Esas sayılı dosyası ile 538.561,26 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkil şirketin dokuz aylık süreçte davalı işçilerine her türlü donanım, eğitim ve malzemeyi eksiksiz olarak verdiğini, hizmetin ifa edildiğine dair davalı yetkililerinin de ıslak imzasını taşıyan aylık kurul toplantı tutanaklarının ve yaklaşık 1.000 sayfayı bulan ıslak imzalı evrakların mevcut olduğunu belirterek, davalının......İcra Dairesi'nin 2025/56720 Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacak tutarının %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, ödeme emrinde borcun sebebinin "cari hesap alacağı" olarak belirtilmesi nedeniyle uyuşmazlığa TTK'nın 89. ve devamı maddelerinin uygulanması gerektiğini, TTK'nın 94. maddesi uyarınca taraflar arasında bir teamül olmadığından her takvim yılının son gününün hesabın kapatılması günü olarak kabul edileceğini, davacının öncelikle saptanan artan tutarı gösteren cetveli müvekkiline tebliğ etme zorunluluğu bulunduğunu, müvekkilinin bu cetveli aldığı tarihten itibaren bir ay içinde itirazda bulunmaması halinde bakiyeyi kabul etmiş sayılacağını, 2025 yılı için hesabın kapatılması gününün 31/12/2025 olduğunu, davacının bu tarihi beklemeden ve usulüne uygun şekilde artan tutarı gösteren cetveli tebliğ etmeden doğrudan icra takibi başlattığını, bu haliyle alacağın henüz muaccel hale gelmediğini ileri sürerek, davanın reddine ve müvekkili lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ......İcra Dairesi'nin 2025/56720 Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında akdedilen 02/10/2024 tarihli hizmet sözleşmeleri, takip dayanağı faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, 18/02/2026 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında 02/10/2024 tarihinde iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verilmesine ilişkin sözleşmeler imzalandığı, davacı vekilinin müvekkilinin sözleşme kapsamındaki hizmetleri tam olarak ifa etmesine rağmen ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap olduğunu, TTK'nın 94. maddesi gereğince alacağın henüz muaccel olmadığını savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür. İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur." ve 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır. İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 538.561,26 TL asıl alacağın tahsili amacı ile......İcra Dairesi'nin 2025/56720 Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 08/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 09/09/2025 tarihinde icra dairesine başvurarak borca itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 06/10/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir. TTK'nın 89. maddesinde cari hesap sözleşmesi, "İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme" olarak tanımlanmış ve aynı maddenin ikinci fıkrasında bu sözleşmenin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı hüküm altına alınmıştır. Davalının savunmasının temelini oluşturan TTK'nın 94. maddesindeki hesap devresi ve bakiyenin kabulüne ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir cari hesap sözleşmesinin bulunması zorunludur. Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur. Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir... Faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (Yargıtay HGK'nun 14/05/2019 tarih ve 2017/19-823 esas, 2019/553 karar sayılı kararı). TTK'nun 21/2. maddesi "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır" şeklinde düzenlenmiş olup, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Yine aynı madde uyarınca, faturanın içeriğine Kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir (Yargıtay HGK'nun 30/05/2019 tarih ve 2017/1655 esas, 2019/638 karar sayılı kararı). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/10/2023 tarih ve 2022/3245 esas, 2023/5599 karar sayılı kararında "davalının takip konusu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, BA formu ile Vergi Dairesine bildirdiği, faturaların ticari defterlere kayıt edilmesinin malın teslimi anlamına geldiği, davacının ticari kayıtlarına göre fatura tutarı kadar alacaklı olduğunun anlaşıldığı, faturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı teslim aldığının kabulü gerektiği, malı teslim aldığı kabul edilen davalının ise teslimin gerçekleşmediğini ya da satış bedelini ödediğini kesin deliller ile ispatlayamadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu" belirtilmiştir. ... .... .... .... .... .... karar sayılı kararında, faturanın süresinden sonra iade edildiği, davalının kayıtlarında bedelinin ödendiğine ilişkin bir kaydın yer almadığı, davalı taraf hizmeti almadığını iddia etmekte ise de süresi içerisinde faturaya itiraz etmediği, artık mal veya hizmetin teslim edilmediğini ispat yükünün davalıda olduğu ve bu faturanın ödendiğinin davalı tarafından ispatı gerekir ise de herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığı, davalının iddiasınının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi ... .... .... tarafından düzenlenen 18/02/2026 tarihli raporda, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelendiği, her iki tarafın da defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil niteliği taşıdığı, davacı firmanın ticari kayıtlarına göre davalıdan 538.561,26 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davalı firmanın ticari kayıtlarında da davacıya 538.561,26 TL borcu bulunduğunun kayıtlı olduğu, bu durumun vergi dairesi kayıtları (Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi) ile de uyumlu olduğu, davalının davacıya herhangi bir iade faturası düzenlemediği, davalının TTK'nın 89. ve 94. maddelerine dayanan savunmasının, taraflar arasında kanunun aradığı şekilde yazılı bir "Cari Hesap Sözleşmesi" bulunmadığından yerinde olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturalı alacak-borç ilişkisi olduğu, davacının düzenlediği son faturanın vadesinin 15/08/2025 olduğu ve icra takibinin bu tarihten sonra 28/08/2025 tarihinde başlatıldığı, bu nedenle alacağın takip tarihi itibarıyla muaccel olduğu belirtilerek, davacının icra takibine konu ettiği 538.561,26 TL asıl alacağın davalıdan talep edilebilir olduğu bildirilmiştir. Davacı vekili, 20/02/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, raporun her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre alacaklarını teyit ettiğini, davalının cari hesap sözleşmesi iddiasının soyut kaldığını belirterek raporun haklı davalarını kanıtlar nitelikte olduğunu ve davanın kabulünü talep ettiğini bildirmiştir. Davalı vekili, 11/03/2026 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, borcun sebebinin ödeme emrinde "cari hesap alacağı" olarak belirtildiğini, bu nedenle TTK'nın 89. ve devamı maddelerinin uygulanması gerektiğini, TTK'nın 94. maddesi uyarınca alacak muaccel hale gelmeden icra takibi yapıldığını, bu nedenle borca itiraz ettiklerini ve davanın reddi gerektiğini savunarak aksi yöndeki raporu kabul etmediklerini beyan etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdedilen 02/10/2024 tarihli hizmet sözleşmeleri, takip dayanağı faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 18/02/2026 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı tarafın savunmasının temelini oluşturan taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap sözleşmesi olduğu iddiasının, TTK'nın 89/2. maddesi uyarınca bu tür sözleşmelerin yazılı yapılması zorunluluğu karşısında, dosyaya yazılı bir cari hesap sözleşmesi sunulmadığından hukuki dayanaktan yoksun olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu, mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hem davacı hem de davalı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde, davacının takip konusu yaptığı 538.561,26 TL alacağın kayıtlı olduğu, davalının kendi ticari defterlerinde dahi bu borcu kabul etmiş olması karşısında borcun varlığının ve miktarının tartışmasız olduğu, davacının düzenlediği son faturanın vadesinin takip tarihinden önce dolması nedeniyle alacağın muaccel hale geldiği, bu durumda davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olduğu, bu nedenle davacının İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatı talep etme koşullarının da oluştuğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.r. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile, davalı borçlunun......İcra Müdürlüğünün 2025/56720 esas sayılı icra takibine yaptığı 09/09/2025 tarihli İTİRAZININ İPTALİ ile takibin 538.561,26 TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, takipten sonra 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 538.561,26 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 107.712,25 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen 538.561,26 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 36.789,12 TL karar ve ilam harcından 6.504,47 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 30.284,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 6.504,47 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 7.207,37 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 310,00 TL yazışma gideri, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.810,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 538.561,26 TL üzerinden takdir edilen 86.169,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/04/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/820, K. 2026/289, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-820-e-2026-289-k-571ea23ae2c2